9 Yorum

Blogcu Gebe – 16. hafta

Geçtiğimiz haftayı özetlemek istesem iki kelime kullanmam yeterli: ÇOK.SICAK.

Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Düzelt: Gördüm. Hatta hayatımın büyük bölümünü de böyle geçirdim. MERSİN’DE! Evet, rutubetten nefes alamamak, duştan çıktıktan sonraki 5 dakika içinde tekrar yapış yapış olmak isteseydim Mersin’e geri taşınırdım. Geçtiğimiz hafta bu anlamda Mersin’i aratmadı.

Sıcakların nefes aldırmadığı, sıcaktan yerimden kalkamadığım ve uyumakta da zorlandığım bir gecenin ertesinde annemlere göç ettik. Çocuklar zaten hafta sonuna doğru gidiyorlar ancak bu sefer ben de peşlerine takıldım. Maltepe’nin yükseklerinde oturuyor annemler ve orası bile sıcaktı ancak gece uyunuyordu en azından. İki gün sonra da normale döndü, akşam otururken üzerimize hırka bile aldık, dünya varmıştı!

Hamile halinle annenin yanında kalmanın bir iyi, bir kötü tarafı var. İyi tarafı: Gak desen annen istediğin yemeği yapıyor. Kötü tarafı: Gak desen annen istediğin yemeği yaptığı için deli gibi yiyorsun. Ben de gelsin sarımsaklı köfteler, gitsin pişiler derken bence kiloma kilo katmışımdır orada…

BlogcuGebe16
İşin kötü tarafı, hava o kadar sıcak ki hareket etmek gelmiyor içimden. Normalde olsa dışarıda yapacak bir sürü iş yaratırım kendime, ama şimdi çarşıya inmek bile gözümde büyüyor. Öyle bir halsizlik çöküyor ki üzerime bazen, ‘pestil’in sözlük karşılığı gibi hissediyorum kendimi… Ve aklıma ‘ya daha da fazla hamile olsaydım’ ve ‘ya bu sıcaklarda emziriyor olsaydım?’ senaryoları geliyor, tüm çok gebelere ve emziren annelere kolaylık diliyorum böyle zamanlarda. Annem beni Ağustos’un 15’inde doğumuş HEM DE MERSİN’DE! Halime şükrediyorum, evet.

Dün itibarıyla Moda’ya döndük ve esinti peşinde koşuyoruz şimdi. Koşun, balkonun şurası esiyor, yetişin evin burası esiyor derken bence biz gene kaçarız yükseklere… Eskilerin bir bildiği varmış yaylaya çıkmakla…

Bu aralar sıcaktan başka sıkıntı yaşadığım bir başka konu ise İstanbul’un kokulu suyu. Ben diyeyim küf, sen de toprak, ne idüğü belirsiz iğrenç bir koku var sularda ve İSKİ bugüne kadar elle tutulur bir açıklama yapabilmiş değil. Önce Sakarya’nın suyu dedi, sonra yosun dedi velhasıl ben yüzümü zor yıkıyorum bu suyla… Normalde yemeklere, çay/kahveye musluk suyu koyardım ben kaynıyor diye, bu ara imkansız hale geldi bu. Dişimi bile içme suyuyla yıkıyorum, teşekkürler İstanbul’un Kadir Abi’si… Gerçi adamcağız ne yapsın, onun da işi başından aşkın… İstanbul’un orta yerinde rezil ettikleri Kurbağalıdere’nin islahıyla mı uğraşsın yoksa büyükşehirin suyuyla mı? Biz de çok şey istiyoruz canım!

Bu koku hassasiyetim yakın çevrem tarafından huysuzluk ve kapris olarak adlandırılıyor, çok bedbahtım! Ben ne yapayım yani av köpeği gibi her kokuyu alıyorsam? İki kat yukarıdaki komşunun sigarası, deponun rutubet kokusu herkesten önce ve daha fazla benim burnuma çarpıyorsa suçlusu ben miyim? Ben yapmadım, hormonlarım yaptı.

Doktorum bu sefer prenatal vitamin ve demire ek olarak bir de Omega 3 almamı tavsiye etti. Deniz’de ayrıyeten almadığımdan eminim, Derin’de ise çok iyi hatırlamıyorum ama bence almamıştım. Ne çok ve hızlı değişiyor değil mi tıp, o kadar çok destekliyoruz ki bebeleri, bu gidişle anne karnından çıkar çıkmaz toplama çıkarma yapacak zekaya ulaşacaklar.

Bizim bebe avokado kadar olmuş bu hafta. Ay şu avokado olmasa ne yapardık bilmiyorum. Birkaç sene öncesine kadar ismini bilmediğimiz bu meyve şimdi bebelerin en temel besin maddelerinden biri haline geldi. Türkiye’de de üretimi yapılıyormuş artık, o yüzden kolaylıkla bulunuyor anladığım kadarıyla… Neyse, bizim avokado bayağı bir hareketlendi, özellikle meyveye tepkisiz kalmıyor hiç. O kadar seviyorum ki bu hareketleri, bütün gün yatıp şeftali yiyesim var.

Bizimki meyve yer yemez pıtırdanmaya başlar teyzesi… #blogcugebe #16hafta #onaltıhafta

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Göğüslerimle göbeğim arasındaki yarış elbette göbeğimin fark atmasıyla sona erdi. O kadar ki artık ikiye katlanmakta sorun yaşıyorum. Dün gece ayak tırnaklarımı kesmek hiç kolay ve zevkli olmadı, eh, hormonlar (ve vitaminlerin) katkısıyla jet hızıyla uzayan tırnaklarıma iki haftada bir pedikür yaptırsam para dayanmaz. Tek çare Doğan’a tırnaklarımı kesmeyi öğretmek, hem böylece 8 senedir süregelen ‘Her şeyi yaparım da çocukların tırnaklarını kesemem’ fobisini de geride bırakmış olur belki. İşin ucunda ayak parmaklarımın bir kısmından olmak da var. Dur ben bu işi bir daha düşüneyim.

Bu hafta ilk kez bebeğimi gördüm rüyamda. Yeni doğmuştu, hatta doğumun hemen ertesiydi sanırım, ıslak, vıcır vıcır, kaygan bir şeydi ve çok saçlıydı. Yüzü gözü şişti çok ve sıcacıktı, ay ben onu yerim! Kime benzeyeceğini merak ediyor herkes, bense en çok neye benzeyeceğini, nasıl bir insan olacağını, ne gibi alışkanlıkları olacağını merak ediyorum. Onun için biraz daha beklemem gerekecek tabii ki… Oy annesinin kuzusu!

Geçende Doğan’a dedim ki ‘Ben hamile olmayı da, doğum yapmayı da, anne olmayı da çok seviyorum; yaşım daha erken olsa ve tüm koşullar istediğim gibi olsa vallahi daha da yapardım!’ Bana dehşet ve ‘hadi oradan’ karışımı bir bakış fırlattı, bilmiyor ki bu iş bittikten sonra onun içkisine ilaç katacağım nihohahahaaa! Bense biliyorum ki bunlar geleneksel ‘ikinci trimester sanrıları.’ Aylar geçip ben yerimden kalkamayıp ayak tırnaklarımı bırak kesmeyi, görememeye başlayınca fikrim değişecek. Olsun, onu o zaman düşünürüz.

9 yorum

  1. Elif hanım,

    Siz bu haftalık yazıları haftanız bitince mi yazıyorsunuz? 16. haftanız mı bitti? Siz yazdıkça okuyorum çünkü sanırım ben de aynı haftadayım ya da 1 hafta gerideyim. Teşekkürler,

    Zeynep

    • Aslında tam ortasında yazıyorum. Hafta cuma günleri dönüyor, ben Pazartesi yazıyorum. Şu an 16+5’teyim.

      • Cevap için teşekkürler. Ben şuan 15+5 teymişim. Güzel haberlerinizi okumayı bekliyorum:)

  2. elif günlerdir su kokuyor diyorum ve kimseleri inandıramıyorum! kokuyo yaa çok kötü kokuyo! not: hamile değilim!

  3. Ah 2 yil once 2 agustosta dogum yaptim ve sizin yazinizi okuyunca o gunler geldi aklima. O sicaklarda lohusa olmak emzirmek gogus yaralariyla ve dogum sonrasi agrilarla ugrasmak o kadar zordu ki. Insallah bir daha yazin dogum yapmam 🙂

  4. Sular kokuyorrr diye isyanlardayim haftalardir. sadece kardesim katilmisti bu tespitime. Ama simdi sevindim yalniz degilimmmm 🙂
    Hamile olmayinca daha zor bu takintilar :)))
    3. numara hayirli ugurlu olsun ailenize. abileri operim Dogan’a selam. sevgiler Dilara

  5. Bebeğim ve ben sizi 1 hafta geriden takip ediyorduk. 10 yıl aradan sonra herşeyi unutmuş bir anne olarak hafta hafta yaşadıklarınızı okumak, benzer sıkıntıların yaşandığını bilmek, bunların espiri ile karışık dillendirildiğini görmek hayatı hep ciddiye alan biri olan beni çok mutlu etmişti. Yaştan dolayı korkularımı da sizinle beraber unutmuştum. Ben 10 gün önce bebeğimi kaybettim ama sizi takip etmekten mutluluk duyacağım. Bebeğinizi sağlıkla ve mutlulukla kucağınıza almanızı dilerim.

    İyiki böyle faydalı ve paylaşımlı bir blog hazırlamışsınız.

  6. Kocaya Tırnak kestirme konusunu bir daha değerlendir bence:)) 8 yıl önce kocamın kestiği tırnaklarımı daha adam edemedik, öyle batırmış yani hepsini:))