4 Yorum

Çocuklara kötülüğü anlatmak…

Bundan yaklaşık 5 sene önce köpeğimizi kaybettiğimizde çocuklar ilk kez yüzleşmişti ölüm kavramıyla… Derin o zamanlar çok küçüktü, hatırlamayacak bile; ancak Deniz, minderin üzerinde hareketsiz duran Paphia’yı görmüş, onunla vedalaşmıştı.

Sonrasında onu gömdüğümüzü anlatmış, yerin altından ağaçların, çiçeklerin, her şeyin büyümesine yardımcı olduğunu söylemiştik. O da tatmin olmuştu.

Bu olayın sonrasında çok daha acı ve zamansız kayıplar oldu çevremizde… Çocuklar giderek daha fazla duymaya başladılar ‘ölüm’ kavramını…

‘Dünyada ölümden başkası yalan’ ya, benim de çocuklarıma açıklamakta en çok zorlandığım konu bu. Öyle olduğunu sanırdım daha doğrusu… Oysa insanların neden kötü olduğunu, dünyadaki adaletsizlikleri anlatmak ölümü anlatmaktan da zormuş.

Çocuklar büyüdükçe, hayatı tanımaya başladıkça, hayatla daha çok iç içe oldukça, yaşadığımız dünyanın ve ülkenin gerçeklerinden uzak tutmak da zorlaşmaya başlıyor. Bir yandan onları kötülüklerden uzak tutmaya çalışıyor, bir yandan da ne kadar kaçırabileceğinizi düşünüyorsunuz gerçeklerden… Gezi direnişi sırasında, sokakta olduğumuz sürece nereye gittiğimizi, ne yaptığımızı saklamadık onlardan… Yaşadığımız, tanık olduğumuz şiddeti tüm çıplaklığıyla anlatmasak bile ister istemez hissettirdik uğradığımız baskıyı. Geçenlerde, Suruç eylemleri sonrasında polisin kovaladığı eylemcilerin sokağımıza girmeleri ve ardından polisin gözlerimizin gözü önünde ses bombası patlatmasıyla, Gezi’den bu yana sarsılan ‘polise güven’ duyguları sanırım bir kere daha ciddi bir şekilde zedelendi. ‘Anne, evimize girmezler değil m??!!’

Geçenlerde, artık her yerde karşımıza çıkan ve ne yazık ki görmeye alıştığımız Suriyeli ailelerden biriyle karşılaşmamız üzerine açıldı konu… ‘Bu insanlar neden sokaklarda, ne yapıyorlar, evleri yok mu?..’ diye sorduklarında anlattık: ‘ülkelerindeki savaştan kaçıp geldiler…’

‘Neden savaşıyorlar?’ diye sordular… ‘Onlar savaşmıyorlar’ dedi babaları. ‘İnsanlar savaşmazlar. Devletler savaşırlar. Toprak için, güç için, daha fazla para için… Ancak bundan hep insanlar zarar görürler… Onların da evleri vardı ülkelerinde, ancak terk edip bambaşka bir ülkeye gelmek zorunda kaldılar. Savaş böyle bir şeydir çünkü…’

‘Hepsi kötü mü?’ diye sordular. ‘Hayır’ dedik, ‘elbette değil. Her insan gibi, iyisi de var, kötüsü de… Zor durumdalar sadece, kalacak yerleri yok, paraları yok, yiyecek bulmakta zorlanıyorlar’

Suriyelilerden önce de birçok insan, dahası birçok çocuk vardı bu ülkede sokaklarda… Herhangi bir yerde yemek yerken siz gelip yemeğinizden isteyen, arabayla kırmızı ışıkta beklerken yanınıza gelen, siz çocuk parkında oynarken, çocuklarınızla, onlar gibi oynaması gereken ama yerine selpak satan çocuklar… Kimi zaman yardım ediyorum, kimi zaman etmiyor/edemiyorum. Ayrımı neye göre yapıyorum, bilmiyorum, bir standardım yok. Böyle zamanlarda insanlığımdan utanıyor, bu olaylar çocuklarımın yanında gerçekleştiğinde iyice çaresiz hissediyorum. Çünkü hangisi daha kötü bilmiyorum: Bir yandan onlara bütün insanların eşit olduğunu anlatmaya çalışırken bazı insanların daha az eşit olduğu gerçeğinden kaçıramamak mı, yoksa bunu kanıksayarak büyümelerinin vereceği boşvermişlik hissi mi?..

Bütün bunların üzerine (ve aslında bütün bunların devamı olarak) bir de terör korkusu eklendi şimdi gündemimize…

Bugün götürmeye söz verdiğim bir eğlence merkezine neden gitmekten vazgeçtiğimizi, o olmazsa bir başka AVM’deki çocuk oyun alanına neden gidemeyeceğimizi ‘AVM’lerde tadilat varmış’ diye açıkladık çocuklara… ‘Yaz geldi ya, tadilata girdi bütün kapalı yerler…’ 

Anneannelerine gitmek için neden metroya binmeyeceğimizi, her yaz en az bir kere gittiğimiz tarihi yarımada ve Galata Kulesi ziyaretini neden ertelediğimizi, çok istedikleri çift katlı otobüsle Sultanahmet turunu neden yapamayacağımızı, özetle şu sıra neden kalabalıklara girmekten çekindiğimizi de benzer sebeplerle açıkladık. ‘Hava çok sıcak’ falan filan… 

‘İktidar hırsı yüzünden, yargılanma korkusu yüzünden gözü dönenler memleketi ateşe verdiler…  Kendi besledikleri el kendilerine dönünce de eski senaryoları devreye soktular. Ve şimdi bu yüzden suçsuz insanlar ölüyor, analar hala ve aslında hep ağlıyor’ diyemedik.

Varsın böyle bilsinler şimdilik…

4 yorum

  1. En kötüsü de tüm bunların hiçbir zaman bitmeyecek olması,yani insanlık tarihi varolduğundan ve kendi bindiğimiz dalı kesip o evrendeki kısacık tarihimizin sonlanacağı o güne değin insanlar birbirini katledecek din,bayrak sömürü vs vs gibi sebeplerle bir cennet olan yeryüzü ve doğa, içindeki sayısız güzellikler yokolana, bir cehenneme çevrilene dek sürecek tüm bunlar,değiştirilebilir dönüştürülebilir bir dünyaya olan inancımı maalesef yitirdim ve oğlumu, adını Özgür Bulut koyduğum oğlumu nasıl bir dünyaya getirdiğimi eskisinden daha sık sorgular oldum,oğluma nasıl anlatacağım hayatın,ülkenin ve dünyanın bu içimi acıtan gerçekliklerini…

  2. Varsin boyle bilsinler simdilik… Ne guzel yazmissin Elif. Oyle kucukler ki. Biz koca halimizle basa cikamiyoruz bu yukle onlar napsin 🙁 en iyisi varsin boyle bilsinler simdilik.

    Daha anne degilim. Yegenlerim var. Insan hayatina cocuklar girince bir sekilde tum cocuklara karsi sorumlu hissediyor kendini. Yegenimle yasit tum cocuklara karsi birseyleri eksik yapiyormusum gibi hissediyorum siklikla. Onlara bu dunyayi duzeltip birakmak istiyorum. Ama elimden bir sey gelmiyor. Elimizden bir sey gelmiyor. Bu yetersizlik hissi cok fena…

  3. dün akşam eşimle konuşuyoduk canlı bomba alarmı varmış dedim 5 yaşındaki çocuğumun çok irdelemiyceğini düşünerek çünkü o sırada başka bişeyle ilgileniyodu hemen döndü anne canlı bomba ne dedi 🙁 nasıl açıklıycağımı şaşırdım bilmiyorum doğrumu yaptım işte insanlara zarar veren kişi dedim yuvarlak cümlelerle açıkladım akşam dayısı geldi gelir gelmez başladı anlatmaya canlı bomba var o insanlara zarar veriyo vs vs :))) çok düşünerek cevaplamak lazım soruları

  4. Cocuklar, yuzumuzdeki gergin ve uzuntulu hali tahmin ettigimizden cabuk seziyorlar..eger bu durumu (bu yazidaki sekilde) basit ve urkutmeden onlara anlatabilirsek, kafalarinda cevapsiz soru balonlari kalmaz ve inanilmaz genis hayalgucleriyle yanlis bir algiya inanmazlar..ben buna inaniyorum.bir de icinizdeki o adalet duygusu sanirim “para kazanmaya calisan” cocukla, “dilenen/dilendirilen” cocuk arasindaki ayrimda netlesiyor..