49 Yorum

Nefes…

Bir kırılım yaşandı dün bu ülkede, bir dönüm noktası…

AKP’nin 13 yıllık mutlak iktidarı sona erdi. Artık AK Parti tek başına iktidar olamayacak.

Bu seçimlerde HDP’ye oy verdim ben. (Yazının bundan sonrasını okumak istemeyenler olabilir diye baştan söyleyeyim dedim, çünkü son dönemde anladım ki bu ülkede Kürt düşmanlığı her şeyin önündeymiş).

Evet, HDP’ye oy verdim. Senelerdir sorgusuz sualsiz CHP’ye attığım oyu bu sene sorgulayarak, bayağı bir düşünerek, kendimce ince eleyip sık dokuyarak HDP’ye kaydırdım. Pişman değilim. Hatta bugün itibarıyla çok da memnunum.

İlk olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde uzaklaşmıştım CHP’den. Yerel seçimlerdeki başarısızlığından dolayı tepkiliydim çok. İnsanlar sandık başında, biz ekran başında ‘oylar çalınıyor’ diye ter ter tepinirken, elim gitmeyerek oy verdiğim Sarıgül’ün saatlerce ortadan kaybolmasını, çalınan oylar konusunda hiçbir şey yapmamasını acayip içerlemiştim. Cumhurbaşkanlığı’nda ‘Ekmek için Ekmeleddin’e’ oy vermememin sebebi biraz da kendimce CHP’yi cezalandırmaktı. E tek ceza yöntemim buydu, oy vermemek. Başka ne yapabilirdim ki?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen ardından, ‘yerel seçimlerde HDP’ye vereceğim bu sefer’ demiştim kendi kendime… Sonra bu kararımda tereddüt ettim. Bir kere Demirtaş’ın Gezi için söyledikleri (Hükümeti devirmek isteyenler vardı, o yüzden uzak kaldık) beni çok soğutmuştu. Sonra, AKP’yi soruşturan yolsuzluk komisyonundan çekilmişti HDP. Sanki benim gibi iki arada bir derede, kararsız seçmenin oyunu almak istemiyor gibiydi. E ben de vermezdim, çok da meraklı değildim.

Sonra… Seçim sürecine girildi… HDP, yukarıda bahsettiğim gibi eleştirileri duyduğunu gösterdi. ‘Türkiyelileşme’ yönünde adımlar atacağını iddia etti, bunların altını doldurmaya başladı.

Bu sırada CHP de kendine gelmeye başladı. Gençlerin sesini duyar oldu, söylemini değiştirmeye başladı. A-ha da iki arada bir derede kalmıştım.

Ardından matematik hesapları geldi. HDP meclise girerse AKP’nin önünü kesiyordu. Ak Parti tek başına iktidar olamıyordu. Bu ne demekti biliyor musunuz? Çok şey demekti.

Oturdum, üç partinin seçim bildirgelerini inceledim. Ak Parti’ninkini, CHP’ninkini ve HDP’ninkini. Hepsini okudum, AKP’ninkini bile… Benim için önemli kavramları çıkardım, bu kavramları ne şekilde dile getirdiklerini not ettim.

‘Kadın’ kelimesine baktım örneğin. Bir kadın olarak, gittikçe daha fazla ezilen bir kesimin üyesi olarak bu kelimeyi seçim bildirgelerinde kaç kere -ve hangi kapsamda- dile getirdiklerine baktım.

Bu ülkede yaşayan ve çocuk yetiştiren bir insan olarak benim için önemli bir konu olan ‘zorunlu din dersi’ hakkındaki tutumlarına baktım partilerin…

İki erkek annesi olarak ‘vicdani red’ konusuna nasıl baktıklarını irdeledim.

Yine bu ülkedeki diğer azınlıkların, en az kadınlar kadar ezilen LGBTİ topluluğu için ne vaat ettiklerini inceledim (Örneğin CİNSEL ve CİNSİYET kelimeleri AKP seçim bildirgesinde 0, CHP’ninkinde 16, HDP’ninkinde 11 kere geçiyordu. LGBTİ’yi ise AKP hiç, CHP hiç, HDP 4 kere kullanmıştı)

Böyle böyle inceledim vaatlerini… Çocuk cezaevleri konusunda ne dediklerine baktım (AKP hiçbir şey demiyor, CHP ve HDP kaldıracaklarını vaat ediyordu), Otizm konusuna baktım (AKP ve HDP bu konuda suskundu, yalnız CHP gündemine almıştı), sürdürülülebilir projelerine baktım.

Ekonomi konusunda en elle tutulur projeler ortaya koyan CHP oldu, özellikle de son dönemde. Eğitim ise (zorunlu din dersi dışında) ne CHP ne HDP tarafından benim istediğim boyutta ele alınmıyordu (O konuya hakkını veren bir kişi vardı: Batuhan Aydagül. İkinci bölgeden bağımsız adaydı, ne yazık ki seçilemedi. Bu uğurda gösterdiği çaba takdire değerdi).

Elbette seçim bildirgelerinin yasal bağlayıcılığı olmadığını biliyordum. Ama bir şeylerin değişeceğini de biliyordum. Hayatımda ilk kez bir (hatta üç) partinin seçim bildirgelerini okudum.

Sonuç olarak, biraz yukarıdaki sebeplerle, biraz AKP’yi durdurmak için, biraz Gezi’de bizim başımıza gelenlerden sonra doğuda Kürtlerin başına gelenleri daha iyi anladığım için (şu yazıda anlatıldığı gibi, ‘onların da hafızası var’), ama en çok da bu ülkedeki AKP önde- (bu koşullar altında) CHP’nin iktidara dönüşmesi imkansız muhalefeti arkada düzeni değiştirmek için HDP’ye oy verdim ben.

Bu kararımdan ötürü kendi çevremde ‘hayalperest entelektüel romantik’ten ‘aptal ve cahil’e, ‘terör destekçisi’nden ‘vatan haini’ne kadar geniş bir skalada ‘eleştirildim’. Kimi zaman yüz yüze, kimi zaman telefon/mesajla, çoğunlukla da arkadaşlarımın Facebook güncellemelerindeki isimsiz imalar aracılığıyla… Arkadaşlarımı da daha iyi tanımış oldum böylece. Hani derler ya: birini tanımak istiyorsan onunla tatile çık… O öyle değil. Birini tanımak istiyorsan ona Kürt partisini destekleyeceğini söyle… Hemen gerçek yüzünü görebiliyorsun o kişinin.

Tereddütlerim vardı. İlk etapta HDP’nin AKP’yle koalisyon yapma olasılığı… Her ne kadar parti yöneticileri gazilyon kere bunu yalanladıysa da ya yaparsalardı? O zaman ellerimle beslediğim karga gözümü oymuş olmaz mıydım? Aslında belki de olmazdı, nitekim, her türlü iktidar, AKP’nin mutlak iktidarından daha iyiydi…

Ve tabii ki terör konusu… Ben nasıl bir insandım ki şehit ailelerinin acılarını görmezden geliyordum? 40 bin kişinin katiline oy veriyordum? Benim de oğullarım vardı, görecektim ileride… Benim de yüreğim, her bir şehit annesinin döktüğü gözyaşı kadar yansındı (Evet, meseleyi bu noktaya getirenler oldu. Neyse ki bloklama imkanı var. O kadar da değil canım. Neydi? Kalbimizi koruyorduk).

Birçok yazı okudum bu konuyla ilgili… Bir sürü paylaşım. Ekşi Sözlük’te onlarca yorum… Şu çok hitap etti bana: Ben vatan haini değilim. Değilim kardeşim. Sen çatlasan da, patlasan da, beni öyle olmakla, vatana ihanet etmekle suçlasan da değilim. Kafam çalışıyor, aklım var, en önemlisi de vicdanım var.

Bu topraklarda yetişen her Türk gibi, ölü bebek fotoğraflarını görerek büyüyen her insan gibi benim de hassasiyetlerim var, geçmişten gelen kodlanmalarım. Her ‘Sayın Öcalan’ lafı bende bir irkilme uyandırıyor mesela. Kaşım gözüm seyiriyor. ‘İyi de niye dedi ki bunu şimdi?’ diyorum.

Sonra yine ekşi’de gördüğüm bir yazıda (bulamadım şimdi) okuduğum bir cümleyi getiriyorum aklıma: Barış düşmanla yapılır. Dostunla zaten barışmazsın ki… Adamlar barış istediler, ‘dağa çıkarılmak istemiyoruz’ dediler, gelin el ele verelim dediler. Bu eli tutmak mı vatan hainliği, yoksa buna sırtını dönmek mi?

Bugünün koşullarıyla, kendimce doğru olan bir karar verdim. Tek bir oyum vardı, bir tane. Onu da içimden geldiği gibi kullandım. Yarın ne getirir, hep birlikte göreceğiz. HDP yöneticilerinin ‘bize verilen emanet oyların bilincindeyiz, o insanları kazanmak için elimizden geleni yapacağız’ sözlerini ciddiye alıyorum. Umarım öyle olur. Sadece verdiğim oyun karşılığını almam için değil, Türkiye için tarihi bir fırsat olarak görüyorum bunu…

Bu seçimlerde sandıkta gönüllü olamadım, çok istememe rağmen… Gönüllü olan herkese, tüm arkadaşlarıma, tüm sivil toplum oluşumlarına kendi adıma, çocuklarım adına, geleceğim adına teşekkür ederim. Sizler böyle organize olmasaydınız bu böyle olmazdı (ve buna rağmen kim bilir ne hileler döndü).

Siyasette özlediğimiz (belki de görmediğimiz) seviyeyi bizlere göstererek kıymetli olduğumuzu hatırlatan her iki partinin de liderlerine, ama en çok, kendi partisinden oy kaybetme ihtimalini göze alarak bir kere bile seçmenine ‘HDP’ye oy vermeyin’ dememe asaletini gösteren Kılıçdaroğlu’na teşekkür ederim. Tarih bu duruşunu unutmayacak.

Belirsiz bir sürece giriyoruz. Zaman ne gösterecek, bilinmez. Bulunduğu pozisyon el vermemesine rağmen hala siyasi lidermiş gibi mitingler düzenleyecek, dünya gazetelerini karşısına alacak, ülkesindeki gazetecileri canlı yayında ‘bunu yanına bırakmayacağım’ diye tehdit edecek, kendi çekirdek kitlesi dışında herkese terörist, alkolik, zerdüşt yakıştırmaları yapacak, ‘kadınların sırtını dönmesinin ne anlama geldiğini biliyoruz’ diyebilecek kadar gözü dönmüş bir zihniyetten her şey beklenir. Ancak şu bir gerçek ki, artık dönüşüm başladı. Ki zaten Gezi’yle başlamıştı. Gezi son 13 yılın kırılım noktalarından ilki idiyse, bu da ikincisi.

Asıl iş bundan sonra başlıyor. Dilerim başlattıkları sessiz dayanışmayı, seviyeli siyaseti sürdürür CHP ve HDP liderleri. Buna çok ihtiyacımız var.

Umuda çok ihtiyacımız var. Kendisine bir türlü adını koyamadığım bir mesafe duysam da Can Dündar’ın seçimden önceki şu yazısı çok iyi geldi bana.

Dün ‘kavanozun kapağı açıldı’ demiş Facebook okurlarından biri. Aynen öyle hissediyorum. Hala kavanozun içindeyiz, çıkmamıza daha var ama artık nefes alabiliyoruz.

Son sözüm de eleştiri ile gözü dönmenin ayrımını yapamayanlara: Lütfen, bir insanı siyasi tercihi nedeniyle eleştirmekle, onu tehdit etmeyi, ona beddua etmeyi birbirine karıştırmayın. Ağzınızdan bir söz çıkmadan, parmaklarınızdan kelimeler dökülmeden önce kendinize bir sorun: Bu insan kanlı canlı karşımda dursaydı ben ona bunları bu şekilde söyler miydim? Yanıt çoğu zaman ‘hayır’. Söyleyecek iyi bir şeyiniz yoksa (ki bu ‘iyi’, olumsuz ama seviyeli bir eleştiri de olabilir) söylemeyin. Söylemek zorunda değilsiniz. Ben de dinlemek, sineye çekmek zorunda değilim.

Ben hala -ve daha çok- daha özgürlükçü, daha çoğulcu, daha demokratik bir ülke olacağımızın ümidindeyim. Ve ister inan ister inanma, bu meclisteki partilerden de çok, kendi içimizde başlıyor. Taa ilkokulda öğretmişlerdi: Kötü söz sahibine aittir.

Çok yorulduk. Çok yıprandık. Öldük. Dövüldük, yaralandık. Hepimiz hırpalandık. Artık biraz nefes alma zamanı. Sanki diri diri gömülmüştük de toprağı atıyoruz üzerimizden… Ama bu daha başlangıç.

Hepimiz için, çocuklarımız için daha aydınlık bir gelecek olsun.

Umut avcunun içinde. Iyi tut, kaçmasın. #barışkazanacak #oyver

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

49 yorum

  1. Gecmisi dusunerek vermekte haklisiniz ama en kritik gunlerde AKP’yi destekleyecekler biliyorsunuz degil mi?

  2. Böyle bir yazı bekliyordum senden Elif. İyi ettin, ağzına sağlık. Oyunu HDP’ye vereceğini dahası bunu buradan açık yüreklilikle yazacağını, nedenlerini niçinlerini ortaya koyacağını biliyordum. Bu yüzden sabah ilk iş blogu açtım okudum 🙂 HDP’ye oy verenleri saygıyla karşılıyorum, hatta sizlerin sayesinde evet, takke düştü kel göründü. Ama benim elim gitmedi, tarttım kendimi, baktım elim gitmeyecekti, elim CHP’den başkasına gidemedi. Şimdi, senin umutlarına ben de sahibim ama, umut var, herşeye rağmen…Yaşasın!

    Şimdi yine her zamanki gibi (senin de yazdığın gibi) “burası bunun yeri mi, burası bir anne-çocuk blogu, burada siyaset okumak istemiyoruz, beğenmiyorsan bebelerini de al git” tarzı hatta çok daha çirkini yorumları okumaya hazır olalım.

    Sevgiler!

  3. ilk defa rte i 24 saattir hiç bir yayında görmüyorum bunun sevinci bambaşka ama diğer tarafta da da az önce okuduğum öcalan pisliğinin yeğenide dün itibariyle meclise girmiş bulunuyor haberleri ne yalan söyleyim çok canımı acıttı. Ama düşününce zaten bunları meclise ve aramıza akp katmadımı? Neyse canı gönülden tek duam çocuklarımın geleceği için, bu vatan için hayırlısı olsun inşallah…

  4. Tam da aklımdan geçenler Elif, eline sağlık…

  5. Hepimizin arzusu mutlak akp iktidarligindan kurtulmak. Umarim sizin dediginiz gibi olsun. Iyimser olmak istiyorum. Ama endisem su, akp’nin arzusu belli, anayasayi degistirmek, cunku aksi takdirde yuce divanda yargilanmaktan kurtulamayacaklar. Yani bu onlar icin hayat memat meselesi, bu yolda hersey mubah. Hdp’nin arzusu belli, kurtlere ozerklik ve ocalan’in hapisten cikmasi. Akp v hdp’nin acikta olmasa da perde arkasinda el ele yurudugu de belli. Ikisi icin de hayati onem tasiyan birer gizli gundem var. Ha simdi ne olur? Gorecegiz. Umarim Turkiye Cumhuriyeti bir Yugoslavya gibi bolunup gitmez. Benim arzum, hayalim Turkiye Cumhuriyeti vatandasi olan herkes, kurt, turk, cerkez, laz, bosnak, ermeni, alevi, sunni, gayrimuslum… Herkes hakkaniyetle, esit, mutlu, huzurlu, baris icinde yasasin. Ayrimciliklar sona ersin. Her turlu nefret bitsin. El ele guclenelim, bolunerek emperyalist devletlere yem olmayalim. Abd niye bolunmuyor, kac milyon etnik koken var, hepsi gurur duyuyor abd vatandasiyim demekten. Biz de oyle olmaliyiz. Cocuklarimiz icin yasanasi bir Turkiye temennisi icindeyim.

  6. Merhaba, zevkle okudum. Baris dusmanla yapilir sozu tam da verdiginiz eksisozluk linkindeki yazida, demissiniz ya nerde oldugunu hatirlayamadim diye. Sevgilerimle

  7. Bende demoktrat partiye verdim oyumu.hdpnin de baraji gecmesini istedim içten içe.çoklu ses her zaman iyidir.demokrasi herkes için olmali.kimse kimseyi tercihinden ötürü yargilayamaz.Umarim hayirli olur.

  8. Agziniza saglik. Sizin gibi bildirgeleri okumadim. Yine de acaba diye supheler esliginde ben de oyumu HDP ye verdim. Onumde iki resim vardi. Bugune kadar ya da bnm yasimin yettigi gune kadar bildigim en bariscil en demokratik en insani insan yerine koyan en nefes alinabilir soylem Demirtas’tan geliyordu. Insan ister istemez inanmak istiyor. Diger resim ise karanlik olan iste. Evet hepimizin tuylerini urperten Ocalan gercegi. Eksideki tek bir yazi fikrimi vermeme neden oldu. Ozetle diyordu ki; var mi kardesim basla bir cozumun bu surec icin. Varsa soyle. Adamlar baris yapalim diyor. Dagdan inelim diyor. Nedir senin planin baska bir planin varsa soyle. Sirt mi donelim. Vs vs. Bnm baska birsey yok kafamda gercekten. Ne denebilir ki. Guzel gunler olsun insallah. Gercekten aldiklari emanet oylara yarasir sekilde davransinlar. Umarim. Sevgiyle.

  9. Sevgili Elif,

    Eline, koluna, beyin hücrelerine saglik! Acikyürekliligin inan gozlerimi yasartti, helal olsun sana!

    Ne güzel bir gün bu böyle!

  10. Türkiye büyük bir eşik atladı dün gece. Bir tabu yıkıldı ki özellikle bizimki gibi ülkelerde tabu yıkmak çok zordur. Hdp bence Türkiye’nin ihtiyacı hatta çok ihtiyacı olan sol siyaseti yeniden canlandıran bir parti oldu. Kürt Hareketinden geliyor olmaları bunu değiştirmiyor benim gözümde. CHP ve özellikle Kemal Kılıçdaroğlu ise hem sosyal demokrat bir çizgi izleyerek hem de Hdp’ye köstek olmayarak bence Türkiye’nin geleceğini değiştirdi, tarihe geçecek bir yol izledi. Bu süreçte ben de arkadaşlarımı iyi tanıdım, ırkçılık denilen illetin ne sinsi bir şey olduğunu bir kez daha gördüm. Ama dün geceden beri uzun zamandan sonra ilk kez kendimi rahat hissediyorum. Sıkışmış, ezilmiş hissediyormuşum, omuzlarımda çok ağırlık varmış, hafifledim. Umut etmeye ve yeniden hayal kurmaya başladım. Umarım bu fırsatı tüm partiler iyi değerlendirir ve yavaş da olsa adım adım yeniden inşa edilir her şey. Ayrıca özellikle sosyal medyada çok takipçisi olan kişilerin ne etliye ne sütlüye pek karışmadıkları bir dönemde, kendi gibi düşünmeyeni her türlü aşağılama hakkı olduğunu sanan bir güruha, radikal sayılabilecek tercihini açıklama yürekliliğini tebrik ederim. İlham verici! Umarım tüm tabuların konuşulup, medeni bir biçimde tartışılıp, yıkıldığı bür ülkeye dönüşür bizim ” güzel ama yalnız ” ülkemiz.

  11. Ben 90larda Güneydoğu’da ne olduğunu bilmiyorum ama Kürtlere karşı nefret saçan bir çok kişinin, doğuya hiç gitmemiş, sorgulamadan ezberden konuşanlar olduklarını biliyorum. Mecliste Kürtleri temsil eden bir grup olmadan nasıl bu ülkenin kanayan yarası terör çözülecekti? Daha çok insan öldürerek mi? Eline yeni silah almış 20 yaşında çocukları hiç bilmedikleri coğrafyalara göndererek mi? Kaldı ki HDP sadece Kürt milletvekilleri değil, Hıristiyan milletvekilleri de soktu (burada CHP’nin İzmir’den Roman milletvekili koyduğunu da bir kez daha minnetle hatırlatayım) meclise, bu ülkede Hıristiyan insanlar da var? Ayrıca HDP’nin bir çok adayının kadın olması, meclisteki kadın sayısını gözle görülür bir şekilde arttırdı (79 vekilden 30’u kadın, toplamda 96 kadın olacak mecliste). Elif Hanım’ı linç etmeden önce, bardağın dolu tarafına bakmamız gerektiğini düşünüyorum, tıpkı Kürtleri “terörist” diye linç edip ötekileştirdikten sonra öfkeli olmalarını beklememiz gerektiği gibi.

    • Cpk dogru gozlemler, Nikki. Doguyu bilmeden konusmak cok kolay, anlamadan tahlil etmeden, bunca askerin olme sebebi devlet mi yoksa PKK’ mi diye sorgulamadan. Ben bir adim daha ileri gidip kimlik savasi veren bu halka empati yapilmasi gerektigini, karisik etnik kimligi olan bir ulkede milli tarih dersi gibi garip bir milliyetcilikle cocuklarinin zihinlerinin bulandirilmamasina, en cok da cocuklara mantik ve empatinin ogretilmesi gerektigine inaniyorum.

  12. Sizden bekleneni yapmışsınız, düşüncelerime tercüman oldunuz. Geziden beri sizi takip ediyorum, duruşunuzu umarım hiç değiştirmezsiniz.

    Sevgiler..

  13. Yüreğinize sağlık, harika bir yazı olmuş. ..yaşanılan süreç ancak bu kadar basit dokunaklı ve sevecen anlatilabilirdi….

  14. Kürt dusmanligi degil, pkk dusmanligidir bu kadar tepki…

  15. Bende oy konusunda kararsız kalanlardandim.hatta dedim bile ben HDP ye vereceğim akp gitsin diye.ama şimdi de bi tarafdan düşünüyorum koalisyon olup ikisi de kürdistani kurup başına Öcalan i getirse o zman göreceğim ben Türkiye nin halini.bence Doğu demek kurt demek değil Doğulu olmak ayrı kürt olmak ayrı.biz bazen ikisi ni karıştırdik

  16. Çiğdem-Üzüm

    Elif,

    Gönlüne ve kalemine sağlık. Bu süreçte yüzlerce çirkin eleştiriyi göze alıp öne çıkmanı zaman zaman anlayamadığım bile oldu ancak diğer yandan da ne düşündüm biliyor musun; tek başına bir STK oldun sen resmen. Gezi’den beri yaşadığın dönüşümü hep dillendiriyorsun ya, kendini bir de dışarıdan görsen vallahi bayılırsın:)

    Bugün hiç endişe etmeyeceğim ben, mutlu olacağım 24 saat için de olsa. Çünkü ben bir diktatörün düşüşünü başlatanlara el verdim. Çünkü ben ülkemin en büyük sorununu çözme iradesine “evet” dedim. Korku, komplo teorisi ve umutsuzlukla değil; ilk kez isteyerek umutla yola çıktım.

    Biz romantikler çok güzeliz be Elif:) Kim ne derse desin…

  17. Elifcim, duyarlı, güzel bir insansın sen sahiden. Aklına, kalemine sağlık öncelikle..
    34 yaşındaydım. Kullandığım kaçıncı oy, kaç seçim geçirdim bilmiyorum. Hiç AKP’ye oy vermedim (ki ilk 5-6 yıllarını başarısız olarak değerlendirmedim asla), CHP’ye her oy verişimde elim titredi, ayaklarım geri gitti. Mecburiyetten oy vermenin çaresizliğini ve mecburiyetten verilen oyları başarı gibi gösteren partinin kolaycılığını sevmedim hiç. Ama dün ilk kez verdiğim 1 oyun sonuca etkisini izledim ve mutlu oldum. Gönlüm çok mu rahat, hiç mi soru işaretleri yok aklımda. Hiç kuşkusuz ki var. Siyaset bu. Verilen sözlerin tutulmayışına, heveslerin kursaklarda kalmasına, alaşağı olmaya çok alışkınız, ne yazık. Ama ben sevdim HDP’nin söylemini, Demirtaş’ın zekasını, iyi insan halini. Ötekileştirmeye karşı bir söylem geliştirmesini sevdim. Irkçılığa, etnik ayrımcılığa karşı tutumlarını sevdim. Kadına kadın, Kürt’e Kürt, Alevi’ye Alevi deyişini, Ermeni’ye “afedersiniz” demeyişini sevdim. CB’nın ilk kez bir partiden bu kadar rahatsız olmasını sevdim…
    Herkes oy verdi dün, sonuçlara sevindi/üzüldü. Bundan sonraki süreçte önce kendimize bakmalıyız. Önce biz barışmalıyız. Önce biz öğrenmeliyiz insanları yargılamamayı, bizim gibi düşünmeyenleri yok saymamayı.. Barışı önce biz yapmalıyız. “Nasıl oy verirsin HDP’ye” dedi dün bana bir komşum. Cevap bile vermek istemedim. “Ülke için hayırlısı olsun” dedim yalnızca. Çok kızgındı çünkü, gördüm, üzüldüm kızmasına. Hakkı yok, farkında değil.
    Hayal kırıklığı yaşamamayı umuyorum. Güzel günler görmek istiyorum. Barış içinde yaşamanın hiç de zor olmadığını düşünüyorum. Bunca yıl “dağdan insinler, siyaset yapsınlar, ölmesin gencecik çocuklar” diyorduk ya, e yapsınlar işte, korkmayalım bu kadar. Son yıllarda yaşadıklarımız az şey miydi? Unutmayalım.
    Bir daha hiç kimse Tayyip Erdoğan’ın elde ettiği gücü elde etmesin istiyorum bir de. Bu gücü elde edip, bu acıları tekrar yaşatmasın kimse insanlara. Ülke kutuplaşmasın istiyorum. Saygı ve anlayış çok şeyin çözümü olacak, biliyorum.
    Ve onlar da bu “herkesi kapsayan” söylemlerini devam ettirsinler istiyorum. Bu sefer kursaklarda bırakılmasın hevesler. Emanet oyların farkındalığını vurguladılar ya hani, mutlu etsinler herkesi, bütün temsil edenler.

  18. Ne güzel bir sabah diyerek uyandım yataktan. Akp tek parti iktidarı olamadı diye değil, Hdp barajı geçti diye değil, oylarımız mecliste %95-96 civarı temsil edilebilecek diye de değil. Yenilikle yola devam edeceğimiz için. Değişim nefestir; nefes aldım bu sabah seneler sonra ilk defa. Oğluma baktığımda kendimi iyi hissettim; “bu böyle giderse ya seni ne bekliyor ilerde?” endişesi yaşamadığım bir sabah oldu bu sabah. Her şey olabilir dedim, değişim güzel şey:)
    Koalisyon olur, patlar, AKP yeniden daha güçlü geri gelir, AKP parçalanır dağılır, HDP-MHP koalisyonu yapılır ..vs. Her şey olabilir ama iyi kötü ne olursa olsun aradan 12 sene de geçse istediğinde/istemediğinde yerinden derin bir nefesle kalkıp silkinen, omuzlarından baskıcı yükleri atan bir halkın ferdi olduğumu hatırladım bu sabah. Derin bir nefes oldu bana bu:) Hala yönetimine sahip çıkan bir halk olduğumuzu görmek.
    Dediğiniz gibi çok üzüldük, çok canımız yandı, çok öldük ama en azından yine de silkinme yetimize sahip olduğumuzu gösterdik.
    Ne umut dolu bir sabah!

  19. helal olsun açık yüreklilikle, bir kaygı taşımadan bunu söylediğiniz ve önemlisi açıkladığınız için.

    duymak ile anlamak, bakmak ile görmek arasındaki fark gibi naçizane ben de burada tepki verip pkk – hdp tartışması yapan kadın arkadaşlarıma şunları söylemek isterim;

    bugüne kadar atv star izleyip milliyet posta okumuş, Migros da kasa da beklerken eline almışsa kitap bununla sınırlı olan bir kişinin siyasi görüşünü ifade etmek hakkı vardır ama bir öteki parti/örgütü eleştirecek hakkı yoktur kanısındayım. -ki konu kürtler ise sizin öncelikle tarafsız bir yayın ile araştırma yapmanız gerekmektedir. doğu da yıllardan beri bilinçli cahil bırakılan, dinle susturulmaya çalışılan, dili, kimliği yok edilen, sürgün edilen, faili meçhullere kurban giden bir halktan söz ediyoruz. kaç tane dil bilirsen bil rüyanı kendi ana dilinde görürsün. ama sen bu halktan bu hakkını bile almışsın..

    gezi de milyonlar sokağa döküldü adamlar penguen belgeseli oynattılar. buradan bile çıkarımda bulunabilirsiniz.

    sonuçta sen ben nasıl insansak bu doğudaki adam da böyle.. devlet eliyle tüm bunlar gerçekleşirken siz sıcacık yatağınızda uyuyup akşama ne yemek yapma derdinde idiniz. yıllardandır zulme uğrayan bu halk demokratik çevrelerce desteklenerek meclise girdi. dün silahı bırak meclise gir dediğimiz adamlara bugün pkk mecliste diyemeyiz. bu adamlar kişi başı min 5 er yıl hapis yatmışlar.. neden ? cevap : gazete dağıttığı için, neden? neden: çocuğuna kürtçe isim koymaya çalıştığı için.. Michael koymak istediğimde sorun yok welat koyduğumda sıkıntı.. e bu ülke kurulurken beraber savaşmadık mı biz? beraber ölmedik mi? sen welatla birlikte mi savaştın yoksa michaelle mi ? şimdi neyi paylaşamıyoruz?

    kimseye acını unut diyemeyiz çünkü unutulacak acılar değil. iki tarafında acısı acıdır, acımızdır. ölü sevicilik yapmamalıyız. ama acılarımızdan da ders çıkarmalıyız. birlik olmalıyız. kimse kimseyi ötekileştirmeden, kardeşçe yaşamayı en önemlisi geçinmeyi öğrenmeliyiz.

  20. Merhaba Elif, duyarlılığın için nasıl teşekkür etsem sana… Varlığın nefes almamızı kolaylaştırıyor buralarda …Eyvallah

  21. Anlamiyorum Elif’cim neden uzun uzun açıklama yapar gibi zahmet edip yazıyorsun .Burası demokratik bir ülkeyse ,oy verdiğin parti demokrasinin gereği olarak seçİm pusulasında yer alıyorsa , sende istedigin partiye oy verme özgürlüğüne sahipsin .Kimse de seni elestiremez .Bu ülkedeki en büyük sorun tolerans sorunu zaten ,pek çok insanında gönül gözü kapalı .Ama işine gelirse herkes demokrasi aşığı .Gerçekten demokrat olan kişi seni eleştiremez ,eleştirende bi dönüp kendine bakmali .Kimseye açıklama yapmak zorunda değilsin ,barış kazanacak..

  22. “İnsanlar parti liderine oy veriyor, biz de liderine rağmen oy veriyoruz” demişti bir arkadaşım. Çok doğru… Kürt düşmanı kesinlikle değilim. Demirtaş’ın yaptığı çoğu konuşmayı da diğerlerine kıyasla daha akılcı, özgürlükçü de buluyorum. Ama yine de ben sindiremiyorum bazı söylemlerini. sırf bundan düşünemem oy vermeyi. (MHP seçim bildirgesini de okusaydınız keşke… belki alternatif olurdu. demeden geçemedim)
    Benim içim hala huzursuz, ama yine de tünelin ucu aydınlık gibi. Hayırlısı olsun, adam kayırmacılık, senden, benden ayrımcılık bitsin… Biraz ayakları yere bassın herkesin.
    Herkes huzurlu çalışma ortamları bulsun ki bilim, sanatta ilerleyelim…Ben ki siyasetten nefret ederdim, ama ilgilenmek zorundayım. Kaygılıyım çünkü gelecekten. Kaygısız ve üretken bir toplum olalım tek dileğim.

  23. MErhaba Elif Hanim,
    Sizi zaten cok seviyordum daha da cok sevdim. Benim icin simdi meclis kucuk bir Turkiye oldu. Icerisinde gokkusaginin yedi rengini de barindiran bir renk cumbusu. O yuzden cok mutluyum. NE yalan soylim sanki dun cok buyuk bir zafer kazanmisiz gibi mutluydum. Simdi bekleyip gorucez emanetimiz olan oylara sahip cikacaklarinin sozunu verdiler. Bir kere de HDP ye inanalim. Bu guzel yaziniz icin de tekrar tesekkurler. Sevgiler

  24. Buradan negatif yorumlar siliniyor mu? Merak ettim, ben saygisizlik yapacak cok kisi cikar diye dusunuyordum. Allah allah. Milletimiz uygar mi oldu bir gecede?

    • Hayır, hakaret/küfür yoksa silmiyorum yorumları… O ‘negatif’ yorumların tillahı Facebook ve Twitter’da yapılıyor, ‘Allah seni evlatlarınla sınasın’, ‘otobüste yansınlar, müstahak’lara kadar.

      • Yok artık! İnanılmıyorum bu okuduklarıma. Bir insan tanımadığı bir insana böyle şeyler dileyebilir mi? Ne kadar yoğun bir nefret duyması lazım? Bu insanları yerlerinde yurtlarında bulup gidip sarılmak istedim; yazık, gönülleri çok az belki de hiç sevgi bilememiş ki bu kadar aşinalar her yerlerini nefretle doldurmaya. Yazık. En büyük korkum bu. Oğlumun yüreğine nefretin kök salması ve evi bellemesi.
        Umarım bu yorumları/ küfürleri okumak sizi yaralamıyordur. Hoş yaralasa zaten böyle dürüstçe yazmazdınız:)

      • Ben sana facebook da ne hakaret ettim ne de kufur Ama sen dedigin gibi yani soledigin gibi degil isine gelmeyen yorumlari da kaldirmisin ve bloklamisin… !! Neyse sevgiler bizden size….

        • Tülin, ‘küfür’ kelimesi içermese de, kötü niyetle yapılan yorumları sineye çekmek gibi bir lüksüm yok. Profilinde benim yaptığım tercihi yapanlar için söylediğin sözleri sineye çekme lüksüm de yok. Farklı düşüncelere tahammül konusunda ayrışıyoruz demek ki…

  25. Seviyorum sizi blogcu anne. Samimisiniz, gerceksiniz, hassas ve duyarlisiniz.

    Tipik kolejli, laik “beyaz” bir Turk cocuguydum ben de. Turkiye’yi daha net gorebilmek icin bir kita ve okyanus asmam gerekti… Soyleyecek cok sey var ama nerden nasil baslasam bilemiyorum.
    Hadi bakalim, bir donum noktasindayiz.

  26. 28 haftalık hamileyim. Hamile kaldıktan sonra keşfettim bloğunu sonra instagram hesabından takip etmeye başladım seni. Paylaşımların, yazıların ve önerilerinden farklı olduğunu anladığımda daha bir çok sevdim seni (yakın bulduğumdan olsa gerek). Cesur, düşünen, sorgulayan, üreten kadın! İyi ki varsın.Ne mutlu bana ki böyle güzel bir insanın tavsiyeleri ile çocuğumu büyütebileceğim.

  27. helal olsun oy verdiğiniz partinin kutlamalarında herkesin elinde apo bayrağı.. ve sizin içiniz rahat… huzurla uyuyorsunuz yani öyle mi…. bir de bunca kültür eğitim vs. vs.
    sırf akp gitsin diye…
    helal olsun…. yazık..

  28. Aynı düşünceler ve aynı kararlılık ile oyumu HDP’ye verdim.

    Kürt olduğum için değil, şehit kanlarını görmezden gelmediğim için değil, bilakis dibine kadar Atatürk’çü olduğum için verdim.

    10 senedir ilk kez verdiğim bir oy işe yaradı. Bu işin başka bir matematiği, başka bir çaresi yoktu.

    Evet, sırf AKP gitsin diye… Ve gidecek.

    Tek başına AKP’nin, HDP ile yapılan bir koalisyondan çok daha büyük bir tehdit olduğunu ne zaman anlayacaksınız merak içerisindeyim.

  29. Verilen oyun hesabını birbirinden sormak, kişiyi seçme hakkını dilediği partiden yana kullanmış olmakla yargılamak ve kendi fikrini kendi doğrusunu bir başkasına empoze etmeye çalışmak eğitim seviyesi ne olursa olsun cehaletin ve ilkelliğin en uç noktası bence. Dediğin gibi bir oy hakkın vardı onu da dilediğin partiye kullandın ve bitti. Kimsenin kimseye hesap sormaya ve yargılamaya hakkı olamaz.

    Ancak sana da yakıştıramadığım ne var biliyor musun? Uzuuunn uzuuun gerekçelerini anlatmışsın… Bu gerekçeleri anlatmak demek aslında kendi doğrunun günahını çıkartmak demek… Yukarıda saydığım yanlışlara bu sefer tersten düşmek demek… Ya da hala içine sinmeyen birşeyler var demek…

    Ne gerekçelerin ne de bu yazı tat vermedi bu sefer malesef 🙁

    • Ben de buna şaşırdım, ‘kendini rahatlatmaya çalışmışsın’ diyen başkaları da oldu. Öyle olsun diye yazmadım, ama öyle bile olsaydı, bunun ne sakıncası olurdu ki?

      Seçimden önce yazmak istemedim böyle bir şeyi, ancak sosyal medyada, Twitter’da özellikle, paylaşıyordum zaten HDP’ye vereceğimi. Sakladığım bir şey değildi bu.

      Bu yazıyı biraz düşüncemi ortaya koymak ama en çok da tarihe not olsun diye yazdım.

      Niye yazdığımı açıklamak zorunda kalmak bile garip geliyor ya, neyse…

      • Hiçbir sakıncası olmazdı elbette.. Senin blogun, senin kararın..Klişe belki ama isteyen okur istemeyen okumaz… Hatta yorum almak istemediğin yazılarını yoruma kapalı hale getirme yetkisi de sende…

        Ben de uzun süredir seni okuyan bir okurun olarak yoruma açık bıraktığın bu yazının bana hissettirdiğini yazdım…

        Yoksa kaç kişi partilerin seçim beyannamelerini okudu, kaç kişi senin yaptığın analizleri yaptı, kaç kişi bu yazının altında seviyesi yüksek bir tartışma / fikir paylaşımında bulundu ortada…

        Sonsöz olarak umarım hepimizin aldığı bu nefes katlanarak artar ve uzun soluklara dönüşür…
        Evlatlarımız için aydınlık ve güzel yarınların başlangıcı olur…

        Sevgilerimle…

  30. Dusuncelerinize saygi duyuyorum.Musaadenizlede bisey sormak istiyorum.Ben basortusu magdurlarindanim.İnancimdan dolayi egitimimi tamamlayamayip ,sonra birde yobaz diye asagilandim.İstediginiz hukumet kurulursa ve o eski karanlik gunler!(bizim icin tabii) geri gelirse ne yaparsiniz?Basortusu tekrar yasaklaksin der misiniz , yada bunu destekler misniz?
    Birde eminim arastirsam cok sey bulacagim ama hangisine inanacagim bilemiyorum.Madem siz oradaydiniz rica etsem gezinin amaci neydi bana bunu bi anlatir misiniz?(linkte olabilir)Yuh artik demeyin , elbette konuyla ilgili az cok bi fikrim var ama bunu sizlerden ogrenip karsilastirmak istiyorum…Malum karsit goruslu taraflarin konular hakkindaki fikirleride bazen saptirilmis olabiliyor…
    Sevgilerimle…

  31. Neden HDP? cümlesinin altını en iyi dolduranlardan olmuşsunuz. Tebrik ederim..
    sevgiler
    gözde

  32. Afedersiniz yorumum neden kaldirildi?Sizi rahatsiz edecek bisey mi yazmisim?Acikcasi fikirlerinizi paylasmanizi bekliyordum…Ben yinede yanlikla oldugunu dusunuyorum…Sorularim icin yardimci olursaniz sevinirim.Ha bu arada bi soru daha..Bu zorunlu din dersinin sakincasi nedir sizin acinizdan?Beni artniyetli mi goruyorsunuz bilemiyorum ama ben samimiyetle soruyorum bu sorulari.Belki kafasi karisik biri de diyebiliriz…

    • Yorumunuz kaldırılmadı. Sadece henüz onaylanmamıştı. İlk kez bırakılan yorumlar denetime takılıyor. Onayladım, yanıt da verdim.

    • Zorunlu din dersi din ve vicdan ozgurlugune tecavuzdur. Sakincasi o.

  33. Katılıyorum sonuna kadar bitmeli bu anlamsız savaş yunus misal sevelim sevilelim kimseye kalmaz bu dünya. ..ah ön yargılar ne de çok çektik sizden….

  34. Bu yaziyi okuyup hala kotu soz soyleyebilenlere sasiyorum..anlam veremiyorum..tartismak guzeldir..hele de duzeyli olursa ne kapilar acar insanin zihninde..sonra da kisilerin iliskisi kaldigi yerden devam eder..etmelidir..rencide edici hakaretler neye yarar? Hicbirseye..

  35. HDP’nin tabanının 90larda çektiği acılar malum. Ancak bu noktada adım atmamaktaki kararlılıkları da malum. Demirtaş’ın yaptığı Aponun heykelini diktireceğiz şeklindeki tehditvari konuşmalar da bunu doğrular nitelikte. Pazarlık için masaya oturup son kararı Kandil verir demeleri de başka bir fecaat. O zaman sen kimi temsil ediyorsun? Karşında devlet var ve sana bu acıları yaşatanlar da bugünkü idareciler değil. Sürekli bir kafa tutma durumu var çözüm süreciyle ilgili. O yüzden çözüme katkı mı sağlarlar yoksa hepten sarpa mı sarar bilmiyorum. Kürt düşmanlığı noktasında “sizin cenahta” ciddi bir meyil var. Bu açıdan iktidarı devirmek adına Hdp’ yi desteklemiş olmanızda bir hayır var. Hiçbir işe yaramasa bu ırkçılık son bulabilir. Son olarak merak ettiğim bir konu var. Zorunlu din dersinden muaf olunamıyor mu? Diyelim ki öğrenci gayrimüslim. Aile biz çocuğumuzun bu dersi görmesini istemiyoruz dese bununla ilgili bir işlem yapılmıyor mu? Şu an öyle bir şey yok mu? Biz küçükken, bir Ermeni bir de Süryani arkadaşımız vardı onlar muaftı din dersinden. Biz de hiçbir ayrımcılık yapmamıştık onlara dinleri yüzünden. Aksine gayrimüslim olmak havalı bir şeydi, Amerikalı olmak gibi :)) Bir ikincisi ben de çocuğumun inkılap tarihi dersinden muaf olmasını istiyorum mesela. (Bunu gıcıklığına söylemiyorum 🙂 siz din dersini istemezseniz biz de bunu istemeyiz cinsinden bir şey değil bu. Benim çocuğum din bilgisi dersini alsın da istemeyenler kendisi bilir. O kısımla ilgilenmiyorum. ) Inkılap tarihi bana göre tamamen na-objektif bilgilerle dolu bir ders. Üniversitede dahi görüyoruz noktası virgülüne dokunulmamış bilgileri. Doğru olmadığını sonradan öğrendiğim şeyleri, tekrar tekrar görmek istemiyorum, çocuğumun görmesini de istemiyorum. Tarihini daha sonra daha doğru bir şekilde öğrensin istiyorum. Bu isteği de özgürlük kapsamında değerlendirebilir miyiz? Sizce bu kadar özgür olmaya hakkımız var mı? Yoksa özgürlük talep edebilmek belli bir zümreye mi ait? (Bu arada bebeğiniz hayırlı olsun.)