0 Yorum

Gül’ün Gebelik Günlüğü, 24. hafta

Yeni bir haftadan merhaba,

Geçen hafta evdeki tadilatın bittiğini yazmıştım. Hala evdeki düzeni tam oturtamadık. Temizlik işi, çok detaya girdiğim için beni epeyce zorluyor. Haftaiçi çalıştığım için fazla zaman da yok. Akşamları 2-3 saat mesai harcıyorum. Normal şartlarda 1 saatte bitecek işi anca 2 saatte zar zor yapabildiğim için uzun sürüyor. Hemen kendimi yatağa atıp, 10-15 dakika uzanıyorum, sanki dünya kadar iş yapmışım da yorgunluktan ölmüşüm gibi… Tam olarak toparlanmış, yapılacaklar listemi tamamlayabilmiş değilim. Bu haftasonunu da çok verimli geçiremedim. Cumartesi günü yakın bir arkadaşımızın öğlen nikahı akşam da düğünü vardı. Pazar günü ise başka işlerimiz için dışarıdaydık biraz; sonrasında yemek, çamaşır ve ütü ile gün bitti. Dolap içleri hala beni bekliyor.

İşler bitmedikçe de daralıyorum. Zaman geçiyor ve ben oğlum için yapmak istediğim şeylere odaklanamamışım gibi hissediyorum. Aklımda doğum için hazırlayacağım küçük hediyelikler var, kendim yapmak istiyorum. Ama biraz zaman alıcı şeyler… Bu yüzden bir an önce başlamak istiyorum. Bu haftasonu planlarım arasında Eminönü’ne gidip malzemlerimi tedarik etmek var ama bakalım gidebilecek miyim. Hazır Eminönü’ne gitmişken herkesin bahsettiği şu meşhur Havuzlu Han’a da girmek istiyorum. Oğlumun bazı eksiklerini de oradan tamamlarım belki. Kendim için gerekli olan gecelik, pijama, terlik gibi ihtiyaçları da oradan bulabilirim diye düşünüyorum, tabii çeşitlerin arasında boğulup kalmazsam…

Gul24

Bu hafta oğlumun hareketleri ile aşk yaşıyorum. Ufak kıpıdanmalar yerini daha belirgin hareketlere bıraktı. Artık içimde dönüşlerini hissediyorum, beni çok heyecanlandırıyor. Bazen karnımın sağ ya da sol tarafında dışarıya doğru baskı yapıyor ve orası semsert oluyor, resmen bana nerede olduğunu gösteriyor. Ne kadar tarifsiz bir duyguymuş. Şimdiden bu kadar mutlu ediyorsa kollarıma aldığımda hissedeceklerimi tahmin bile edemiyorum. Uykusuz kalacak olmak, sadece onunla ilgilenip her şeyden soyutlanacak olmak beni korkutmuyor, tersine huzur getirecekmiş gibi hissediyorum.Düşündükçe gözlerim doluyor, pek bir duygusal oldum. Anneannem aklıma geliyor sıkça, benim çocuğumu görmeyi çok istiyordu, hep ‘görebilecek miyim evladım?’ derdi, kısmet olmadı. Ben onun gidişiyle en büyük desteğimi, en büyük huzur kaynağımı kaybettim. Şimdi Selim bana yeni bir huzur kaynağı olacak.

Tam da doğum izni konusundan bahsedecekken Nazlı’nın yazısını okudum. ‘’Hamilelerin bu haftalardan sonra sırf bebeğine beş hafta daha fazla bakabilmek için çalışmak zorunda olması hiç insani değil. ‘’ demiş. Tüm gebelerin düşündüğünü dillendirmiş. Ben de oğlumla daha çok vakit geçirebilmek için son haftalara kadar çalışmayı düşünüyorum gücüm yeterse. Çünkü 1 ay önce ayrılmak demek, 3 aylık bebeği bırakıp işe dönmek demek. Oysa ne kadar küçükler ve anneye ne kadar muhtaçlar. Hele ki hiç tanımadığınız birine emanet edecek olmanın sıkıntısı, korkusu, endişesi şimdiden mideme oturmaya başladı. Çalışmaktan fedakarlık etmek ise ayrı bir zorluk. Çalışmaya ara verdiğimiz anda, biz kadınların çalışma hayatına geri dönüşü işveren tarafından genelde olumlu karşılanmıyor. Yerimize çalışcak birini çoktan bulmuş oluyorlar, özel sektör çok acımasız ne yazık ki… Keşke çalışan anneler için daha iyi şartlar olabilseydi.

Güzel bir hafta olması dileğiyle,

Sevgiler.

Gül

Yazar Hakkında

GÜL GÜRDAL – İstanbul’dan bildiren taze gebe. 31 yaşında, 10 yıldır hayatının aşkı ile birlikte. Oksijenden yoksun plaza çalışanı. Gün gelir hayeller gerçek olur, benim de bir pastanem olur, hem yapar hem yediririm diyor. Gezmeyi,üretmeyi,okumayı, yemek yapmayı çok seviyor. Heyecanla, ilk gebeliğini anlatıyor.

Gül’ün tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.