0 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 28. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Artık resmen üçüncü trimestera girmiş bulunuyorum! Hoşgeldin 28. hafta ve son trimester! Bu haftayla birlikte, (planlı!) son hamileliğimin tadını doyasıya çıkarmayı bırakıp, “Bitsin artık şu hamilelik, bebeğime bir an önce kavuşup, büyütmeye başlayayım!” duygusuna da geçmiş bulunuyorum. Gittikçe büyüyen göbeğimi hala çok seviyorum ama hamileliğin bir kadına 6 ay yettiğini düşünüyorum. Zira, şeker diyeti sayesinde yalnızca 6 kilo aldığım halde, yeniden eski kiloma ve vücuduma dönebilme ve normal pantalonlarımı giyebilme isteğim başlamış bulunuyor. Demek ki etek, elbise giyme arzusu da bir yere kadarmış! Ayrıca, artık biraz uzun süre ayakta dursam, tabanlarım 3 saat koşmuşçasına ağrıyor! Anlayacağınız, ağırlaşan dengesiz vücudumu taşımakta zorlanıyorum.

Deniz28

Bu hafta, rutin doktor kontrolüm ve bir de detaylı ultrason taramam vardı. Kontrol sırasında doktor, şeker yüzünden bebeğin haftasına göre büyük olup olmadığını inceledi. Çok şükür, bebisimin ölçüleri de kalp atışları da normal çıktı. Doktoruma diyetisyenle olan buluşmalarımı anlattım. Şimdilik diyet ve düzenli yürüyüşle kan şekerimi dengeleyebileceğime inandığımı ve mümkün olduğunca ilaç kullanmak istemediğimi söyledim. Bana, ne kadar elimden geleni yapsam da, birkaç hafta sonra, ilerleyen hamilelik ve büyüyen plasentanın insülini engellemesi nedeniyle vücudumun insüline karşı daha çok direnç göstereceğini ve şekerimin yine yükselmeye devam edebileceğini söyledi. İlaç kullanmanın dünyanın sonu olmadığını, herkesin metabolizmasının farklı çalıştığını, ve bebeğimin sağlığı için, benim vücudumda işe yarayacak olan çözümü bulmamız gerektiğini de ekledi.

Ertesi gün, yine şeker sebebiyle, detaylı ultrason taramam vardı. Önce hemşire, sonra da diyabet konusunda uzman bir doktor, bebeğimin tüm organ ve kemiklerini tek tek incelediler. Uzun zaman aradan sonra bebeğimi yeniden göreceğim için heyecanlıydım, ancak o kadar çok beklettiler, o kadar uzun sürdü ve o kadar çok karnıma bastırdılar ki, randevum sona erdiğinde bebek de ben de çok yorulmuştuk ve sıkılmıştık. Artık kızmayacağım buradaki doktorlara, az ultrasona sokuyorlar diye… Kesin emin oldum bebeğimin de benim gibi üstüne bastırıp duran ultrason aletinden rahatsız olduğundan! Sonuçta, neyse ki, bebeğimin her şeyi normal ve sağlıklı çıktı. Ancak maalesef açlık kan şekerim hala doktorların istediği değerden yüksek çıkıyor (gün içinde kontrol altında tutabiliyorum şekerimi).

Diyetime çok dikkat etmeme ve son bir haftadır düzenli yürüyüşlere başlamış olmama rağmen, açlık kan şekerimi 100’un altına düşürebildim, ama doktorların istediği değer olan 95’in altına düşürmekte şimdiye kadar yalnızca iki kez başarılı oldum. Her ne kadar benim için bu bile büyük başarıysa da, doktorlar 95 konusunda çok katılar. Bu hafta yeniden görüştüğüm diyetisyenim de, kendisinin önerdiği gece yatmadan önce ve tuvalete kalktıkça yediğim atıştırmalıkların, sabah ölçtüğüm açlık kan şekerini düşürmede etkili olduğunu ve bunun durumu biraz daha kontrol altına aldığını söyledi. Öte yandan, gece her uyandığımda bir şeyler yemeye çalışmamın uyku düzenimi bozduğunu ve beni stres yaptığını, ve bunların da hem şekeri hem de hamileliği olumsuz etkileyeceğini söyledi. Bu yüzden, vücudumun ihtiyacı olan ancak hamilelik dolayısıyla kullanamadığı insülin hormonunu, dışarıdan iğne yardımıyla almamın benim ve bebeğim için daha iyi olacağını, ve bunun bebeğe hiçbir yan etki yapmayacağını bir kez daha kesinkez belirtti.

Anlayacağınız sevgili okurlar, bu hafta değilse de haftaya insülin takviyesine başlatacaklar beni. Ne yaparsam yapayım vücudumun işleyişine ve hamileliğimin ilerleyişine engel olamam, ve bebeğimin hayatı sağlığı söz konusuyken, doktorların isteğine karşı gelemem!

Haftaya görüşmek üzere! Sağlıklı kalın!

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.