0 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 19. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Ankara günlerimiz uzun zamandır görüşmediğimiz dostlarla buluşarak ve hasret gidererek hızla geçiyor. Nihayet havaların ısınması ve yağmurun durmasıyla Ankara’da da yazı hissetmeye başladık. Serin havalardan normalde şikayetim olmazdı, ama, göbeğim her geçen hafta hızla büyüdüğünden ve beli lastikli pantolonlarım artık dar gelmeye başladığından, sabırsızlıkla beklediğim etek ve elbiselere geçiş yapabileceğim için mutluyum!

Bu haftanın en güzel olayı, 3 haftadır ayrı kaldığımız eşime kavuşmamız oldu! Sinan babasını öylesine özlemiş ki, ilk iki gün onun peşinden hiç ayrılmayarak bana rahat nefes aldırdı.

Deniz19

Yokuş ve merdiven çıkmak beni şimdiden zorlamaya başladı. Nefes nefese kalıyorum. Yeri gelmişken söylemek istiyorum; Ankara sokak ve kaldırımlarında bebek arabasıyla her gün yürümek zorunda kalan ebeveyn ve bakıcıları gönülden tebrik ediyorum! Geldiğimizden beri, dümdüz yolda yürürken bile her iki adımda binbir çeşit engelle karşılaşmak, kaldırıma park etmiş arabalar veya yığılmış çöp, moloz, vs. yüzünden sürekli yol değiştirmek zorunda kalmak, hiçbir engel yoksa bile bozuk kaldırım taşlarına çarpan bebek arabası tekerleğine devamlı yön vermek hem nefes nefese kalmama hem de kol kası yapmama sebep oldu! Eminim diğer şehirlerde de durum farklı değildir, ama ben Ankara sokaklarını bizzat arşınladığımdan, bebek arabasıyla dolaşmanın ne kadar zor olduğunu gördüm.

Arabada çocuk koltuğu konusu da, her Türkiye tatilinde beni şaşırtan ve üzen bir konu. Birçok arkadaşım küçük çocuklarını arabada kucaklarına oturtuyor ve oto koltuğunu süs niyetine kullanıyor! Sebebini sorduğumda da, “şurdan şurası kısacık yol zaten” ya da “çok ağlıyor, oturmuyor” gibi bahaneler duyunca, itiraf etmeliyim ki çok şaşırıyorum! Bundan önceki gelişlerimizde de, her “biz sizi arabayla bırakalım” teklifine, “çocuk koltuğunuz var mı? Yoksa biz binemeyiz” cevabımı duyan herkesin bana ne kadar tuhaf baktığını ve “aman, abartma sen de!” dediğini biliyorum. Benim oğlum da bebekken arabada koltuğa her bağladığımızda yol boyunca ciyak ciyak bağırırdı, ama biz hiç taviz vermeden oturtmaya devam ettikçe, o da alıştı ve şimdi çocuk koltuksuz arabaya binmemesi gerektiğini biliyor.

Gelelim müz büyüklüğüne yaklaşan bebişe… Bebeğe giden kan ve besin akışını kesmemek ve rahat etmesini sağlamak için, geceleri yan yatarak uyumaya özen gösteriyorum, ama benim gibi sırtüstü yatmayı seven biri için oldukça zor oluyor. Mutlaka bir yanım tutulmuş olarak uyanıyorum. Bacaklarımın arasına yastık koymaya başladım yeniden, eve dönünce emektar L şeklindeki hamile yastığıma dönüş yapacağım gibi görünüyor. Gece uykumu bölen bir iki bacak kasılmam oldu, bunun sebebi de hatırladığım kadarıyla magnezyum/kalsiyum eksikliği. Buraya geldiğimden beri azalttığım sütun ve yerine oldukça fazla içmeye başladığım çayın etkisi olabilir!

Geçen haftaki ultrasondan sonra, bir de detaylı ultrasona girdim. Aslında Amerika’ya döner dönmez randevum var, ama burdaki doktor da tam haftasına denk geldiği için şimdi yaptırmamı uygun buldu. Detaylı ultrasonda, bebeğin parmaklarına varana kadar tüm kemik uzunluklarını ölçtüler. Kafasının, boynunun çapına ve sırtının uzunluğuna bakıldı ve haftasına göre her şeyin normal olduğu görüldü. Tabii erkek olduğu da yüzde bin beş yüz ispatlandı! Tek sorun, ultrasona bakan doktorun (nedense) ekranı benim göreceğim şekilde çevirmeyişi ve benim bebişimi detaylı inceleyemeyişim oldu. Halbuki, bebeğimi bu kadar detaylı görebileceğim başka bir ultrason olmayacak doğuma kadar! Neyse ki, Amerika’da yeniden yaptıracağım için, sesimi çıkarmadım.

Haftaya görüşmek üzere!

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.