9 Yorum

Blogcu Gebe – 19. hafta

Derin birkaç günlük, en fazla bir haftalıktı, doktor kontrolüne gitmiştik. Hastanenin emzirme odasında beklerken bir sürü anne vardı benim gibi cuk cuk bebeklerini emziren. Kimse kimseyle konuşmuyordu, sessizce bakışıp en fazla gülümsüyorduk birbirimize… Annelerden biri dedi ki bana: ‘İkinci bebeğiniz, değil mi?’ 

‘Nerden bildiniz?’ diye sordum. ‘Tutuşunuzdan belli’ dedi… ‘Bir de bize bakın, nasıl da kırılacaklarmış gibi tutuyoruz.’ 

Nasıl içim erimişti o an… Ne acayip şey şu annelik… Bisiklete binmeye benzetirler ya hani, aradan zaman geçsen de unutmazsın diye… Öyle işte… İstersen yıllar geçsin üzerinden, o bebeği nasıl tutacağını bir öğrendiysen, bir daha istesen de unutamaz, ilk zamanlardaki gibi emanetmiş gibi tutamazsın. Dışarıdan bile fark edilen bir tanıdıklık, bir tecrübeli olma durumu… Çok iyi hatırlıyorum, Deniz doğduğunda, hastanede ilk kez altını değiştireceğim zaman Doğan beni kameraya almıştı. Basın toplantısı düzenleseydik yeriydi, o kadar ciddiye alıyorduk meseleyi!

E şimdi öyle değil tabii… Her hafta o haftanın yazısını yazarken bir önceki gebeliğimde yazdıklarımı okuyorum, üç aşağı beş yukarı aynı şeyler ama şimdi daha da bir rahatım. Elbette her şeyin yolunda gidiyor olmasının, çok şükür herhangi bir riskle karşılaşmamış olmamızın da etkisi var bunda. Bu hafta detaylı ultrason randevumuz var, onu da geçtik mi değmeyin keyfimize…

BlogcuGebe19

Detaylı ultrason demişken, bu sık sık ultrasona girip çıkma konusunda bu sefer de soru işaretleri var aklımda… Var da, önüne geçmeye uğraşmadım şimdi doğruya doğru… Derin’de yaşadığım git-gel’leri yaşıyorum, ancak kanama falan da olunca en başlarda, sık girip çıkmam gerekti yine… Geçen hamileliğimde yazmıştım, ultrasonun azı karar, çoğu zarar mı diye…. Şimdilerde Damla’nın da bir yazısı çıktı karşıma: Ultrasonun fazlası zararlı mı? Özetle, zararlı olduğuna dair henüz bir kanıt yok, ancak araştırma yapılmaya değer bir konu…

Ne diyorduk, ha evet, tecrübe… Öyle işte, bu sefer iyice tadına varıyorum demiştim ya daha önce de, öyle gibi… Elbette sürekli mutlu bir kelebek gibi gezmiyorum; giderek artan ve artacak olan kilom ve ağırlık hissim beni yoruyor, bu kiloların sonra nasıl verileceği beni endişelendiriyor, geceleri bir taraftan diğerine dönerken yastığı oradan oraya çekiştirmek uğraştırıyor, sık sık tuvalete gitmek muhabbetleri yarıda kesiyor falan. Bir de canımın çektiği şeyleri yiyip içememek sıkıyor, belki de yaz olduğundan bilmem, hakikaten rakı olsa içerdik bea! dediğim zamanların sayısı az değil. Böyle düşündüğüm zaman içimdeki minik yargıcı Elif’ler ‘Ne biçim annesin la sen canın rakı istiyor???’ demeye kalkıyor, ben de onlara diyorum ki, hadi oradan! Annelik (ve aslında ebeveynlik) fedakarlık değil sorumluluktur taam mı?! Ben bedenimi kiraladığım bu bebek için fedakarlık yapmaktan ziyade sorumluluk alıyorum ve bu yüzden de ona zarar verebilecek şeyleri tüketmiyorum, ancak bu, o zararlı şeyleri istediğim anlamına gelmiyor. O yüzden beni suçlu hissettirmeye çalışmayın beni dellendirmeyin de hadi şimdi dağılın! Dağılıyorlar böyle deyince…

Her şeye rağmen hamile olmayı seviyorum ben. Her gün daha da artan hareketlerini hissetmeyi, meyve yediğim zaman birazdan kıpırdanmaya başlayacak olduğunu bilmeyi… Bedenimin her santimetrekaresi kontrolüm dışında ve istemediğim gibi büyüyor olsa da bazen, bedenimi… Kendimi hem çok sevimli, hem çok dişi, hem çok kocaman ama bir o kadar da kendimden emin hissettiğim bir dönem hamilelik. Bir yandan ne giysem kilomu saklayamıyormuşum gibi geliyor, bir yandan da ne giysem yakışıyormuş gibi… Seviyorum hamile bedenimi…

Ama sevmediğim şeyler de var, kontrolümün dışında gelişen olaylar da bunun başında geliyor. Vücuttan istemsiz bir şekilde salınan baĞzı gazlar, hapşırırken altına kaçırmalar falan özgüvenimi (!) sarsıyor. Dün sabah çocuklarla kahvaltı ederken iki lokma arasında bir geğirdim, benim diyen ergen karşımda olsaydı kıskanırdı… Çocuklar birbirlerine bakıp gülme krizine girdiler, eh ben de koyverdim gitti, n’apayım, maskara olmuşum zaten yeterince…

Bu hafta gelen Baby Center bülteninde ‘bebeğiniz artık sesinizi duymaya başlar, ona kitap okuyun’ falan diyordu. Ona okumuyorum ama abilerine okuyorum nasıl olsa, o da faydalanacaktır sanırım. Şimdiden Aziz Nesin hikayelerini dinliyor bu üç numara sürpriz yumurta… Daha n’olsun?

Bir de ‘onunla sakin konuşun, şarkı söyleyin’ falan diyor Baby Center. Şekerim bu bültenler ilk gebeliğini yaşayanlar için, ben öyle anladım. Ayol evin içinde iki tane çocuk varken, yaz tatili biraz daha uzatılmış, okulların açılması Ekim’e sarkmışken, artık birbirimizi nasıl oyalayacağımızı şaşırmış çocuklar vıcık vıcık kavga ederken ne sükuneti, ne şarkısı allah aşkına? Benim söyleyebileceğim tek şarkı ‘Yangın var ben yanıyorum, yetişin a dostlar DELİRİYORUM’, kalkmış bana şarkı diyor. Oldu canım, görürsem söylerim.

Ya işte bazen böyle allaaam allaaam ben n’aptım, bak bunlarla negzel Uno oynuyoruz, şimdi bu bebe gecede kaç kez kalkacak, oynayamicaz, sonra geceleri uyumaya başlasa bile uyanık olduğu saatlerde bu Uno kağıtlarını yemeye başlicak ve biz yine oynayamicaz falan diyorum, böyle bi terler basıyo… Sonra üç oğlu olan bir arkadaşımın sözü geliyor aklıma: ‘Sen bunu elinin tersiyle büyütürsün, hiç merak etme…’. Umarım öyle olur… Sağlıklı olsun da miniş oğlum, tersiyle de büyütürüm, düzüyle de…

Ne de olsa büyüyorlar bi şekil… Di mi?

9 yorum

  1. İlk çocuğun heyecanı bir gerçek. İkincide o tanıdık hislere birde kardeşiyle arasındaki bağın nasıl olacağı düşüncesinin heyecanı ekleniyor. Gece uyanmalar, anne gögsü ihtiyacı, gaz problemleri derken ilk çocuğumun tüm bunlara ne tepki vereceğini merak ediyorum.Arkadaşınız haklı olmasınıda canı gönülden istiyorum 🙂

  2. Halamin sözü de “ben bunu popomla bile yaparım”dır. O hesap, sen ucuncuyu poponla bile buyutursun blogcu anne. O bahsettiklerin olacak malesef, insan rahata nasıl alisiyor… ama o da sen(siz)den bir parca olunca sevgisi sabrı da getirecek yaninda, bi bakmisin üç delikanlı ayrı takılır olmuş, bu gunleri ozleyeceksin. Sevgiler 🙂

  3. Yok hayir aglamiyorum, gozume birsey kacti (!) Hayir hamile falan da degilim, niye durup dururken bu duygusallik 🙂 Ikinci bebegim henuz 9 aylik ama zaman zaman ‘ben bi tane daha yaparim bundan’ derken buluyorum kendimi 🙂 Bu bahsettigin tanidik histen, bu kendine artan guvenden, ‘elimin tersiyle bile buyuturum’ duygusundan geliyor olsa gerek bu dusunceler aklima 🙂 Yoksa deli miyim ayol, iki tane kipir kipir oglandan sonra ucuncuyu dusuneyim 😀
    Hic zor falan olmayacak merak etme sevgili Elif. Iki super abi ve super yardimci kocayla kotaracaksiniz bu isi. Goz acip kapayana kadar surpriz yumurtan da minik bir delikanli olup katilacak ekibe. Sana da onlara bakip gurulanmak dusecek, sevgilinle elele 🙂

  4. Ultrasonda teorik bir risk var, 3D ultrasonlar ozellikle tavsiye edilmiyor. Uc ultrasona girdim 35. haftaya kadar. Ilki yedinci haftada kendi ricamla, daha once dusuk tehditi aldigim icin, Ikincisi yine kendi istegimle 12 hafta NT, bi de 20. hafta ultrasonu. Doktoruma “Valla 3. trimester’de de heveslendim, soz veriyorum devlette degil, ozelde kendi cebimden vericem!” dediysem de ise yaramadi. “Suphelendigimiz birsey olmadigi surece hayir, olmayacak” diye noktayi koydu. Ama Turkiye bu konuda ilginc bir deney yapiyor neredeyse her randevuya Ultrason koyarak. Belki tehlikesi yok ama astronomik bir sezaryen oraniyla geri donuyor.

  5. emin olun cok cabukbuyuyecekler daha dun gibi 3. cocuguma (bizimkide surpriz oldu)hamile pldugumu ogrendigimde aglama krizlerine girislerim ama biz istemiyorduk ben boyle rahttim diye soylenislerim simdi her zorluguna ragmen evimizin nesesi ablalarinin goz bebegi oyuncak bebegi 16 aylik oldu bile hala bazen tv de bebek gorsem ozlerim kucuk kizimin o hallerini

  6. elif cok feci ozeniyoruz sana hep birlikte, bu gunluklerin sonunda blog okurlari arasinda 3. bebek patlamasi yasanabilir dikkat :))

  7. Oyun kartlarını yiyeceği kesin, az önce yemiş 2 numara. İlklerde üzerine titriyoruz, arkadakiler kendi yolunu buluyor…
    Kendi kendine emekledi bir gün, sonra karton koliye tutunup ayağa kalkmış, bir baktık evde geziniyor onunla. Ne oyuncak aldık, ne giysi 1-2 gerekli şey dışında. Ortada bulduğu küçük lego ve yapboz parçalarını ağzından çıkardığım çok oluyor. Sağlık olsun da, öyle – böyle büyüyorlar…

  8. Selamlar
    Çoktandır okuyamıyordum yazılarınızı, malum tatil dönemi. Hımm demek oğlunuz olacak. Gönülden tebrik ediyorum. Yazınızı okuyunca nasıl da bir bebek daha istedi canım anlatamam.