0 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 21. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Bir haftalık ikinci bir aradan sonra yine Ankara’dan merhaba! Geçtiğimiz hafta içinde kısa bir tatil yaptık eşim ve oğlumla. Bütün gün deniz kenarında yayılmak, bol bol yüzmek, kıyıda oğluma yüzme öğretmeye çalışmak, onun kumda kamyonlarıyla ve arabalarıyla oynayışını seyretmek, 3 kişi çıktığımız bu son tatilin tadını çıkarmak ve kısmetse bir sonraki tatilimizin tatlı bebişimizle birlikte nasıl yeni bir düzen (yahut düzensizlik!) içinde olacağını hayal etmek bana çok iyi geldi! İlk hamileliğimde, yüzmenin doğum açısından çok yararlı olduğunu bildiğimden, düzenli bir şekilde yüzmeyi çok istemiştim ama kısmet olmamıştı. Bu sefer elimden geldiğince tadını çıkardım cennet koylarımızın ve denizin… Bebişin de hoşuna gittiğini düşünüyorum, çünkü içimde bol bol hopladığını hissettim!

Deniz21

Tatildeyken, gözüm ister istemez, çocuklu ve özellikle bebekli ailelere takıldı. En çok dikkatimi çeken ve açıkçası biraz da tuhafima giden durum, neredeyse her çocuklu/bebekli ailenin yanında mutlaka yardımcılarını da getirmiş olmalarıydı! Oğlum doğduğundan beri, ilk altı ayda aldığım anneanne ve babaanne yardımlarının dışında, onun her ihtiyacıyla kendim ilgilendiğimden yardımcı olayı bana oldukça yabancı olsa da, çocuklu hayata geçtikten sonra özellikle ev işlerine bakacak bir yardımcının varlığını ve gerekliliğini kesinlikle onaylıyor ve takdir ediyorum. Yine de, bence, anneler her işi bakıcıya bırakmamalı diye düşünüyorum. Elbette ki, herkes aynı şekilde davranmıyordur ama benim gözlemlediğim kadarıyla, bebeği denizde yüzdüren yardımcı, çıkınca üstünü kurulayıp, değiştiren yardımcı, yemeğini yedirip, uyutan yine yardımcı. Uzaktan bakınca annesi olarak düşündüğüm pek çok kadının yardımcı olduğunu duyduğumda oldukça şaşırdığımı söylemeliyim. Tabii ki herkesin kendi tercihi ama ben çocuklarının her şeyini kendi yapmayı seçen annelerden olduğum için bana tuhaf geldi. Öte yandan, çocuklu tatil tatil değildir diyen tecrübeli bir anne büyüğümüze bir kez daha saygılarımı sunuyorum! Her ne kadar Sinan bebeklikten çıktıysa da ve 2 yaş krizleri 2 yaşında kaldı diye kendimizi avutsak da, 3 yaşın getirdiği her türlü bilmişlik, hırçınlık ve inatçılığından tatil boyunca da yer yer nasibimizi aldık anne baba olarak. Hatta bir sonraki tatilimize anneanne/babaanne/dede destekli yahut hiç çocuksuz çıkmaya karar verdik!

Gelelim bebişe… Hamileliğimin yarısını resmen tamamlamış bulunuyorum. İlk seferinde, Sinan’ın cinsiyetini tam olarak 20. haftada öğrendiğimizden, bu haftalar benim için çok heyecanlı geçmişti. 3 yılda hızla ilerleyen teknoloji sayesinde, bu sefer cinsiyeti haftalar öncesinden bildiğimizden, aynı heyecanı bu haftalarda yaşayamadım ama ikinci oğlusumun tüm zıplamalarının ve hareketliliğinin keyfini sürüyorum bu sefer de. Karnım iyice yuvarlandığından ve top yutmuş kıvamına geldiğinden, Sinan’ı kucağıma almak gerçekten de zor olmaya başladı. O yüzden, mümkün olduğunca, onu kaldırmamaya ve taşımamaya çalışıyorum artık.

Bu hafta Türkiye tatilimizin son haftası. Bu son günler, valiz toparlama ve vedalaşmalarla hüzünlü geçecek malesef. Seneye yaza, 4 yaşında bir çocuk ve 7-8 aylık bir bebekle gelebilir miyiz, yahut nasıl geliriz şimdiden kestirmek güç ama umarım yeniden sağlıkla kavuşuruz ülkemize ve sevdiklerimize.

Haftaya Amerika’dan görüşmek üzere!

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.