4 Yorum

Türkan’ın İkinci Gebelik Günlüğü, 25. hafta

Merhaba sevgili Blogcu Anne okurları,

Sıcakların bizi artık akşamları dahi eve kapattığı bir haftadan yazıyorum. Gündüz 44’ü görüyoruz, öğleden sonra 42’ye iniyor, akşam aynı sıcaklıkta devam ediyor. Sonumuz hayrolsun, klimalar var olsun diyor, haftalık sıcak şikayetimi arzettikten sonra gelişmelere geçiyorum.

Turkan25

Bu hafta aylık kontrolümüz vardı. Bebeğim maşallah haftasıyla uyumlu gidiyor, bir sıkıntı yok. Doktoruma şeker yüklemesi konusunda Türkiye’de görüş farklılıkları olduğunu söyledim, kendisinin görüşünü sordum. İlk seviyede yüklenen şeker miktarının çok olmadığını ancak beslenmeme mümkün olduğunca dikkat ettiğim ve ailemde birinci derecede şeker hastası olmadığı için önce rutin şekere bakılabileceğini söyledi. Yükleme sonucunda yüksek çıksa dahi diyet ve egzersiz önerecekmiş, bundan sonra çok daha dikkatli olacağıma da söz verdim hem kendime hem doktora… Bebek de normal ölçülerde kilo aldığı için gönlüm rahat.

Herkesin görüşüne saygım var, kendi adıma zamanında insülin direncinden muzdarip olmuş ve şekeri ekmeği zararlı yağ ve karbonhidratları kestiğim dönemde gece acıkmalarını ve tatlı krizlerini aşmış ve farkı görmüş biri olarak şekerin ne kadar zararlı olduğunun farkındayım ve yüklemeye karşı temkinliyim. Elbette doktorlar gerekli buluyorsa yapacaklar bu onların uzmanlık alanı, ama “ne olur ne olmaz” uygulamasına karşıyım. Önce birtakım ön belirtilere bakılıp sonra gerekiyorsa uygulanmalı diye düşünüyorum. Doktorumun da buna onay vermesi beni rahatlattı açıkcası.

İşte de oldukça tempolu günler yaşadık, malum seçim haftasındayız, yurtdışında sandık açılan temsilciliklerden biri de bizdik. S.Arabistan’da 60 binden fazla Türk vatandaşı yaşıyor, dolayısıyla hatrı sayılır miktarda da seçmen var. 3 gün sandık kuruldu, gerçekten yorucu oldu ama bir yandan da keyifli zamanlar geçirdik. Umarım sonuçlar ülkemize hayırlar getirir…

Seçim günlerinde sağ olsun tüm görevli arkadaşlar bana her konuda öncelik tanıdılar, yorulmamam için ellerinden geleni yaptılar. Bu ilgi ne yalan söyleyeyim çok hoşuma gidiyor. Komşularım da öyleler, sevdiğimi bildikleri bir şey yaparlarsa mutlaka bize de gönderiyorlar. Türkiye’deki bahçesinden erik getiren bile oldu… Yurtdışında dayanışma daha farklı. Mecburiyetten bir araya gelinmiş olduğundan çok sağlam dostluklar kurulamasa da özel durumlarda herkes birbirine destek oluyor.

Erik demişken eşim görev için geçenlerde Türkiye’ye gittiğinde özlem duyduğumuz birçok şeyi getirme fırsatı oldu. Listede ilk sırada ne mi vardı? Erik tabii ki… Burada maalesef yok, olanlar da tatsız açık sarı ve yumuşak… Hatta listede yanına parantez açtım açıklamamı yaptım, ekşi ve koyu yeşil olsun diye… Eşim geldikten sonraki gün yola çıktık, yanıma aldım ve havaalanına gidene kadar yarısını indirdim mideye. Ekşiyi normalde de severim, tarhana çorbasına limon sıkarım hatta bazen sirke bile eklerim. Bendeki ekşi ve acı sevdası gebelikte tutku haline geldi ve ilk haftalardan beri hiç azalmadı…

İkinci sırada Elif Y’nin doktorunun tavsiyesi 35 .haftadan sonrasında kullanılmak üzere frambuaz çayı vardı ama bulamamış eşim. Buralarda aramaya devam artık. 35.haftadan sonra taze hurmaya başlamayı planlıyorum, kasılmaları güçlendirme özelliği varmış, madem hurma memleketindeyim ve madem doğumda kendi kasılmalarım çok kıymetli -çünkü dışardan bir müdahale olmayacak- bu fırsatı iyi değerlendirmek lazım tabi abartmadan…

Sevgili oğlum, sana kavuşmayı heyecanla bekliyorum. Ufacık bebekleri görünce benim de minicik yeni bir bebeğimin olacağını ve evimizin yine o sadece yenidoğan meleklere has kokuyla dolacağını düşününce heyecanım daha da artıyor. Abin yaş aldıkça “bu veletler büyüdükçe ballanıyor” desem de çok fena bebek özlemiş durumdayım. Yaşadığımız ülke için güzel bir mevsimde geleceksin, sıcaklar bitip güzel bahar ayları başlayacak, eğer gazsız ve geceleri güzel uyuyan bir bebek olursan annene de dinlenme fırsatı verirsen, abin okula gittikten sonra seninle yakındaki parka gideceğiz, sen temiz hava alırken ben de kitap okuyacağım -aklımdaki pembe tablo bu. Ama dersen ki yok öyle dava, ben sana anneliğin her rengini gösteririm, ona da razıyım, her şeye hazırlıklıyım. Sen yeter ki sağlıkla gel…

Türkan

Yazar Hakkında

TÜRKAN C. DAĞDEVİREN – 32 yaşında, diplomat. 3,5 yaşındaki oğlu ve sevgili hayat arkadaşıyla geçici olarak Suudi Arabistan’da yaşarken 2 sene sonrasında nerede olacaklarını ve hayatının kalanında hangi ülkelerde yaşayacağını bilmemenin keyfini çıkarıyor. Her şeyden önce sağlıkla kavuşmak, sonrasında SSVD arzusuyla ikinci bebeğini bekliyor. Kitap okumayı ve kanaviçe işlemeyi seviyor.

Türkan’ın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

4 yorum

  1. tekrar merhaba, ben de 24. haftasındayım gebeliğin ve oğlum önden önden gidiyor kilo olarak. ailede de şeker hastası pek çok ben yaptıracağım şeker yüklemesi mecburen. bu benim ilk gebeliğim ve bebek kokusu nasıl bir şeydir merakla bekliyorum. gözlerim doldu yazdıklarını okurken, ilk trimester duygusallığı yoğunlaştırılmış şekilde geri mi döndü ne? sağlıkla gelsinler, hayatımızı tamamen değiştirsinler 🙂

    • Oğlumun ilk kıyafetlerini çıkardığımda hala aynı 4 sene sonra bile sabun tozunun kokusuyla birlikte kalmış üzerlerinde.. çok güzel bambaşka birşey, sağlıkla kavuşalım inşallah:)

  2. Şeker yüklemesi ile ilgili ben de seninle aynı düşünüyorum Türkan. Doktorum bir sonraki kontrole geldiğinde tokluk şekeri mi yükleme mi karar veririz dedi. Bol su iç, yürüyüşünü ihmal etme diye her görüştüğümüzde söyler. Şeker yüklemesinde eğer şeker var çıkarsa egzersiz ve beslenmeye dikkat edilmesini öneriyor iseler en başından bunları yapıp yükleme gibi bir eziyete gerek duyulmamalı diye düşünüyorum. Ağzımdaki şekerli tattan nefret ederken ben inşallah bu eziyete gerek kalmaz diye düşünüyorum.

    • genelde savunma “2 dilim baklava kadar” şeklinde oluyor ama o iş esasında öyle değil, baklavada salt şeker yok, cevizi yağı unu var, kana yükleme kadar hızlı bir yüklenme olmuyor. bence de en güzeli baştan zaten yüksekmişcesine dikkat etmek..