7 Yorum

Nazlı’nın Gebelik Günlüğü, 31. hafta

Türkan’ın minik Kerem’ine kavuşmasıyla sıranın bana geldiği gerçeğiyle karşı karşıya kaldım bu hafta. 13 haftalık iken yazdığım ilk yazım daha dün gibi. Daha dün buranın endişe ve korkularla dolu acemi gebesiydim ben. Ne zaman geçti bu 18 hafta?

Hamileliğimin başından beri doğru dürüst misafir ağırlamamıştım. Karşı komşum, komşularımızın iki yıldır oturduğum evime hoş geldine gelmediklerinden dolayı rahatsız olduklarını söyleyince, cumartesi buyursun gelsinler dedim. Ben daha ağırlaşmadan misafir ağırlamanın kolay olacağını düşünmüştüm, yanılmışım. Eğer arkadaşım yardıma gelmeseydi mümkün değil günü bitiremezmişim. Ortalığın toparlanması ve tatlı işini cuma akşamından hallettim. Cumartesi sabah eşimi işe gönderdikten sonra evi şöylece süpürdüm, toz aldım, banyoyu yıkadım. O aralarda mutfakta yapacaklarımı da yapıyordum. Poğaça, kurabiye yoğuruyor, kısırın bulgurunu ıslatıyordum falan. Normalde iki saatte hiç zorlanmadan yapacağım işleri dört saatte ancak bitirdiğimde ayak tabanlarımın üzerine basamayacak hale gelmiş ve belim kopmuştu. Arkadaşım da erken gelmiş balkonu yıkamış, camını kapısını silmişti sağ olsun. Komşularım geldikten sonra servis kısmında belimi toparlayıp da kalkamadım, arkadaşım halletti hepsini. Herkes gittikten sonra kendimi yatağa zor atttım. Kendimi hala iyi hissediyor olsam da bu performans düşüklüğü beni şaşırttı. Bugüne kadar kendimi hiç bu kadar zorlamadığımdan belki farkına varamamışım meğer. Eskiden olsa daha çok çeşitli ve zor ikramlar hazırlar, misafirleri ağırlar, akşamda eşim geldikten sonra kendimizi sokağa atar eğlenirdik.

Nazli31

Artık bulaşık makinesine bir şey koymak/almak için eğilmek bile zorlaştı. Yere düşen her ne olursa olsun önce bir söyleniyor sonra iki bacağımla birden çömelerek alıyorum. Öyle eğilmek, hop havadan kapmak falan eskide kaldı. Ve sanki bunlar bir anda oldu. Yürüyüşüm de değişti, tipik gebe yürüyüşüyle göbeğim önden ben arkadan gidiyorum artık. İş yerinde oturmuyorum bildiğin yayılıyorum. Hamile olduğumu bilmeyenler yadırgarlar eminim. Başka türlü rahat edemiyorum. Dik otursam nefes problemim oluyor, öne doğru eğilip biraz masaya yaslansam alttan tekme, yumruk ne varsa sallıyor çocuğum. Biri geldiğinde toparlanmaya çalışıyorum ama Elif’in tabiriyle ters dönmüş kaplumbağa gibiyim, zorlanıyorum.

Haftaya doktor kontrolünde çalışabilir raporunu verecek sanıyorum doktorum. Son zamana kadar çalış çalışmayı düşünüyorum. İş yerinde tüm gün otursam bile artık yoruluyorum. Akşam servisten inip eve yürüdüğüm o yüz metre bile gözümde büyüyor. Eve gidip yemek yapmayı geçtim, hazır yemeği bile yiyecek gücüm olmuyor çoğu zaman. Hamilelerin bu haftalardan sonra sırf bebeğine beş hafta daha fazla bakabilmek için çalışmak zorunda olması hiç insani değil. Şimdi ama bilmem kim de son gününe kadar çalıştı, gık demedi diyenler olabilir. Ben de kimseye gık demiyorum ardından gelecek saçma sapan yorumları duymamak için. İyi ki burası var da dillendiriyorum yaşadıklarımı, hissettiklerimi.

Doğumdan sonra bana kalacak beş hafta benim için çok önemli. Öyleyken bile bebeğim 3,5 aylık olmadan bırakıp işe dönmek zorunda kalacağım. Bebeğim bana hala muhtaçken, hala emziriyorken, tam birbirimize alışmışken, hele ki ilk altı ay sadece anne sütü derken kalkıp 3,5 aylık bir bebeği evde bırakıp işe dönmek de hiç insani değil. Nitekim bu ülkede kadın olmak çok zor olduğu gibi, çalışan kadın olmak ve hatta çalışan ve anne olan bir kadın olmak çok daha zor. Zor şartlar altında elinden gelenin en iyisini yaparak evlat yetiştiren tüm anneleri öperim.

Sevgiler,

Nazlı

Yazar Hakkında

NAZLI TANTOĞLU – 31 yaşında, çocukluk aşkıyla 6 yıldır evli. Ankara’da yaşıyor. Aşırı tipik bir Kova burcu. Kışı hiç sevmeyen bu kış çocuğu günün birinde sıcak bir memlekete yerleşip yaşlanmayı hayal ediyor. Okumayı, konuşmayı ve yemek yapmayı çok seviyor. Gebeliğiyle birlikte mecburi ara verdiği Yemekçinin Mekanı isimli bir de yemek bloğu var.

Nazlı’nın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

7 yorum

  1. Bende senin gibi düşündüm, ücretsiz izin alacak olmama rağmen 4 hafta kalaya kadar çalıştım. Evet çalıştım ama sırf daha fazla kalabilmek içindi. Ama noldu, doğumdan sonra devlete atandım ve puff o aktardığım zamanlar yanıverdi 🙁 Şimdi 2.çocuk olursa 2 yıl ücretsiz izin almayı planlıyorum ve 32’yi doldurduğum an kaçarım diyorum. Ücretsiz izin alma imkanın varsa kendini çok zorlama derim ben.

    • Gün ne getirir bilinmez ama şu an ki maddi imkanlarımız ücretsiz izni kaldıracak gibi değil maalesef. Böyle deyince de bebeğin paradan daha değerli değil mi diyorlar. Evin kredisi, ödemeler derken ancak yetişiyoruz zaten. Belki bir mucize olur bilemiyorum 🙂

  2. Komşularının da onca zamandır tam gebeliginizi bulmuşlar yani.karni burnunda kadına ben hayatta öyle diyemem.bu arada günlük değilim ama takipçi gebe olarak türkan ı iki hafta geriden takip ettiğimden sıra önce benim diyorum ameliyat stresi sardı

    • Vallahi öyle oldu 🙂 Neyse savdım ben de durumu, zor oldu ama.
      Hayırlısıyla siz de bebeğinizi kucağınıza alın Büşra. Ameliyat ya da normal sağlıkla gelsin bebeğiniz.

  3. Nazlıcığım ne kadar da guzel dıle getirmişssin herseyi…son cumlenı okudugumda düşündüm kaldım…bır de bu sartlarla boguşup en sonunda pes etmek zorunda kalıp (özel sektorde) işten ayrılan anneler var…ben gibi…Herseyin gönlunce gerçekleşmesini dilerim…Bundan sonra hızlı yorucu bır o kadar da guzel olan bir dönem başlıyor hayatındaa…Bu dönemın güzelliğini ilerledikçe hissedeceksin…Kendini fazla yorma…Hersey gönlünce olsun …takipteyim….

    • Sevalciğim yorumun beni çok mutlu etti, teşekkür ederim.
      Ben henüz yaşamadığım halde çocuğumu küçücük bırakıp gitme fikri beni üzmeye yetiyor.
      Yaptığımız hiçbir şeyden pişman olmamak gerek aslında. Şartlar o an neyi gerektiriyorsa onu yapıyoruz.
      Hele ki anneler çocukları için en iyisi neyse onu yaparlar değil mi 🙂
      Senin gibi bir annesi olduğu için çocuğun çok şanslı.