1 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 16. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Ankara’dan sevgiler ve selamlar! Yorucu geçen ve toplamda 16 saat süren zorlu bir yolculuktan sonra sağ salim ailemize kavuştuk! Sinan’la ikimiz önden geldik, eşim bize daha sonra katılacak. Amerika’dan Türkiye’ye gelirken devamlı olarak gece olduğu için, Sinan’la uçuş nispeten daha kolay oluyor, çünkü hiç olmazsa yolun çoğunu uyuyarak geçiyor. Tabii yine de hem bebek arabası, hem Sinan, hem de eldeki çantalar derken uçağa binişler-inişler ve aktarmalar oldukça yoruyor beni. Hamilelik de üstüne cabası!

Deniz16

Ama beni esas zorlayan ve üzen durum, İstanbul’a iner inmez başlıyor. Uçaktan merdivenle inmek, oradan otobüse binmek, otobüsten inip, yeniden merdivenleri çıkmak zorunda kalmak (asansör olmadığı için!), tek başına küçük bir çocukla yolculuk yapan bir kadın için çok zor. Bir de, çok sevdiğim ülkemin insanının çok sabırsız ve aceleci oluşu, küçük bir çocuğun merdiven inerken ya da çıkarken arkasında beklemeye dayanamayışı, ya da bebek arabasına yol vermek yerine, herkesin öne geçmeye çalışması, beni çok üzüyor ve sinirlendiriyor. Yeri gelmişken söyleyeyim, alışveriş merkezlerinde de aynı durum geçerli. Asansör kapısında bebek arabası, tekerlekli sandalye, yaşlı ve hamileler öncelikli yazmasına rağmen, özellikle de gencecik insanların, hele ki yürüyen merdiven de varken, bekleyen bebek arabalarını görmezden gelerek, asansöre koşarak binmelerini hiç anlayamıyorum!

Neyse, gelelim işin güzel yanlarına…Anne evi gibisi yok! Hele ki hamileyken! Yediğin önünde, yemediğin arkanda derler ya aynen öyle… En güzeli de, Sinan’ın sürekli “Anneanne, anneanne” diyerek annemin peşinden koşması! Şimdilik beni rahat bırakmış durumda, anneanneyle hasret gideriyorlar. Hele ki babaanne ve dedeyle de biraraya geldiğinde, değmeyin keyfine! Çocukların, büyükanne ve büyükbabalardan uzakta büyümesine çok üzülüyorum aslında. Ben de anneannemle büyüdüğüm için, bunun ne kadar güzel ve özel bir duygu olduğunu çok iyi bilirim. O yüzden kendi çocuklarımın bu duyguyu doyasıya yaşayamamaları beni oldukça üzüyor uzakta yaşarken.

Bu arada taşınmaydı, yolculuktu, jetlagti derken yine “baby kardeş”i ihmal ettik gibi geliyor bana. Umarım bebişim sağlıkla büyüyordur. Buraya gelmeden önce, ikinci trimesterda yapılan ikili test için kan verdim, dönüşte de detaylı ultrasona gireceğim yeniden. Artık geceleri mutlaka tuvalete kalkmaya başladım. Bel ağrılarım da kendini hissetirmeye başladı. İlk hamileliğimde en çok belimin ağrısından şikayet etmiştim, çünkü kocaman bir top yutmuş gibi yusyuvarlak karnımın tüm ağırlığı zavallı belime binmişti. Artık, karnım iyiden iyiye belli oluyor ama hala hamile kıyafeti giymemekte direniyorum. Beli lastikli pantolonlardan aldım, onlarla bir süre daha idare ederim. İlk hamileliğimden kalan kıyafetler dışında yeni bir şey almak istemiyorum, çünkü bir daha kullanamayacağım. Yine de kesin konuşmamak gerek, belli olmaz, bakarsınız bir kaç sene sonra tıpkı Elif’inki gibi bir “sürpriz yumurta” da bize çıkar! Şaka bir yana, bu vesile ile yılın hamilelik bombasını patlatan ve biz okuyucularını çok sevindiren Elif’i bir kez daha tebrik etmek istiyorum! Üçüncü bebek sağlıkla, neşeyle ve kısmetiyle gelsin!

Haftaya kısa bir tatile çıkacağımızdan yazamayabilirim, ama tatil dönüşü görüşmek üzere!

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

Bir yorum

  1. Ceren Kundur Akdemir

    Sevgili Deniz,
    Gebelik gunluklerini ilgiyle takip ediyorum.Ben de A.B.D ‘de yasiyorum. Havaalanlari,ucaktan inisler,cocuklu seyahat ve uzakta olmanin zorluklarini okudugum an ayni bizim yasadiklarimizi yazmis dedim 🙂 Umarim harika bir tatil gecirirsin ve guzel anilarla donersin. Sevgiler.