0 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 32. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Bu hafta her gün bir kontrole gittim dersem, inanır mısınız?! Çünkü, bu hafta itibariyle doğuma kadar periyodik olarak yaptırmam gereken NST (non-stress test) testlerine başladık! Bu test, daha önce doğum yapmış olan herkesin tecrübe ettiği üzere, bebeğin kalp atışlarını grafik olarak kaydederek onun hareketliliğini ve dolayısıyla iyi olup olmadığını anlamaya yarıyor. Normalde beklenen doğum tarihini geçmiş gebelerde yahut anne adayının bebeğin hareketlerinin azaldığını hissettiği durumlarda yapılan bu test, benim gibi diyabetli gebelerde 32. haftadan itibaren düzenli olarak yapılıyormuş. Hem de haftada iki kez!

Oysa ki ben testi iki haftada bir yaptıracağımı sanarak hastaneye gittim. Bu arada, aynı zamanda doğum da yapacağım bu hastaneyi ilk kez görecektim. Doğum katına çıkmam söylendi. Benimle ilgilenecek olan hemşireyi beklerken, doğum odalarına şöyle bir göz atmak istedim. Her odada bir Pilates topu olması ilk dikkatimi çeken şey oldu. Ayrıca her odanın ayrı tuvalet ve düşü vardı. Odalar genelde havadar ve ferahtı, ama bir anda ilk doğumumdaki anılar ve acılar beynime hücum etti. Özellikle sezaryen sonrası ilk tuvalete gittiğim zamanı, klozete oturup, kalkmaya çalışırken nasıl canımın acıdığını hatırladım! Derin bir nefes aldım, tüylerim ürperdi… Demek ki, kafamın içinde bir yerlerde ilk doğumda yaşadığım korkular, acılar ve hayal kırıklıkları hala taptaze duruyordu. Sonra, hemen oğlumu düşündüm. O sıkıntılar geçecek, geriye dünya tatlısı bir bebek kalacaktı bana. Önemli olan da buydu!

Deniz32

Nihayet hemşire geldi ve beni NST cihazına bağladı. 20 dakika süren test boyunca bebeğin kalp atışlarının iki kez hızlanması ve dolayısıyla aktif ve iyi olduğundan emin olunması gerekiyormuş. İlk hızlanmayı hemen kaydetti cihaz, ikincisi için biraz uğraşmak zorunda kaldı hemşire. Kah el çırparak, kah karnıma dokunarak bebeği hareketlendirmeye çalıştı. Bir şeyler yemek de bebeğin harketlenmesine sebep oluyormuş, o yüzden aç karnına gelmemem gerektiğini de hatırlattı. İkinci hızlı atışı da kaydettikten sonra ultrasonla plasentadaki amniyo sıvısının miktarını ölçtü. Bu sıvının ne az ne de çok olması iyi olmadığından, diyabetli gebelerde de yükselme riski olduğundan sıklıkla ölçülmesi gerekiyormuş. Neyse ki sonuçlarım iyi çıktı.

Sonra hemşire hafta içi tekrar hangi gün gelebileceğimi sorunca, ufak çaplı bir şok yaşadım! Meğer benim sandığım gibi iki haftada bir değil, haftada iki kez NST cihazına bağlanmam gerekiyormuş! Tabii hepsi diyabet yüzünden! Tüm diyabetli gebeler haftada bir kez, benim gibi insülin kullanmaya başlayanlar ise haftada iki kez ölçüm yaptırmak zorundaymış! Bu kadar sık hastaneye gitmek zorunda kalmama sinir olduysam da, iyi tarafından bakarsak, bi şeyler okumak için ekstra zaman kazandığımı da düşünebiliriz!

Bu hafta ayrıca, doğum kontrol doktorumla rutin görüşmemiz vardı. Bebeğin ölçümleri haftasıyla uyumlu gittiğinden, sezaryen olmak zorunda kalmayabileceğimi, 39. ve hatta 40. haftaya kadar doğumun kendiliğinden başlamasını bekleyebileceğimizi söyledi. Tabii her şey son haftalarda netlik kazanacak. Diyetimi ve yürüyüşlerimi ihmal etmemem, şeker seviyemi kontrol altında tutmam ve dolayısıyla bebeği haddinden fazla büyütmemem önemli.

Ve son olarak, diyetisyenle olan randevuma gittim. O konuda, çok şükür, artık bir sorun yok! Hem insülin takviyesi, hem dengeli ve düzenli beslenme, hem de yürüyüşlerle şeker seviyem kontrol altına girmiş gözüküyor. Diyetisyenim kan ölçüm değerlerimi görünce çok mutlu oldu ve bana yıldızlı pekiyi vererek, artık her hafta yerine iki haftada bir görüşmemizin yeterli olacağını söyledi!

Haftaya görüşmek üzere! Sağlıklı kalın!

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.