22 Yorum

Prenses kızlar, çapkın oğlanlar

Toplumun kız ve oğlan çocuklarına atfettiği davranış kalıpları var. Kızlara sürekli ‘güzel, nazlı prenses’ muamelesi yapılırken oğlan çocuklarına da ‘havalı, çapkın erkek’ tavırları yakıştırılıyor.

Ve hayır, bu davranışlara sadece komşu teyzelerde, sokakta ‘Sen artık büyüdün, erkek adam oldun’ diyen amcalarda rastlamıyoruz. Anaokullarında başlıyor bu tavırlar, öğretmenlerden üstelik. Her sabah kapıda çocukları karşılayan okul yetkilisinin, o gün Elsa kostümüyle gelen kız çocuklarına ‘Ahhh ne güzel olmuşsun, o elbiseni bi gün bana ödünç versene!’ dediğini duydu bu kulaklar, hem de kaç defa.

Çocukları yaz okuluna verdik geçen ay, tatil dönüşü de kaldığımız yerden devam edecektik. İlk günün sonunda almaya gittiğimde ‘Ay biz hepimiz oğlunuza aşığız’ dedi öğretmenlerden biri; diğerleri de onu onayladılar. Ama oğlum onlara aşık değilmiş, hatta öğretmenlerden biri ona ‘evlenme teklif etmiş’ fakat o ‘sen benden çok yaşlısın’ diyerek reddetmiş, öğretmen de bunu videoya çekmiş, ah ne komikmiş, falan da filan.

Bu konuda gerekeni yaptık, konuşmamız gereken kişilerle konuştuk ve gözümüze çarpan başka terslikleri de dikkate alarak bu okula devam etmemenin daha doğru olduğuna karar verdik. Ancak beni düşündüren şu var: Oğluma şaka yollu evlenme teklif eden öğretmen, söz konusu bir kız çocuğu olsa (ve kendisi erkek olsa) aynısını yapabilecek miydi? Yoksa direkt ‘cinsel istismar’ olarak mı değerlendirilecekti yaptığı (Yanıt: cinsel istismar olmasa bile kötü niyet aranacaktı, bu kesin. Bu durumda biz kötü niyet olduğunu düşünmedik ancak çok yakışıksız bir tavır olduğunu düşünüyoruz)

Sizi bilmem ama ben çok sıkıldım bu kızlara prenses, oğlanlara da çapkın muamelesi yapan kalıplaşmış toplumsal davranışlardan. Her kız prenses olmak zorunda mı? Her oğlan çocuğu ‘erkek adam’ gibi davranmak zorunda mı? Kalıplarınızı yavaşça yere bırakın da öyle konuşalım.

Üçüncü oğlumu beklediğim şu günlerde daha önce okuduğum bir kitabı yeniden okuyorum: Raising Cain: Protecting the Emotional Life of Boys. Yanlış hatırlamıyorsam bir Blogcu Anne okurunun tavsiyesiydi (bugüne kadar bana iyi gelen başka birçok öneri gibi), ve ıssız bir adada tek başıma kalsam yanıma alacağım kitapların başında geliyor şimdi. Türkçe çevirisi henüz yok ancak bence olur yakında…

Washington Post gazetesi bu kitap için ‘oğlan çocuğu yetiştiren ya da eğiten herkesin okuması gereken bir kitap’ demiş. Ben uzman olmadığım için bu kadar güçlü bir iddiada bulunamayacağım ancak benim oğlan çocuklarıma ve hatta 20 küsur senedir birlikte olduğum adama karşı bakışlarımı değiştirdiğini söyleyebilirim. Özetle, kadın olmak zor evet ama erkek olmak da hiç kolay değil ve sebebi işte bu daha küçücük oğlan çocuklarına yaptığımız yakıştırmalara dayanıyor.

Öfkenin uzantısı olan şiddetin, erkeklerin kaderi olmadığını, toplumun sonradan yerleştirdiği bir davranış türü olduğunu söylüyor kitap. Ve oğlan çocuklarının istenirse şiddete karşı duran erkekler olarak yetiştirilebileceğini, bunun yolunun da, aynı kızlar gibi, oğlanların duygularının farkında olarak ve onlara izin vererek büyütülmelerinden geçtiğini anlatıyor.

Ve beni en çok etkileyen: ‘Kızlarla oğlanlar, kadınlarla erkekler arasındaki benzerlikler, farklılıklardan daha çoktur. Sadece farklılıklar daha çok bilimsel araştırma konusu olduğundan haber değeri daha çoktur’ diyor.

Etrafınıza bir bakın, etrafınızdaki pembe-mavi ayrımının geldiği noktaya… Bir oyuncakçıya gittiğiniz zaman ‘Kız oyuncakları, erkek oyuncakları’ diye ayrılıyor reyonlar. Sadece oyuncaklar mı, kitaplar bile! Kızlar İçin Yaratıcı Boyama, Erkekler İçin Yaratıcı Boyama diye kitaplar var örneğin… Kızların boyadığı kekleri, elbiseleri oğlanlar boyayamaz mı? Ya oğlanların boyadığı laboratovar tüplerini, yarış arabalarını kızlar boyasa n’olur?

Lego’nun 1981 yılındaki şu reklamı her şeyi özetler nitelikte…

LegoReklam

‘Kızlara pembeli çiçekli, evli Lego’, oğlanlara ‘teknik Star Wars Legosu’ döneminden çok çok önce hazırlanan bu reklamda kızın kıyafetine bir bakın. Elindeki legoların renklerine… Tek bir pembe görebilecek misiniz? Ya reklam metni? ‘Çocuğun yüzündeki ifadeye bakın. Ne yaptığı önemli değil, önemli olan yarattığı şeyle ne kadar gurur duyduğu…’ diyebilen Lego ne oldu da 2015 dünyasında kızlara özel pembeli, çiçekli tasarımlar yapmaya başladı? Oğlanların Legosunda neden çiçek yok, onlar bahçeyle ilgilenemez mi?

Bizler de bunun böyle gelmiş böyle gider olduğunu düşünerek hareket ediyoruz. Ben bugüne kadar çocuklarıma oyuncak bebek almadım çünkü ilgilenmeyeceklerini düşündüm ve hakikaten biri ilgilenmiyor. Ancak bir diğeri bir arkadaşının evinde gördüğü Barbie bebek evini çok beğendi ve ondan istiyor. Şimdi ben ‘Sen erkek adamsın’ diyerek onu bu oyundan uzaklaştırmalı mıyım? (Barbie evi almak istemiyorum ancak kız oyuncağı olduğundan değil, bence gereksiz pahalı olduğundan, bir sürü yer kaplayacağından falan… Kız olsa da almak istemezdim (ama bir noktada pes eder miydim?))

Bütün bunlar, kızlarda cinselliği, oğlanlarda şiddeti vurgulayan oyuncaklar bu ‘prenses kızlar, çapkın oğlanlar’ bakış açısının üstüne inşa ediliyor. Batıda oğlan çocukları ‘duygularını göstermeyen, güçlü erkekler’ olarak yetiştirilirken bizim gibi şark toplumlarında bir de işin içine ‘amcalara pipini göster’ boyutu katılıyor. Küçücük çocuklara ‘çapkın’ yakıştırması yapılıyor, çapkınlık yapması matah hatta gerekli bir şeymiş gibi anlatılıyor (Konuşmayı yeni öğrenen oğluna ‘kızlara nasıl laf atacaksın?’ diyen annenin videosunu hatırlayın), ‘büyüyünce çok canlar yakacak’ bu deniyor.

Yalan da değil. Öyle yetiştirilen çocuklar ileride gerçekten de can yakıyor. Ve hatta can alıyor.

Ben iki (yakında üç) oğlan annesi olarak çocuklarımı bütün bu kalıplardan uzak tutmaya çalışıyorum. İki sebepten dolayı kolay olmuyor: (1) Toplumsal kodlamalar ve (2) içsel kodlamalar… (1) Ben istediğim kadar erkekliğin ağlamayla ilgisi olmadığını çocuklarıma anlatayım, etraftan, arkadaşlarından, aile büyüklerinden duydukları ‘Erkek adam ağlamaz’ sözleri onların da diline yerleşebiliyor. Uğraşıyorum bunları silmek için.

Ve (2) tabii benim de kodlamalarım var eskiden gelen. Kendim kadın (küçük bir kız çocuğu) da olsam, oğlanların iş yapmadığı, erkeklerin ev işine elini sürmediği, arabadan onların ‘anladığı’, erkekli ortamlara erkekle girince işlerin daha kolay hallolduğu bir toplumda büyüdüm. Bunları geride bırakmak kolay olmuyor. Hatta bazen imkansız oluyor. Yine de çok uğraşıyorum.

Oğlan çocuklarının daha iyi anlaşılması -ve duygularını okuyabilme yetenekleri geliştirebilmesi halinde- her iki cinsiyetin de daha iyi anlaşılacağını öne sürüyor Raising Cain’in yazarları…

O yüzden bir daha oğlunuza ‘erkek adam’ yakıştırması yapmadan önce bir düşünün, etrafınızdakiler oğlunuza ‘Koca adam olmuşsun’ dediklerinde onları düzeltin. İçindeki küçük çocuğu, bir daha hiç iletişime geçemeyeceği şekilde uzaklaştırıyor olmanız sadece oğlunuz için değil, hiçbirimiz için hayırlı değil.

22 yorum

  1. Yazlık bahçesinde ogullarim kostururken teyzeler geldi yanima oturdu. ogullarimin kovalamaca oyununa katılan torununu zorla yanına çağırıp oturttu, ‘erkek onlar uyma onlara sen uslu uslu otur yanımda’ dedi. çok bozuldum bir yandan kıza da acıdım. sonra kalktım balkondan gördüğüm telefondan ciftetelli açmış teyzeler kızı ortalarında oynatiyordu. kız uc buçuk yaşında teyzeler gayet modern bikinisinden ödün vermeyen anneanne ler. bu çocuklar büyüyünce nasıl arkadaş olacak, dostluk nedir bilneyecekler mi? böyle ailelerle çok zor.

  2. Soylenebilecek çok şey var..Yazının içinde yer alan bir çok şeye katılmamak ise mümkün değil ..Çocuklar çok özeldir her biri farklıdır kalıplar içine döküp belirli bir tarz çerçevesinde davranış sergileyen hele bu kişi de eğitmen ise durum gerçekten kötü ..

  3. benim kizimda ozellikle her kiyafette kirmizi ve pembe olmasina sinir oluyor. bir kiz cocugu olarak siyah , gri benim favori rengim olamaz mi ya diyor. yurtdisina gittigimizde en sevdigi sey alisveris yapmak cunku lacivert , kahverengi, siyah hersey var burada diyor cok mutlu oluyor. her dogum gununde gelen barbieler ise cekmecenin bir kosesinde gelecek misafir cocuklarini bekliyor. ama yine de toplumda da sinifta da bir baski var butun sene esofmanla okula giden kizim mezuniyette hic ondan beklenmeyen bir gece elbisesi aldi kendine 🙂

  4. Hollanda’da yasiyorum, iki oglumu da burada dogurdum, buyutuyorum. Turkiye’deki kadar olmasa da burada da kafalarda belli kaliplar var. Buyuk oglum iki yasindayken kreste en sevdigi arkadasi bir kizdi. Hep onunla olmak, onunla oynamak istiyordu. Sevgisini sarilarak, operek gosteriyordu. Ve kresteki ogretmenler bunu capkinlik olarak olmasa da yetiskinlerinki gibi bir karsi cinse ilgi olarak yorumluyorlardi. O yastaki cocugun cinsiyet kavraminin henuz olusmamis, kizlarla erkeklerin farkli cins oldugunu idrak edemeyecek olmasi gozardi ediliyordu.

    Simdi uc bucuk yasinda oglum ve Elsa hayrani. Onun gibi elbise giymek, pelerin baglamak, saclarini onun gibi ormek istiyor. Ve ben ona battaniyesini pelerin gibi baglamayi ogretsem de elbise giydirmeye cekiniyorum. Baska bir yazina da benzer bir yorum birakmistim ve bu cekincemin icten ice escinsellikle ilgili bir korku mu oldugunu sorgulamistim. Simdi dusundukce bunun oyle bir korku olmadigini, icimdeki cinsiyet kodlamalarindan kaynaklandigini goruyorum. Barbie evinden henuz haberi yok, ama Frozen bebeklerinden istiyor ve galiba alacagim bir tane.

    Diyecegim, bu bahsettigin kodlar gercekten cok derinlere islemis ve gorebildigim kadariyla sadece bizim toplumumuza has degil, heryerde bir miktar var. Raising Cain’i yine bu blogda baska bir yazida ilk defa duymus ve hemen almistim. Erkeklerle ilgili aslinda bildigimiz ama tam olarak adini koyamadigimiz bu sartlandirmalarin nerede ve nasil hayata gectigine dair cok bilgilendirici bir kitap. Kucuk yastan itibaren bu kodlamalarin nasil bizim ve erkek cocuklarin icine yerlestigini cok net anlatiyor. “Emotional literacy” denilen seyin sadece kizlara/ kadinlara degil erkeklere de ne kadar lazim ve gerekli oldugunu fark etmemiz acisindan cok onemli buluyorum. Keske cocuk yetistiren herkes bu kitabi okuyabilse.

    • merhaba ben de hollandadayım, benim etrafımızda gördüğüm kadarıyla burada tr deki kadar renk ayrımı yok. Kızım da genelde erkek reyonundan giyinmeyi seviyor ve okula oyle gidiyor. Kızımın bir erkek arkadaşı etek giymeyi kız oyuncaklarıyla oynamayı çok seviyor. Sınıfta canı isteyince giydiği bir fırfırlı etek var. Kimse yadırgamıyor kimse karışmıyor. Benim de çok hoşuma gidiyor

      • Sizin adiniza cok sevindim. Belki de cok fazla genellememek lazim bu tip seyleri. Benzer sekilde benim oglumun sinifinda da farkli kostumler/kiyafetler var ve cocuklar istedigi gibi kullaniyor bunlari. Ancak renkler konusunda mesela evde hicbir yonlendirme yapmamamiza ragmen, birkac ay oncesine kadar en sevdigi renk pembe olan oglum, son donemde “anne ben en cok siyah ve kahverengi seviyorum” demeye basladi. Halbuki hic siyah/kahverengi secmez kiyafet/ oyuncak alirken. Nedenini sordugumda, baska bir erkek arkadasinin adini soyleyerek “ama o oyle dedi bana, pembe kizlar icinmis” dedi. Uzuldum, duzeltmeye calistim, tum renklerin guzel oldugunu, cocuklara her rengin cok yakistigini anlattim ama ne kadar ikna edebildim bilemiyorum.
        Bu ornekten ve yukarida anlattigimdan yola cikarak burada da cinsiyetle ilgili belli kodlarin yerlesmis oldugunu dusunuyorum. Elbette (ve neyse ki) bizim kulturumuzdeki kadar yogun ve baskici degil 🙂

  5. Küçükken bir akrabamızla çok yakındı evlerimiz. Bana daha küçücükken genç kız oldun artık der dururdu, uzun süre genç kız lafından nefret ettim. Sanki ayıpmış gibi gelirdi nasıl kodladıysam aklımda

  6. Elinize sağlık duygu ve dusuncelerimi okudum. Benim 7 aylık bir kızım var birkaç aydır blogunuzu severek takip ediyorum ( sevmesem etmezdim tabi:)) Biz çocuklarımızı duyarlı, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetistirmeye calisiyoruz ya da calisacagi. Cok cok endiseliyim etrafa haberlere baktıkça ben evladımı nasıl insanlarla bir arada kalmasina tahammul ederim diye yalitamazsiniz! Ne yazik ki öğretmeninden doktoruna ev hanimindan muhebdisine vs vs daha katedecek cook yolumuz var

  7. Elif şu kitabı birkaç seferdir sende görüyorum, ve maalesef İngilizcem kitabı özümseyecek kadar iyi değil. Ne güzel olurdu senin aracılığınla kitabı Türkçe’ye çevirseler! Orda bizi duyan yayınevleri, editörler, çevirmenler vaaar mııııı? 🙂

    Bizim evde de son günlerde şöyle diyaloglar geçiyor, hiç hoşnut değilim… Ege, düşse ya da bir yere çarpsa, canı çok ciddi şekilde acımazsa ağlamayan sızlanmayan bir çocuk. Ama son günlerde en ufacık bir çarpmada uff diyip çarptığı yerini bize uzatıp öptürmek istiyor. Hatta bazen özellikle kendisi çarpıp/vurup sonra gelip öptürüyor. Demek ki çocuğun buna ihtiyacı var deyip ben öpüyorum. Eşim de her seferinde “erkek çocuğu o, öpüp durma” diyor hatta Ege ona öpmesi için uzattığında “bişey yok bişey yok hadi oyuna devam” diyerek öpmeden iteliyor çocuğu. Bunu anlatmaya çalışsam da eşime, başarılı olamadım. Daha aile içinde başlıyor yani bu yazdıkların….üfff….

  8. %100 katılıyorum.. ozellikle lego konusunda cok sinirleniyorum. benim oglum mesela hayvanlari sever, ciftlikleri sever.. oysa bunlar kiz oyuncagi gibi pembeli morlu cicekli ve kiz tarafinda satiiliyor.. oglum da magazaya girince bunlari istiyor.. cevremizden de aa onlar kiz oyuncagi tepkisi deliyor.. deli oluyorum..
    ogluma tencere tava bebek almis bir anneyim. aynen ev islerine katilmasini saglamaya calisiyorum.. babasinin alakasi olmamasina ragmen.. bunlarda bile tepki aliyorum.. zor cok zor..

  9. Çok doğru. Her kelimesine katıldım 🙂

  10. Ahh ah bir kız annesi olarak ben de ne kadar rahatsizim şu cinsiyetci yaklaşımdan. Henuz 10 aylık kızım için cevredekilerin ‘Aman da pek guzel.Kim koruyacak bu güzel kızı büyüyünce? ‘ ya da yakinimz olanların oğlan çocukları icin ‘Bizim oğlan korur büyüyünce bu prensesi’ gibi sacma sapan soylemlere artık aninda yapistiriyorum cevabı: “Benim kızım kendini koruyabilir. Kimsenin korumasına ihtiyacı olmaz.’ Ben kızımı toplumsal dayatmalara inat böyle yetistirmeye cabalayacagim inşaallah. Ne oranda başarılı olurum bilemiyorum ama en azından şu kalıpların dışına azıcık ciksak kardir diyorum.

    • Eylulde Insallah ilk bebegimizi bekliyoruz, bir kiz. Gorumcem Nisan sonu dogum yapti, yegenimiz oglan. Gorumcemin kayinpederi “ne guzel, bir “big brother”i olacak kizinizin” dedi. Kasim gozum oynadi, “yasit olacaklar, ne guzel” diyebildim. Ne abisi yahu dort bes aydan. Millet kiz cocuklarina abilik yaptirmaya ne kadar hayran…

  11. Sevgili Elif, kiz erkek ayrimini bir kenara birakip insan olarak baksak, yetistirmeye calissak cocuklarimiza hersey degisecek sanirim. Cocuklar kucukken sanki kizlarin yasadigi ya da gosterdigi davranislari erkekler ve erkeklerinki ni de kizlar gosteremezmis gibi kodlaniyor ve bu kod buyuyerek devam ediyor. oysa ki kadin ya da erkek her insan ayni duyguyu hissedebilir, ayni davranisi sergileyebilir. Bir insanin sahip olabilecegi hersey her iki cinse de aittir.Sevgiler…

  12. Yine harika yazmışsınız. gerçekten de doğru dedikleriniz. hem profilin de hem de blogum da paylasacagim

  13. bu arada geçen oğlum düşüp aglayinca ‘erkekler aglamaz aglama’ diyen komşuya öfkeyle ‘aglayabilirim çünkü canım yandı’ diye bağırdı. ayağını da yere vurarak. valla hoşuma gitti çocuklar da sıkılıyo demek bu kalıplardan

  14. Kızıma doğum yaptığımda bebeğimizle ailece kantinde otururken diğer ailelerde bebekleriyle kantindelerdi bebebeklerin hepsi kız bir tane erkek bebek vardı ve o Bebeğin ailesi bebeklerini “oğlum hangisini istiyorsun seç beğen al” diye sevmişlerdi nokta.

  15. bu kitabın veya başka bir yazarın tavsiye edebileceğiniz kız cocukla ilgili olanı var mı ? Ben de bu konuda nasıl davranacağımı bilemez durumdayım. Bir elbise giydiriyoruz hep bir agızdan ay çok guzel oldun, ay bayıldım, ay prenses gibi oldun diyoruz. bayılıyor kendine. bir yandan en dogal hakkı mı acaba mutlu ve guzel hissetmek diyorum, bir yandan henüz 15 aylık “güzel” kelimesinin kullanılması bile hoşuma gitmiyor.

  16. Merhaba
    geçen gün iş çıkışı oğlumla bahçede oynadık, üzerimde hala iş kıyafetim ve çantam vardı. sonra oğlum havuza gitmek istedi. ayakkabılarını çıkarıp ayaklarını suya soktum. Derken havuzdaki abilerinden biri paletleriyle bizi baştan aşağıya ıslattı. bende oğlumun üstünü ıslak giyisiyle durmasın diye çıkarıp ayaklarını suya soktum. derken bezi de ıslandı ve bezini de çıkardık. üzerinde sadece poposunun altına kadar gelen bir t-shirt ile kaldı:). biz tam eğleniyorken site yöneticisi geldi ve oğlumun p-ipisi göründüğü için herkesin rahatsız olduğunu kız çocuklarına bunu nasıl anlatacaklarını bilemediklerini ve lütfen havuzdan çıkabilir miyiz diye beni uyardı. bu arada oğlum 22 aylık…… ne kadar uğraşsak da toplumun bu cehaleti bitmeyecek……Şaşkınım

    çok üzgünüm

    • Konudan bağımsız oldu ama alti bezli bebeklerin, bezini açıp havuza veya denize sokmak da ne kadar doğru bilemiyorum.
      Bugün deniz kıyısında bir aile bezi açıp, havadan elindeki bezi kumsala fırlattı; sonra da bezi birakip gitti. Deli oldum..maalesef

  17. Elif çok güzel yazmışsın yine. Belki daha önce bahsedilmiştir ama Zogi adli çocuk kitabında bu konu çok eğlenceli bir şekilde ele alınmış. Aşağıdaki linkten bakılabilir, benim oğlum çok seviyor Zogiyi.
    http://www.birdolapkitap.com/2010/08/26/ejderha-zogiyle-tanisin/