0 Yorum

Nazlı’nın Gebelik Günlüğü, 28. hafta

Bu hafta ruhsal dengemin şaştığını hissediyorum. Eğri doğru ne varsa sinirleniyorum, içimde bir öfke kabarıyor. Çoğu zaman dışarı yansıtmıyorum, yansıtamıyorum çünkü o bile zor geliyor ama oldukça yoruyor bu hal beni.  İyice tahammülsüz oldum. Duygusallığım da arttı. Olur olmaz bir anda ağlayasım geliyor. Tabii bunda annemleri uğurlamamın etkisi var diye düşünüyorum. Üzüldüm gitmelerine, keşke doğuma kadar yanımda kalabilselerdi.

Bugüne kadar hem fiziksel hem de ruhsal olarak rahat bir hamilelik geçirdim sayılır. Şu baş belası sıcaklar gelene kadar diyelim. Geceleri uykuya dalana kadar biraz zorlansam da sonrasında hala deliksiz bir uyku çekebiliyorum. Yemek yeme miktarım da bir hayli düştü. Öğlen iş yerinde yediklerim beni artık daha uzun süre tok tutuyor. Akşam ise daha hafif bir şekilde geçiştiriyorum. Fazla yiyemediğim gibi, yedikten sonra ne yatabiliyor ne de oturabiliyorum.  İş yerinde ayaklarım şiştiğinden akşam yukarı kaldırıp biraz uzanmak istiyorum ama ne mümkün, nefes alamıyorum. Hoş geldin üçüncü trimester!

Nazli28

Üç hafta önce doktor kontrolüne giderken peşpeşe trafik ışıklarının bulunduğu bir caddede nasıl olmuşsa radar cezası yemişiz. Hem de hız sınırını %30 ve üzeri ihlal ederek. Paşa paşa ödedik üç yüz liraya yakın bir parayı. Yaklaşık üç yıl bu işi yaptım ben; Karayolları Trafik Kanunu’nu ezbere bilirim. Bir yola radar koyulmuşsa orada bunu belirten ve o yolda hız sınırının kaç olduğuna dair levha bulunma zorunluluğu vardır. O yolda ne radar olduğunu belirten ne de hız sınırını gösteren bir levha bulunmuyor. İtiraz edecek olsanız meskun mahalde aksi belirtilmedikçe hız sınırı 50 km’dir diyeceklerdir. Zaten ne var ne yok sinirleniyorum ya bu aralar, buna da çok sinirlendim tabii; bebeğimin bir sürü ihtiyacını alırdım ben bu parayla. Neyse canımız sağ olsun ne yapalım.

Annemlerle birlikte aklımdaki bebek şekerleri için Ulus Suluhan’ı gezdik. Niyetim tüllü, dantelli hazır şekerlerden almak değildi. Orada ister hazır yaptırabiliyorsunuz isterseniz de kendiniz hazırlamanız için malzeme alabiliyorsunuz. Ben kendim hazırlamayı tercih ettim. Şişeler, kavanozlar, kurdeleler alındı. Annemle birlikte hazırladık, evdeki malzemelerle sade bir sepet süsledik ve içine koyduk. Şimdi bir eksiğimiz var, o da henüz miniğin ismini belirleyemediğimiz için üzerilerinin etiketlerini bastıramamış olmak. Sonra içlerini kolonya ve renkli badem şekerleri ile dolduracağım. Ben her şeyin sade ve asgari miktarda süslüsünü sevdiğimden annem ‘hiç kız gibi olmadığımı’ söyler hep. Taşlardan, pullardan, takılardan oldum olası pek hoşlanmadım. Ama oğlum için şeker hazırlarken anneme ‘aa anne erkek çocuğu bu, ne o öyle süslü püslü’ dediğimde bir şey diyemedi tabi, yırttık.

Eskiden oğlan ve kız çocuğu ayrımı bu kadar bariz miydi bilmiyorum ama şimdi oğlana mavi kıza pembe giydirme zorunluluğu var. Başka renklerde bir şey bulamıyorsun. Girdiğim dükkanlarda Dilber AY’ın Zorunda mıyım? şarkısını söyleyip isyan edesim var. Belki ben oğluma sarılar, yeşiller, kırmızılar giydirmek istiyorum! Arada bu renklerde kıyafetler bulsam da genelde mavi ağırlık oldu yine kıyafetleri. Aslında bebeğe en çok yakışan beyaz, kendileri gibi saf ve tertemiz.

Bu hafta tetanos aşısının ikinci dozunu da yaptırdım. Takibimi yapan hemşire izindeymiş, onun için aşıyı başka bir hemşire hanım yaptı. Yaparken biraz canım acıdı ve birkaç saat sonra kolumu kaldıramayacak kadar ağrım oldu. İlkinde hiç böyle olmamıştı. Ekimin on beşinden sonra ise son kontrol ve emzirme eğitimi için çağırdılar. Şubat ayında bir doz daha tetanos aşısı olacakmışım. Bebeğin aşıları için zaten gelmiş olacaksınız o zaman sizinkini de yaparız dediklerinde kucağımda bebeğimle kendimi düşünüp heyecanlandım. Karnımı şekilden şekle sokan, tekmeleriyle bazen beni yerimden oynatan minik bir adamın içimde büyüdüğünü bilsem de inanamıyorum bazen anne olacağıma. Sahip olduğum ünvanların yanında benim için en anlamlı ve en güzel olan ‘anne’ ünvanını alacağıma.

Sevgiler,

Nazlı.

Yazar Hakkında

NAZLI TANTOĞLU – 31 yaşında, çocukluk aşkıyla 6 yıldır evli. Ankara’da yaşıyor. Aşırı tipik bir Kova burcu. Kışı hiç sevmeyen bu kış çocuğu günün birinde sıcak bir memlekete yerleşip yaşlanmayı hayal ediyor. Okumayı, konuşmayı ve yemek yapmayı çok seviyor. Gebeliğiyle birlikte mecburi ara verdiği Yemekçinin Mekanı isimli bir de yemek bloğu var.

Nazlı’nın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.