3 Yorum

Türkan’ın İkinci Gebelik Günlüğü, 28. hafta

Merhaba sevgili Blogcu Anne okurları,

Kaynaklara göre 3. trimestere girmiş bulunmaktayım. Artık el ve ayaklarda şişlikler oluşabilirmiş, yorgunluklar normalmiş. Şimdilik uzun süre ayakta kalmadığım ya da oturmadığım sürece şişlik sorunum yok. Fırsat buldukça kendimi zorlamadan yürüyüşlere devam ediyorum. Su tüketimime çok dikkat ediyorum, ödem sorunu yaşamamamda en büyük etken bu sanırım.

Geçtiğimiz hafta farklı bir tecrübe yaşadık, Ramazan dolayısıyla Suudi televizyon kanallarından biri Büyükelçimizin rezidansında bir iftar yemeği programı çekmeyi talep etmiş. Aşçımız herkesçe malum özel yemeklerimizden örnekler yaptı, öyle ki kurulan 6 kişilik masada yer kalmamıştı. Türkiye’den güllaç bile geldi, tam bir Ramazan sofrası oldu. Ama çekim ekibinin belirtilen saatten 1,5 saat sonra gelmesi ve sunucu Pakistanlı (Suudi bir kadının tv’de çalışıyor olması zaten imkansız) hatunun bir an olsun susmadan konuşması, sorduğu soruların yanıtlarını bile beklemeden başka bir konuya atlaması sonucu maalesef hiç beklediğimiz gibi geçmedi. Sofraya ana yemek gelmeden çekimi bitirdi! Bize kısmetmiş, ekip gittikten sonra oturduk afiyetle yedik valla… Ortaya nasıl bir program çıktı çok merak ediyorum, ilerleyen günlerde yayınlanacakmış.

Bu arada herkesin Ramazanını kutlarım, çok özel, çok güzel bir ay bana göre… Bu özel ay vesilesiyle empati duygumuz gelişsin, bedenler sağlık bulsun dileğim…

Turkan28

Okuduklarıma göre 1 kiloyu aşmış olan bebişim sesi, tatları ve kokuları tümüyle algılıyormuş, ışığa ise kısmen duyarlıymış… Yani yediklerimin tatlarına aşina demek ki… Peki soruyorum dışarı çıkınca bir unutkanlık mı peydah oluyor bu bebelere? 4 yaşındaki oğlumla damak zevklerimiz birbirine neden hiç benzemiyor, neden yemek yemeyi sevmiyor? Kendisi karnımda 9 ay ikamet ederken her şeyden yedim, gayet çeşitli dengeli beslendim, ama maalesef bir iki çorba, süt, makarna ve meyveler dışında (ha tabi tatlı ve çikolatayı saymıyorum) hala severek yediği bir gıda yok. Bir çocuk köfte patates sevmez mi? Yok, bizimki onu bile severek yemez.

Ek gıdaya geçiş sürecimiz de çok sancılı olmuştu. Maalesef tam 5,5 aylıkken diş çıkarmaya başladı, üstteki dişlerden 4 tanesi aynı anda teşrif etmeye karar verince oğlan da ben de perişan olduk. Sonra doktorumuz 6. ayda ek gıdaya başlamamızı salık verdi, -bu benim kendi çapımda çıkarımım- bence aklında ağrıyla yemeği bütünleştirdi, “yemek eşittir ağzımdaki ağrı”denklemi kurdu. 10. aya kadar 2 çay kaşığı meyve bile yemedi. Aylarca kilo alamadı. Üzülsem de gerçekten zorlamadım. Yemeklerle tanışmasının kötü olmasını istemedim çünkü. Farklı çeşitler denedikçe ve reddedildikçe nasılsa emiyor dedim, anne sütüyle avuttum kendimi… Sonra çok güvendiğim anne sütü sevdası da 11 aylıkken bir anda bitiverdi, n’aptıysam emziremedim, sağa sağa biberonla 1 yaşına tamamladım. Yemek konusu bizde hala bir sorun maalesef, bu yaşa geldi, bir kere anne ben acıktım dediğini duymadım.

Boşver yemesin ölmez ya diye diye 3,5 yıl geçirdik. Bu yüzden yemek konusu açılınca kendimi çok başarısız bir anne gibi hissediyorum. Uzmanlar bana kızmasın ama ikinci oğlanda aynı sıkıntıları yaşamak istemiyorum. O yüzden 3-4 aylıkken alerjik olmadığı sürece ufak ufak tattırmalara başlayacağım. Sadece tatsın, diline dokunsun, tatları öğrensin bana yeter.

Sadece yemek değil, başka konularda da “bu sefer şöyle, bu sefer böyle” derken buluyorum kendimi. İkinci bebek gelirken tecrübeyle böyle desem de biliyorum ki kendisiyle de birçok ilklerimiz olacak. Ne de olsa her çocuk kendine has…

Sevgili bebeğim, madem beni artık duyuyorsun anacığına bir kulak ver bakalım. Abin bulunduğu mekandan memnun kalmış olsa gerek pek gelesi yoktu, Haziran’da beklerken Temmuz’da mecburi sezeryanla alabildik kucağımıza, doktor bıraksak Ağustos’a anca gelirmiş bu velet dediydi hatta, sen abine uyma evladım, zamanında çık gel, dışarıdaki güneşi görsen, sonbaharda buradaki parkları bir görsen, madem kokuları da alıyorsun, çiçekleri yağan yağmur sonrası toprağı bir koklasan çok seveceksin. Dünyanın gidişatı pek iyi değil ama hala güzel şeyler var, seninle daha da güzel olacak inanıyorum… Ne yapacağını biliyorsun, annenin bedeni ne yapması gerektiğini biliyor. İlkinde kısmet olmasa da “bu sefer” seninle bu yolculuğunu normal doğumla tamamlamayı istiyorum. Sağlıkla, zamanında ve normal yolla gel canım oğlum…

Türkan

Yazar Hakkında

TÜRKAN C. DAĞDEVİREN – 32 yaşında, diplomat. 3,5 yaşındaki oğlu ve sevgili hayat arkadaşıyla geçici olarak Suudi Arabistan’da yaşarken 2 sene sonrasında nerede olacaklarını ve hayatının kalanında hangi ülkelerde yaşayacağını bilmemenin keyfini çıkarıyor. Her şeyden önce sağlıkla kavuşmak, sonrasında SSVD arzusuyla ikinci bebeğini bekliyor. Kitap okumayı ve kanaviçe işlemeyi seviyor.

Türkan’ın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

3 yorum

  1. İşte bana benzeyen bir anne. 3.5 yaşında hala sadece tereyagli ekmek yiyor. Kan testi yapıldı demir eksikliği hat safhada. Surup içirmek ayrı bir savaş. Ama merak etme gebe arkadaşım kızkardeşi hapir hupur maşallah yiyor. Sen ne yaparsan yap karakter meselesi bence.

    • teşekkür ederim ikincilerin farklı olduğu yorumları beni mutlu ediyor:) inşallah bizim ikinci oğlan da bu konuda çok zorlamaz:)

  2. Merhaba, 2.gebeliğimin 27.haftasındayım. Yüzümde tatlı bir gülümsemeyle yazdıklarınızda kendimi gördüm 3yaşındaki kızımın iştahsızlığından tutun da doğmak bilememesi üzerine mecburi sezeryan ve bu kez normal doğum hayallerime kadar.. Ne yazıkki doktorum bu kez normal doğuma hiç yanaşmıyor. Umarım her şey gönlünüzce olur.. Sevgi ve sağlıkla kalın