12 Yorum

Çocukla Araba Yolculuğunun Olmazsa Olmazları

Biz genel olarak bir ‘son dakika ailesi’yiz. Kimi aileler vardır, yazın ne yapacaklarını bir önceki sonbahardan belli eder, erken rezervasyon falan yaptırırlar, biz onlardan değiliz. İmrenirim de onlara, ama işte bizim işler güçler gereği genelde son dakikada belli olur planlarımız, o ‘erken rezervasyon avantajları’ndan da hep başkaları faydalanır.

Bu yaz için de benzer şekilde ilerlerken bir ‘kesin’ program sıkıştırmıştık araya bundan birkaç ay önce: Pastoral Vadi. Çizgi Çocuk’un Fethiye’nin Yanıklar Köyü’ndeki bu ekolojik çiftlikte düzenlediği atölye/kampa çocuklarla birlikte katılma kararı aldığımızda henüz yaz gelmemişti. Bizim için alışılagelmedik bir planlılık…

Ancak bu sefer de oraya nasıl ulaşacağımız meselesini son ana bıraktık. Son dakika gelip uçak biletleri ev kirasına yaklaşınca dedik biz en iyisi arabayla gidelim. Bir gece de İzmir’de konaklarız, hem bebe severiz, hem dinlenmiş oluruz.

Seyahat2

Feribotta inip denizi seyretmeyen bizden değildir

Uzun araba yolculuklarına çocukluğumdan alışığım ben. Turizm patlamasının yaşandığı, tatil köylerinin pıtrak gibi açıldığı, her yazımızı karavanda geçirdiğimiz Silifke tarafındaki BP Mocamp’ın kapandığı 80’li yılların sonu, 90’ların başında yazları Antalya-Kemer-Fethiye taraflarına, en olmadı teyzemlerin Bodrum’daki evine giderdik. O zamanlar THY’den başka havayolu yoktu, eh, her şehirde havaalanı hiç yoktu, dört kişilik bir aile olarak gerek lojistik gerek ekonomik olarak da en mantıklı seçenek arabaya doluşmak olurdu. Babam direksiyonda, annem ko-pilot olarak yanında, bizler iki karpuz arkada lay lay lom giderdik gideceğimiz yere. Oto koltuğu yoktu o zamanlar ve seyahat güvenliğinin arabaya binip yola çıkmaktan ibaret olduğunu düşünürdük…

Yolculuklarımız annemlere ‘Ya arabanın içinde sigara içmesenize yea!’ diye isyan etmek, ‘ortada ben oturucam!’ diye kardeşimle kavga etmek, sıkıldığımız anlarda arka koltukta arkaya dönüp arkamızdan gelen arabalara el sallamak ve annemin yol için hazırladığı yollukları tüketmekle geçerdi. Yol boyu annemler genelde şarkı türkü dinlerlerdi, yaşımız büyüyüp kendi müzik zevkimiz oluşmaya başlayınca biz de ‘Şu kaseti koyun, bu şarkıyı açın’ diye diretmeye başlamıştık. Hatta bir seferinde Bulutsuzluk Özlemi dinliyorduk da babam ‘Bu adamın sesi niye böyle?’ diye hayret etmişti Nejat Yavaşoğulları için. ‘Aman sen ne anlarsın?’ demiştim içimden, şimdi diyorum ki çok da haksız değilmiş.

Devir değişti, şoför koltuğuna sevgilim, ko-pilot yerine de ben oturduk. Aslında ben de zaman zaman devralıyorum uzun yolda direksiyonu pratik olsun diye ama çoğu zaman ko-pilotluk daha işime geliyor ne yalan söyleyeyim. Sanırım herkes böyle daha mutlu… Ve seneler içinde önce bir, sonra iki çocukla araba yolculuklarımızda biriktirdiğim tecrübelerim, ay başındaki yolculuğumuzu neredeyse eksiksiz geçirmemize sebep oldu, kendimle ne kadar gurur duysam az! Tatil mevsimi, herkes bir yerlere gidiyor, belki birilerine fikir verir diyerek paylaşmak istedim.

Seyahat1

Ön hazırlık – Yolculuk öncesi seyahat için yanınıza alacağınız eşyalar kadar araba içi hazırlıklar da ayrı önem taşıyor. Bu sefer bu konularda listesiz şuradan şuraya hareket etmeyen kızkardeşimin aklına uydum ve araba içi için ayrı bir liste yaptım. Ne vardı bu listede: Atıştırmalıklar (küçükken annem bize kurabiye yapardı; büyüdüm, yine annem yapıyor), içecekler (normalde tüketmediğimiz hazır meyve suları yolculuklarda istisnamız oluyor), meyve (kiraz, üzüm, erik gibi yaz meyveleri kesip doğrama gerektirmiyor), araba içi müzikler (bizim arabada akıllı telefon çağı öncesi üretim olduğundan USB girişi yok, Bluetooth’lu bir ne denir ona, ses vericimiz var, telefonu onu bağlayıp müzik dinliyoruz yolda. Ve evet, Bulutsuzluk Özlemi de dinliyoruz).

Kusmalara karşı hazırlık – Bence çocukla çıkılan uzun bir araba seyahatinde olmazsa olmaz üç şey var ve hayır, çizgi film bunlardan biri değil. Oto koltuğu da değil (çünkü o zaten demirbaş). Nedir bu üç şey derseniz: Peçete, ıslak mendil ve boş torba derim. Peçete hemen her an her şey için gerekebiliyor; ıslak mendil eğer bez dönemini geride bırakmışsanız unutulabiliyor (ben yolculuk öncesi en büyük boylardan alıyorum), boş torbaları ise delik olmadığına dikkat ederek seçip arabanın kapılarındaki ceplere sıkıştırıyorum. Kimin ne zaman kusacağı belli mi olur, ben hazırlığımı yapayım da…

Sakız – Normalde çok fazla tüketmelerine göz yummadığım bu abur cubur uzun yolculuklarımızın sadece istisnası değil, aynı zamanda baş tacı. Özellikle ‘Ne zaman orada olacağıııııız’ sorularından bunaldığımız ve ‘keşke biraz sussalar’ dediğimiz anlarda adeta emzik görevi görüyor: Al bakayım sakızını, az sus. Şimdilik balon yapamadıklarından Falım mucizesini keşfetmediler, ancak zamanı gelince onu da çok sevecekler bence… Balonsuz sakız mı olur?

Güneşlik – Çocuklar büyüdükçe şikayet alanları da değişiyor. Bizimkilerin yolculuk boyunca en büyük derdi gideceğimiz yere ne zaman varacağımız konusu ise (‘Ne zaman orada olacağız?’ sorusunu 127 kere duyuyoruz) bir diğeri ‘Penceremden güneş girdi’ oluyor. Kendi kendine katlanıp açılabilir güneşlikler bu noktada hayat kurtarıcı oluyor, güneş mi geldi, buyur tak pencerene!

Seyahat6

Kılık kıyafet – Benim için -hele de karnımın günlük giysilerimi zorlamaya başladığı şu günlerde- yolculuk kıyafeti çok önemli bir unsurdur, hep en en en rahat kıyafetlerimi seçerim. Ayakkabılar/terlikler kolay giyilip çıkarılmalı, pantolon/eteklerin belleri sıkmamalıdır. Çocuklara da aynı şekilde tercih yapmalarını söylüyorum. Kolay giyilip çıkarılan ayakkabılar yolculuğun olmazsa olmazıdır bence.

Çağrışım oyunu – Bizim araba çizgi film teknolojisinden nasibini alabilmişlerden değil, bu yüzden eski usül yöntemlerle vakit geçirmeye çalışıyoruz. Hani bir kelime oyunu vardır: sen bir kelime söylersin, onun son harfiyle başlayan bir başka kelime söyler senden sonraki… Eh, okuma yazmayı henüz öğrenmemiş olan aile üyemiz için pek anlam ifade etmiyor bu, o yüzden biz de ‘bir kelime söyle, onun çağrıştırdığı bir başka kelimeyi söylesin senden sonraki’ oyununu oynuyoruz. Örneğin: Ağaç – yaprak – yeşil – kırmızı gibi… Bu bizi bayağı bir götürüyor.

Uzun yol şarkıları – Bunun için müzik marketlerde bir sürü CD’ler satılıyor ama biz genelde YouTube’a başvuruyoruz. Eğer telefon paketiniz 3G’den yemenize izin veriyorsa ve gittiğiniz yerlerde çekim sorunu yoksa (ve benim gibi telefona müzik indirmek konusunda üşengeçseniz) oldukça işe yarıyor. Zaten bir şarkı diğerini çağrıştırıyor; MFÖ senin Barış Manço benim dinliyoruz. Normalde dinlemediğimiz eski şarkıları çocuklara dinletmek için de güzel bir fırsat oluyor bu (yoksa annemler gibi mi yapıyoruz biz de?)

Uyku – Eğer oto koltuğu ve arabanızın koltuğu geriye yatmaya müsaitse yolculuğun en azından bir bölümünde normal pozisyonundan biraz daha geriye yatırmak hem çocukların uyumasını kolaylaştırıyor hem de uyumaları haline boyunlarının öne düşmesi ihtimalini azaltıyor. Giderken 7 saat uyumadı çocuklar ve o yol nasıl geçti bir ben bilirim. Dönüşte ise tatil yorgunluğuyla iki saate yakın uyudular ve biz iki yetişkin insan gibi sohbet edebildik, ilginçti…

Seyahat5

Yorgun tatilciler

Molalar – Yolculuğa çıkmadan önce doktorum iki saatte bir mutlaka durup mola vermemizi söylemişti, ki çocuklarla yolculuk yaptığımızdan zaten başkası pek mümkün değil. Eskiden uzun yolculuklarda tuvalet çok ciddi bir sıkıntıydı, çok iyi hatırlıyorum, benzinliklerin iğrenç tuvaletlerine mecbur kalmaktansa arabayı sağa çekip işimizi doğada halletmeyi tercih ederdik. Modern dünyada (!) ise Opet’in ‘Temiz Tuvalet Kampanyası” imdadımıza yetişiyor. Opet’in uygulamasını telefonuma indirdim, yol boyu tuvalet molalarımızı bir sonraki benzincinin kaç kilometre sonra olduğuna göre plan yaptık.

Mola demişken, feribotla yolculuk yapacaksanız tuvalet molalarını feribota denk getirmemenizi önemle tavsiye derim nitekim normal bir insanın tahammül edemeyeceği kokular yayılıyor İDO’nun Eskihisar-Topçular hattı tuvaletlerinde… (Sanırım Pendik-Yalove hattı nispeten daha iyi, ancak yine de o koku anlatılmaz yaşanır). Bunu dile getirdiğinizde Beyaz Masa’nın robotik cevaplarından birini alıyorsunuz (Tuvaletlerimiz düzenli olarak temizlenmektedir), daha da siniriniz bozuluyor. Siz siz olun İDO tuvaletlerine kalmamaya çalışın.

Kafanızı kaldırıp bakın – Şehrin yüksek ve sıkışık binaları arasında öyle güzelliklerden mahrum kalıyoruz ki, ancak ucsuz bucaksız yollara düşünce fark ediyor insan… Çocukların feribota bindiklerinde söyledikleri ilk söz ‘Buralar İstanbul değil çünkü burada ağaç var’ olmuştu. Sadece ağaçlar değil, apartmanlardan görünmeyen bulutlar, şehrin suni ve parlak ışıklarının yok ettiği yıldızlar şehirler arası araba yolculuklarının belki de en keyifli yanları…

Seyahat3

Bunlar bizim bu sene, 9 yaşına yaklaşan ve 5.5 yaşında iki çocukla yaptığımız yolculuğumuzun olmazsa olmazları… Eminim önümüzdeki yaz iki çocuk ve 5-6 aylık bir bebekle çok daha farklı ve kapsamlı (!) bir liste olacak elimizde… Gelişmelerle karşınızda olacağız.

Kiddy

Bu yazı, bebek ve çocuklar için seyahat güvenliği ürünleri üreten Kiddy’nin desteği ile yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Bu bölümdeki diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz.

12 yorum

  1. Üçüncü koltuk sigmiycak mi ne?

    • Orası kesin! Çift çizgiyi gördüğümde aklıma ilk gelen şey ‘arabayı değiştirmek gerekecek!!!’ olmuştu.

  2. Birkaç yıl sonrayı iple çekiyorum. Deniz’le Derin’in uyuduğu fotoğrafta bizimkileri hayal ettim de 🙂

  3. “Anneee ne zaman gelicez”, “babaa ne kadar kaldı?” Ben de her yolculukta sorardım bu soruları ve onlar da cevap verirlerdi her defasında, büyük bir sabırla. (Benim oğlum da her yola çıkışımızda “ooooff ne kadar var daha”, “keşke hemen şurası olsaydı” demeye başlıyor daha 5. dakikada, şehir içinde. İstanbul daha 5 yaşında trafik stresini sokuyor hayata:)
    Bir de ben yolda farklı plakalara bakar ve hemen babama sorardım, bu nerenin plakası diye. Canım babam hepsini bilirdi, bilmedikleri için de tahmin yürütürdü; çoğu aklımdan uçup giderdi ama yine de sorardım her defasında.
    Elif yaa ne güzel şeyler hatırlattı bu yazı bana; yüzümde bir gülümseme, gönlümde bir hüzün dolaşırım ben bugün böyle. Varolasın..

  4. merhaba Elif HAnım , Kiddy ıle ılgılı bılgılendırmenız ve ındırım kodunuz ıcın tesekkurler.Şu an 4,5 yasında olan oğluma guardianfixpro2 Yi seçtim ve alıyorum.Umarım sizin kadar memnun kalırız, iyi tatiller,sevgilerimle

  5. ‘Ne zaman orda olacagiz ?’ yine iyi.Bizim kucuk oglan direkt olumsuzlama yapiyor:’Neden hala gelmedik?’ Ve bunu 5 dk da bir yapmayi görev bilmis kendine.Ne cevap verilir buna? 🙂 Mantikli cevaplarla başlayıp absürdlere yol aliyoruz biz de napalim.

  6. Araba değiştirmeniz kesinlikle şart… Bizim 3 tane çocuk var, minivan aldık. Millet dalga geçiyordu da ilk önce ondan sonra alışmaya başladılar. Biz uzun yolculuklarda yanımıza lazımlık alıyoruz. Çok da işimize yarıyor.

  7. Bugunlerde gulmeye ihtiyac var bu yazi iyi geldi..sizi de komik kadin listeme aldim :)) sevgiler

  8. Incir'in Annesi

    Ayyy anamla babamin herrrr yolculukta omrunu tuketirdim. “Manisa mi onceydi Aksihar mi?” diye sormadigim sanirim hic olmadi. Abim evliya gibiydi, ben Coskun Sabah’in “Anilaaaar” diye sarkisina eslik ettikce beni nasil susturmadilar hala aklim almiyor.

  9. 🙂 Çocuklarla araba yolculukları bir alem. Oğlumu araç tutmaya başlayınca, kusmaya karşı önlemleri araştırıp yazmıştım. Bu linkte; http://www.gezginanne.com/2013/10/araba-tutmasna-ne-iyi-gelir.html
    Bilginize.. 🙂

  10. Merhaba, 3. Çocuk olunca arabada nasıl oturacaklar?ben 2. Çocuğuma hamileyim, ilki 2 yaşında, diğerini de oto koltuğuna oturtunca uzun yolda ben nasıl arka koltuğa, Yanlarına oturacağım onu düşünüyorum