5 Yorum

Bir kere çocuk, her zaman çocuk…

Küçükken annemle babam kavga ettiklerinde çok korktuğumu hatırlıyorum. Biraz büyüyünce onların aralarını bulmaya çalışırken buldum kendimi… Bazen yanlarına gider hiçbir şey olmamış gibi davranırdım, bazen ortamı yumuşatmaya çalışırdım. Çoğu zaman işe yaramazdı; olay bir şekilde soğur, geçer giderdi ama o zamana kadar gerilirdik hepimiz. Belki en çok da ben ve kızkardeşim…

Meğer böyle durumlarda ‘kurtarıcı’ rolüne giriyormuşum. Bir çocuğun anne ve/veya babasının kurtarıcısı olması, onun çocuk olmayı bırakıp ebeveyn rolüne soyunması demekmiş ve bu, bir çocuk için çok ağır bir rolmüş. Bunu çok sonraları fark ettim, terapi desteğiyle büyük ölçüde tamir de ettim; ancak uzun zaman ne yükler taşımışım meğer…

Bir arkadaşımın annesi sürekli hasta. Hasta olmadığı zamanlarda da hasta… Ne zaman ‘Nasılsın?’ diye sorsanız ‘Çok kötüyüm’ der. O ‘çok kötüyüm’ dedikçe ben arkadaşımın yerine kötü hissederim kendimi, düşünüyorum da anneme sürekli ‘Nasılsın’ diye sorsam ve ‘çok kötüyüm’ dese… Ne çaresiz hissederim. Arkadaşım da öyle hissediyor olsa gerek, sürekli annesini hoş tutmaya uğraşır. Farkında değil ama sürekli ve hala annesini ‘kurtarmaya’ çalışıyor, ve ümitsiz yere… Çünkü annesinin kurtuluşu kendi içinde, arkadaşımda değil…

Fark ettim ki bir çocuğun sırtına yüklenebilecek en büyük yüklerden biri anne-babasının ebeveyni rolüne soyunmak. Bu, yaşı kaç olursa olsun çocukların taşımaması gereken bir yük. Elbette anne-babalarımızın yaşları ilerledikçe onlara destek olmamız gerekecek, ancak duygusal anlamda anne-babalarımızın yetersizliklerini ve güçsüzlüklerini görmek, dahası onları onarmaya ve hatta yüklenip taşımaya çalışmak çok yorucu… Ve yıpratıcı…

Nereden çıktı şimdi bu diyeceksiniz: İlişki üçgenleri hakkında bir kitap okuyorum son zamanlarda: Breaking Free from the Victim Trap. Henüz başlarındayım ama daha şimdiden aydınlandım. Gerek kendi ilişkilerimi, gerekse etrafımdaki ilişkileri daha iyi anlamama yardımcı oluyor bu kitap. Bildiğim kadarıyla Türkçe çevirisi henüz yok. İngilizcesini edinme imkanınız varsa ve bu tür konulara ilgi duyuyorsanız tavsiye ederim.

Kaç yaşına gelirsek gelelim, bizler her zaman anne-babalarımızın çocukları olacağız, onlar da bizim ebeveynlerimiz. Tersi değil. Elbette yetişkin hayatımızda anne-babalarımızla olan ilişkilerimiz, çocukluğumuzdakine göre evriliyor. Ancak bu denge hep böyle kalıyor, kalmalı…

Ve daha da önemlisi: çocuklarımız kaç yaşına gelirlerse gelsinler onlar hep bizim çocuklarımız olacaklar, bizler de onların ebeveynleri… Tersi değil.

Bir anne ya da babanın çocuğuna ‘Ne olursa olsun senin arkandayım’ demesi ve gerçekten orada durabilmesi, çocuk için bu dünyadaki en büyük zenginliklerden biri…

Bir çocuk olarak bunun ne kadar değerli olduğunun farkındayım ve bir anne olarak umarım bunu hiçbir zaman unutmam…

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

5 yorum

  1. Ne olursa olsun senin arkandayim. Ne guzel bir soz, ne buyuk bir sans bunu duymak. Artik bunu duymayi beklememye calisiyorum. Bu bile buyuk bir aci cocuk icin.

  2. Ben bunun öyle olmadığını düşünüyorum anne babalarımız kaç yaşına gelirsek gelelim ebeveynlerimiz olarak kalmıyor malesef! Çünkü başladığımız yere dönüyoruz çocukluğumuza ihtiyaçlarımız isteklerimiz beklentilerimiz çocukluğumuzdaki gibi olmaya başlıyor.Beden ve ruh sağlığının değişip kötüye gittiği zamanlarda daha çok ilgi istiyor insan oğlu ve en yakını çocukları bunu karşılıyor çoğu zaman yani bu gün çocukları olduğumuz anne babalarımızın yarın anne babası oluyoruz bu böyle…

  3. Annemle babam kavga ederken ben anne olayım asla cocuklarımın yanında kavga etmeyeceğim derdim. Oyle de oldu ağlayacagım zaman bile odaya kapanıp agladım duyurmadım cocuklarıma ama ne oldu biliyormusun oğlum 3 yaş itibariyle kendini odaya kapamaya basladı daha sonra nedenini okul psikologundan öğrenmiştik. Meğer benim anlamıyordur dediğim ufacık çocuk o odada ağladığımı biliyormus ve kendide ağlayacağı zaman odaya kapanması gerektiğini anlamış. Psikologun sözlerini hatırlıyorum ; çocukların yanında abartmadan tartışabilirsiniz ama yanında küsüyorsanız odaya kapanmayın yine cocugun yanında eşinizle öpüşün barışın demişti. Halbuki ben sadece kücükken annemin babamın benim üzerinde bıraktıgı etkiyi çocuklarımın üzerinde bırakmak istememiştim. Kim ne derse desin çocuklarımıza hayat borcluyuz onları mutlu yetiştirmekte sadece anne babanın görevi. Farkında olmadan yapılan her hata kalıcı mutsuzluklara sebep olabiliyor. Çocuk çocuk olarak kalsın anne baba da ebeveyn olarak kalsın. Ne kadar doluymusum meger :)

  4. Harika bir paylasim, tesekkurler <3

  5. ”Büyüklük tutkunu insan da bunalımlı insan da , ana-babanın sevgisi ve vericiliği sanki şimdi de elde edilebilirmiş gibi yaşamaya çalışarak , çocukluğun gerçeğini tümüyle inkar ederler: Biri bunu başarıları ile kendini beğendirmeye çalışarak, diğeri de sürekli, bunu kendi kabahati yüzünden yitirmekten korkarak..fakat her ikisi de , geçmişlerinde böyle bir sevginin hiç var olmadığını ve hiçbir şeyin bunu değiştiremeyeceğini kabul edemezler”

    Satırlar Yetenekli Çocuğun Dramı kitabından. Anneleri tarafından öyle ya da böyle mutlaka yaralanmış çocukların yani neredeyse hepimize iyi gelecek bir kitap. Birkaç not daha okumak isterseniz link şu:

    http://aydinlikyuz.blogspot.com.tr/2015/10/yetenekli-cocugun-dram.html