2 Yorum

Nazlı’nın Gebelik Günlüğü, 25. hafta

Havalar aşırı sıcak. Klimalı bir odada çalışıyorum, öğlen yemeğimi yeyip hemen odaya çıkıyorum ve öğlen sıcağında dışarı burnumun ucunu bile çıkarmıyorum. Ona rağmen işe gidiş dönüşlerde bunalıyorum. Hava sıcaklığı 40 dereceyi bulmuş ve mevsim normallerinin 10 derece üzerine çıkmışken valiliklerin neden engelli, hamile ve tansiyon hastalarına idari izin vermediklerini anlayabilmiş değilim. Bir valilik duydum bunu yapan sadece. Tamam, ortalık karışık biliyorum. Hele ki büyük şehirlerde yaşayan bizlerin sokakta can güvenliği bile yok. Canlı bomba söylentileri, kalabalık yerlerde bulunmaktan çekinme halleriyle zaten yaşıyor muyuz yaşamıyor muyuz belli değil. Artık nasıl yaparlarsa yapsınlar ve bu gidişata dur desinler. Bu topraklarda acı hiç bitmeyecek mi?

Sırf karnımdaki canım etkilenmesin diye duymamaya, görmemeye çalışıyorum. Güzel şeyler düşünmeye çalışıyorum. Bu ara babasıyla üzerinde en fazla kafa yorduğumuz konu isminin ne olacağı. Hiç bir ismi beğenemiyoruz, yakıştıramıyoruz oğlumuza. Ne kadar zormuş meğer insanın evladına isim koyması. Gerçi bizde kriterler fazla olunca kendi kendimize zorlaştırıyor da olabiliriz. Yok çok eski bir isim olmasın, son zamanların moda isimlerinden olmasın, kolay söylensin, dalga geçilecek bir isim olmasın, Türkçe olsun, anlamlı olsun derken iyice kafamız karıştı. Gerçi biz eşimle bir isimde mutabıkız ama eşim illa ikinci bir ismi de olsun dediği için araştırmalar devam ediyor. Ben iki isim konusunda ısrar etmiyorum bana kalsa tek isim de gayet güzel olur. Doğurana kadar vaktimiz var, elbet karar vereceğiz.

Nazli25

Geçenlerde annemle konuşurken artık altı aylık hamile olduğum ve üzerimdeki ‘aman canım hallederiz, daha vakti var’ rahatlığının artık bitmesi gerektiği gerçeği yüzüme tokat gibi çarptı. ‘Ay anne o da lazım, bu da lazım, her şey lazım, çok şey lazım’ diye yine bir panikledim ama sonra yaptığım liste aklıma geldi. En azından bir liste yapmıştım canım, azı gitmiş çoğu kalmıştı.

Bir gün eşimle mahalle arasında yürüyüşe çıkmıştık. Severim ben böyle gezmeyi, mahalle esnafının dükkanlarına bakmayı. Ama koca koca AVM’lerden, aklımızda yer etmiş markalardan alışveriş etmeyi alışkanlık haline getirdiğimizden hiç aklıma aradıklarımı bulabileceğimi ve daha ucuza alabileceğimi getirmemiştim. Ne zaman unuttuk mahalle esnafından alış veriş yapmayı?

Birçok bebek mağazası gördüm girdim, inceledim, fiyat sordum. İçlerinde çok beğendiklerim de oldu ve fiyatları o kadar uygundu ki! Sonra kendim için bir gecelik ve emzirme sütyeni aldım hemde bir gecelik fiyatının yarısından da aza. İhtiyaç listemi gözden geçirip tüm alışverişimi mahalle esnafından yapmaya karar verdim. Fazla gezmeden, görerek ve hepsini bir yerden alabilme imkanım olacak böylece.

Gelelim bu haftanın benim için en mühim olayına. Yeni doktorumuzla randevumuz vardı. Umduğumdan çok daha iyi geçti. Tüm testlerimi bir dosya yapıp gitmiştim, iyi oldu. Hastane kalabalık, hastası çok olmasına rağmen doktor bizi çok sıcak karşıladı. Yarım saate yakın kaldık içeride ve aklıma gelen gelmeyen her şeyi konuştuk. Bir doktorda aradığım tüm özelliklerin kendisinde fazlasıyla bulunduğunu daha ilk görüşmeden söyleyebilirim.

Oldukça rahatlatıcı bir tarzı var doktorun. Normal doğum konusundaki düşüncesini ise ‘benim için tek doğum şekli vardır, gerisi fırtınadan kaçma yoludur ve kesinlikle doğum şekli değildir’ diyerek belirtti. En küçük detayı atlamadan ve ayrıntılarıyla açıklayarak anlattı her şeyi.

Ultrason muayenesine geçtiğimizde plasentamın hala aşağıda olduğunu ama korkmamam gerektiğini söyledi. Eğer yukarı çıkmazsa bebek büyüdükçe baskı yapacağından kanama olabilirmiş. Bunu söylerken bile oldukça rahatlatıcıydı. Kötüyü çağırma, hep iyi şeyler düşün, iyi olacak dedi hatta. Kendimi yoracak işlerden kaçınmalıymışım. İş yerinde oturarak çalıştığım için sorun yokmuş.

Oğlum 970 gram ve 35 cm olmuş. Ne kadar hızlı büyüyor, inanılmaz. Her muayene beni şaşırtıyor. Birde yandan bize yandan çok güzel bir fotoğraf verdi. Ağzı ve burnu küçücük ve öyle tatlı ki! İnsanın bu mucizeyi görünce aklına hiç bir olumsuzluk gelmiyor zaten. Ben şimdiden ona tutkuyla bağlanmışken doğduktan sonra ki halimi düşünemiyorum bile. Gerçekten bu sevginin ne sınırı olabilir ne de tarifi. Evimizin süt kokacağı günlere az kaldı ve ben sabırsızlıkla bekliyorum.

Sevgiler,

Nazlı

Yazar Hakkında

NAZLI TANTOĞLU – 31 yaşında, çocukluk aşkıyla 6 yıldır evli. Ankara’da yaşıyor. Aşırı tipik bir Kova burcu. Kışı hiç sevmeyen bu kış çocuğu günün birinde sıcak bir memlekete yerleşip yaşlanmayı hayal ediyor. Okumayı, konuşmayı ve yemek yapmayı çok seviyor. Gebeliğiyle birlikte mecburi ara verdiği Yemekçinin Mekanı isimli bir de yemek bloğu var.

Nazlı’nın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

2 yorum

  1. Nazıl,
    Bende Ankara’da yaşıyorum32 haftalık hamileyim ve doktorunu merak ettim.Benimki şimdiden sanki beni sezaryan fikrine alıştırıyor.Bir mahsuru yoksa doktorunu öğrenebilir miyim ve hangi hastanede olduğunu ?

    • Merhaba Burcu,
      Doktorum Etlik Lokman Hekimden Sebahat Turan. Eğer görüşmek istersen şimdiden randevunu almanı tavsiye ederim. Çünkü oldukça yoğun bir doktor.