6 Yorum

Yardım değil, iş bölümü

İnsanları değiştiremezsiniz; ancak kendiniz değişebilirsiniz ve kendiniz değiştiğinizde başkalarının size olan davranışını değiştirebilirsiniz.

Son zamanlarda duyduğum, beni en çok etkileyen sözlerden biri.

Bazı şeylerin değişmesi için bakış açınızın değişmesi gerekiyor. Bakış açınızı değiştirmek de terminolojiyi değiştirmekten geçiyor.

Örneğin ben kendimi bana çok ‘yardımcı’ bir eşe sahip olduğum için ‘şanslı’ olarak tanımlardım. Şanslıydım, evet, çünkü eşim ev işlerinde, çocuk bakımında bana çok yardımcı, sorumluluk alan bir insandı.

Men at work

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Ancak bu tanım, benim ev işleri ve çocuk bakımında lider/müdür/kumandan -ne derseniz deyin- olduğum anlamına da geliyordu aynı zamanda. Baş sorumlu bendim, dolayısıyla her şeyi organize etmesi, programlaması gereken de bendim; benim dışımdakiler gerektiğinde devreye giriyorlardı.

Bunun böyle olması gerektiğini kimse bana söylemedi. Eşim ‘ben evi işine elimi sürmem’ demedi, ben ona ‘Ben her şeyin altından kalkarım’ da demedim, ‘olaylar öyle gelişti.’ Çünkü kadın olmak, anne olmak bunu gerektirirdi. Böyle gelmiş, böyle giderdi.

Ama gidemedi. Çocuk sayısı ikiye çıktı, ev işi hacmi en az dörde katlandı… Bir yandan kendime bir iş yarattım, evden çalışmaya başladım, derken ev işlerine ayırabildiğim –dahası, ayırmak istediğim- zaman oldukça kısıtlandı. Kaldı ki evden çalışmıyor olsaydım bile, dört kişilik bir evin yükünü tek başına çekebilmem –ve bu süreçte fiziksel ve ruhsal sağlığımı bozmamam- pek kolay değildi. Bunun, haksızlık olmasının da ötesinde, gerçekleşmesi mümkün değildi.

İsyan bayrağını çekmem tam olarak ne zaman denk geliyor hatırlamıyorum ama en sonunda dedim ki: Durun! Ben bu evdeki çamaşır, yemek, bulaşık, temizlik…işlerinin tek sorumlusu olup, aynı zamanda kendi işimi yapıp, mutlu bir anne olup, mutlu bir eş olup, mutlu bir insan olamıyorum. Yoruluyorum! Herkesin elini taşın altına koyması lazım, ben tek başıma yapamıyorum. Bunu benim dile getirmem gerekti, çünkü benden başka kimseyi rahatsız eden bir durum yoktu.


Ve dedim ki: Yardım değil, iş bölümü. Kimse evde bana YARDIM etmesin, işleri BÖLÜŞELİM. Ben bu evin işinden sorumlu olan tek kişi değilim, olmak da istemiyorum.

Elbette bu noktada çocuklar da nispeten büyümüşlerdi. Kendi kendilerine üstlerini giyinebiliyorlardı; o halde kendi kıyafetlerinin yerlerini biliyorlardı, demek ki çamaşırlarını kendileri yerleştirebilirlerdi.

‘Kahvaltıyı hazırlamaya yardım eder misiniz?’ dediğimde ‘istemiyoruz’ karşılığını alabiliyordum da, ‘bulaşık makinesini boşaltır mısınız?’ diye doğrudan sorunca yapıyorlardı.

Demek ki mesele neyi nasıl ifade ettiğindi.

Bu noktaya gelebilmem için birkaç şey yapmam gerekti:

  1. Her işin altından kalkamamayı bir yetersizlik olarak değil, insan evladının doğası olarak görmem gerekti. Anneyim ben, süper kahraman değil.
  2. Yardım İSTEMEM gerekti (çünkü, her ne kadar kötü bir tanımlama olsa da ‘ağlamayana meme yok’)
  3. Beklentilerimi düşürmem gerekti – Başkalarını da ev işine ortak edecekseniz her işin sizin yaptığınız gibi yapılmayacağını kabul etmeniz gerekiyor. Kaldı ki sizin yaptığınız her şey doğru da değil. ‘Tek gerçek’ yok yani.

Şu anda bizim evimizde sabahları yataklarını toplayan, temiz çamaşırlarını çekmecelerine yerleştiren, bulaşık makinesini boşaltan ve giderek daha fazla sorumluluk almaya çalışan minik insanlar -ve elbette onlara örnek olan bir baba- var. Evet, bazı şeyleri hala ben yapmazsam olmuyor; evet, bazılarını 120 kere hatırlatmak gerekiyor (Yatağınızı toplayııııaaaağğğğğn!); evet, çekmecelerin düzeni benim istediğim gibi değil; evet, elektrik süpürgesini benim istediğim gibi kullanmıyorlar; evet, bazen isyan çıkıyor,  ‘ama ben oyun oynayacaktım!’ diyorlar ve bu anne de oyun oynayacakları zamanda onlara iş yaptırdığı için kendini kötü hissediyor. Ancak sonra durup diyorum ki kendime: İlerisi için onlara daha fazla şey kazandırıyorum. Aferin bana, bu yolda devam edeyim.

Okullar tatil diye yan gelip yatacak deyılız #yardımdeğilişbölümü

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Demokratik ebeveynlikten bahsediyoruz hani, çocuklarımıza örnek olmaktan, onları iyi insanlar olarak yetiştirmekten… O zaman en başta kendimize saygı duymamız ve bunu karşı taraftan beklememiz lazım. Çünkü çocuklar bizi örnek alıyorlarsa eğer, kendimize nasıl davranılmasına izin verdiğimizi de örnek alıyorlar. Ve siz kendinize ne kadar değer verirseniz başkaları da o kadar değer veriyor. 

Gerçek şu ki, evet, başkalarını değiştiremezsiniz; ancak kendiniz değişebilirsiniz ve kendiniz değiştiğiniz zaman da başkalarının size davranışını değiştirirsiniz. Ben, kendime ‘yardım edilmesi gereken’ fedakar anne kişisi gözüyle bakmaktan vazgeçip, bu hayatta ev işinden başka işi, gücü de olan bir insan olarak bakmaya başladığımda, ev halkının bana da, ev işlerine de bakışı değişti.

Şimdi hep birlikte arkamıza yaslanalım, gözlerimizi kapatalım, derin bir nefes alalım ve önce kendimizi, sonra etrafımızı inandıralım: Yardım değil, iş bölümü… Yardım değil, iş bölümü…

***

Bu yazı, eviniz için profesyonel çözümler üreten Electrolux’ün desteği ile yayınlanmıştır. Electrolux ürünlerini web sitesinden inceleyebilir, Facebook ve Instagram hesaplarını takibe alabilirsiniz.

6 yorum

  1. güzel bir yaklaşım olmuş. Kız çocukları gibi erkek çocuklarının da ev işlerine yardımcı olması gerektiğini düşünüyorum. Bazı erkeklere hiç bir şey yaptırılmamış, büyüyüp kendi evine yerleştiğinde ve bir de evlendiğinde gerçekten sorun yaşıyorlar. Biraz el alışkanlığı, iş yapmaya yatkınlık olmalı bence de, bunun için de ağaç yaşken eğilir diyoruz 🙂

  2. Hem iş hem 2 çocukla bende yetişemiyorum bu yüzden herkes kendi odasından sorumlu. Kuruyan ütü istemeyen yada ütülediğim kıyafetleri oğlanın odasına bırakıyorum kendi yerleştiriyor evet benim istediğim gibi yapmıyor ama varsın yapmasın yeterki sorumluluğunu bilsin diyerek arkamı dönüp cıkıyorum. Mesela ben hiç oyuncakta toplamıyorum evet cok rahatsız oluyorum ama sesimi cıkarmıyorum aradıklarını bulamayınca büyük olan başlıyor oyuncakları toplamaya, küçük kız asi ben toplamam diyor ama bakıyor abi topluyor belli bir süre sonra oda eşlik ediyor böyle böyle öğrenecekler başka yolu yok 😉

  3. Kilit noktası işlerin kendi istediğimiz gibi olmamasını kabul etmek sanırım. Kısacası kontrol manyaklığını bırakmak ki bu Türk Kadınının ateşle imtihanı bence :). Yani yatağı koca toplayacaksa onun toplama stilinde olmasını kabul etmek gerekiyor. Evin cücesi kendi odasını toplayacaksa, düzen bizim değil onun düzeni olacak. Hiç unutmam ergenken çamaşır asmıştım balkona, annem ardımdan hepsini tekrar asmıştı. Sonuç o günden beri mecbur kalmadıkça anneme yardım etmek istemiyorum. Tabii ki bu iş bölümünü kabul eden aileler için geçerli, kabul edilmediği durumlarda ne yapılır nasıl yapılır bilemedim. Ama ben de kendimi her işi paylaşan bir kocam olduğu için şanslı hissedenlerdenim, her şeye yetişemediğim için, süper kadın olmadığım / olamadığım için kendini sorgulayanlardanım. Bu yazının üzerine düşüneceğim. Yalnızca evde değil işte de geçerli tüm bunlar, kısaca hayatın her alanında geçerli sanki. Yine ufuk açan bir yazı olmuş, kalemine sağlık Elif!

  4. Merhaba,
    Biz de mümkün olduğunca çok konuda iş bölümü yapan bir aileyiz,iş bölümü yaptıkça işler daha çabuk bitiyor ve birlikte geçirecek daha çok vaktimiz oluyor 🙂

  5. İş bölümü yapanbir ailem var çok şükür zaten böyle de olmalı.Eşim kendine düşenleri yapar,kızım oyuncaklarını toparlar.Tabiii işin büyük bölümü bende ama evde iş paylaşımı ve herkesin kendi sorumluluğu olması güzel.Asla dağınıklığı sevmeyen bir bireyim eşimi de kendime benzettim ki artık ufacık dağınıklıkta o bile rahatsız kızım desem doğuştan titiz :)) İş paylaşımı güzel şey beraber vakit geçirmeye iyi zmaan kalıyor hem :))

  6. Çocuklarınız büyüdükçe daha derin konulara geçti bu blog sanki Elif Hanım, mesela çocukların alması gereken sorumluluklar 🙂 Ben çocukların hizmet edilmesi gereken varlıklar değil, küçük yaşlardan beri birey olarak görülmeleri taraftarıyım, yani yetişkinler kadar onlar da evde hem söz hem emek sahibi olmalı, yaşlarının gerektirdiği kadar tabii ki. Kadınların ev işi yapmasının bir toplumsal cinsiyet rolü olarak görülmesinin yanlışlığı ise ortada, hayat müşterek.