0 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 23. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Yazın en sıcak zamanlarını yaşadığımız şu günlerde, hamile kişisinin durmadan büyüyen karnı ve göğüsleriyle başa çıkabilmek için yapacağı en iyi şey, ayağında sandalet, üstünde etek yahut elbise, elinde de soğuk bir su şişesiyle dolaşmasıdır. Nitekim, başka her türlü şey fazlalık yapacak ve onu bunaltacaktır. Bu aralar, kimse bana dokunmasın, beni ellemesin durumu var bende de. Sinan’la oynamaktan/boğuşmaktan bile kaçar durumdayım. Sanırım, hamileliğin “altın” haftaları sayılan ikinci trimesterin sonlarına yaklaşıyor oluşumun etkisi bunlar. Malum, bundan sonrası artık giderek ağırlaşan ve yeni dengesini bulmaya çalışan bir vücut, onu taşımakta zorlanan ve hep ağrıyan bel, bacak ve ayaklar!

Bu hafta en belirgin şikayetlerim (sıcaklar dışında), sabahları kalçam tutulmuş şekilde uyanmak! Yan yatmaya özen gösterdiğim için, gece her ne kadar bir sağ, bir sol yapsam da, sabah uyandığım taraf tutulmuş oluyor ve çok ağrı yapıyor. Bunun en basit çözümü, iki bacak arasına yastık sıkıştırmak. O da bakalım ne zamana kadar iyi gelecek! Bir de geceleri beni sıkça yoklayan bacak kramplarım var. Geçen hafta doktora bundan bahsettiğimde, magnezyum ve kalsiyum eksikliğinden kaynaklandığını onaylamış, ve muz, yoğurt, badem vb. besinleri yememi önermişti. Bir de, kramp anında, ayak parmaklarımızı istemsiz şekilde öne doğru (balerin misali) uzatmak yerine, tam tersi şekilde (flex pozisyonu) geriye doğru çekersek krampları acısız atlatabileceğimizi anlatmıştı. Ben de, her kramp geleceğini anladığım anda onun dediğini yapıyorum artık ve böylece kramp krizlerini büyük ölçüde atlatıyorum.

Deniz23

Başka bir sıkıntım da son günlerde artmaya başlayan tatlı isteğim. İlk hamileliğimde, şekerle hiçbir sorunum olmamış, şeker yükleme testini başarıyla geçmiş, ve hatta hamileliğimin son aylarında hiç umursamadan dilediğimce tatlı yemiştim. Ancak ikinci kez hamile kalmadan birkaç ay önce yaptırdığım rutin kan ölçümlerinde, şeker değerlerim “ileride diabet olabilir” şeklinde yüksek çıkınca doktor egzersiz yapmamı ve lifli yiyeceklere (kepekli, yulaflı yiyecekler, baklagiller vs.) ağırlık vererek, karbonhidratı (özellikle beyaz pirinç, patates, makarna, beyaz ünlü kek, kurabiye, bisküvi vs.) azaltmamı önermişti. Reçele, bala, kek, kurabiye ve benzeri abur cubura oldukça düşkün biri olarak, çıkan sonucu ve yapılan önerileri “nasılsa bişey olmaz” mantığıyla önemsememiş ve aynı şekilde (dengesiz) beslenmeye devam etmiştim.

Ancak, hamile kaldığımı öğrenir öğrenmez tesadüfen konuştuğum uzman bir hemşire “diabete yakalanmamanın en iyi yolu diabetliymişcesine yaşamaktır!” diyerek beni öylesine sert bir şekilde uyardı ve kendime getirdi ki, bebeğimin sağlığı için çok dikkatli beslenerek, ilk üç ay boyunca “büyük bir fedakarlıkla” tatlıyı ve karbonhidratı bıçak gibi kestim. İşe de yaradı, şeker değerlerim birinci trimesterin sonunda yapılan ölçümlerde normal değerlerin üst sınırına inmişti. Doktor, hamileliğin devamında da çok sıkmadan ama dikkatli bir şekilde beslenmeye devam edersem bir sorun yaşamayacağımı söyledi. Tabii araya giren Türkiye tatilinde, hele ki Ramazan ayında, tüm o leziz tatlı ve hamur işlerine karşı koymak oldukça zordu. Bir de üstüne, Türkiye’de kontrole gittiğim doktor, ultrasona bakarken “suyun biraz yüksek, şeker var mı sende? En iyisi şeker yüklemesi yaptır!” diyince, hem şaşırdım hem de korktum! Türkiye’deki şeker yüklemesi ile ilgili tartışmalardan yeni yeni haberim oluyor, ama burada rutin olarak yapılan bir test olduğundan, seçme şansım zaten yok. Üstelik, bu sefer iki saatlik teste girmek zorundaymışım, yeni doktorum bir saatlik testi büyük ihtimal geçemeyeceğimi, bu yüzden iki kez şeker yüklemesi yapılacağını söyledi! Velhasıl, haftaya şimdiden korkulu rüyam olan şeker testi beni bekliyor, ve ben bu hafta çok daha dikkat etmeye çalıştıkça da canım fazlasıyla tatlı çekiyor!

Haftaya görüşmek üzere! Sağlıklı kalın!

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.