19 Yorum

Blogcu Gebe – 18. hafta

Geçtiğimiz haftanın en can alıcı olayı doktor randevusuna çocuklarla gitmek zorunda kalmam ve böylelikle planlanmamış bir ‘buluşma’nın gerçekleşmesiydi.

Uzaktan da olsa ilk kez üçü bir arada… Heyecan verici bir karşılaşma… #blogcugebe

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Aslında onları da ultrasonlu bir muayeneye götürmek istiyorduk ancak biraz daha ilerleyen haftalarda olur, hani bebek daha bi seçilir olur diye düşünmüştük. Olaylar gelişti, randevular karıştı derken bir de baktım ki çocuklarla yoldayız. Neyse ki kuzenim de geldi bizimle de ben tek başıma kalmadım, nitekim o heyecanı bastırmak kolay değildi.

Çok heyecanlandılar. Bebeğin kalp atışları çok ilgilerini çekti, Derin defalarca ‘karın kalplerini’ (kalp atışlarını) dinlemek istedi. Şansımıza poz da verdi bizimki, yüzü çok ayrıntılı görünmese de kolu, bacağı, eli, parmakları bayağı seçiliyordu. Bir ara eliyle yüzünü kapattı, yüzünü tam göremedik ama parmakları sayılıyordu. Çok şeker!

Bebe

Gelişimi iyiymiş bizimkinin, hatta bir hafta önden gidiyor. Yanlış hatırlamıyorsam Derin de öyleydi, o yüzden endişelenmedim. Doktor da endişelenecek bir şey var gibi konuşmadı zaten. ‘İyi büyütmüşsünüz’ dedi. E şükür.

Doktor randevuların en en en sevmediğim tarafı şu tartılma mevzuu. Ayaklarım tartıya her çıkışında geri geri gidiyor, acaba diyorum sadece parmak uçlarıma bassam daha az tartar mı? I-ıh, tartmıyor. Bu ay kendimden şaşırtıcı bir performans bekliyordum gerçekten ve gördük ki geçtiğimiz randevudan bu yana, bir ayda tam üç kilo almışım! 3! Çüüüüş! Belliydi böyle olacağı… Hem dikkat etmemem, ama daha çok sıcaklardan dolayı bırak hareket etmeyi bi de üstüne annemlere sığınıp annem ne yaptıysa yemem sonucunda böyle oldu. Üç hafta sonu boyunca annemlere kaçtım, oradayken de hiç iş yaptırmıyorlar bana. Sabah kalkıyorum yengem sağ olsun kahvaltıyı hazırlamış, anneme gidiyorum mis gibi yemekler yapmış. Bulaşık makinesini boşaltayım diyorum, HAYIR! Çamaşır asıyorum, UZANMA! E evde yardımcım yok ki benim, ben yapıyorum sonuçta bunları, DOĞAN YAPSIN! Yav yapsın da adamın evde olduğu saatler belli? Neyse, bir nebze olsun serinleyen havalarla biraz daha hareket edebilmeyi -ve daha az ve dikkatli yemeyi- umuyorum bu ay… Bakalım gelecek ay tartı ne gösterecek…

BlogcuGebe18

Kilo dağılımım her zamanki gibi bacaklarımdan başladığı için olsa gerek otururken bacaklarımı kapatmakta çok zorlanıyorum. Hatta kapatamıyorum desem yeri. Ben ki otururken bacak bacak üzerine atarak rahat ederim, şimdi o metroda ‘kapasana bacaklarını be!’ demek istediğim hanzolar gibi otururken buluyorum kendimi… Bu da geçecek, bi 5 ay sonra?..

Bebeğin hareketleri hissedilir derecede arttı, benim için yani. Sabahları uyandığımda pek bir tepişiyor, bir de yemeklerden -hele de meyve- sonrasını kaçırmıyor. Harmony test’in sonuçlarının istediğimiz gibi çıkmasıyla doktor ikili ya da üçlü teste gerek duymadığını söyledi. Önümüzdeki hafta detaylı ultrason randevumuz var, Eylül’deki randevumda da şeker yüklemesi yapılacak, şimdiden nasıl aç gideceğim onu düşünüyorum. Bak hala yemek diyor, akıllanmazsın kızım sen! 

Geçtiğimiz haftanın tanıdık bir hissi ise Braxton Hicks denilen doğuma hazırlık kasılmalarını hissetmeye başlamam oldu. İlki doktora giderken vapurda oldu, ondan beri iki üç günde bir, bir iki kez kasılıyorum. Doğan’dan başka kimseye de bahsetmedim, şimdi emin misin, ama daha çok erken değil mi falan derler diye, o yüzden aramızda kalsın bak. Ne zaman şöyle oluyor böyle oluyor desem birileri ‘Ama da çok erken değil mi?’ diyor, bazı şeyleri erken hissettiğim için özür dilerim? Geçmiş notlarıma baktım da Deniz’de 20. hafta civarında hissetmişim ilk kasılmaları, Derin’de ise yine 18. haftada başlamış. Eh, kendi standartlarıma göre normal demek ki…

Doktor zaten ‘üçüncü gebeliğiniz, bebeği daha aşağıda taşıyormuş gibi hissedebilirsiniz’ demişti… Derin’i her an düşüverecekmiş gibi taşıdığımı hatırlıyorum, bu öyle olmasa bari…

Geçtiğimiz hafta beni heyecanlandıran bir başka olay ise doğum konusunu telaffuz etmeye başlamamız oldu. Bu doktorla ikinci doğumum olacak; o beni, ben onu, her ikimiz de birbirimizin beklentilerini bildiğimizden ayrıntıları konuşmaya çok ihtiyacımız olmayacak belki ancak hastane değişikliği yapmayı düşünüyorum bu sefer. Eve daha yakın, son iki senedir hem çocuk doktoru hem de her türlü hastane yatışımızı (malum, grip sezonunda hastanelik olmayı ihmal etmiyorum çok şükür!) gerçekleştirdiğimiz hastaneden yana gönlüm. Doktorum gidip bakacak önce, bakalım…

Gerçi ideal bir dünyada evde doğurmayı bile düşünebilirdim. Hatta çift çizgiyi görünce ilk tepkim ‘Aaa, ben bunu evde doğururum ki!’ olmuştu. Yok pardon, ilk tepkim ‘Hayss şimdi arabayı değiştirmemiz lazım!’ olmuştu, malum arkaya üç oto koltuğu sığmıyor. Ve o sorun hala devam ediyor ancak biz erteliyoruz belki sıcaktan genleşir falan araba da yenisini almamıza gerek kalmaz? Neyse, ne diyorduk, ha evet, evde doğum… Ufak bir ihtimal de olsa işlerin yolunda gitmemesi durumunda hastaneye ulaşma konusunda Türkiye şartlarında yaşanabilecek sıkıntılar bazı risklerin değerlerini olduğundan daha fazla gösteriyor. O yüzden yine bize hastane yolu görünecek… Evde doğumu artık başka bir hayatımda, başka bir ülkede gerçekleştiririm belki…

Bu ara bir başka merak konusu da bebeğin ismi… Cinsiyetinin kesinleşmesiyle (pipisi bu randevuda da tüm haşmetiyle karşımızdaydı) herkes ‘E hadi ismine karar verin’ diyor. Arkadaşım bu ne acele? Daha beş ay var bebenin doğmasına, valla bak sırf gıcığımdan kimseye söylemicem ha… Dur bi düşünelim bi sindirelim, kolay mı üçüncü oğlana isim bulmak?

Haftaların hızla geçmesi ve neredeyse yolun yarılanmasıyla iş ciddiye binmeye başladı. Doğum, isim, araba, alışveriş… Ne çok şey var düşünmemiz gereken… Akışına bıraksam, hepsi kendi kendine olsa, olmaz mı? Olur bence…

Ay resmen bir bebeğim daha olacak!

19 yorum

  1. Boyle sorunsuz sağlıkla kucagına alırsın inşallahh. Korkuyorum şuan kendimden sanırım 3.çocuğa özenmeye başlıyorum :)))

  2. Beni gülümseten hatta güldüren bir gebelik günlüğü yine Elif 🙂 Akışına bırak lütfen. Hepsi sırası gelince olacak ne de olsa. Sen bu güzel heyecanın keyfini sür. Ayrıca ne çabuk 18 hafta oldu yaw!

  3. Elif senin ilk takipçilerindenim…Derine hamilelik günlerini de çok net hatırlıyorum….Benim bir kızım vardı ve maalesef tek çocukla kaldım. Hatta kızım ve ben başbaşa kaldık maalesef. Neyse hayat işte…Öte yandan üçüncü çocuk haberini senden hep bekliyordum…
    Üstüme vazife olmasa da isim konusunda bir anda aklıma geldiği için önerimi yazasım geldi…Deniz ve Derin’e Doruk yakışır sanki diyorum?
    Hadi Allah hayırlısıyla kurtarsın.

  4. Allah saglikla kucaginiza almayi nasip etsin…evde 4 erkekle gercekten kolay gelsin size. benimde niyeyse aklima ilk gelen isim Demir oldu 🙂 Deniz, Derin derken …

  5. Elif merhaba, Gezi zamani kizim olsun adini Diren koyarim demistin galiba twitterda :))
    Sevgoler

    • Evet, ve yine aklıma geldi, oğlan da olsa… Ama iş ciddiye binince, insanların isimlerinin hakkını verdiğini de düşünerek, acaba bize de Diren’ir mi diye endişe ettim 🙂

      • #direndiren :)))) oy oy ben bile korktum!! :))) saglikli, vaktinde kucagina alman dilegiyle, sevgiler

  6. çok tatlısınız ..sizi seviyorum 🙂

  7. Elif ilk cümle çok özel olmuş, silmek istedim ama sil butonu yok sitende sanırım. Benim için yorumu silebilirsen çok sevinirim. Kafam bin dünya, kendime gelemedim daha, kusura bakma..

  8. Muayenehanesinde tartı olmayan tek doktor benimki mi acaba? Orda tartılmak yerine ilk 4 ay her sabah aç karnına ve iç çamaşırıyla tartılıp, kaydetmemi istemişti. Kilom sabit kalınca da haftalık tartılmaya başlamştım. Aile hekimliğindeki kontrollerde de hiç bir güç beni tartıya çıkartamamıştı. Ben o sabah ki kilomu söyledim, kaydettiler. Her sabah aç karnına tartılmayı garip bulsalarda. “Nasıl bir doktorun var ” deselerde. Ama güniçinde tartı her an değişiyor. Hele ki bu sıcaklarda 1 bardak su iç, hooop yükselsin değer. Sağlıkla gelsin bebeğiniz 🙂

  9. elif arabaniz nedir bilmiyorum ama, arkaya 3 oto koltugu sigdirmak mumkun, araba yerine oto koltugunuzu da degistirmeyi dusunebilirsiniz.
    Ornegin bizde Diono Radian var, Amazon’dan aldik Amerika’da. Dogumdan sonsuza dek (!) kullanilabilen ve genis olmamasiyla unlu, koltuk dar, ama icine her boy cocuk sigiyor, cocugunun ince olmasina gerek yok :). Standart sedanlarda arkayi uclemek mumkun bu oto koltugu ile. arastirmani oneririm baska markalarin da oto koltuklari da var arkayi ucleten.

  10. Bu havalarda en iyi isim Serin olurdu heralde. Kafiyeli de oluyor hem

  11. Sibel Baykal Ilgaz

    Merhaba,
    Blogunuza bugün bakabilme fırsatı buldum.Ben de sizin gibi şu an 18 haftalık hamileyim.3,5 yaşında Mert adında bir oğlum var.Çalışıyorum ve Mert’e annem bakıyor.Eylül ayında kısmetse kreşe başlayacağız.Ve henüz Mert bir kardeşi olacağını bilmiyor.Karnım büyümesine rağmen çok da dikkatini çekmiyor ve sormuyor.Ancak Mert’e kardeşi olacağını ne zaman söylemeliyim, nasıl söylemeliyim konusunda gidip geliyorum.Kimi pedagoglar son aylarda söylemem gerektiğini, kimi pedagoglar karın belirmeye başlayınca söylemeyi uygun görüyorlar.
    Siz ikinci çocuğunuza hamileyken ne zaman, nasıl söylediniz bu konuda sizin deneyimlerinizden de yararlanmak istiyorum.Size sorunsuz, sağlıklı bir gebelik dilerim:)

  12. Uzun zamandır bakamamıştım bloğa, o nedenle büyük bir sürpriz oldu bu haber. Tebrik ederim. Bana hala 3 çok uzak geliyor. Allah sağlıkla kucağına almayı nasip etsin.