5 Yorum

Blogcu Gebe – 24. hafta

Savulun 6 aylık hamileyim!

Ferhan dedi ki dün: ‘Ne kadar oldu şimdi bebek?’ 

Neredeyse bir aydır görüşmüyorduk, çok büyümüş buldu karnımı…

‘Bilmem’ dedim.

‘Yani büyüklüğü ne kadar, kaç kilo falan?’

‘Vallahi bilmiyorum’ dedim. Bilmiyorum cidden. Doktor kontrolleri arasında aklıma düşmüyor ne kadar büyüdüğü… Açıkçası doktora gittiğimde de kilosundan çok ‘haftasına uygun’ olup olmamasıyla ilgileniyorum. Beklentileri karşılıyorsa gerisi teferruat.

BabyCenter’ın her hafta gönderdiği bültenler de öyle okunmamış bir şekilde birikiyor posta kutumda… Arada çok boş vaktim olursa girip okuyorum, ki genelde de olmuyor. BabyCenter’ın Cuma günleri ‘Bugün itibarıyla şu kadar haftalık oldunuz’ uyarıları gelmese unutuyorum hafta dönümlerini… İşte bunlar hep üçüncü gebelik…

Yatmak zorlaştı. Gebeliğimin başında, MyCey bir hamile yastığı hediye etmişti bana… (Aslında iki tane etmiştiler sağ olsunlar ama küçüğünü Kanada’da unuttum!). Ona sarılıp uyuyorum uzun zamandır. Ve fakat belim yine de ağrıyordu. Belimin ağrısının, yan yattığımda kolumun aşağı sarkmasından olduğunu anladım. Öyle olunca kolumu da dengelemek için bir yastık daha koydum yanıma. E zaten dönmek zor, önüm arkam sağım solum yastık olunca iyice mıhlanıyorum olduğum yere… Evet, bel ağrımı çözdüm, rahat da yatıyorum, fakat bu sefer birkaç saatin sonunda hiç hareket etmemiş olmaktan yattığım tarafım ezilmiş olarak uyanıyorum ağrıyla… Ve o kadar yastıkla yatınca terliyorum da… Diğer tarafa dönmek ise operasyon gerektiriyor, yastığı kaldır, üzerini aç, J yastığı kaydır, vücudunu çevir. Arada tuvalete kalkmak ise ayrı bir operasyon… Hoş geliyorsun uykusuz geceler…

BlogcuGebe24

Tabii bunca yastık arasında Doğan’ı yataktan düşürmeme az kaldı. Geçenlerde Derin hasta diye yanımıza almıştık, Deniz sabah uyanınca odamıza gelmiş, uyandığımızda ‘Anne babam niye öyle uyuyordu?’ dedi. ‘Nasıl?’ dedim, ‘Bir eli yerdeydi’ dedi. Garibim düşmek üzereydiyse yerden güç alıyordu herhalde düşmemek için. Canım, yazık… Sesi de çıkmıyor.

Bir yandan fabrika ayarlarına döndü kendisi… Bir yandan o da rahat bu gebeliğimle ilgili, ama birçok şeyi unutmuş gibi de görünüyor. Geçende bir kasıldım, ‘Bak dokun semsert oldu karnım’ dedim, ‘Ay yok dokunmayayım’ dedi. Çok sert oluyormuş, çok korkutucuymuş. Teşekkür ederim? O hissi bir de bana sormak ister misin?

Annem de ayrı telaşlı. 24 haftalık hamile olduğumu fark edince ‘Amanın battaniyesini yetiştirmem lazım’ derdine düştü. E daha var? Olsunmuş, bir de kitap ayracı yapacakmış bebek şekeri niyetine… Bence çok güzel bir fikir de, daha vaktimiz var. Çocukların her birine birere battaniye yapmıştı annem: Deniz’inki isminden dolayı balıklıydı, Derin’inki köpekli olmuştu. Sürpriz yumurtanınki ise tilkili olacak. Sanırım bilinçaltımdaki Küçük Prens etkisinin dışa vurumu bu, bu ara tilki figürlerine bir ilgim var. Dallas’tayken Babies R US’ta tilkili bir uyku arkadaşı bulmuştum ama emin olamamıştık (bu uyku arkadaşı çok mühim bir iş şekerim, öyle böyle değil!) Geçen hafta Küçük Prens’i seyrettikten sonra emin olduk: Bu bebenin arkadaşı tilkili olacak. En azından biz onu sunacağız, kendi gönlü ne isterse o olsun.

Böyle deyince annem hemen Pinterest’ten tilki modelleri aramaya başladı, beğendiği bir tane buldu ve hatta modelini çocuklarla çıkardılar geçen hafta. Deniz’le birlikte gidip yününü aldılar ve haldır huldur örmeye başladı. Daha üç buçuk ay var ama bunu ona anlatabilene aşk olsun. Ya çocuk battaniyesiz kalırsa?!

Geçen hafta bebenin hıçkırıklarını da hissetmeye başladım. Derinden gelen ritmik pıtırtıları önceki gebeliklerimden çok iyi biliyorum. ‘Geliyorum’ diyor bizimki, ‘Az kaldı!’

Bu hafta doktor kontrolünde şeker yüklemesi yapılacak ve ben aç karnına o şekerli şeyi nasıl içeceğimin de ötesinde sabah sabah karşıya nasıl aç geçeceğimi düşünüyorum. Şeker testleri etrafında dönen tıbbi tartışmalara hiç bulaşmadan diyorum ki gebe kadınların aç bırakılması yasaklansın! Eğer gazetelerde ‘Açlıktan gözü dönen gebe kadın boğazdaki balıkları yiyeceğim diye vapurdan atladı’ gibi bir haber görürseniz bilin ki benimle ilgisi var…

Hani demiştim ya geçen hafta ‘Evi toplayasım var’ diye, kısmen başladık ona… Mutfaktan… Henüz odalara geçemedik, ne zaman geçeriz onu da bilmem ama yakında depoya gidip çocuklardan kalan ve dağıtamadığımız üç beş parça eşyaya bakacağız, işimize yarayabilecek olanları ortaya çıkaracağız bakalım. Kızkardeşim de bana mesaj atmış, ‘Sana şunları bunları getireceğim’ diyor. Yeğenimle aynı dönemde doğdukları için birçok eşyasından istifade edecek bizimki, benim ona ‘Al hayrını gör’ diye verdiğim eşyalar da geri dönecek bana… Kim bilirdi?..

Öyle böyle derken okullar açıldı ve ben rutinime dönüyorum. Bu sene değişik bir sene olacak, sene sonunda biri ilkokuldan mezun olacak, diğeri ilkokula başlayacak ve şu an ortada olmayan bir insan ortaya çıkacak. Heyecanlıyım, hem de çok… Bebeğimin zamanında gelmesini istiyorum tabii ama onu gerçekten merak etmeye başladım. Çok tatlı bir heyecan bu…

5 yorum

  1. Ayy az kalmış gerçekten, ya yetişmezse o battaniye 🙂 Biz de çok merak ediyoruz bebişinizi Elif hanım. sağlıkla inşallah.

  2. Heyecaniniz tüm satirlarinizda okunuyor…sağlıkla kucaginiza almanızı dilerim…sevgilerimle…

  3. Çok keyif aldım bu yazıyı okurken de. Sağ salim alırsınız inş bebişinizi kucağınıza. Çok büyük bir yatağa ihtiyaç olacağını düşünüyorum artık. Bizimki de korkmuş ‘anne senin yanına yatabilir miyim, korkunç bir rüya gördüm’ diyerek geldi yanımıza. Her çocuklu eve büyük yatak şart aslında. Keyfiniz bol olsun.

  4. Ben bile heyecanlandım okurken.
    Çok güzel olacak çok! 🙂

  5. Sağlıkla kucağınıza alırsınız inşallah, ben de 28 haftalık hamileyim. İkinci olduğu için çok sakin geçiyordu, son zamanlarda merak ve heyecan bende de başladı:) sevgiler