0 Yorum

Nazlı’nın Gebelik Günlüğü, 33. hafta

Tatilden bildirmeye devam. İyi ki gelmişim. Şimdi burada sakince bahçede oturmuş yazımı yazarken Ankara’nın o koşan hayatına geri dönmek istemediğimi fark ettim. Hele ki daha dört hafta işe gidip gelmek gözümde öyle büyüyor ki! Bir İstanbul olmasa da var olan trafik, insanların saygısızca araç kullanmaları, egzoz dumanları, kornalar, sesler şu an hiç istemediğim şeyler. Burası hamileliğin geçirileceği en ideal yermiş,huzuru buldum resmen kısa da olsa… Kuş cıvıltılarıyla bahçede uzun uzun yaptığımız kahvaltılar pek keyifli. Gebeliğimin başında soğuduğum ve aylarca hiç ağzıma sürmediğim çay, çeşmeden içebildiğimiz yumuşacık suyla demlenince nefis oldu ve barıştık kendisiyle. Kahvaltıda çay içmeyi özlemişim.

Nazli33

Dedemi yakın zamanda kaybettiğimizden beri annemin hiç keyfi yok. Bizim gelişimizle birlikte daha iyi oldu biraz. İşte bu yüzden de çok mutluyum geldiğim için. Annemin yüzünün güldüğünü görmek güzel. Bir yandan da kış hazırlıkları yapıyoruz giderken götürmem için. Yapıyoruz deyip kendimi de hesaba katıyorum ama annemle babam yaparken ufak tefek getir götürleri yapmak ve çok konuşmak dışında bir şey yaptığım yok. En iyi yapacağım şey bütün kış afiyetle bunları tüketmek ve annemle babamın ellerinden çıktığı için her pişirdiğimde duygulanmak olacak.

Memleketime hamile olarak gelince akraba ve komşuların göbeğime karşı ilgileri pek hoştu. Gerçi arada ‘neredeyse doğuracaksın hiç göbeğin yok, gelişmemiş mi bu bebek’ diyecek kadar işi ileriye götürenler de oldu. Hamileliğim boyunca göbeğimin küçük olduğuyla alakalı çok laf duyduğum için artık çok da umursamaz oldum. Karnımda yerinde duramayan, yerine sığamayan ve nefesimi kesen ufaklığın iyi olduğunu biliyorum, gerisi hiç önemli değil.

Doktorumu dinliyorum ve kendimi yormuyorum. Evden pek dışarı çıktığım yok, ihtiyaç da duymuyorum. Yaz başında geldiğimizde neredeyse her gün bir yerlere gitmiş, hiç evde durmamıştım. Şimdi beni görmek isteyen buyursun gelsin diyorum, gezecek enerjim yok. Olanı da döndükten sonraya saklıyorum.

Bayram vesilesi ile misafir trafiği arttı. Uzun zamandır görmediğim akrabalarımı, komşularımı görmek güzel oldu. Çocukluğumda hatırladığım bayramlar kadar güzel olmasa da halen burada, bu küçük ilçede bayramlar yine bayram gibi geçiyor. Mahallemizde tüm evler müstakil ve hala aynı durumdalar. Komşuluk ilişkileri herkesin işinde gücünde koşturmasıyla azalmış olsa bile hala devam ediyor. Eskiden bu evlerin her birinde kayınvalideler vardı. Annelerimiz kayınvalidelerinin yanına gelin gelmiş, biz de babaanne ve hatta dedeleriyle birlikte büyümüş, kimi açıdan şanslı kimi açıdan şanssız çocuklarız. Komşuannelerimi ve babaannemi kaybettikten sonra mahallenin de tadı kalmadı sanki. Yaşlılar ile birlikte büyüyen son nesiliz belki de biz. Büyürken kuşaklarımız çatışsa da, o zamanlar büyükler ile birlikte zaman geçirmenin ne kadar önemli olduğunu şimdi anlıyorum.

Son olarak herkesin bayramını kutlarım. Daha güzel, daha huzurlu ve barış dolu nice bayramlarımız olsun.

Sevgiler,

Nazlı

Yazar Hakkında

NAZLI TANTOĞLU – 31 yaşında, çocukluk aşkıyla 6 yıldır evli. Ankara’da yaşıyor. Aşırı tipik bir Kova burcu. Kışı hiç sevmeyen bu kış çocuğu günün birinde sıcak bir memlekete yerleşip yaşlanmayı hayal ediyor. Okumayı, konuşmayı ve yemek yapmayı çok seviyor. Gebeliğiyle birlikte mecburi ara verdiği Yemekçinin Mekanı isimli bir de yemek bloğu var.

Nazlı’nın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.