0 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 30. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Nihayet 30’lu haftalara başladık! Bundan sonrası artık geri sayım! Bebişin doğmasına hala daha çok zaman var diye düşünerek çoğu zaman sakinliğimi koruyorsam da, yavaş yavaş heyecanlanmaya ve istemeden de olsa telaşlanmaya başlıyor gibiyim! Nasılsa abisinin kullandığı tüm bebek eşyalarını ve kıyafetlerini saklamış olduğumdan yeni bir şey almam gerekmiyor diye düşünsem de, elbette yeniden alınması gereken ürünler var.

Yenidoğan bezi, pişik kremi, bebek şampuanı, önceden emzirirken çok kullandığım göğüs pedleri ve göğüs kremi ilk aklıma gelenler… Sanırım önümüzdeki haftalarda bir alışveriş listesi yapacağım ve eksikleri yavaş yavaş tamamlamaya başlayacağım artık. Tabii bir de meşhur hastane çantası meselesi var! Bu çantanın içinde neler olması gerektiği de her anne adayına göre çeşitlilik gösterse de olmazsa olmaz eşyaların kendime göre bir listesini yapıp, onu da önümüzdeki haftalarda paylaşacağım sizlerle.

Deniz30

Babycenter’a göre bizim bebiş bu hafta kocaman bir lahana büyüklüğünde ve yaklaşık bir buçuk kilo ağırlığındaymış! Zaten, geçtiğimiz hafta içinde iyice hareketlendi ve karnımı şekilden şekile sokmaya başladı! Bir şey izlerken ya da birini dinlerken, yahut yemek yerken bir anda karnımda taklalar atmaya başlaması o kadar hoşuma gidiyor ki, hemen yüzümde bir gülümseme beliriyor ve bütün dikkatimi onu izlemeye veriyorum. Neler hissettiğini, karnımın içinde nasıl yaşadığını düşünmeye başlıyorum.

Geçen hafta insüline başlamak için bir hafta daha bekleyeceğimizi söylemiş ve oldukça sevinmiştim hatırlarsanız, ama bu sevincim maalesef kısa sürdü. Diyetisyen son görüşmemizde özellikle yürüyüşlerde vücudumu çok zorlamamam ve kasılmalara dikkat ederek doğumun erken başlamasına sebep olmamam konusunda beni uyarmıştı. Hakikaten de 15 dakika süren tempolu yürüyüşlerim bittiğinde, karnım kaskatı kasılmış oluyor. Aslına bakarsanız bu şekilde yürümemin doğumu başlatacağını hiç sanmıyorum, ama yine de yürüyüşlerimi 15 dk ile sınırlıyorum. Zaten bu süre sonunda bile oldukça yorulmuş oluyorum.
Velhasıl, bir hafta daha beklememize gerek olmadığı ve vücudumun rahatlaması ve bebeğin sağlığı için bir an önce insülin kullanmaya başlamam söylenince, ben de mecburen – iğneden hiç hoşlanmadığım halde, her gece insülin enjeksiyonuna başladım. İlk izlenimlerime göre, geceleri daha uzun süre uyuyorum, yani tuvalete daha geç kalkıyorum, ve kalktığımda da eskisine göre daha az açlık hissediyorum. Bu açıdan bakarsak, dedikleri gibi vücudumu dinlendirmiş ve biraz daha iyi almış oluyorum uykumu. Öte yandan, kendi kendine iğne yapmak hiç hoş bir şey değil! Ama annelik öyle bir duygu ki, bebeğinin yaşaması için uçurumdan atlaman lazım deseler, atlarsın!

Neyse ki, bu haftaki rutin doktor kontrolünde oğlumun ölçüleri ve kalp atışları gayet normal çıktı da rahat bir nefes aldım. Artık 30. haftadan itibaren kontroller iki haftada bire düştüğünden, üstüne benim şeker yüzünden girmem gereken ekstra ultrason ve diyetisyen görüşmeleri de olduğundan, bundan sonra beni kontrollerle dolu haftalar bekliyor!

Haftaya görüşmek üzere! Sağlıklı kalın!

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.