7 Yorum

Sihirli değnek yok ki…

Ben büyürken ‘Ev işi nankördür’ derdi annem de, gerçekten öyle olduğunu ev işleri bana kaldığında anladım (çocuklardan sonra). Öncesinde her işi birlikte yapıyorduk biz, ya da iş çok daha az olduğundan bana batmıyordu çoğu şey; ancak çocuklardan sonra evde kalıp ev işinden sorumlu devlet bakanı olunca fark ettim ki kimse bunun nasıl bir yük olduğunun farkında değil. Ve sen dile getirmezsen olmaları da pek mümkün değil.

Alışveriş yapıyor, meyve-sebze alıyor, eve getiriyor, yıkıyor, doğruyor, pişiriyorsun. Hop, yemek bitiyor, ertesi gün baştan sar.

Çamaşır yıkıyor, asıyor, ütülüyor (gerçi ben onu yapmayı bırakalı yıllar oldu), katlıyor, çekmecelere yerleştiriyorsun. Bir günde kirleniyor.

Temizlik yapıyor, lavaboları ovuyor, tuvaletleri temizliyor, yerleri siliyorsun, akşama çer çöpten geçilmez oluyor.

Evi derliyor, topluyor, düzenliyorsun, hemen ertesinde dağılıyor (çünkü ‘çocuklu bir evi toplamak kar yağarken kar kürmeye benzer’miş)

Hani ergenlere ‘yatağını topla’ dendiğinde ‘Niye ki? Akşama tekrar bozulacak!’ derler ya, işte öyle haykırmak istiyorum ben de. ‘Bırak, dağınık kalsın!’

Her ne kadar ev işlerini mümkün olduğunca bölüşseniz de, ağırlıklı olarak evde vakit geçiren kişinin (çoğunlukla anne) bu yükün çoğunun altında kalmasını kaçınılmaz oluyor. Hele de geç saatlere kadar, yoğun bir şekilde çalışan bir baba varsa, gecenin köründe ‘hadi şimdi çamaşırları as’ demek mantık sınırlarında olmadığı için, ya da en basitinden o çamaşırlar  gecenin körünü bekleyemeyeceği için sizin asmanız gerekiyor.

İşte tam bu noktada niyet önem kazanıyor. İyi niyet. Bu işlerin kadının kadınlık/annelik görevi olmadığı, kadın -ama anlaşarak ama zorunluluktan- evde kalmak durumunda olduğundan ona kaldığı, dünyanın tersine döndüğü bir durumda aynı işleri erkeklerin de yapabileceği çünkü kadının annesinin karnından bu işleri bilerek doğmadığının adı konulursa o zaman işler daha kolay yürüyor.

Çocuklar ev işinin ne olduğunu bilerek büyümeli. Özellikle de erkek çocukları. Çünkü işin doğası gereği değil ama toplumun yapısı gereği erkekler dışarıda çalışmaya daha müsait. Ve bütün günü dışarıda çalışıp geçirerek akşam eve geldiklerinde evin cillop gibi olmasa bile yaşanılır bir halde olmasının, çamaşırların katlı, yemeklerin pişmiş olmasının bir sihirli değnek yardımıyla gerçekleşmediğini, eğer evde bir robot yoksa -ki benim bildiğim bir tek Jetgillerde vardı o- tüm bunların tamamen ve sadece insan gücüyle yerine getirildiğini bilmeliler.

Yatak

Yatağın anne tarafından muntazam bir şekilde toplanmış olması mı daha önemli yoksa çocuğun kendisinin toplamış olması mı? Bence ikincisi…

Bunun için de dahil olmalılar işe… Nasıl babalar çocuklarını (ki genelde oğlanlardır bunlar) işe götürürler, işi öğrensin, parayı tanısın, para nasıl kazanılır bilsin diye uğraşırlar?.. Aynı şekilde evde de düzenli olarak ev işine dahil edilmeli çocuklar. Hatta dahil edilmenin de ötesinde, yaşlarıyla orantılı olarak bazı görevleri doğrudan üstlenmeliler. Sadece odalarını toplamaktan da bahsetmiyorum, çamaşırları renklerine göre ayırmayı, çamaşır asmayı, bulaşık makinesini boşaltmayı gayet güzel başarabilir çocuklar. Çöpleri boşaltmaktan tut, alışverişten dönüşte eşyaları yerleştirmeye, kendi çoraplarını katlamaktan çekmecelerini düzenlemeye, odalarının tozunu almaktan evi süpürmeye kadar her işi tadabilirler ve hatta yapabilirler. Bunları yaparak büyüyen bir erkek çocuğu ilerde kimseden hizmet beklemez, beklememeli. Beklerse de Allah onu bildiği gibi yapsın, ne diyeyim. 

Anne çalışsa da çalışmasa da, evde başka bir yardımcı olsa da olmasa da bu böyle olmalı. Çocuklar kirli çamaşırların temizlenip çekmecelere kendi kendine girmediğini, yemeklerin abra kadabra yardımıyla yapılmadığını bilerek büyümeli.

En az paranın kıymetini öğrenmek kadar önemli bu.

7 yorum

  1. hay ağzınıza sağlık!Güzel kadın!

  2. Bunları yaparak büyüyen bir erkek çocuğu ilerde kimseden hizmet beklemez, beklememeli. Beklerse de Allah onu bildiği gibi yapsın, ne diyeyim.

    hahaha çok komiksin Elif 🙂

  3. Sonuna kadar katılıyorum 🙂 oğlum okadar alışıkki kuruyan çamaşırların içinden kendine ait olanları alıp katlıyor ve dolabına koyuyor bu noktaya getirmem 9 senemi aldı ama olsun mutluyum :)) sonra ben çaktırmadan dolabından alıp gerekli olanları ütüleyip yerine koyuyorum 😉 bence kendi işini kendi görmeli özellikle erkek çocukları böyle büyütülmeli.

  4. Kesinlikle!! Alkis!! Hic anlayamadigim sey bayanlarin “ikimiz de calisiyoruz ama esim benden yemek/camasir/bulasik/vs bekliyor” demesidir. Kardesim ne kabul ediyor, normallestiriyorsun? Hic mi evlenmeden once bunlari konusmadiniz, sinirlarinizi belirlemediniz? Bir de bir ev hanimi 7 gun 24 saat hizmet vermek zorunlulugunda degildir. Nasil calisanin mesai saati, tatili varsa ayni sey ev hanimlari icin de gecerlidir.
    Bu konuda babalarin tutumu (destegi yazacaktim ama ne destegi, onlarin da esit sorumlulugu cocuklarinin ev islerini ogrenmesi) cok onemli.

  5. Cok cok COK dogru.
    Bu arada ben Elif’in yatak carsaflarini utuledigini hatirliyorum. Vay be. 🙂

  6. Daha beklerse de allah onu bildiği gibi yapsın hakikaten 😀 ben de bu fikirler arkasından geliyorum.. Ağzınıza sağlık.