7 Yorum

Daha iyisi?..

Geçtiğimiz hafta boyunca Kanada’nın New Brunswick eyaletindeki okulları gezdik, dün itibarıyla yurda dönüş yaptık. Çok keyifli, çok öğretici, ufuk açıcı, farklı düşündürücü bir geziydi. Şimdi ayağımın tozuyla içimi dökeceğim, gezinin ayrıntılarını ve işin asıl ayağı olan eğitim konusunu daha sonra ayrıntılı anlatacağım.

Gezimiz sırasında sadece eğitim üzerine değil genel yaşam hakkında da fikir edinme imkanı bulduk. Örneğin bizi gezdiren Kanadalı ekipten Heather, 56 bin nüfuslu şehirdeki -üç gün boyunca gördüğümüz tek- trafik tıkanıklığını bize şöyle açıkladı: ‘İleride bir kavşak var, herkes birbirine yol veriyor; o yüzden trafik tıkanıyor.’

Yanlış okumadınız. İnsanlar birbirlerine YOL VERDİKLERİ için trafik tıkanıyor.

– Sen geç.
– Aaa yok vallahi olmaz sen geç.
– Ölümü gör bak geç.
– Ay Allah yazdıysa bozsun geç ayol!
– Peki ama bi dahaki sefere sen…

diyene kadar arkada araçlar birikiyor. Hani şarkıdaki iki inatçı keçi var ya, onun tam tersi.

Gezi boyunca sıkça karşımıza çıkan bir başka konu ise Kanada’nın genelinde uygulanan 1 senelik doğum izniydi. Kanada’da (tüm eyaletlerde federal kanunla düzenlenmiş) kamu ya da özel sektör fark etmez, herkes bir senelik doğum izni kullanabiliyor. Bu bir senelik izin anne-baba arasında paylaşılabiliyor ya da hepsini veya bir kısmını birinden biri kullanabiliyor. %60 gibi bir orandan başlayarak bu bir sene boyunca maaşınızı almaya devam ediyorsunuz, dönüşte işiniz de garanti. Yani kimse sizi izinde olduğunuz süre boyunca işinizden çıkaramıyor.

İnsan ister istemez karşılaştırmalara giriyor böyle olunca… Ve diyorsun ki: ‘Neden bizde de yok? Bu kadar zor olmamalı bu düzeni kurmak…’

Bu kadar zor olmamalı insanca koşullarda yaşamak… Bu kadar zor olmamalı herkesin en temel haklarını eşit olarak kullanabilmesi…

Bir akşam yemeğinde buluştuğumuz eğitim bakanlığı yetkililerinden biri, uluslararası bir eğitim değerlendirme sınavı olan (ve Türkiye’nin her sene sonlarda yer aldığı) PISA skorlarının, New Brunswick okullarındaki öğrencilerin gelir seviyesinin başarı puanlarına çok çok az etkisi olduğunu gösterdiğini söyledikten sonra ekledi: ‘Demek ki herkese eşit eğitim verebiliyoruz’.

Biz neden veremiyoruz? Bizim çocuklarımıza yazık değil mi?

Evet, nüfus önemli bir faktör tamam da, bilmem hangi coğrafyada bilmem kaç nüfuslu bir ülkeye doğduk diye iyi ve eşit eğitim alamamak, medeni koşullarda yaşayamamak kaderimiz mi yani?!

Gezi boyunca sosyal medyaya doğru dürüst bakmadım, memlekette neler olup bitiyor, pek takip etmedim. Ancak nadiren girdiğim zamanlarda, özellikle Twitter’da -ki ülkede neler olup bittiğinin bazen abartılı da olsa tek gerçekçi kaynağı artık orası- sürekli bir mücadele, kavga ve uğraşı içeren paylaşımlar gördüm. Ya birileri birilerine kızıyor, ya birileri sesini duyurmaya çalışıyor, bir diğeri talan edilen arazilere laf ediyor, öbürü kampüsünden çıkarılmakta tehdit edilen üniversite için sesini yükseltiyor.

Ne kadar çok yükümüz var… Öyle yüklüyüz, öyle doluyuz, öyle mücadele halindeyiz ki ancak o mücadelenin olmadığı ortamlara girince ne kadar acayip bir durumda olduğumuz anlaşılıyor.

Ne olurdu yıkılan parklar, dikilen köprüler, kaybolan insanlar, öldürülen çocuklar için çaresizce mücadele edeceğimiz yerde tüm bu enerjimizi gerçekten fayda getirecek şeylere yatırabilseydik?

Daha iyisini hak etmiyor muyuz?

Sincap

Toronto Üniversitesi’nin kampüsündeki sincaplar bizden daha huzurlu mudur?

7 yorum

  1. Kesinlikle hak ediyoruz. İmrendim açıkçası Kanada’ya. Geçen haftalarda da Almanya’dan gelen teyzemle oradaki sürücülerin çok sabırlı olduğundan hatta sürücü kurslarında en işlek caddelerde direksiyon eğitimin başlandığından bahsetmiştik. Ömrüm ah ülkem insanı, vah ülkem diye diye geçiçek

  2. Ne guzel soylemissiniz, her yurt disina ciktigimda hissettigim sey:

    Ne kadar çok yükümüz var… Öyle yüklüyüz, öyle doluyuz, öyle mücadele halindeyiz ki ancak o mücadelenin olmadığı ortamlara girince ne kadar acayip bir durumda olduğumuz anlaşılıyor.

  3. döne hatun yalçın

    Elif hanım bir eğitimci olarak dört gözlE bekliyorum yazacaklarinizi. Ben de bir yıl süreyle Danimarka’ da Erasmus yapmıştım ve eğitim kalitesİ sunduğu olanaklar verdiği değer beni büyülemişti hayatımın en unutulmaz ve dolu dolu geçen bir yılıdır. Ordaki eğitim ortamını da deneyimleme fırsatınız olur umarım.

  4. Ben Avustralya’da yasiyorum ve Kanadadaki sistem burada da ayni. anne ile baba 1 snelik izni paylasabiliyorlar ve donuste is garanti. bu sistem sanirim Ingiltere’nin sistemi. Bu ulkeler commonwealth adi altinda toplanmis ve bu sistemi kullaniyorlar. Amerikada da yasadim uzun sure. 2 kizimi Amerikada 1 kizimi da Avustralyada dunyaya getirdim. Amerikada dogum izni 6 haftadir ve maalesef ise donme durumunuz garanti degildir (her an is kaybetme durumu hep vardir orada o yuzden de yasam stresslidir). bu 6 haftada da hatirladigim kadariyla maas odenmiyor. Avustralya cocuk dogar dogmaz da bebek ardimi yapar toplam 5000 dolar. iki ulkede de egitim sistemi esittir ama Avustralyanin farki universite caginda 100 bin dolar okul giderini devlet oder. bu da lisans ve yuksek lisans demek oluyor. gercekten bu refah ulkeleri gorunce insan farkediyor kendi ulkesindeki eksikleri. neyimiz tam ki cok cok gerideyiz. insallah bizim ulkemizde de birgun hersey guzel olur. tum cocuklarimiz esit egitim alir.

  5. Çok güzel yazmışsınız gene.
    Ne kadar güzel bir ülkede yaşıyoruz. ne şanslı topraklarda.
    Daha iyi bir yaşamı hak ederken, elimizdekinin kıymetini bilmeden var olan şartları da bozuyoruz her geçen gün. çok üzülüyorum ben.
    Bir gün bizim de o standartta bir yaşama ulaşacağımıza dair inancım var gene de. İnanmadan olmuyor çünkü.
    Sevgiler..

  6. Maalesef Amerika’da cok geri Kanada’ya gore. Dogum izni sadece 6 hafta, insanlik disi bence. Gelir duzeyi de egitimdeki de en buyuk etkenlerden. Turkiye bile Amerika’nin cok otesinde sosyal haklar konusunda. Kanada utopik bir ulke, su kari kisi olmasa daha da utopik olurdu 🙂

  7. Bizim sorunumuz herkesin konuşması ama çözüm için hiç birşey yapmaması… herkes karşı görüşü bazen geçmişi eleştiriyor ama hiçbir şekilde (buna fikir üretmekte dahil) hiç birşey yapmıyor elini taşın altına koymuyor.