2 Yorum

Tarihe not: Mükemmel Anne

Dün gece ‘mükemmel’ anneydim. Kusursuz.

Gebe yazarım Ayşe Nur’un dediği gibi ‘her şeyi doğru ve kusursuz yapan’ mikemmel annelerden değil. Dün gece, sadece dün gece, sadece o an için gerçekten müthiştim.

Yattı çocuklar normal saatlerinde… Sonra kalktı biri, ‘korktum’ dedi. Aslında daha önce de de-fa-lar-ca kalkmıştı. Uykum kaçtı dedi kalktı, çişim geldi dedi kalktı, kapı çaldı (halamlar taşındılar, kuzenim bize banyo yapmaya geldi) kim geldi diye kalktı… Kalktı da kalktı. Bilirsin işte, uyumamak için bin türlü bahane…

Sabırlıydım ben. Eh artık o kadar da olsun değil mi, bir hafta boyunca dünyanın en mikemmel pardon mükemmel ülkelerinden birinde gezip tozmuşum, gözüm gönlüm açılmış, uyumak bilmeyen ve 826 kere yatağından kalkan ve yatağa girmesinin üzerinden iki buçuk saat geçmesine rağmen hala gidip gelen evladıma azıcık tolerans göstereyim yani artık…

O yüzden mi bilmem, her seferinde ‘hadi yat artık canım benim’ diye yatağına gönderdim oğlumu…

En sonunda yine geldi, yüzünde gerçek bir dehşet ifadesi… ‘Korktum’ dedi… Kitapçıdaki bir kitapta gördüğü korkunç bir yılan ‘asılı kalmış’ aklında, çıkmıyormuş.

Gittik odasına, konuştuk uzun uzun… Korkulardan konuştuk, sonra oradan çıktık duygulardan konuştuk falan ama yok, rahatlamadı pek…

Sonra ‘birkaç ‘yumuşak’ kitap okursam geçer belki’ dedi, kitaplığından sevgi taşan bir kitap çıkardım: Velveteen Rabbit. O da tuttu, A Pocket Full of Kisses‘i çıkardı… İkincisi sanırım Türkçeye de çevrilmiş ‘Avucundaki Öpücük’ başlığıyla… Çok yakın bir arkadaşım Derin doğduğunda Deniz’e almıştı bu kitabı, kardeş kıskançlığını inanılmaz güzel anlatan bir kitap… (Şurada da -İngilizce- okuması var)

Neyse, okuduk işte onları… Velveteen Rabbit’ten birkaç sayfa sonra vazgeçtik çok uzun diye, rakunlara geçtik.

MukemmelAnne

Kitapları okuduk, okurken konuştuk, rakunun yerimize kendini koyduk, onu sevdik, kendimizi sevdik…

Kitaplar bitince ‘Oh bunlar iyi geldi bana, artık uyuyabilirim’ dedi. Derin bir ohhhh çektim ben de… Çocuğumu duymuş, korkusunu önemsemiş, ‘korkacak bir şey yok’ dememiş, onu dinlemiş, yanında olmuş, onu sakinleştirmiştim.

İyi geceler dedim, seni seviyorum anne dedi, ben de seni canım dedim, çıktım.

Ve dedim ki kendime odadan çıkarken: ‘Bazı zamanlar elime yüzüme bulaştırıyor (ya da en azından öyle hissediyor) olabilirim ama az önce o odada mü-kem-mel bir anneydim.’

2 yorum

  1. Sizi cok yakından takip ediyorum.ikinci oğluma hamileliğin kasımda doğum Özer 5yasinda ingilizce kitap okuma alışkanlığını nasıl kazandırdığı. ?.yardimci olursaniz yol gosterirseniz çok sevinirim

    • İlk birkaç sene onunla evde İngilizce konuşmuş, İngilizce kitaplar okumuştum. Oradan gelen bir alışkanlığı var.