9 Yorum

Blogcu Gebe – 13. hafta

İlk trimester’ın sonuna yaklaştığımız şu günlerde nihayet yine eski ben olmaya başladım. Sayılır… Büyük ölçüde…

Artık adım gibi eminim ki gebeliğin ilk üç ayında ben ben değilim. Kimim bilmiyorum ama kendisini pek sevmiyorum.

Fiziksel olarak kendimi çok kötü hissediyorum bir kere: Baş dönmesi ve uyku hali beni pestile çeviriyor. Yapmak istediğim (ya da yapmam gereken) bir sürü şeyi yapamamak beni huysuz, mutsuz, sinirli bir insan yapıyor.

Mide bulantısı bir başka dert. Hiç kusmasam da midemdeki bitmek tükenmek bilmeyen ve ağzıma attığım her bir şeyden yarım saat sonra başlayan mızıltılar çok sinirimi bozuyor. Koku hassasiyeti beni benden alıyor. Zaten sigara dumanına hassas olan burnum 40 metre ötedeki sabunlu deterjandan tut üst çapraz komşuda pişen menemene kadar her türlü kokuyu tam kapasite alıyor ve beni çok yoruyor.

Bir de bir hafta süren bir hareket ambargosu vardı ki işte o en çekilmez kısmıydı diyebilirim. Hamileliklerin tamamını yatarak geçiren gebeler: ne yaşadığınızı anlayabiliyorum (ki ben tamamen yatmadım) ve sizlere kolaylık diliyorum. Sayılı gün çabuk geçmeyebiliyor bazen, ne deseniz haklısınız!

Neyse ki bunların hemen hepsini di’li geçmiş zamanla anlatabilirim artık. Dün, bir haftalık bir tatilin ardından eve döndüğümüzdeki çamaşır yıkama ve ortalık toplama performansıma tam not verdim. Başarılarımın devamını diliyorum. Üstelik artık akşamları 10 buçuk hatta 11’e kadar oturabiliyorum! Tatilde 12’yi bile gördüm!

BlogcuGebe13

Daha önceki tecrübelerimizden biliyoruz ki bu hamileyim-hasta-değilim sanrısı bir üç ay kadar sürecek. Ondan sonra orantısız bir şekilde büyüyen karnım yüzünden ağırlık merkezimin değişmesiyle birlikte türlü sakarlıklar (yemek pişirirken göbeğimi tencereye yapıştırmışlığım var ah!), hareket engelleri ve bitmek tükenmek bilmeyen tuvalet ziyaretleri baş gösterecek ve bitse-de-gitsek evresine geçmiş olacağız. Hoş, hiçbir hamileliğim 40 haftayı bulmadığı (ve hatta sonuncusu 35+3’te sonlandığı) için ve bebenin sabırsızlık yapıp Ocak yerine Aralık’ta gelmesini (ve bir yılsonu bebesinin eğitime başlama zamanı ile ilgili endişelenmeyi) istemediğimizden şimdiden karma yapıyoruz: Dilediğin kadar orada kalabilirsin bebeğim!

Sanki ben Kim Kardashian örneğini vermemişim gibi, geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım ‘Duydunuz mu, Kim Kardashian hamileymiş’ dedi de hem-men atlamak istedim: ‘Ay o da bi şey mi?!…’ Ama atlamadım, Kim Kardashian atlasın. Zaten sonra konu Kim’den kocasına evrildi falan ve ben muhabbetten koptum çünkü Kim Kardashian’la ilgili poposunun büyük olduğu ve ikinci bebesine hamile olduğu dışında bi şey bilmiyorum.

Geçtiğimiz haftanın en heyecan verici olayı ise Harmony Test adı verilen şu yeni genetik testin sonuçlanmış olmasıydı. Bizim sürpriz yumurta henüz doğmadan tabi tutulduğu sınavların ilkini başarıyla geride bıraktı ve tüm faktörlerden ‘düşük risk’ notu alarak bizi mutlu etti. Bu Harmony Test aslında teknik olarak cinsiyeti de tespit edebiliyor (çünkü kromozomlara bakıyorlarmış) ancak prensip olarak paylaşmıyorlarmış çünkü beklediği cinsiyetten olmayan bebekten vazgeçenler olabiliyormuş. Bu durumda bizim de işimiz ultrasona kaldı.

En son iki hafta önce kontrol gittiğimde ilk 12 haftayı +1 kilo ile kapatıyor görünüyordum. Başta iki kilo verip sonra onu geri alıp (ki ben doktorumun tartısının bozuk olduğunu iddia etmek istiyorum ki bence dünyadaki bütün kadın doğum doktorlarının tartısı bozuk, öyle olmalı) üzerine bir kilo daha ekleyince ortaya arzu etmediğim bir manzara çıktı. Doktorum endişe edilecek bir durum olmadığını söyledi ama hepimiz biliyoruz ki ilk trimesteri kilosuz kapatsaydık iyiydi. Bi de tatilde yediklerimi sayarsan… En iyisi sayma, zaten doktorun tartısı bozuk. Bence gebelere doktor randevularında tartılmayı reddetme özgürlüğü sunulmalı. Benim kilom, benim kararım!

Bu haftaki bildirimimizi evimizde son zamanlarda sıklıkla gerçekleşen bir diyalogla kapatalım: Deniz ve Derin kardeşler annelerinin giderek büyümekte olan karnındaki bebe ile ilgili çeşitli spekülasyonlarda bulunmakta, bebe doğduktan sonraki işbölümünden kimin odasın yatacağına kadarki ayrıntılar üzerine kafa yormaktadırlar. Olaylar gelişir:

– Derin, bak bebek gelince ona sen bakıcaksın, tamam mı? Ben sana baktım, sen de ona bakıcaksın. Ben kafamı dinlicem biraz.
– Tamam. Ben bebekle oynarım, sen de kendin oynarsın.

Oysa benim her ikisi için de çılgın planlarım var nihohohahahhaaaaaaa!

9 yorum

  1. ayyy son kısma bayıldım ben 🙂 🙂 çok çok tatlı kocaman kalpli iki abi. doğacak olan kız ise de erkek ise de çok şanslı bence böyle abileri olduğu için 🙂 🙂 canlar yaaa…

  2. Kesinlikle aynı fikirdeyim gebelerin tartılması kısmında bende 2.oğlumu 1 nisanda doğurdum son günlerde tartılmadım bence artık gerek yoktu…. Ya tartılacaktım ya da sinirlerim bozulacaktı. En son tartılmamda hemşireye yüksek sesle söylersen çok fena olur diye tehdit bile ettim. (utanıyorum ama yaptım valla)… Hala tartı benim fobim çünkü kilolarım duruyor… Sağlıkla gelsin sürpriz yumurta.

  3. Blogcu anne, size (ve dolayli olarak kiddy’deki kaynaklariniza) oto koltuklari hakkinda bir sorum var. Latch/(luas/isofix) yan koltuklardaysa ne yapilmali? Oto koltugunu orta koltuktaki kemere baglamak mi yoksa yan koltuklardaki latch/luas mi daha guvenli? Genelde orta koltuk tavsiye ediliyor ama sanki bana latch daha saglam gibi geliyor… Tavsiyenizi almak istedim. Cok tesekkurler.

    • Bundan sekiz sene önce ilk oto koltuğumuzu aldığımızda Amerika’da yaşıyorduk. Orada birçok itfaiyeler oto koltuğunu arabaya monte etmek konusunda yetkilidir, biz de öyle yaptırdık. Şimdi yalan olmasın, adam ortaya mı bağladı, yoksa şoförün çaprazına mı hatırlamıyorum. Ancak o her ne yaptıysa, hastaneden çıkarken hemşire tam tersini yaptırmaya çalıştı. Olurdu olmazdı, itfaiye böyle yaptı falan dedik de kavga edip çıkmıştık kadınla…

      Yan darbelere karşı en güvenli yerin orta koltuk olduğu söyleniyor, evet. Ancak biz neredeyse hiç ortaya koymadık, çünkü ortası yüksek kalıyordu arabalarımızda. Zaten çocuk sayısı arttığında yan koltuklara geçmek zorunda kalıyorsunuz.

      Bence latch/isofix her zaman sadece kemerle bağlamaya tercih edilmeli, ancak bunu bilimsel olarak destekleyecek araştırma yapmadım. Türkiye’de birçok insan baza kullanmadan sadece kemerle bağlıyor, buna da Amerika’da rastlamadım. Diyeceğim o ki, hangi markayı alacaksanız kullanma kılavuzuna bakın. Bir de -yanlış hatırlamıyorsam Kanada’daydınız?- varsa orada da böyle bir itfaiye ya da benzeri uygulama, onlardan da destek alın.

      • Tesekkurler blogcu anne. Yanlis hatirlamiyorsam kullanma kilavuzu base’i ya latch’e ya da emniyet kemerine baglayin diyordu. (oto koltugunun base’siz emniyet kemerine baglanabilecegini bilmiyordum, tabi yapmam oyle birsey). Biz ikisini de denedik, ama latch orta koltukta olmayinca sasirdik. Latch gayet saglam dururken, orta koltuk emniyet kemeriyle “sunepe” durdu :). Belki de bizim deneyimsizligimiz. Haklisiniz, itfaiyeden gorus almak cok iyi fikir, eminim onlar orta koltuga bizden cok daha iyi monte edebilir.

  4. Tatilin bası itibariyle ben de ben degilim beklenmeyen 3. Hamıleliğe mi yanayım öğrendiğimin 2.gunu kaybettığimemi düşük nedenıyle sağanak olan reglimemi düşük yaptığının farkında olmadan ılk trımestr sıkıntıları yasayan fızyolojime mi ve tum buu hızlı degışimi saskın saskın ızleyen aıle fertlerıne mı. Yılın tek tatılı bıtıyor ve bu 4 gundur ben ben degılım elif 🙁

    • Alev, çok üzgünüm… Aynısını geçmişte yaşadım, nasıl bir şey olduğunu çok iyi biliyorum. İnsan kendini vücudu tarafından aldatılmış hissediyor, en azından benim hissiyatım öyleydi… Ne yazık ki zaman geçmeden iyi hissedilmeyen durumlardan biri bu, o yüzden söyleyebileceğim bir şey yok. Umarım en kısa zamanda daha iyi hissedersin.

  5. merhaba elif hanım,

    yaklaşık 3 aydır takip ediyorum blogunuzu. hem sizin hem de misafir yazarların paylaşımları çok güzel. ufak bir önerim olacak ben hamilelik gunluklerını takıp etmek istiyorum ama takdir edersiniz ki sadece kendi haftamla aynı olanları okumak istiyorum ama yazılar çok karışık.
    blog yonetimi yada duzeni ile ilgili hiç bir fikrim yok ama mumkunse aynı haftalara ait gunluklerı bir araya koysanız biz o haftaya girdiğimizde kaç yazı varsa hepsini görüp okuyabilsek. takip için çok kolay olurdu. ya da suanki hali ile kolay bir yol varsa onu da soylerseniz sevinirim. iyi çalışmalar

    • Elbette, yazıların altındaki ‘etiketler’ kısmı o haftaki yazının hangi haftaya ait olduğunu gösteriyor. Örneğin bu yazının altındaki ’13. hafta’ etiketine tıkladığınızda 13. hafta ile ilgili yazılmış tüm yazıları görebilirsiniz.