2 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 22. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Yeniden Amerika’dan merhaba! Uzun gözüken ama aslında göz açıp kapayıncaya kadar geçen Türkiye tatilimizi bitirdik ve ailelerimizi çok uzakta bırakmanın verdiği buruklukla evimize döndük. Bu seferki uçak yolculuğu, büyüyen karnımdan ötürü, beni oldukça zorladı. Koltuk araları sanki iyice daralmış, eğilip kalkmak zorlaşmıştı. Şişen ayaklar, sık sık tuvalete gitmek zorunda olmak, 14 saatlik uçak yolculuğunda zaten başlı başına bir dert! Sürekli oyalamak zorunda olduğun bir 3 yaş canavarı da cabası! Bence her gebe ekonomi yerine birinci sınıfta uçmayı hak ediyor! Bir havayolu şirketim olsa, hamileleri ek ücretsiz “first class”da uçururdum vallahi!

Deniz22

Döner dönmez ilk işim yeni doktor randevuma gitmek oldu. Biliyorsunuz, taşındığımız yere yakın yeni bir doktor bulmam gerekiyordu. Heyecan ve merakla gittiğim randevum, beni hayal kırıklığına uğratmadı. Hem oldukça güleryüzlü ve iyimser olan doktora içim ısındı, hem de iyi olup olmadığını çok merak ettiğim bebişimin sağlıklı olduğunu öğrendim. Doktorla en baştan kısa bir tekrar yaptık, hamileyken yapılacaklar ve yapılmayacaklar hakkında. Tabii ben artık yolun yarısını geçtiğimden, anlattıklarının çoğu ilk haftalardan beri benim zaten dikkat ettiğim konulardı. Hamilelik boyunca yenilmemesi gereken yiyeceklerin (metilciva yönünden zengin balıklar, pastörize olmamış süt ve süt ürünleri, çiğ yahut az pişmiş et ürünleri, iyi yıkanmamış meyva ve sebzeler) ve gerektiğinde alınması uygun ilaçların bir listesini vermeyi de unutmadı.

Doktor kontrolünde ultrason yerine sadece kalp atışlarını dinledik bebişin. Çünkü, birkaç gün sonra, dört gözle beklediğim, ikinci trimester detaylı ultrasonumuz vardı. Malum, bebişimi en detaylı ve en uzun süre görebileceğim başka bir ultrason olmayacak doğuma kadar. Bu ultrasonda, başka bir doktor, bebeğin ellerini, ayaklarını, kafasını, burnunu, bel kemiğini, böbreklerini, kalbini, göbek bağını, yani neredeyse tüm uzuvlarını dikkatle inceledi, olması gereken her şey yerli yerinde mi diye baktı. Bütün bu incelemeler sırasında, son günlerde beni de yerimden sık sık zıplatan, devamlı bir hareketlilik ve tekmeleme hali devam etti. Bebiş o kadar hareketliydi ki, doktor anne karnında yatan klasik bebek profili resmi almakta bile zorlandı! Hatta bir ara, gözlerime inanamadım, ters dönüp, poposunu havaya kaldırmak suretiyle karnıma bastıran ultrason aletine karşı bile koydu! “İçinde vahşi bir çocuk var!” dedi sağolsun müjde verir gibi doktor, “e dışardaki yeterince vahşi zaten, hani ilki öyle olunca ikinci daha sakin olurdu?!” diye geveleyemeden ben, “ama merak etme, biz aktif bebekleri severiz!” diye de ekledi. “Ayvayı yediğimizin resmidir” dedim içimden.

Neyse ki bebişin ölçüleri haftasıyla uyumlu çıktı. Türkiye tatili boyunca karşı koyamadığım tatlılar, pideler, mantılar, lahmacunlar (daha sayarken ağzımın suyu akıyor!) yüzünden karbonhidrat ve şeker ayarını kaçırmış ve bebeği gereğinden fazla büyütmüş olmaktan korkuyordum. Şimdi iki hafta sonra yaptırmam gereken şeker yüklemesi testine kadar çok dikkatli beslenmem ve şekerli ve karbonhidratlı besinlerden uzak durmam gerekiyor.

Haftaya görüşmek üzere! Sağlıklı kalın!

Deniz

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

2 yorum

  1. Havayolu şirketlerinin elinde olsa hamilelere uçuş yasağı koyarlar. Özellikle de halihazırda bir çocukları da varsa 🙂