0 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 31. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Öncelikle herkese mutlu ve huzurlu bayramlar dilerim! Umarım bu bayram, üzücü olayların son bulduğu, herkesin umut ve sevinçle kutladığı bir bayram olur…

BabyCenter’a göre, bu hafta bebişim hindistancevizi ağırlığına ulaşmış, yaklaşık olarak bir buçuk kiloymuş. Zaten ben de son iki-üç hafta içinde 3 kilo almış görünüyorum ki, hamileliğin başından beri en hızlı kilo aldığım dönem bu oldu. Zaten ilk hamileliğimde de son haftalarda kilo almam hızlanmıştı. Ama neyse ki, hala normal sınırlar içerisindeyim.

Deniz31

Son günlerde gece uykularım iyice bozuldu. Yan yatmaktan, üzerine yattığım kalçam uyuşmuş bir şekilde neredeyse saatte bir uyanır oldum. Sürekli bir sağa bir sola dönüyorum. Bebişim de sağolsun, tam ben uyuyacağım zaman bir başlıyor hoplayıp zıplamaya, o sakinleşene kadar zaten uykuya dalamıyorum. Bunlar beni çok yakında gelecek olan uykusuz gecelere hazırlamak için biliyorum bilmesine de, yine de ne kadar uyuşam kardır diye düşünmeden edemiyorum.

Artık şeker ölçümleri ve yaptığım diyet konusunda uzmanlaştım diyebilirim. Ne tuhaf! Daha bir kaç ay önce hayatımda olmayan iğneler ve ölçümler, şimdi gündelik yaşamımın olmazsa olmazları oldu bile! Hatta, geçen gün ölçüm yaptığım test çubukları aniden bitiverince, eczane yenisini yollayana kadar 2-3 gün hiç kan şekerimi ölçemedim ve öyle büyük bir boşluğa düştüm ki, resmen sudan çıkmış balık misali ne yapacağımı bilemedim! Meğer ne çok bağlanmışım o küçük ekranda gördüğüm sayılara göre yaşamaya!

Bu arada, insülin kullanmaya başladığımdan beri, geceleri uyandığımda hissettiğim açlık hissi kayboldu. Sabahları yaptığım ölçümler de düzene girdi. Artık hep olması gereken değerlerde çıkıyor açlık kan şekerim. Hala hoşnut değilim insülin kullanıyor olmaktan, fakat doktorun haklı çıktığını ve söylediği gibi vücudumu rahatlattığını inkar etmeyeceğim. Bu arada, Türkiye’de insülin kullanımı konusunda duyulan çekincelerden annem ve kayınvalidemin endişeli halleri sebebiyle haberdar oldum ve bu haftaki randevumuzda, diyetisyene bu konuyu tekrar sordum. Bana, hamilelik diyabetinde uzun süredir insülin yardımına başvurulduğunu ve benim kullandığım insülin tipinin bebeğe hiç bir zararı olmadığını üstüne basarak belirtti yeniden.

Bu hafta, geçen haftaki yazımda bahsettiğim hastane çantası konusunda biraz kafa yormaya başladım ve şimdilik kendimce şöyle bir liste oluşturdum:

  1. Kişisel bakım eşyaları: Saç ve dış fırçası, yüz kremi, losyon, dudak nemlendiricisi, şampuan, vb.
  2. Emzirme sutyeni ve geceliği: Rahat bir emzirme sutyeni olmazsa olmazlardan!
  3. Rahat bir çift çorap ve terlik: Her ne kadar hastane odaları sıcak olsa da, ayakları üşütmemek lazım.
  4. En sevdiğiniz yastık/hamile yastığı: Doğumu beklerken kendi yatağınızdaymış gibi hissetmeniz için!
  5. Hafif atıştırmalıklar: Kraker, kuruyemiş, ufak drajeler… yerken sizi mutlu edecek ama mideye çok ağır gelmeyecek ne varsa işte…
  6. Sevdiğiniz bir resim/kitap/dergi/eşya: Oyalanmak ve kafayı dağıtmak için gerekli… Benim yanımda mutlaka Sinan’ın resim ve videoları olacak!
  7. Tabii ki fotoğraf makinesi, kamera… ve dolayısıyla şarj aletleri.
  8. Hastane çıkış kıyafeti: Hem kendiniz, hem de bebeğiniz için!
  9. Eşiniz için rahat kıyafetler: Yanınızda kalacak kişiyi de unutmamak gerek!
  10. Süt Pompası: Hiç ummadığım halde, geçen sefer ilk kullandığımız aletlerden biri süt sağma pompası olmuştu. Sütün göğüslere ilk dolmaya başladığı an, beni öyle çok rahatlatmıştı ki, iyi ki yanımızda getirmişiz diye düşünmüştüm!
  11. (Varsa) Büyük kardeş için hediye: Bu madde, annesinin kucağında kendinden başka bir bebeği ilk kez görecek olan yeni abla/abiler için çok önemli! Hastaneye bebekle tanışmaya geldiğinde, kardeşinin getirdiğini söyleyeceğiniz çok istediği bir oyuncağı ona vermenin, ilk şoku atlatma açısından çok faydası oluyormuş!
  12. Ve tabiş ki araba koltuğu!

Bu liste, benim bir önceki tecrübelerime de dayanarak, ilk aklıma gelen ve önceliği olan eşyalardan oluşuyor ama tüm gebelerin aşağı yukarı böyle bir listesi olacağını düşünüyorum. Varsa unuttuklarım ya da sizin de eklemek istedikleriniz, yorumlara yazın, listenin son haline beraberce karar verelim!

Haftaya görüşmek üzere! Sağlıklı kalın!

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.