0 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 14. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Bu hafta oldukça yoğun geçiyor benim için, çünkü biz yine taşınıyoruz. Yine diyorum, çünkü daha önceki taşınmamız sırasında da hamileydim. Her bebek kısmetiyle gelir derler ya, bu taşınmanın sebebi de eşimin iş değişikliği. Sinan’a hamile kaldığımda da ben iş değiştirmiştim. Taşınmak zaten zor bir süreç, bir de üstüne benim hamile olduğum zamana denk gelmesi bu taşınmaların, ya da taşınacağımız zamanlarda benim hamile olmam, artık hangisi önce gelirse, oldukça yorucu ve gergin geçiyor benim açımdan.

Bu sefer, neyse ki, toplama ve paketleme işlemini taşıyıcı firma üstleniyor ama bu durum benim elimi kıpırdatmadan evde onları beklememi sağlamıyor maalesef. Hazır enerjim de biraz yerine gelmiş, mide bulantılarım da büyük ölçüde geçmişken, üç gündür hiç durmadan evde yıkama, silme, atma, yeniden düzenleme işlerine kaptırdım kendimi. Evde halihazırda bulunan iki (biri büyük, biri küçük) erkeğin, temizlik işlerinde bana hiç de yardımcı olmadığını görünce, pek yakında üç tanesiyle nasıl başa çıkacağımı kara kara düşünmüyor değilim! Gerçi Sinan’a sorarsanız bana yardım ediyormuş, ama daha çok topladıklarımı yeniden dağıtarak yapıyor yardımını…

Deniz14

Taşınma demek aynı zamanda benim yine doktor değiştirmem de demek oluyor. Bu sefer çok uzağa taşınmasak da, şu anda gittiğim doktora gelip-gitmem oldukça zor olacak hamileliğim ilerledikçe… Herhalde benim kısmetimde başladığım doktorla tamamlamak yok hamileliğimi… Bu yüzden her doktora bağlanmamayı da öğrendim artık. İşini iyi yapsın, beni anlasın, kararlarıma saygı duysun, yeter bana.

Doktor demişken, geçen gün aylık kontrolüm vardı. Hamileliğe ilk başladığım kiloma geri dönmüşüm, arada hiç kilo almadan birinci üç aylık dönemi kapatmış olduğuma sevindim. Bir sonraki ay Türkiye’de olacağımızdan, rutin kontrolü kaçıracağım. Bunun bir sorun olup olmayacağını sorduğumda, doktor, kendimi iyi hissettiğim sürece, başka bir doktoru görmeme gerek olmadığını söyledi. Bu seferki kontrolde, henüz geçtiğimiz hafta detaylı ultrasona girdiğim için, yeniden ultrasonda bakmayı da gerekli görmedi doktor. Yalnızca kalp atışlarını dinledik birlikte.

Bu arada, ikinci hamilelik ile ilgili çok ilginç (!) bir gözlemi paylaşmak istiyorum sizinle. İkinci kez hamile kalan anne, tıpkı ilk seferinde olduğu gibi, her türlü naza, alınganlığa, sınır patlamalarına, kırılganlığa, ağlamaya, bağırmaya her an açık olduğu halde, etrafındakiler sanki her şey çok normalmış, ortada büyük bir hormonal olay yokmuş, “sen bunu daha önce de yaşadın, ne olacağını zaten biliyorsun, kendi başının çaresine bakarsın” şeklinde yaklaşıyorlar anneye. Halbuki, aksine, annenin bu hamilelikte işi çok daha zor, çünkü içinde büyüttüğü ufaklığın sorumluluğunun yanında bir de devamlı olarak kendisinden ilgi bekleyen, eteğinden ayrılmayan dışarıda büyüttüğü ufaklık var. Bu yüzden, kaçıncı olursa olsun, etrafınızdaki hamile kadınlara anlayışlı ve dikkatli davranın derim ben, çünkü ne yapacakları belli olmaz!

Haftaya görüşmek üzere,

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.