12 Yorum

Orada bir köy var uzakta: Matematik Köyü

Bazı yazıları yazarken tedirgin oluyorum çünkü anlatacağım şeyin hakkını verememekten korkuyorum. Bu da o yazılardan biri…

Geçtiğimiz hafta sonunu Nesin Matematik Köyü’nde geçirdik, Şirince’de. Sınıftaki çocuklar (ve ebeveynleriyle) düzenlediğimiz bir geziydi.

Bütün çocuklar toplandık, #matematikköyü’ne gidiyoruz. Bekle bizi Şirince!

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Matematik Köyü’ne ilk olarak yolum bundan yaklaşık bir buçuk sene önce, sömestr tatilinde çocuklarla İzmir’e gittiğimizde düşmüştü. Maaile toplanıp Şirince’ye gitmiş, oraya kadar gitmişken ismini çok duyduğumuz Matematik Köyü’ne de bir uğrayalım demiştik. Hava kararmaya yüz tutmuştu, köyden içeri girdiğimizde sessiz, neredeyse mistik denilecek bir hava vardı. Taş yollardan, hamamların, evlerin yanından yürüyüp Sevan Nişanyan kütüphanesine varmıştık. İçeride bir sürü genç, Osmanlı medreseleriyle Harry Potter sınıfları karışımı bir ortamda ders dinliyorlardı. O zamana kadar Matematik Köyü’nde matematik öğretildiği dışında bir bilgim yoktu, ancak ortamı görünce Türkiye’de, ve hatta belki de yeryüzünde eşi benzeri olmayan bir yerde olduğumuzu anlamıştım.

Dersimiz matematik. #matematikköyü

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on


Matematik Köyü, Ali Nesin’in 90’ların sonunda başlattığı, anladığım kadarıyla bir dönem Bilgi Üniversitesi’nde, sonrasında Türkiye’nin çeşitli yerlerinde hayata geçirdiği matematik yaz okulunun, Şirince’deki Nesin Vakfı arazisinde daimi hayata geçmiş hali… 2007’den beri orada faaliyet gösteriyor, ancak bugünlere gelmesi hiç kolay olmamış. Şaşırdık mı? Elbette hayır.

İki buçuk günlük bir geziydi bizimki, günde birkaç saat matematik dersi, ardından Şirince gezisi, Efes-Meryem Ana gezisi falan derken bir baktık ki dönüş yolundayız…

Orada olduğumuzu paylaştığımda neden? nasıl? biz de isteriz! diyenler oldu, valla ben de dedim ki nazar etme ne olur, çalış, senin de olur. Şaka şaka… Hakikaten geçen sene ilk gittiğimizde ‘Ay inşallah benim çocuklarım da buraya gelip matematik öğrenir’ demiştim, ama bu gidişimde anladım ki olay aslında bambaşka bir boyutta.

Matematik_Koyu

Şöyle ki, Matematik Köyü’nün programları aslında 8. sınıf ve üzeri yaştaki çocuklar için düzenleniyor. Lise ve üstü öğrenciler, bireysel başvuru yaparak katılabiliyorlar programa. Buradaki anahtar kelime ‘bireysel.’ Yani siz çocuğunuzun adına başvuru yapamıyorsunuz. Çocuğunuzun gerçekten oraya gitmeyi istemesi, kendiliğinden istemesi isteniyor. Yoksa ‘çocuğum ilim irfan öğrensin’ diye onu göndermeye kalkarsanız kimse mutlu olmuyor.

8. sınıftan küçük öğrenciler ise okulla birlikte gidebiliyorlar. Bu gruplar, köyün akademik olarak en yoğun olduğu sömestr ve yaz tatili dışındaki dönemde kabul ediliyorlar. Çünkü öncelik 8. sınıf ve üzerine matematik öğretmek…

Bizim çocukların derslerine Ali Nesin girdi. Eşsiz bir tecrübeydi, en çok da biz veliler için bence… Çocukların yaşlarının zaman zaman ufak kaldığı ortadaydı, zaten Ali Bey de bir arkadaşımla sohbeti sırasında şu yaşlarda mutlaka matematik öğrensin, aman zeki olsun, illa ki köye gitsin diye uğraşmak zorunda hissetmemek gerektiğini, aslolan şu yaşlarda karakterinin oturmasının, bol bol kitap okumalarının olduğunu söylemiş. Bu açıdan, çocuklar oradan daha zeki, daha matematik sever olarak ayrılmadılar bence… Ancak oranın havasını solumuş oldular, dilerim ileriki yaşlarda gitmek isterler yine… Ben isterim, orası kesin!

Matematik_Koyu_Evler

Fotoğraf: Hayriye Mengüç Ağcabay

Gerçek anlamda bir köy Nesin Matematik Köyü. Taş evleriyle, hamamlarıyla, bitki örtüsüyle unuttuğumuz, bazılarımızın ise hiç görmediği bir atmosfere sahip. Bilgisayar yok (şahsi kullanımlar dışında), televizyon yok; doğanın içinde, şehirden kopuk ama kendinizle ve doğayla bir o kadar bağlantı halindesiniz…

Sevan Nişanyan, köyün nasıl ortaya çıktığı anlattığı şu yazısında ‘İdeal eğitim kurumu nasıl olur?’ diye soruyor ve yanıtlıyor:

Yaşam alanlarıyla ders alanı içiçe olmalı. Sessiz olmalı. Dünyadan kopuk olmalı. Ezici değil sevimli olmalı. Hocalarla öğrenciler bir arada yaşamalı. Mekân yönetimine öğrenciler bilfiil katılmalı. Ürpertici güzellikte köşeleri olmalı. On sene sonra geçecek mimari modalara kulak asmamalı. Küçük grupların toplanmasına uygun kuytu yerleri olmalı. Şehirde olmaz doğada olmalı. Ekmek fırını da olmalı.Bostan da olmalı.

Anladığım kadarıyla ekmek fırını ve bostan dışında hepsi hayata geçmiş bunların… Zeytinlik var bir de, kendi zeytinyağını üretiyor köy. Asım Usta günde üç öğün birbirinden lezzetli yemekler pişiriyor mutfakta, ‘doyana kadar yiyin’ diyorlar. Kuşluk vakti bir de kek çıkıyor, sıcacık, taptaze… Semaverde sürekli çay var, ister gün boyu, ister gece çalışırken, sohbet ederken gidip içebilirsin.

Matematik_Koyu_Lokanta

Fotoğraf: Hayriye Mengüç Ağcabay

Bunlar (ve cüzi sayılabilecek bir miktar) karşılığında günde 8 saat matematik eğitimi veriyor köy. Sabah 08:00-12:00 ve akşam üzeri 16:00-20:00 saatleri arasında dünyanın ileri gelen matematikçilerinden ders alıyor öğrenciler. Aradaki 4 saatlik boşlukta ise köyde çalışıyorlar. Mutfak işleri, temizlik ya da bahçe işleri arasında seçim yapıyorlar.

Matematik Köyü hem gelir yaratmak, hem de o mekandan başkalarını da istifade ettirebilmek için köyü başkalarının kullanımına da açmış bundan birkaç sene önce… Örneğin bir iş toplantınız, semineriniz varsa orada bir araya gelebiliyorsunuz katılımcılarla… Biz oradayken göz doktorlarının bir toplantısı vardı.

Bizim ziyaretimizin en öğretici tarafı, komün hayatının inceliklerini hatırlatan böyle bir atmosferde bulunmakla birlikte Ali Nesin gibi bir akademisyenle, bir aydınla, bir insanla tanışmak ve onun birikimlerinden faydalanmak oldu… Oraya ziyarete gelen birçok okul vardı ve çoğu öğretmen çocuklara emir komuta zincirini hatırlatmak istercesine çıkışıyordu: ‘Oğlum! Kızım! Dur! Sus!’ Ortaokul gruplarından birinde ‘Siz ne biçim insanlarsınız?!’ diye bağıran öğretmenler vardı, üzüldüm çok hem çocuklar, hem öğretmenler adına…

Ali_Nesin

Ali Nesin ise -nasıl yapıyor bilmiyorum, bilsem zaten ben de bağıran bir anne olmam- o kadar sakin, o kadar eşit bir şekilde yaklaşıyor ki çocuklara, bambaşka bir ilişki kuruyor onlarla… İkinci gün derste çocuklardan ikisi birbiriyle dalaştı, biz veliler bakıyoruz acaba n’olacak diye, bir yandan mahçup oluyorsun adam Ali Nesin’in dersine girmiş yer kavgası yapıyor falan derken Ali Nesin dedi ki çocuklara: Durun! Derdiniz ne?

İşte öğretmenim o benim yerimi kaptı! falan.

Çıkın kürsüye, güreşin! dedi Ali Nesin.

Çocuklar şaşkın baktılar, biz veliler desen öyle, nitekim çıktılar hakikaten, gülerek de üstelik; tam güreşe tutuşacaklar, biri diğerine vurdu, dedi ki Ali Nesin: A-ha! Sen vurdun, kaybettin. Hadi geçin yerinize…

Tıpış tıpış geçtiler yerlerine, yorgan gitti, kavga bitti.

Matematik_Koyu_saat

Kütüphanedeki, tersine çalışan saat

Ders başlamadan önce köy çalışanlarından biri gelip bilgi vermişti, çocuklar da sormuşlardı ona: Ali Nesin nasıl biri?

Şirin Baba’yı biliyor musunuz? diye sordu çalışan, hep bir ağızdan Eeeeveeeeet dedi çocuklar. ‘İşte ona benziyor’ dedi, haklıydı. Şirin Baba, üstelik de Şirince’de.

Matematik Köyü’nü tek kelimeyle anlatın deseler ‘ütopya’ derim. Sonra da eklerim: Ütopyanın hayata geçmişi…

Matematik Köyü’ne gidersiniz, gitmezsiniz, yolunuz düşer düşmez, bilemem ancak bildiğim, orası yaşatılmalı. Bunu çeşitli yollardan yapmak mümkün, Nesin Yayınevi’nin kitaplarını almak biri… Çok güzel kitaplar aldım ben oradan, matematik felsefesini anlatan, çünkü gerçekten, veli arkadaşlarımdan birinin de dediği gibi: Biz hiç matematik görmemişiz.

Kitaplar

Üç günde gördüklerimiz oyun, eğlence, hırs (ama pozitif hırs) karışımı bir şeydi, insanın içi içini yiyor. Çocuklarla birlikte ben de oturup çözdüm soruları… Belki okullarda da böyle öğretilse bir nesil bu kadar korkmazdık matematikten…

Matematik Köyü’nde destek olmanın bir diğer yolu ise Nesin Vakfı’na bağış yapmak… Her ay düzenli bir miktar mesela, çocuk okutur gibi düşünülebilir, çünkü aslında öyle…

Daha çok şey var anlatmak istediğim, öyle bir yer, öyle bir tecrübe ki tek bir yazıya sığmaz. Klişe ama tam ‘anlatılmaz yaşanır’ denilen cinsten… Eminim yarın bu yazıya baktığımda ‘keşke şunu da yazsaydım, bunu da ekleseydim’ diyeceğim, çünkü öyle insanın içine işliyor orası ve orada geçirilen zaman…

Matematik Köyü, ‘buradan bir cacık olmaz’ diyerek terk etmenin hiç de sıradışı olmadığı bu ülkede, sahile vuran deniz yıldızlarını tek tek denize geri atarak kurtaran adamın öyküsü gibi… Ali Nesin ve ona destek olanlar, küçük ama giderek büyüyen bir grubun hayatında gerçekten fark yaratıyorlar ve o fark, denize atılan o yıldızın düşerken oluşturduğu halkalar gibi büyüyor, büyüyor, büyüyor…

12 yorum

  1. Matematik köyünden haberdardım ama hiç gitmedim, umarım ilerde gidebilirim. Matematik sever bir matematiksel fizikçi olarak, bir çok insanın aksine bu öğretilenler ilerde ne işe yarayacak, türev integral vs diyenlerden olmadım hiç. Çünkü matematik herşeyden önce insana bir düşünme problem çözme becerisi kazandırır. Hatta hep söylerim fenciler sözelcilerden biraz daha farklı yaklaşır olaylara ve hayata. Matematiğin bu altyapısını kapınca türev integral vs gibi ezberlenmesi gerekenler çıtır çerez gibi kalır, onlar işin eğlencesidir. Tabi ne yazık ki okullarımızda çoğunlukla matematik fizik gibi dersler sevdirilmiyor ve çocuklar da veliler de hep çok korkuyor

  2. Bizim de yolumuz düşer umarım. Bizim büyük yeğene bu yazının linkini göndericem, bakalım bireysel başvuracak mı? :))

  3. Elif yazıyı okumadan igde paylaştıgın fotoğrafı gorunce aradım koyu. Oylece cıkıp gelmek istiyoruz kabul eder misiniz diye. Gelin dediler sağolsunlar. Cok özledim boyle seyleri konusmayı. Yuksek tavanlı taş kütüphaneleri, akıllı cocukları, eğitim için bilgiyi paylaşmak için çocuklar için çalışan adamları kadınları. Biz bu haftasonu gidip koye gozumuzu gonlumuzu dort acıp biraz da kitap alıp doneceğiz. Aklımıza dusurdugun için tesekkürler.

  4. Çiğdem-Üzüm

    Elif, bir yolunu bulup yolumu Şirince’ye düşüresim geldi. Çocukluğundan başlayarak evin her köşesinde bulduğu tüm Aziz Nesin kitaplarını içercesine okumuş ve 20 yıl önce bugün söyleyemediklerimizi çatır çatır dillendirmiş olan o küçük dev adamı çok özlediğini son zamanlarda daha da çok hisseden bir kadın bir anne bir avukat bir vatandaş olarak Ali Nesin’e böyle bir babanın böylesi bir evladı olduğu için sarılmak istedim bir de. Bu ülkeye rağmen başka türlü olunabileceğini bize gösterdikleri için en çok da…

    • Ali Nesin’le konuşurken sesim titredi, gözlerim doldu, ne diyeceğimi bilemedim… Aziz Nesin’le büyüdüm ben de, şimdi onun mirasının bu şekilde yaşatılıyor olması, bunu gözlerimle görmek çok, çok etkileyiciydi…

  5. Merhaba Elif Hanim
    Yaziniz icin cok tesekkurler. Hele o sinifta tartisan iki ogrenciye Ali Nesin’in yaklasimini okuduktan sonra oturdum agladim is yerinde resmen. Ama mutluluktan. Ali Nesin benim hayatimda ki yeri cidden cok onemlidir. Hic kendisiyle tanisma sansim olmadi ama insallah bir gun o da olur. Ben yurt disinda doktorami yaparken Aziz Nesin’le Ali Nesin’in mektuplasmalarini okumustum. Ve ne zaman ya ben yapamicam bu isi dedigim anda aklima hep Ali Nesin’i ve onun anlatilamaz cabasini, azimini getirmistim ki motivasyonum dusmesin diye. Cogu mektubunu goz yaslariyla ama buyuk bir gururla okumustum. Simdi aklima geldi tekrar acip okuyayim iclerinden. Sayesinde doktorami bitirdim simdi Kanada’da doktora sonrasi calismami yapiyorum. Ama bunda ailemin emegi oldugu kadar Ali Nesin ve Aziz Nesin’in de emegi vardir desem abartmis olmam. Yazin geldigimde umarim bir sekilde yolumu sirince ye cevirebilirim ve kendisinden ders dinleme imkani yaratabilirim. Cok guzel bir yazi olmus tekrar cok tesekkur ederim. Sevgiler, Neriman

  6. Merhaba,
    Bu yazı için çoook teşekkürler.Yazınız da sizde harikasınız. Ne zaman umutsuzluga düşsem blogunuzda beni kendime getirecek birşeyler buluyorum ve sımsıkı sarılıyorum. Şu an o anlardan biri ve yine bana çok iyi geldi, günümün kalanı güzel geçecek.Teşekkürler..

  7. Yazınızı cok beğendim. Iki yıl önce ben de çocuklarımla uğramıştım Ali Bey o an icin orada yoktu. Zamanımız da kısıtlı olduğundan uzun süre kalamadık.

  8. Harika bir yazi, harika bir tecrube. Ben simdi bagis yapiyorum.

  9. Bayıldım ben bu köye. Duymuştum daha önce; ama bu kadarını bilmiyordum, ayrıntılı bilgi verdiğiniz için teşekkürler.