5 Yorum

Nazlı’nın Gebelik Günlüğü, 21. hafta

Bu hafta hareketler pıt pıtlardan ziyade itmeler ve dürtmeler şeklinde gerçekleşiyor. Hatta şanslıysam itmeler dışarıdan bile belli oluyor artık. O nasıl tatlı bir his öyle, ılık ılık! Nasıl olacağını merakla beklediğim, birçok arkadaşımın doğumdan sonra hamileliklerinde özlemle andıkları bu hareketleri ben de hissedebiliyorum. Biliyorum bunlar daha başlangıç, koca koca tekmeler gelecek ilerleyen zamanda, bekliyorum.

Artan bu hareketlilik bendeki pimpiriğin bir doz daha artmasına sebep oldu yalnız… Geçen hafta yeni iş yerimde başladığım ilk iki günde hareketlerini çok çok az hissedebildim. Özellikle yemek yedikten sonra artan hareketlerde belirgin bir azalma oldu. Taktım mı ben bunu kafaya! Doktorum ilk hissedilen hareketlerin düzensiz olabileceğini, 25. haftadan sonra hareketlerini sayabileceğimi söylemişti ama gel de bunu bana anlat. Sonra, ikinci günün akşamında internetten miniğim için ıvır zıvırlara bakarken birden, peşpeşe, aynı aralıklarla karnımın sol tarafında dört tane vuruş hissettim. Tık, tık, tık, tık. Buradayım diyordu miniğim. O an dünyadan kopuşumu nasıl tarif etsem bilmem. Etraftaki sesler ve görüntülerin silik ve boğuklaştığını ve dünyadaki hiçbir şeyin bundan daha değerli olamayacağını hissettim. Sanıyorum iki gün boyuncaki gerginliğimi o da hissetti ve hiç sesini çıkarmadan benim gevşememi bekledi, ilk fırsatta da ben buradayım dedi. Şimdi uyuyana kadar sürekli dürtüklüyorum. Önceleri karnımın alt kısmındayken şimdi göbeğimin muhtelif yerlerinden hissedebiliyorum hareketleri.

Nazli21

Göbeğim büyüdükçe daha çok gerilmeye başladı. Özellikle midem bazen dik durmamı ve dik yürümemi zorlaştıracak şekilde geriliyor. 12. haftadan itibaren ara ara sürdüğüm çatlak önleyici kremimi artık düzenli olarak her gün sürmeye başladım. Kimi genetik diyor, kimi çatlamamasını kreme bağlıyor ama doktorumun da tavsiyesi ile nemlendirmekte fayda var deyip kullanıyorum ben. Zaten kuru bir ciltten hiç hazzetmem, zor olmuyor kremi sürmek benim için. Sürmeyi ihmal etmediğim bir diğer şey de güneş koruyucu krem. Yüzüme kremimi sürmeden çıkmıyorum evden. Hamilelikteki lekeler kalıcı olabiliyormuş, bunun da önlemini almakta fayda var.

Bu hamile kadını bir yere koyamama, ona fazlalık ve gidici gözle bakma durumları sadece özel sektörde değil kamu kurumlarında da var. Ayrıldığım kurumumdakiler hamile olduğumu öğrenir öğrenmez ‘hayırlı olsun’ dedikten sonra ‘doğum iznin ne zaman’ sorusunu da yapıştırmıştı ardından. Bunun gebe bir kadına neler hissettirdiğini anlamayan ve maalesef ki hiç anlamayacak insanlarla çalışıyoruz. Şimdi başlayalı bir haftayı geçmiş olan yeni kurumum, hamile olduğum ve doğum iznine ayrılacağım için beni oturtacak bir masa bulamamış ve bir sandalye tepesinde hamile halimle sabah gel akşam git, hiçbir iş yapmadan ama ihtiyaçlarımı da zar zor giderebildiğim bir şekilde beni bekletti. Sonunda bir kadın yöneticiyle görüştüm ve durumdan rahatsız olduğumu, geçici bir süre dahi olsa en azından ihtiyaçlarımı gidermekte sorun yaşamayacağım bir yerde beni görevlendirmelerini rica ettim. Hemen ertesi gün sorunum çözülmüş ve ben yerimi bulmuştum. Gebeliğimin sonuna kadar değişmeyeceğini umduğum yerimde oldukça rahatım artık.

Geçen hafta birkaç gün boyunca, sonradan bu huzursuz günlerin getirmiş olacağını düşündüğüm, kalbimde yorulmama bağlı olmadan durduk yere çarpıntılar oldu. Çarpıntıların beni boğacağını düşündüm bir ara. Ya demir eksikliğinden ya da tiroit hormonlarındaki dengesizlikten olabileceğini düşünüp hemen aile hekimliğine gidip kan verdim. Her şey normal gözüküyordu, aile hekimi de bunların normal olabileceğini söyledi. Şu an bu çarpıntıları yaşamıyorum ama eğer devam ederse doktoruma bahsedeceğim. Geçici olduğunu, hamilelikten kaynaklı olduğunu düşünmek istiyorum.

Bu hafta gebelik eşittir endişe durumları vardı bende yine. Bazen acaba diyorum fazla mı abartıyorum. Daha önce hiç yaşamadığım bu duygunun beni böyle yapması normal midir? Karnımda büyüttüğüm bu can için, canımdan parçam için endişeleniyorum. Bir şeyleri eksik yapıyormuşum duygusu bir gün gelip beni terk edecek mi bilemiyorum.

Sevgiler,

Nazlı.

Yazar Hakkında

NAZLI TANTOĞLU – 31 yaşında, çocukluk aşkıyla 6 yıldır evli. Ankara’da yaşıyor. Aşırı tipik bir Kova burcu. Kışı hiç sevmeyen bu kış çocuğu günün birinde sıcak bir memlekete yerleşip yaşlanmayı hayal ediyor. Okumayı, konuşmayı ve yemek yapmayı çok seviyor. Gebeliğiyle birlikte mecburi ara verdiği Yemekçinin Mekanı isimli bir de yemek bloğu var.

Nazlı’nın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

5 yorum

  1. ben 28.haftamdayım ilk gebeliğim.Sürekli endişeliyim.Sürekli gözüm kulağım karnımda.Korkuyorum karnımdayken böyleyse doğduğunda deli olacağım diye 🙂 Biraz frenlemek lazım sanırım bu endişeleri.Hem kendi sağlığımız hemde ilerde bebişlerin sağlığı için 🙂

  2. Sevgili Nazli,

    Ben iki hamilelik gecirdim. Ikisinde de oldukca stresli bir donemdi kariyerim acisindan. Bana bir doktor arkadasim, cocuklar cok guclu. Kamyon carpsa bile birsey olmaz, rahat ol dediginde cok rahatladim. Bu bebeklere de yansidi. Bunu senle paylasmak istedim, belki endiselerin biraz azalir. Kolay gelsin, bebegine saglikli bir sekilde kavusman dilegimle.

    • Normalde de çok rahat tipte biri değildim, hamilelikle biraz daha takıntılı oldum. Aslında bir ara rahatlıyorum, bir ara yine tutuyor bu haller beni 🙂
      Çok teşekkür ederim destekleyici, nazik yorumun için. Bu sözler inanılmaz mutlu ediyor beni:)
      Güzel dileklerin için de ayrıca teşekkür ederim Mevlude.

  3. Merhaba sizinle hemen hemen aynı haftalardayız bende 31+2 günlük hamileyim. Yazınızı okurken demek bunları hisseden sadece ben değilmişim dedim. Şuan ofisteyim inanın nefes almakda bile zorlanıyorum ama bu durumu kime söylesem “eskiden tarlada kadınlar….”, “analarımız nasıl doğurmuş….”, “abartıyosun bence” gibi gibi tepkiler almaktan sıkıldım. Aslında şuanda ne desem yazınızın aynısını kopyalamış gibi olacağım sanırım 🙂 o yüzden kısaca bilmukabele diyorum 🙂 (umarım doğru yazmışımdır :))