7 Yorum

Blogcu Gebe – 23. hafta

Deniz’e hamileyken bir günlük tutmaya başlamıştım, nedense devamını getiremedim onun. Yalnızdım da aslında, çok ihtiyacım vardı içimi dökmeye, belki de o yalnızlıktı beni yazmaktan alıkoyan, bilmem… Şimdi diyorum ki keşke yazsaymışım, tutsaymışım bir kenarda içimdekileri… O zamanlar ne hissettiğimi bilmek isterdim.

İlk çocuklara ‘ilk gözağrısı’ denmesi boşuna değil. İlkinde yaşadığınız tecrübelerin hiçbirini bir daha aynı şekilde yaşamıyorsunuz. İlk gebelik, ilk doğum, ilk emzirme, ilk alt değiştirme… Sonrasında ilk adımlar, ilk okul… Hiçbiri ilk seferde yaşadıklarınızın etkisini yaşatmıyor. Bu ne iyi ne kötü bir şey, hatta ilkindeki tecrübesizliklerinizden meydana gelen saçmalıkları tekrarlamadığınız için sonradan gelenler daha bile şanslı belki…

Ama bir yandan da sürekli ‘Ah bununla ilkiyle olduğu kadar ilgilenemedim’ hissi var. Hani şu anneliğin bitmez tükenmez vicdan azapları gereği… Üçüncü gebeliğimin 6. ayına yaklaştığım şu günlerde bu hissi de sıklıkla yaşıyorum. Hamile olduğumu unuttuğum günler oluyor bazen, her ne kadar giderek ağırlaşan yüküm kendini sıklıkla hatırlatsa da…

BlogcuGebe23

Kimseye akıl vermeyi sevmem, ama bir an için bunu unutacak olsaydım ilk gebeliğini yaşayan kadınlara ‘tadını çıkarın’ derdim. Tadını çıkarın çünkü ilkindeki o heyecan, o naiflik, o boşluk, o dünyanın merkezindeymişsiniz hissi bir daha hiç tekrarlanmıyor.

Ha, şimdi de şefkat dolu bakışları, ayrıcalıklı tavırları inkar edemem ve bunlar da insanı şımartmaya yetiyor. Hamileliğin bir ‘ayrıcalık kartı’ var ki çok zevkli, yalan değil. Geçen hafta Toronto uçağı İstanbul’a inerken ‘iniş için alçalmaya başlıyoruz, lütfen yerlerinize geçiniz’ komutunun bana sökmemesi de bu yüzdendi. ‘Hanfendi, yerinize oturun lütfen’ diyen hostese ‘Ay mümkün değil tutamam!’ diye çıkıştıysam, kilitlenen tuvalet geri açıldı da işimi gördüm. Hiçbir kuvvet altına yapmak üzere olan bir gebenin önünde duramaz.

Öte yandan bu tuvalet işi gerçekten can sıkıcı. Özellikle de gezi boyunca ‘Aman suyumu eksik etmeyeyim, aman kasılmayayım’ diye o kadar çok su içtim ki Toronto’dan Fredericton’a kadar ziyaret etmediğim umumi tuvalet kalmadı. Bir ikisi dışında hepsinin tertemiz olduğunu söyleyebilirim.

Bir de uyumak zorlaşıyor şu aralar. Uykuya dalmak değil de, uykuda kalmak… Yüzükoyun yatmak (ki en sevdiğim pozisyondur) zaten tarih oldu, sırt üstü de yatamıyorum, eh bir sağa bir sola derken vücudumun da ağırlığından olsa gerek hep ağrıyla uyanıyorum, sanki o tarafım ezilmiş gibi.

Önümüzdeki hafta şeker yüklemesi var; çok tartışılan bu konuda taraf olmaktan uzak duruyorum ben. Belirli konularda anlaştıktan sonra özellikle de teknik ayrıntıları güvendiğim doktoruma bırakma taraftarıyım, buun da öyle yapıyorum. ‘Şeker yüklemesi yapacağız’ dedi, yapacağız.

Tüm bunlara, evde birikmeye başlayan minik eşyalara, dün Derin hastalanınca gittiğimiz hastaneye ‘birkaç ay sonra da böyle apar topar gideceğiz belki de hastaneye…’ diye içimden geçirmeme ve tüm heybetiyle büyüyen göbeğime rağmen hala bu ben değilmişim gibi geliyor. İçimdeki bebek ne kadar kıymetliyse o kadar da yabancı bir yandan… Annem hep kızkardeşime hamileyken ben havale geçirince insanların ‘Karnındakini düşün’ dediğini, onunsa ‘Sen gözümün önündeyken aklım hep sendeydi’ dediğini anlatır. Çok değişik bir his bu. Hepsi benim kıymetlim, hepsinin yeri ayrı. Bu bebe de çıkıp kollarıma gelince kalbimde yepyeni bir oda açılacak onun için, şu an hazırlıklar sürüyor.

Hazırlık demişken gebe kadınların son aylarında evi derleme toplama isteği olarak açıklanan ‘nesting instinct’ yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor sanki… Henüz çok harekete geçmedim ama bütün evi hoplatasım, her yeri toplayasım var. Bu bayram tatili kendimden iyi bir performans bekliyorum bu konuda, tabii şu son 10 günün (ve ishalli kusmalı geçen son iki gecenin) yorgunluğunu atabilirsem…

Geçenlerde bir yazımı buldum, ‘Belki de bu oğlan annesi olma işi benim hamurumda yok’ demişim. Bu satırları yazdıktan birkaç hafta sonra üçüncü oğluma gebe kalacağımı nereden bilebilirdim? Şimdiyse bir kabullenmişlik içindeyim, sanırım kendi içimdeki bazı sorunları çözüyor olduğumdan… Ve bu gebelik -korktuğumun aksine- üç oğlumun babasına daha da yaklaştırdı beni, artık Marslıların arasında bir Venüslü değilMarslıları Marslı oldukları için seven bir Venüslü olarak görebiliyorum kendimi…

7 yorum

  1. Elif hanım merhaba,

    kendinizi tanıma, bulma ile ilgili destek aldığından bahsetmiştiniz. Bunu anlatan daha detaylı bir yazı kaleme alabilir misiniz? Nerden başlayacağını bilmeyenlere yol göstereceğini düşünüyorum.
    sevgilerimle.

  2. Incir'in Annesi

    Yuzustu yatamama isi ne kotu bir seydir oyle?! Benim de kalcalarim agrimis oluyor bir taraftan digerine yatmaktan.

    Ikinci bebek icin son derece heyecanliyim, korkuyla karisik bir heyecan hatta ama insan gercekten gozunun onundekine ilgisini yoneltiyor. Birden ikiye gecmek sanirim ikiden uce gecmekten daha farklidir. Bir cocuk hic cocuk ya. Gecende bir tanidigim uc cocuklu cok ilginc dedi. Ikinci cocuk olduktan sonra tek cocuklu yasami hic yasamamis gibi oluyor insan, sanki hep bu cocuklar varmis hayatinda gibi. Ne diyeyim haydi insallah.

  3. Elif, tekrar tebrik ederim. Saglikla kucagina almani dilerim. 1,5 ay once ilk cocugumu kucagima aldim. 39 hafta kiz mi oglan mi acaba diye sorduk kendimize. Hamileligim harika gecti. Cok aktiftim, yuruyus, yuzme hatta ilk baslarinda kosu. 38 yasimda dogurdum. Aslinda normal baslayan ve 15 saat suren sancilardan sonra bebegimin hayati tehlikesi olunca acil sezaryanla sonuclandi dogum. Eger normal doguma ruhsal olarak hazir gittiysem inan bu senin yazdiklarin sayesinde. Cocuk yapmayi hatta normal dogumu aklimin ucundan dahi gecirmiyordum ama iste yillardir blogunu takip ede ede bu fikir bana cok dogal geldi. Hos iki dogumu da ayni anda tecrube etmis gibiyim ne biri ne digeri ikisi de zor 🙂 ben dogum sonrasi da bazi rahatsizliklar yasadim ama wn buyuk sansim cok kolay bir bebegimin olmasi. Dogum ve hamilelige dair cok sey ogrendim senden ve annelige dair de. Ozellikle dunku yazin icime isledi. Hep yaz sen olur mu? Umarim bir gun gorusuruz, bir Italya tatili yapin bence buraya gelin de tanisalim 😉

    • Çok teşekkür ederim. İtalya tatili kulağa çok hoş geliyor, bakalım ne zaman, nasıl gerçeğe dönüşecek… Ben evrene mesajımı verdim.

  4. ne güzel , çok güzel , hep güzel olsun inşallah…

  5. Elif Hanım merhaba,

    Ben de uzun süredir blogunuzu takip eden 2 çocuk annesi olarak aldığınız psikolojik destek sürecini Arzum Hanım gibi çok merak ediyorum.Bu konuda paylaşabileceklerinizi keşke yazsanız.
    Çok sevgiler…