6 Yorum

Nazlı’nın Gebelik Günlüğü, 23. hafta

Geçen yazımda biraz fazla endişeli bir gebe profili çizmişim, yazdığımı tekrar okuyunca anladım. İnsan biraz durup kendine dışarıdan bakmalı diye düşünürüm hep. Yazdığım bu günlük kendime dışarıdan bakabilme fırsatı da verdi aynı zamanda. Şimdi arada sırada geçtiğimiz haftaların gebelik günlüklerini okudukça, geçen günler çok uzak olmasa da nasıl hissettiğimi hatırlıyorum. Bana, kendimi kötü hissettirenlerden uzaklaşmak, mutluluk veren şeylere biraz daha fazla yaklaşmak için bir fırsat bu. Bu günlüğü yazarken beni en iyi hissettiren şey ise yalnız olmadığımı, benimle aynı duyguları paylaşan birçok insanın olduğunu bilmek. Bunu bilince daha kolay baş edilir oluyor her şey.

Bu hafta kontrolümüz vardı. Hep olduğu gibi buna giderken de çok heyecanlıydık. Eşim işe gidip beni almak için tekrar geldi. İşlerini ayarlaması zor olsa da her kontrole eşimle gitmeye özen gösteriyoruz. Kendisi de en az benim kadar ve hatta benden daha fazla heyecanlı. Gebeliğin her anını ve her duygusunu biz kadınlar yoğun olarak yaşıyor, anne olmaya adım adım yaklaşıyoruz ama babalar sanki hep biraz dışarıda bırakılıyor, babaların ne hissettikleri önemsenmiyormuş gibi geliyor bana. Sırf bu yüzden bile eşimin gebelik takiplerim başta olmak üzere her anımda yanımda olmasını istiyorum. Heyecanımızı, mutluluğumuzu, endişelerimizi paylaşalım istiyorum. Çünkü bu bizim çocuğumuz, sadece benim değil.

Bebeğimizin hareketlerini hissettiğim anda eğer eşim yanımdaysa elini karnıma koyuyorum. Yüzü aydınlanıyor, seviyor oğlunu, konuşuyor. “Ne harika bir şey bu! Böyle bir duyguyu yaşayabildiğin için çok şanslısın. Eğer ben böyle bir şey yaşıyor olsaydım sanırım mutluluktan aklımı kaçırırdım.” diyor. Hayır aklımı kaçırmıyorum ama o an aklımın bulunduğum yerde olmadığını söyleyebilirim rahatlıkla.

Nazli22

Muayeneye gittiğim sabah oğlumun tekmeleriyle uyandım. Artık öpülerek değil, önce tekmelenerek uyanıyorum. Bacaklarımın arasına koyduğum yastığı bir oraya bir buraya döndürerek ve zaman zaman eşimi yatağın ucunda, düşmeye ramak kala bırakarak uyuyorum artık. Havaların sıcak olması ise hiç çekilecek gibi değil. İş yerinde artık ayaklarım hafiften şişmeye bile başladı. Evdeyken veya yürüyorken bir sorunum olmuyor. İş yerinde daha fazla sıklıkta koridorda yürüyüş yapmaya çalışıyorum. Suyu ihmal etmiyorum, edemiyorum, susuz kalmaya asla tahammülüm kalmadı artık.

Muayene diyordum. Eli kolu durmayan ve kocaman olmuş bir minik gördük ekranda. Suyu, rahatı iyiymiş, her şey yolundaymış. Sevindik tabi. Ultrasondan sonra 15 gün önce çarpıntım var diye yaptırdığım tahlillerimi ve ayrıntılı ultrason raporumu gösterdim doktoruma. Ayrıntılı ultrasonu yapan doktor plasenta biraz aşağıda ama haftan ilerledikçe yukarı çıkacaktır demişti. Şimdi doktorum, daha evvelden hiç söylemediği ama raporu okuyunca gördüğü plasentanın aşağıda olması durumunu sonraki kontrollerinde takip edelim dedi. Bebeğin gelişimine zararı yoktur ama doğumda kanama yapabilir, sezaryen yapmak zorunda kalabiliriz dedi. Normal doğum yapmak istediğimi eşim de ben de belirttik o an ama irkildik tabi. Ardından ”tüp bebek olunca riske atmıyoruz, kolay elde edilmiyor” gibi bir şeyler söyledi. Daha önce tüp bebek olsun ya da olmasın fark etmeyeceğini, normal doğum yapmak istediğimi söylemiştim kendisine. Beni olası durumlar karşısında bilgilendirmesi normal tabii ama riskli ya da değil her durumda sezaryen kelimesini duymak hoşuma gitmiyor benim.

Hastaneden çıkmış arabaya doğru giderken eşim “doktor sezaryen fikrine seni hazırlamaya çalışıyor farkında mısın?” dedi. Aynı fikirde olduğumu söyledim ama canımızı sıkmayalım şimdi bebeğimiz gayet iyi dedim ama aklım karıştı bir kere. Hastaneden işe geldim. Birkaç ay önce doğum yapmış çalışma arkadaşımdan daha iyi beni kimse anlayamazdı. Arkadaşının geçen yıl doğum yaptığı ve çok memnun kaldığı doğal doğum yanlısı bir doktorun adını verdi ve hatta arkadaşıyla konuşturdu beni. Konuşmamın ardından hemen doktordan randevu aldım. 15 gün sonra bu doktorla randevum var. Haftalarım gitgide ilerliyor, doktorların ilerleyen haftalarda gebe kabul etmediklerini biliyorum. Yolun yarısını biraz geçmişken merakla bekliyorum diğer doktorla randevumu.

Gebeliğin seyrini ve nasıl sonuçlanacağını bilemeyiz. Kimse bunun garantisini veremez. Ama ben kendime ve bebeğime güveniyorum. Bu işin en doğal haliyle, olması gerektiği gibi sonuçlanmasını ve bebeğimi sağlıkla kucağıma aldığım, travmasız bir doğumu çok istiyorum. Yolun sonuna gelmişken türlü bahanelerle kendimi gereksiz bir şekilde ameliyat masasında bulmak istemiyorum. Ve doktorumun da elinden geleni yapmasını ancak sezaryenden başka bir çaresi olmadığında bu yola başvurmasını istiyorum. Aslında ben ve benim gibi düşünen kadınlar çok şey istemiyoruz. Doktorların sezaryeni bir doğum şekli olarak gördüğü için “sen nasıl doğum yapmak istersin” sorusunu gebelerine sormadığı, kadınların da “ben doğumdan çok korkuyorum, bebeğimi sezaryenle dünyaya getirmek istiyorum” dediklerini daha az ve mümkünse hiç duymayacağımız günlerin gelmesini umut ediyorum.

Sevgiler,

Nazlı

Yazar Hakkında

NAZLI TANTOĞLU – 31 yaşında, çocukluk aşkıyla 6 yıldır evli. Ankara’da yaşıyor. Aşırı tipik bir Kova burcu. Kışı hiç sevmeyen bu kış çocuğu günün birinde sıcak bir memlekete yerleşip yaşlanmayı hayal ediyor. Okumayı, konuşmayı ve yemek yapmayı çok seviyor. Gebeliğiyle birlikte mecburi ara verdiği Yemekçinin Mekanı isimli bir de yemek bloğu var.

Nazlı’nın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

6 yorum

  1. Ben Finlandiyada yasiyorum ve 15 haftalik hamileyim, 39 yasinda tedaviyle hamile kalmis biriyim ustelik. Bu “tup bebekse sezeryan” olayini cok duydugum icin burada kendi doktoruma sordum. Dunyanin en sacma sorusunu sormusum gibi bakti bana. Sezeryan ancak cok ciddi bir risk söz konusuysa yapilir, tup bebek asilama ya da dogal yoldan gebe kalmis olmanizla ilgisi yoktur dedi. Ayrica sezeryan burda istege bagli bir secenek degil. Hatta doguma bir komplikasyon olmadikca doktor girmiyor ebe dogumu yaptiriyor ve bebek dogar dogmaz temizlenmeden anne kucagina birakiliyor, ten temasini cok önemli buluyorlar.
    O yuzden turkiyedeki arkadaslarimin bu konuda yasadigi sikintilari görunce uzuluyorum. Umarim bizde de dogumdan daha fazla para kazanmayi ilk önceligi yapmayan doktorlar ve bilincli anneler artar.
    Size de gönlunuze göre bir dogum yapabilmenizi diliyorum

    • Bizim ülkemizde ki sistem ve anlayış da keşke oradaki gibi olsa Banu. Doğru olan bu olmalı.
      Gebelere hasta gözüyle bakıldıkça ve doğum ebelerin değil doktorların elinde oldukça tıbbi müdahalelerin olması kaçınılmaz oluyor.
      Bebeğinin sağlıkla kucağınıza almanızı diliyorum.

      • Tesekkurler 🙂
        Umarim. Dediginiz gibi gebelik bir hastalik degildir. Dunyaya bir insan getiriyor olmak kadini aksine guclu kilan cok daha hayatin icine dogru iten/ya da itmesi gereken bir durum.
        Ben de size saglikli bir gebelik ve en dogalindan bir dogum dilerim 😉

  2. Nazlı, bizim gebelikler baya benzer gidiyor… Benim plasentam da aşağıdaymış ve eğer doğumda geçişi kapayacak bir pozisyonda olursa sezaryen gerektirebilirmiş. Bakalım yukarı doğru gelmesi için bekleyeceğiz dedi doktor, bu durumda normal doğum yaptırdığı da olmuş sezaryene almak durumunda kaldığı da… Bahsettiğin yeni doktorun adı nedir acaba? Belki ben de ikinci bir görüş alırım.
    Canını hiç sıkma, daha yukarı çıkması için çok zamanı var:)
    Sevgiler

    • Zeynep yapılan ultrason 18. haftada, doktorumun bunu okuması 22. haftada oldu ve kendisi muayene ederken bunu ya fark etmedi ya da plasenta yukarı çıkmıştı bilemiyorum artık. Canımı en çok sıkan da bu oldu zaten.
      Randevuma henüz gitmedim, nasıl geçeceğini bilmiyorum ama doktorun adı Sebahat Turan.
      Benden de sevgiler:)