27 Yorum

Annelik-öğretmenlik kıyası

Her tatilde aynı şey oluyor. İster yaz tatili, ister uzayan bir kar tatili, ne zaman ‘Ayh okullar açılsın artık höf!’ desem, başka anneler de bu sese destek verse bazı öğretmenler parmak sallıyor: ‘Evde bir çocukla uğraşamıyorsunuz, biz nasıl sınıfta 30 çocukla uğraşalım?’

Bu yazı, öğretmenlerin hepsine değil, tatilden yakınan annelere ‘Öğretmenlerin ne çektiğin anlıyor musunuz şimdi?’ diyen, her nedense başka zamanlarda anlamadığımızı ve onları takdir etmediğimizi düşünen ve hatta işi daha da ileriye taşıyıp ‘tatilden yakınan annelerin çocukları için üzüldüklerini’ söyleyen bazı öğretmenlere yazıldı.

Artık okullar açılsın.

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Bu bazı öğretmenlerin ‘Biz sizin evde başa çıkamadığınız çocuklarınızla okulda başa çıkıyoruz’ kıyaslamasını çok üzücü ve onun da ötesinde yanlış buluyorum. Üzücü buluyorum, çünkü demek ki benim çocuğuma başa çıkılması gereken bir sorun olarak bakıyorsunuz. Yanlış buluyorum, çünkü o öyle değil.

Değil, çünkü annelerin ve öğretmenlerin fonksiyonları farklı. Evet, birçok çocuk öğretmenine çok yakından bağlanıyor (ve öğretmenleriyle bu bağı kurabilen çocuklar çok şanslılar) ancak -başka anneler adına konuşamam ama- kendi adıma şunu söyleyebilirim ki benim çocuğumu okula gönderme amacım evde başa çıkamadığım çocuğumu öğretmenine paslamak değil. (Her ne kadar günün sonunda böyle bir fayda olsa da!)

Öğretmenliğin ne olduğunu öğretmenlere anlatacak değilim, ancak içlerinde anne olanlar bilirler ki annelikle aynı şey değil. Öyle olsa bütün annelerin herhangi bir eğitim almadan öğretmenlik yapmaları mümkün olurdu. Bu noktada bu bazı öğretmenlerin yaptıkları mukayese hatasını yapıp annelik şöyle zor ama işte siz işinizi işte bırakıp eve gidiyorsunuz (ki evinizde de sizi annelik üzerinden işler bekliyor olabilir) diyecek de değilim. Diyeceğim şu: Bir öğretmenin, ‘Artık tatil bitsin okullar açılsın’ diyen bir anneye ‘Sizin başa çıkamadığınız çocuklarınızla biz başa çıkıyoruz’ demesi, bir doktorun, çocuğunun ameliyat olması gereken bir anneye ‘Sizin iyileştiremediğiniz çocuğunuzu biz iyileştiriyoruz’ demesiyle aynı bence…

Evet, elbette çocuğun okulda olması (okulun güvenli, sevgi dolu, eğitici, öğretici, eğlenceli bir ortam olduğunu varsayarsak) benim işime geliyor. Ve evet, ister yaz tatili olsun ister kar tatili, normalde okula giden çocukların evde olması, çalışan anneye ayrı, çalışmayan anneye ayrı zorluk yaratıyor. Ya çocuğu yaz okuluna göndermek (ve bunun için organizasyon yapmak ve para ayırmak), ya evde bakıcı için ayarlama yapmak ya da evdeki düzeninizi değiştirmek, işlerinizi ertelemek/askıya almak zorunda kalıyorsunuz.

Ben en çok yaz tatilini yazlıkta geçirebilen annelere imreniyorum ama onlar bile (ki benim annem onlardan biriydi) ‘Tatil bitsin okullar açılsın’ dediğinde (annem derdi) ‘Ama siz de yazlıkta çocuklarınızla başa çıkamıyorsunuz, biz şehirde n’apalım?’ demek aklıma gelmiyor.

Öğretmen değilim (ve olmadığıma çok pişmanım) ve ne kadar zor bir meslek olduğunu ancak tahmin edebiliyorum, hele de bizim gibi emeğin kıymetinin bilinmediği bir ülkede… Öte yandan öğretmenliğin, hele de öğretmenler tarafından annelikle kıyaslanmasını ve yorulduğunu ifade eden annelere bunun üzerinden ayar verilmesini çok içerliyorum. Bunu duyduğum zaman ‘umarım çocuklarımın bu bakış açısına sahip öğretmenleri olmaz’ diyorum.

Öğretmenlerin okulda çok yorulduklarını da, herkes gibi tatili hak ettiklerini de biliyorum. Hiçbir öğretmenin ‘tatil bitmesin’ feryadı bana aykırı gelmiyor, tatili kim sevmez? Sorun ‘tatil bitsin’ diyen annelerin anneliklerini yargılayarak ‘Bir (iki, neyse) çocukla başa çıkamıyorsunuz’ demek. Ne münasebet? Nereden biliyorsunuz ki benim çocuğumla nasıl vakit geçirdiğimi? Sorun benim onunla başa çıkamamam da öte, onunla başa çıkmaya çalışırken yorulmam.

Son olarak, 6 küsur senedir veliyim, birçok tatilde ‘okullar açılsın’ veryansınında bulundum, bir kere bile ben böyle dedim diye okulların erken açıldığını görmedim. MEB’in öyle bir uygulaması yok merak etmeyin. Kaldı ki bu veryansınımın böyle bir beklentisi de yok. Küçükken bir haylazlık yaptığımızda babaannem ‘Allah sizi büyütsün!’ derdi. O öyle dedi diye biz ertesi gün büyümedik, zamanla oldu her şey… Bu da onun gibi…

Ciddiye alıp kimseye parmak sallamaya, olayı o annelerin çocuklarına acımak kadar ileriye götürmeye değmez yani…

27 yorum

  1. Bunu anaokulu ogretmeni soyluyorsa, gorevini sadece bakicilik olarak algilamis,ilk okul ogretmeni soyluyorsa,zaten gorevi icinde 30 cocuga hakim olabilme ve bilgi ogretme var,her yonden yanlis..Turkiye sartlari az maas cok mesai bunun nedenlerinden biri de olabilir…ben bir ogrtemenle konustugumda cocugu oldugunda,ne zormus demisti, okulda bu kadar yorulmuyorum demisti cunku cocuklar ogretmenlerini annelerinden daha otorite gordugunden kontrol etmesi daha kolay oluyor demisti.bu da ayri bir bakis acisi…

  2. Yüzde yüz katılıyorum Elif. Benim annem bir ilkokul öğretmeiydi, emekli şimdi. Hala çok güzel anar o günlerini, çok özler. Zaten 30 küsur sene çalıştı ameliyatı hastalığı olmasa daha da çalışırdı. Öğretmenlik sevgi işi, gönül işi. Gönülsüz yapılacak bir iş değil aslında. Ama işte, günümüz Türkiyesi’nde, “garanti iş, tatili çok, parası var, hem de yarım gün çalışma imkanı var” diyerek üniversite giriş sınavlarında tercih edilen bir bölüm. Maalesef işini sevmeden yapan öğretmenleri gördükçe çok üzülüyorum. Bir dediğine çok katılıyorum, benim de sen her “okul açılsın” paylaşımına gelen bu garip cevap/tepkilerde aynı şey geçiyor içimden: “Umarım çocuğumun öğretmeni böyle düşünenlerden biri olmaz, amin!”

  3. Annem ilkokul ogretmeni idi 1972-1997 yillari arasinda, yani eti senin kemigi benim dendigi zamanlarda. Universitede okudugum donem de dahil zaman zaman sinifina girmisimdir. Otorite kurma vs o donemdeydi bence. Ona ragmen o donemde bile ilkokulda cok cok zor oldugunu hatirliyorum. Simdi, cogunlugun (benim cevrem icin konusuyorum) yani yaklasik %80-90 okulu cocuklari gonderip cay kahve gezme gun firsati gordugu veya calisanlar icin ise ek zorluklarla basa cikmayacagi normal bir gun gordugu, velilerin tek bir kitap okumamisken en ufak bir durumda ogretmeni yargilayip kavga ettikleri bir donemde, ogretmenlerin sadece cogunluga yanit verdigini dusunuyorum. Bize dogru olmayabilir ama benim cevremdeki cogunluk icin bence gecerli. Uzucu ama oyleler.

  4. Sevgili Blogcu Anne,
    Alışık olduğum bu yakınmayı sizden duymak,okumak da beni üzdü, şaşırttı.Tabii ki parmağını sallayarak başka birine had bildiren bir cevap sadece kendini haksız duruma düşürür ama her yaz tatilinde, zaman zaman hafta sonlarında hatta bir günlük kar tatilinde bile ay şu okul açılsa artık diye feryatları haklı çıkarmıyor. Haklı çıkarmamalı tahmin ettiğiniz üzere bir öğretmen olarak tatilleri sevmemden ve ihtiyaç duymamdan değil tamamen çocukların gözlerinde gördüğüm ihtiyaç ve istekten dolayıdır. Ben şu anda devlette çalışan bir öğretmenim ama programım ne kadar zengin ve çeşitli olsa da çocukların bir noktada yavaşladığını ve artık okula zorunlu geldiğini hissediyorsunuz bunu tabiki haziranın son haftaları için söylüyorum. Yurt dışında da bizim kadar çocuklar tatil yapıyor hatta yılı üçe dörde bile bölüyorlarki bence bu çocukkar için daha faydalı çünkü çocuklar için daha sık aralıklı 15 20 günlük tatiller bencede daha faydalı. Gelişmiş ülkelerde anasınıfında çocuk sayısı aşılıyor diye çocuklar dönüşümlü haftanın 3 günü okula gidebiliyorlar en azından Norveçde böyleydi, ve onların aileleride çalışıyor ama kurallar böyle ve kimse itiraz etmiyor. Herneyse ondan öte çocuğu ile uzun yaz tatiline çıkmış yabancılarlala tanıştım ve onların çocukları kendi kendilerine zaman geçirmeyi öğrendikleri için ki bu çocuklar anasınıfı çağındaydı anne ve babalar okul bir an önce açılsın diye ver yansın etmiyordu. Ehh doğal olarak konu geldi onlarda böyle bizde şöyle durumuna, ama öyle veya böyle çocuklarımıza kendi başına vakit geçirmeyi öğretmeliyiz, tüm sene velilerime bunu da öğretmeye çalışıyorum. Bu demek değil ki bütün gün çocuk odasına kapansın aileden uzak dursun ama aile zamanı ve kendi özel zamanının ayrımına varsın. Kendilerini yanlış ifade eden eğitimcileri korumak için size yazmadım, zaten şimdiye kadar ay okul başlasa lafıyla çok karşılaşsamda böyle bir tepki vermedim ama çocukların ihtiyaçlarını ifade edip, önerilerde bulundum.Sadece bana garip gelen biz sürekli veliler ile karşılaşınca ay bi okullar kapansa diye dertlenmiyoruz evet mesleğimiz ama onlar her fırsatta bunu dile getirebiliyorlar ve sürekli birilerinin size bunu hatırlatması rahatsızlık verici düşününki daha izne çıkmadan iş arkadaşınız size siz gidince ne kadar sıkılacağından işleri halledemeyecepinden bahsediyor. Doğal olarak bir etkileşim oluşuyor ve veliler her konuda empati beklerken sizinle empati kurmuyorlar.Sanki hak etmediğimiz bir tatili yaşıyormuşuz gibi kollektif bilinç oluşturulması çok sinir bozucu.Yazının tümüne bakıncı beni yanlış anlamışsınız ben onu kastedmedim diyebilirsiniz farklı şeyleride kastedmişsiniz ama yinede bende yıllardır bu sorunka ilgili içimdeki hislerle cevap veriyorum.Bu yazınızın ise çocuğu ile zaten ilgilenmek istemeyen annelere bir bahane oldupunu düşünüyorum. Evet siz o amaçla yazmadınız evet zaten o anneler bence de bloğunuzu okumaz ama ya duyarlarsa 🙂 İyi tatiller…

  5. İtiraflara bağlayacağım olayı en sonunda o olacak. Evet ben diyorum ama benimkiler lise öğrencisi ve hocam başa çıkamıyoruz her lafa bir cevap diye geliyorlar veliler bana. İyi de ben aynı anda en az 24 ünün susmasini dinlemesini ve anlamasını sağlamakla yükümlüyüm mevzuat gereği. Ergenlikte gerçekten evden göndermek için gönderen veli çok yahut evden kaçmak için okula gelen öğrenci mi deseydim? Ogrencilerimi sevmediğimden asla değil, anne babaların biraz kendilerine vazife çıkarmalarını sağlamak için söyledim söyledimse de. Çünkü onun yetiştirdiği/yetisemedigi/yetistiremedigi çocuk ergen olunca okulun canlı bombası işlevini görüyor. Bir keresinde sınıfta bicaklamaya kadar giden olaylar oldu. Küçük çocukların annelerine de öğretmenlerine de birşey demiyorum bana düşmez ama ne olur ergenleri olanlar azıcık dinlesinler çocuklarını, az saygı duysunlar birey yerine koysunlar evde. Evde deliren, yeri göğü birbirine katan çocuk sınıfta bana saygı duyup derse iştirak ediyorsa kendince bu benim ulvi vasfimdan kaynaklanmıyor biline. Sadece onlara fırsat veriyorum kendilerini ifadeleri için olay bu. Olaya farklı bir pencere açtım ama demeden gecemedim ne yapayım

    • Işte bu 🙂 karsidakine kızıp atarlanmadan, yerip yargilamadan durumunu guzelce anlatabilmek mesele. Ne cekiyorsak dinlemeden cevap vermeye kalkismaktan cekiyoruz. Kutluyorum sizi 🙂

  6. Valla bu konuda çok doluyum blogcu anne. Facebooka yorum yazmaya korktum buraya içimi dokeyim azıcık iznin olursa 🙂
    2 oğlum var; biri 1 yaşını biraz geçti diğeri 6 yaşında. Okullar kapanmadan ayarlamistik yaz okulunu büyük olanı için. Başıma ne geleceğini biliyordum çünkü.
    Şimdiki çocuklar enerji küpü maşallah. Biz de öyleydik ama bosaltiyorduk enerjimizi. Sokakta oynarken sarfettigimiz enerji öyle coktu ki ne uykuya ne yemeğe dayanamazdik. Ama şimdi çocukların bir çoğu anadan doğma tok ve uykusunu almış. Sanki annelerimiz her gün çeşit çeşit aktivite mi yapar, kaliteli zaman geçirelim diye mi düşünürdü? Evinin işini de yapardi, gününe de giderdi, bizler de arada buyur giderdik ne sikilirdik ne anneyi sikardik 🙂
    şimdi ben bu çocuğu yaz okuluna gondermeyim de ne yapayim? Bahcesi bir cocuga pek de hitap etmeyen bir evde yasiyoruz, ki bu sicakta zaten tüm gün bahceye cikamaz. Ben cocugu yalniz sokaga birakabilen bir anne de degilim malesef. Hadi kitap okuduk biraz resim yaptik azcık oyuncak oynadi. Sonra? Her gün her gün nereyi gezdireyim? Bir de ufaklik var. Günde iki öğün uykusu, yemeği osu busu. Her yere her zaman onu da tasiyamam ki. En mantiklisi gitsin okula hem yasitlariyla eglensin hem bur seyler ogrensin hem vakit gecirsin hem ben de biraz nefes alayim. Yazik degil mi bana?
    Pek çok anne benim gibi sartlara sahip. Okullar acilsin demek neden bu kadar kötü karsilaniyor anlamıyorum. Biz cocuklarimizla baş edemiyor degiliz allaha şükür ama onlara yetemiyoruz bu uzun tatil zamanlarinda. Yahu yeminle iki gündür tirnak kesecek zaman bulamadim. Hadi sunu da yapayim bunu da bitireyim demekten.
    10 yillik bir calisma hayatim var ve hic 2 ay kesintisiz tatil yapmadim.keske yapabilseydim. Benim icin bir mucize bu.belki yillar yillar sonra kullanmadigim izinler birikirse ancak oyle 🙂 yani pek sevgili ogretmenlerimiz tatilimize taktiniz diyorlar ya, takmadik vallahi sadece ozeniyoruz. Kiymetini bilin.
    Gelelim asil mevzuya. Çocukları bas edilmesi gerekenvarliklar olarak gören ve bunu cumleleriyle oldukca acik bir sekilde dile getiren ogretmenler var malesef. Bu benim icin sahiden hoş görülebilecek bir davranış değil. Eğer bu mesleğe gönül vermissen, her türlü zorluguna ragmen yapmayı secmissen bu sekilde sikayet etmemelisin sevgili ogretmenim.o yavrular evden cikip okula birakildiklari andan itibaren sana emanet. Kendi cocugun gibi goremezsen, eşit bir sekilde sevgini ilgini bilgini veremezsen ne anlamı kalir ogretmen olusunun? Bakıcı gibi görmem asla bir ogretmeni ama 60 aylık bir cocuk birinci sinifa alinabiliyorsa artik, malesef az da olsa cisiyle kakasiyla yemegiyle de ilgilenme durumu da cikiyor ortaya. Hos mu degil. Ama olasi. Altina yapmis çocuk drgistirmeyip ne yapacaksiniz? Sevgi ve merhamet varsa zaten değiştirir insan ha sikayetlenmek hakkidir da ama yapacak bir sey yok.ben tüm bunlari göze alamadım mesela, kisiligim uygun değil ogretmenlige, secmedim bile isteye olmadım. Olsaydim ustume duseni yapmak zorundaydim, vebali büyük bazı mesleklerin. Her neyse fazlaca uzadı. Ben bile unuttum başta ne yazdığımı. Ama hala israrla soyluyorum ki bu tip cumleler kuran, cocuklari yük gibi gören ogretmen işini sevmiyordur ve o yavrunun vebalini alıyordur. Allah enerjilerini, sabirlarini, merhametlerini bol tutsun ogretmenlerimizin. Çünkü yavrularimiz onlara emanet sonuçta.

    • Ne denilebilir ki siz zaten yeterince dolmuşsunuz. Keşke yaz okulunu çocuklarınıza kurtulabileceğiniz bir çıkış noktası değil de bir eğitim olanağı olarak görebilseniz. O kadar dolmuşsunuz ki öğretmenlere “çocukları yük gibi görüyorsunuz” derken kendi Çocuklarınızı yük gibi gördüğünüzün farkında değilsiniz. “Çocuklarımızın kahrını çekmeyi göze alamayan öğretmen olmasın” derken karşınızdakine “anneliğin sorumluluğunu göze alamayan anne olmasın” deme hakkını verdiğinizi bile görmüyorsunuz.
      Ben bir anne ve bir öğretmen olarak kendi öğrencilerimiz sorumluluğu kadar çocuklarımın mutluluğu ile de ilgileniyorum. Çocuklarım ile geçireceğim kaliteli zamanın onların akademik başarıları için ve özgüvenleri için ne kadar önemli olduğunun bilinciyle hareket ediyorum. Size de tavsiyem yaz tatilinde onlarla kaliteli zaman geçirin.

      • Iste bahsettigim tam da bu… umarim cocuklarimin sizin gibi bir ogretmeni olmaz egitim hayati boyunca. Bana anneligim uzerinden laf sokabileceginizi dusunuyorsaniz bu haddiniz degil bilesiniz. Keske bana annelik tavsiyeleri vermek yerine o zamaninizi da cocugunuxla kaliteli kaliteli gecirseydiniz.

        • Ben kimseye laf sokmuş değilim. Siz yazdıklarınızı şöyle bir baştan sona okusanız herkesin öğretmenliğine laf ettiğinizi görürdünüz.

  7. Blogcu anne bir sorum olacak, konuyla ilgili değil ama bloğa dair. Şimdi buraya yazdigimiz yorumlara cevap yazilinca e mail gelirdi önce bilgilendirme amaçlı. Artik gelmiyor. Cevaplar öyle kalıyor boslukta. Neden ve benim yapmam gereken bir şey var mi bu hususta?

  8. Maalesef olaya tek yönlü bakıyorsunuz. Yapmış olduğunuz doktor öğretmen benzeşmesi bu durum için uygun bir örnek değil. Zira biz öğretmenler görev ve sorumluluklarımızın farkındayız. Ancak her yaz tatili sonunda sizin gibi annelerden duymaya alıştığımız bu sözler bize komik geliyor. Bir insana kendi çocuğunun şımarıklığı nasıl ağır gelir, bizim koca sene boyunca bunlar gibi 30 -40 tanesini aynı anda idare ettiğimizi size hatırlatmak için “parmağımızı sallamadan” konuşuyoruz.

    • Nurgül Hanım,
      Merakımı mazur görün ama, ilkokul seviyesinde veya daha büyük çocuğunuz var mı?
      Benim yıllarca annemin velilerinden bizzat duyduğum “biz aynı çocuktan mı bahsediyoruz?” sözü bence pek çok şeyi açıklıyor. Çünkü evde anneyi, babayı, evi talan eden, şımaran, sınırlarını en son noktasına kadar zorlayan, söz dinlememek için elinden geleni yapan çocuklar, okulda öğretmenin 1 (bir) tek sözüyle mum olabiliyorlar. Bu, öğretmenlerin aşırı becerisi ve annelerin aşırı beceriksizliği değil. Elbette, öğretmenler çocuk psikolojisi eğitimi aldıkları için, eğitimsiz, bilinçsiz annelerden öndeler ve elbette daha becerikli olmaları normal, ondan bahsetmiyorum ama. Öğretmenlik müessesesinin çocuğun gözünde ayrı bir yaptırımı oluyor. Herhangi bir şeyi sırf öğretmen dedi diye yapan o kadar çok çocuk var ki. Tüm bunları zaten sizin biliyor olmanız lazım, birebir yaşayanlar sizlersiniz sonuçta.

      Bizler, haftada 5 veya 6 gün, günde 12 saat evin dışında çalışan ve yılda en fazla 1 hafta izin kullanabilen, onda da ne yapacağını şaşıran insanlar olarak öğretmenlerin o 2 aylık tatiline gıpta ediyoruz evet. Eh bunu da çok görmeyin n’olur. Biz gıpta ettik diye sizin tatilinizi elinizden almayacaklar. Ayrıca, biz de zamanında sizin gibi öğretmenlik okusaymışız n’apalım, o da bizim sorunumuz, sizin değil. Sizin yapabileceğiniz birşey yok, size lafımız yok. O yüzden alınmayın, kırılmayın olur mu?

      • Evet birisi 7 yaşında diğeri 12 yaşında iki çocuk annesiyim. Çocuklarınızın sizi dinlememesi elbette ki kötü bir şey. Bunun için acilen önlem alınmalı. Ancak internette ve sosyal medyada sürekli öğretmenlerin tatiline laf edilip sonra da “bu bizim sorunumuz sizin değil” diyerek gereksiz duygusallık da hoş değil.

        • Nurgül Hanım,
          “Tek taraflı bakıyorsunuz” demişsiniz ya Elif Hanım’a ve onun gibi düşünenlere, sizin açınızdan bakmak istemiştim ve gayet samimi idim. “Bana ne yahu, sen de öğretmen olsaydın o zaman!” diye içinden geçiren öğretmen arkadaşlarımı dillendirdim yani. “Gereksiz duygusallık” değil. Ayrıca durduk yere bu şekilde saldırmanız da benim hoşuma gitmedi. Bu gerçekten gereksiz olmuş.

          Benim öğretmenlere (annemden dolayı) pozitif ayrımcılığım vardır her zaman. Ama öğretmenlerin de kendi mesleklerini annelikle kıyaslamaları ve “sizin başedemediğiniz (canavar) çocuklarla biz uğraşıyoruz!” demeleri gerçekten içimi acıtıyor ve dileğimi tekrarlıyorum, umarım oğlumun (henüz 2 yaşında) öğretmeni öyle düşünen birisi olmaz. Annelikle öğretmenlik kıyaslanamaz. Birisi gün 24 saatlik bir sorumluluktur, diğerinde okul süresince sürer ve okul bitince biter. Dileyen, tarafları değiştirebilir. Öğretmenlik yapmak sadece dersleri kitaptan ezbere okuyup geçmek değildir (size işinizi öğretmek niyetiyle yazmıyorum, yazdığımın anlaşılabilmesi için böyle diyorum), her ne kadar adınız ÖĞRETmen de olsa, sizler EĞİTİMci kişilersiniz. Öğretmenlik aynı zamanda çocuğu eğitmektir. Ve hiç kusura bakmayın ama, bunu yapmak için para alıyorsunuz yani sizin işiniz bu. O yüzden Elif’in doktorlarla yaptığı benzetme bence yerinde olmuş, başka mesleklere de uyarlanabilir. Yani 2 aylık tatil, nasıl ki bu mesleğin getirdiklerinden biri ise, çocuklarla uğraşmak(!) da bu mesleğin parçasıdır. Birini isteyip öbüründen şikayet etmek hiç etik olmaz diye düşünüyorum.

          • İşte tam da bunu diyorum. Nasıl ki 2 ay tatil mesleğimizin bir parçası ise çocuklarla ilgilenmek de bir parçası. Peki ya annelik? Çocukları ile ilgilenmek öğretmen kadar annenin de görevi değil mi? Annelerin yaz tatilinde çocuklarından şikayet etme hakkı var da öğretmenin yok mu? Olayı çirkinleştirmenin, böyle öğretmen istemiyorum demenin bir anlamı var mı bunu soruyorum. Yoksa nasıl doktorun çocuğunuzu iyileştirdim diye öğünmeye hakkı yoksa, annelerin de öz evlatlarından şikayet etmeye hakları yok. (Sizin kurduğunuz mantığa göre)

  9. Yorum yazan BAZI ogretmenler, amma buyutuyorsunuz bir annenin “okullar acilsin” demesini. Bunda garipsenecek ne var, okul cagindaki bir cocugun arkadaslariyla kosup gulmeye, oyuncu ve eglence gibi stimulasyona ihtiyaci var. Ve evet, eger bulundugunuz ortam tatillerde cocugunuz gunun cogunu, disarda ve enerji harcayarak gecirmesine olanak saglayamiyorsa, bu durum veliler icin cok zor.
    Ha bu arada ister 20, ister 30, ister 40 kusur ogrenciyi cekip cevirdigini iddia eden ogretmenler: HAHAYT. Hic mi ilkokul hayatinizi hatirlamiyorsunuz, hayal kuran, arka siralarda itisip kakisan, fisilfasan, birbirine not yazan ogrencileri..
    En cok guldugum yorumlar da “hem ogretmenim, hem de evimde hic sikayet etmeden cocugumla katliteli zaman geciriyorum, sorun sizde, gidin yardim alin” deyip, tipik annelik yargisi yapanlar. Evet hanimlar, alpha anne madalyaniz postada, ha bugun ha yarin gelir 😀

  10. Hem ogretmenim hem anneyim. Meslegimin ilk yillarinda benim de buna benzer cumlelerim oluyordu. Simdi daha farkli dusunuyorum. Hepimizin ortak dusuncesidir sanirim artik cocuklarin dort duvar arasinda buyudukleri. Ayni zamanda dort duvar arasinda da egitim goruyorlar. Bana kalirsa kosullar geregi “okullar açılsa” diyen veli de, “biz de okulda birsuru cocukla basa cikmak durumundayiz” diyen ogretmen de hakli. Cunku cocuklar daha saglikli ve rahat bir egitim ve ev ortamindan yararlanma firsatina sahip olamiyorlar. Bu da beraberinde bazi sorunlar getiriyor. Ve hem anne hem veli olarak “onlarla basa cikma” durumuna getiriyor bizleri bu durum. Bu nedenle veliler ve ogretmenler birbirlerini elestirmek yerine ” ben neleri ne kadar yapabilirim de cocuklarima \ ogrencilerime faydali olabilirim diye dusunmeli, dusunmeliyiz.

  11. Gerçekten yorumları okurken içim şişti. Oğlum 2,5 yaşında ve bu okul konusu beni zaten korkutuyor, bu yorumlardan sonra daha da korktum. Bir çocuğun özünü kaybetmeden bu sistemin içinden geçmesi imkansız gibi geliyor şu an. Çok mu kötümserim? Doğadan bu kadar kopmasaydık, yine aynı yazılar yazılır, aynı yorumlar yapılır mıydı acaba?
    Bu yazıda açık ve samimi olan paylaşımı çok acayip noktalara taşıyanlara da şaştım.
    Ne yapmalı, nasıl yapmalı…

  12. Yorumlar da annelikle öğretmenliğin bu kadar karşılaştırılması bana çok garip geldi. Yazıda ki bu cümle “Sorun benim onunla başa çıkamamam da öte, onunla başa çıkmaya çalışırken yorulmam.” aslında kısa ve öz bir açıklama ama herkes anlamak istediği gibi anlıyor. Çalışan bir anne olduğum için (kim bakacak problemi) ve evde bir öğretmen otoritesi kuramadığım için “okullar açılsın” artık diyorum 🙂

  13. merhaba bence hepimiz biraz belki de burada kendimizi ifade edebilmenin rahatlığından “herşeyi” yazabiliyoruz. öncelikle bir anne ve öğretmeni karşılaştırmak ne kadar yersiz, üstelik yorum yazan herkes öğretmen değil ama anne:) okul demek sadece öğretmene çocuğu bırakıp gitmek değil, okul eğlence, oyun, öğrenme, arkadaş aynı zamanda kural ve disiplin de demek, sanırım evde en çok bizleri zorlayan bunlar, her ailenin çocuklarını yaz okulu vb. gönderme imkanı yok, imkanı olsa bile bulunduğu şehirde bu olanaklar olmayabiliyor. çocuklar oynayabilecekleri güvenli bir arkadaş ortamına sahip olamayabiliyor. okulun en önemli işlevi tüm bunları dengelemesi, sosyalleştirme, fırsat eşitliği sunabilme…sanırıım ailelerin en çok ihtiyaç duydukları bu işlevler. yoksa öğretmenlik “2 ay” tatili ile “kolay” gibi düşünülse de, en az 40 kişilik sınıfı en az 6 saat bir arada ahenkle yönetmek ve en önemlisi sorumluluğu açısından en zor mesleklerden. ben de bir eğitimciyim ve eşim de öğretmen..bence anneler ve öğretmenler işbirliği içinde mutlu çocuklar yetiştirsin. burada yorum yazan hiçbir anne sırf kendi işi var diye okulu “bakımevi” gibi gören anneler değil, herkese sevgilerimi sunarım.hepimiz birbirimizin emeğine ve mesleğine saygı duyarsak eminim bu çocuklarımıza da yansır ve daha mutlu çocuklarımız olur..

  14. Amanın ne aşamaya gelmiş bu tartışma! Vallahi son yorumlara katılıyorum, benim de içim şişti okurken. Ben de eski bir öğretmenim, hiçbir zaman da alınmadım bu tarz laflara, nedir bu öğretmen alınganlığı, saldırganlığı allah aşkına? Yani bir annenin son derece sıradan, neden sarf edildiği ayan beyan ortada bir lafını sanki yaz tatilleri kısaltılsın diyormuş gibi, sanki bıktım ben bu çocuklardan alsın öğretmenleri naparsa yapsın diyormuş gibi yorumlamak, bu kadar ben merkezli düşünmek ve yaşamak, ne kadar tuhaf! Şaştım kaldım vallahi.

  15. Ay evet ne kadar uzamış tartışma. Evet ben 9 yaşında bir erkek çıcuk annesiyim ve ” okullar açılsın!!!” Evet ben bir lisede öğretmenim ,ergenlerle ve genelde sorunlu ergenlerle çalışıyorum 2 ay tatil yapıyorum , tatili çok seviyorum ve “okullar açılmasın!!!”bu kadar basit. Tatili kim sevmez ki. Ya da yazın sıcağında beyninize kazınmış “aneeaa çoook sıkıldııım.” Lardan kim bunalmaz. İnsanız hepsi bizim için.kimse kendini bu durumlar için germesin.

    • Çok şaşırdım yorumlara. Özellikle öğretmen arkadaşların yorumlarına, çok da üzüldüm, biz ne hale geldik böyle? Hiç bir meslek grubunun mesleğine saygısı, sevgisi kalmamış. 6-7 yaşında ufacık çocukları ya da hormonları çıldırmış ergenleri veya hayatının en önemli döneminde olan liselileri annesinden daha çok gören bir meslek erbabı hem de blogcuanne sayfasında bu kadar saldırgan olabiliyorsa vay halimize..

      Özel sektör çalışanıyım, çok da şikayetçi olduğum konular var ama sırf devlet memuruyum (bahse girerim o saldırganların çoğu devlet memurudur) , işten atılma riskim yok diye bu kadar atar yapan öğretmenleri görünce bu ”kamu çalışanı” olma durumunu sorguluyorum.

      şimdiki anneler (ben de onlardan biriyim) hayatını annelik üzerine kurguladığından aşırı yoruluyor her şeyden önce. Son derece temiz bir hastanede çalışıyorum. Anne 3-6 yaş arası çocuğu wc’ye getiriyor. Altı üstü çiş yapacak çocuk. Sanırsın ki domuz gribi çalışılan laboratuvara girmiş anne, ay orayı elleme, aman annecim (!) şuraya dokunma, sakın yere oturma..Uzayıp gidiyor komutlar. Çocuklar serseme dönmüş annesinin sözde disiplininden. Çocuğunu sokağa bırak kardeşim, inip yanında çekirdek mi çitlersin, örgü mü örersin ama çocuğu sokağa bırak. Bu gözler eşşek jadar çocukla kaydıraktan kayan babalar görüyor çocuk parklarında, az rahat olun, bu kadar yorulmayın diyor vazifemi yapmış bir na olarak meydanı değerli ”hoca”lara bırakıyorum 🙂

  16. Sevgili Blogcu Anne, bir anne olarak kızımı 4 yaşına kadar anaokuluna vermedim, bana kalsa vermeyi de düşünmüyordum. Sosyalleşme ve günümüzün gerekliliğinden, anaokuluna gitmesi gerektiğine karar verdik. Bu konuyu kiminle paylaşsam ”Ne güzel kendine de vakit ayırırsın.” ya da ”Tam gün verseydin, rahat ederdin.” gibi yorumlarla karşılaştım. İçtenlikle söylüyorum bu söylenilenlerin hepsini yadırgadım ve ayıpladım. Çünkü çocuğumu rahat etmek için değil, onun okula gitme ihtiyacı olduğunu düşündüğüm için okula gönderiyorum.
    Ayrıca çok yakın olduğum bir öğretmen tanıdığım, ”Bir öğretmenin en sevmediği veli profili”, diye tanımlamıştı bu tarz velileri. Çünkü tatil öğretmenlerin de hakkı demişti! Bunu söyleyen öğretmen tanıdığım, 5 yaşında ikizleri olan bir anne. Her yaz tatilinde yazlıkta beraber yazı geçiriyoruz, üstelik benim kızımla birlikte 3 çocuklu olarak…Kısacası çocuklar mutlu ve tatilin bitmesini istemiyoruz.
    Belki ileride düşüncelerim değişir, çocuğumdan kurtulmak için değilde yorulduğum için ben de tatilin bitmesini isteyebilirim; ama öğretmenlerin de tatil yapmak hakkı değil mi? Anneler bir de bu açıdan baksalar!

  17. Bu yazınızı yeni okuyabildim, kesinlikle her satırına da katılıyorum. Ama yorumları okuyunca bir şey var anlamadığım; öğretmenlerin tatil yapmasını mı istemiyoruz? yoksa çocuğumuzla (çalışan bir anne olarak söylüyorum) ilgili bir türlü zaman planlaması yapamadığımız ve hep başkalarına (büyükanne, bakıcı, yaz okulu…vb.) tabi olduğumuzdan onların okula gitmesini mi tercih ediyoruz? Sanırım çoğumuzun gerçek derdi ikincisi (ben de öğretmen olmadığıma bin pişmanım, uzun yaz tatillerine gıcık oluyorum o ayrı). Ve bu yüzden yargılanmak istemiyoruz.
    Kızım bu sene bir devlet okulunda anasınıfına başlayacak, henüz öğretmeniyle de tanışamadık. Tek dileğim öğretmeninin anaokulundaki öğretmeni gibi olması. Şeker gibi birisiydi ve disiplinli aynı zamanda. Ama hep söylediği şey ; ‘anne başka ben başka. Sizi özlüyor ve tüm kaprisini, nazını size yapıyor. Burada öyle uyumlu ve sorumlu davranıyor ki’. Öğretmenlerin gözardı ettiği en önemli şey annelerle öğretmenleri aynı statüde olmadığı gerçeği sanırım. Ayrıca okul eğitimini evde sürdürmek annelere kalıyorsa bence en iyi olduğu söylenen okulu ve öğretmeni seçmek yerine en iyi anlaşabileceğimiz öğretmeni ve veli profilini seçmek daha doğru sanki. Kötü öğretmenden çok kafa yapımızın uymadığı öğretmen vardır inancındayım. Fazla mı iyimserim acaba:)