20 Yorum

Blogcu Gebe – 25. hafta

Ve korkulan şeker yüklemesi testini geride bıraktım, yaşasın. Bir koca bardak şekerli su, iki saat ve üç kan alımının sonunda gebelik şekerim olmadığı sonucuna varıldı. Daha önce böyle bir korkum olmamıştı, ama gerek 35’inden sonraki hamileliklerde bu riskin arttığını duymak, gerekse kızkardeşimin gebeliğinde çıkması ‘Acaba bende de yatkınlık var mı ki?’ endişesi yarattı. Yokmuş, çok şükür.

Ben de bunu bir baklavayla kutladım.

Şaka şaka… Yani baklava yedim ama şeker testini geçtiğim için değil. Bayramdan beri canım çok istiyordu ama ancak kısmet oldu. Denk geldiyse benim suçum mu?

Şeker testini geçtim ama kilo konusunda sınıfta kaldım. Önce doktorumun kilo kontrolünü yapan asistanı, ardından doktorum, kilo alışım konusundaki memnuniyetsizliklerini belirttiler. Sanırım benim bu konudaki potansiyelimi unutmuş olmalılar. İlk gebeliğinde 17, ikincisinde 20 kilo alabilmiş bir kadın var karşınızda, aloooo! Bunu da 9 kiloyla kapatacak değildik ya, şanımıza yakışmaz!

Bu sefer cidden şaka yaptım. Neyse, aldığımız gibi vereceğiz elbet. Tabii ki. Umarım.

Doktorum dedi ki ‘İdeali 9-12 kilo; 15 kilonun üzerinde aldığınız her kilo size boşuna yük, çanta gibi üzerinizde taşırsınız.’ Aklıma babaannem geliyor, göbekliydi çok, oturdu mu zor kalkardı yerinden, kalkarken de ‘Y’allaaaah!’ derdi. Ben henüz o mertebeye ulaşmadıysam da bi Hığh! sesi yükseliyor oturup kalkarken…

Doktoruma yatarken yattığım tarafın ağrıdığını, herhalde kilo aldığım için olduğunu söyledim, ‘Yok o kadar da kilolu değilsiniz canım’ dedi. Magnezyum eksikliği olabileceğini söyledi -Derin’de de olmuştu- takviye verdi bakalım… Geçen hafta bir iki kez kramp da girdi bacaklarıma; bu tezi destekliyor sanırım.

Bu hafta sürpriz yumurtam üç numaram yeni bebeğimin de ismine karar verdik ve açıkladık

Deniz… Derin… ve Derya 💕

A photo posted by Elif Dogan (@blogcuanne) on

Dönüp dolaşıp ilk düşündüğümüz isme geldik. Aslında her üç bebeğimde de aklımın köşesinde olan bir isimdi Derya, kısmet üçüncüsüneymiş. Artık istesem de başka bebek yapamam, ne de olsa aklımdaki isimler bitti. 

Bebeğin ismini koyduğumuzdan mıdır, bu hafta doktorun verdiği ultrason fotoğraflarında yüzünün net seçildiğinden midir, doktorumla doğum konusunu konuşmaya başladığımızdan mıdır bilmem, beni bir heyecan aldı. Sanki ilk gebeliğim! Bir an önce doğsa diyorum bir yandan, bir yandan da aman Aralık’ı geçirsin de sene sonu doğumlu olmasın derdindeyim. Biri her şeyin olacağına varacağını bana hatırlatsın.

‘Bu sefer bebeği çok aşağıda taşıyabilirsiniz’ demişti doktorum, e ben zaten Derin’i de öyle taşıdım, düşüverecekmiş gibiydi. Bunda henüz öyle bir his yok ancak uzun süre ayakta kalırsam hem bacaklarım ama daha çok karın kısmım bayağı ağrıyor. Hani diyordum şöyle pantolon askısı gibi bi şey olsa -göbek askısı belki- omuzlarımdan geçirsem, göbeğimin altına, göbeğimi şöylecene kaldırıverse benim için. Meğer varmış! Gebelik korsesiymiş adı, doktordan çıkışta aldım, sonrasında Nişantaşı’ndan Beşiktaş’a kadar fıttırı fıttırı yürüdüm, dünya varmış.

Bu bebe çok hareketli, hiç yerinde durmuyor. Yandık ki ne yandık diye düşünüyordum. Doktorum ona da açıklık getirdi: daha önceki bebelerim karnımda yer açmış, bunun bol bol yeri var diye rahat tepinip duruyormuş. ‘Hem erken, hem daha çok hissedersiniz hareketlerini’ dedi (erken hissettim tabii, 11. haftada hissettim de kimse inanmadıydı bana). Bunu duyunca sevindim, çünkü evde fazlasıyla hareketli bir çocuk, ona yetişmeye çalışan bir diğer çocuk varken üçüncüsünün onlardan daha da hareketli olacak olması beni korkutuyordu. Yine de bilinmez tabii…

BlogcuGebe25

Okulların açıldığı geçtiğimiz hafta benim açımdan çok eğlenceli geçti. Her iki çocuğumun da okulunda gördüğüm velilerin bir kısmının Haziran’da okullar kapanırken hamile olduğumdan haberleri yoktu -fazla belli olmuyordu- şimdi birden böyle ortaya çıkınca şaşkın bakışları görmek komikti. Kız annesi olan iki veliyle hayırlı olsun sohbeti yaparken oğlan olduğunu öğrendiklerinde yüzlerini buruşturdular. ‘Üzüldüm’ dedi biri diğerine, ‘vallahi ben de’ dedi diğeri berikine, ‘her anneye bir kız lazım’.

Ben bunu çok duydum ve zamanında kırıldım, üzüldüm, çünkü o zaman bir kızımın olmayışını kendimde bir eksiklik olarak görüyordum. Bu aslında kendimden çok dışarıdan kaynaklanan bir histi, bu ‘her anneye bir kız lazım’ sözünü etrafımda -ve çok yakınımdaki insanlardan- o kadar çok duydum ki ikinci gebeliğimde de, kızımın olmayışı bu dünyada beni bazı şeylerden mahrum bırakacakmış gibi geliyordu bir ara… Neyse ki geçmiş senelerde bunu büyük ölçüde çözümledim, artık bunu kendimde bir eksiklik olarak görmüyorum. Bundan olsa gerek, üçüncü oğlumu öğrenenlerin verdikleri tepkiyi kalp kırıklığıyla değil, gülerek ya da umursamayarak karşılayabiliyorum.

Bu olayda da öyle oldu, ‘senin çok ütün olacak’ dedi anneler, ‘Yok valla’ dedim, ‘biz ütü yapmıyoruz. Haftada bir yardımcımız geliyor, o ütülüyor şimdilik, e büyüyünce de kendileri ütüleyecekler gömleklerini.’ Doğruya doğru, evde beş kişinin ütüsünü tek bir kişinin yapacağını düşünmüyor kimse umarım. Neyse, konuyu ‘Allah hepsine sağlık versin’ diyerek kapattık ama ben benim için üzüldüklerini biliyorum, zaten öyle olduğunu saklamaya da uğraşmadılar.

Bu olayın üzerinden birkaç gün sonra Azra çok güzel bir yazı paylaştı benimle: ”The ‘perfect family’ doesn’t have to be a boy and a girl’ (‘Mükemmel aile bir kız ve bir oğlan çocuktan oluşmak zorunda değil). Okudum yazıyı ve dedim ki ‘altına imza atarım’. Kısacası diyor ki üç oğlan annesi bir kadın: ‘Üçüncü çocuğumun da oğlan olduğunu öğrenenler bana ‘dördüncüyü ne zaman yapacaksın?’ diye soruyorlar, bense bozuluyorum, çünkü kucağımdaki sağlıklı bebeğimle değil, geleceğimde olması ya da olmaması muhtemel bir başkasıyla ilgileniyorlar.’ Hah dedim, işte ben de böyle hissediyorum. Bir kızım ya da oğlum olacağı için değil, bir çocuğum daha olacağı için çok mutluyum. Bu çocuk kız olsaydı da mutlu olurdum, oğlan olacağı için de mutluyum. Onun yüzünü hayal ediyorum, ellerini, ayaklarını… Nasıl bir karakteri olacağını, abileriyle nasıl iletişim kuracağını… Hayatımıza nasıl yeni bir boyut katacağını, neleri değiştireceğini, nelere uyum sağlayacağını… Ve bunların hiçbirinin o çocuğun kız ya da oğlan olmasıyla bir ilgisi yok…

Bu bebeğimin cinsiyetinin etrafımdakileri ve hatta yabancıları tatmin etmemesi beni rahatsız ediyor (Birisi ‘Sizden çıtır pıtır bir kız çocuğu beklerdim!’ bile dedi, özür dilerim????), çünkü bebeğimin kendisiyle değil, olmasını istedikleri ve bekledikleri bir varsayım bebeğiyle ilgileniyorlar. Her nedense kafalarındaki tablo tamamlanmadığı için benim adıma hayal kırıklığına uğruyor ve bunu ifade etmekten çekinmiyorlar. Bu, karnımdaki bebeğe haksızlık… Ne ben, ne babası bu bebeği kimseyi -kendimizi bile- tatmin etmek ya da eksik olan bir tabloyu tamamlamak için yapmadık; ancak yine o gelince tamamlanacağımızı biliyoruz çünkü hayatımızda var olduğunu o aramıza katılana kadar fark etmediğimiz bir boşluğu dolduracak Derya kuzusu…

Tıpkı her aileye katılan her çocuğun yaptığı gibi…

20 yorum

  1. Masallah zaman hizla geciyor, saglikla gelsin Derya. Benim de cok sevdigim isimlerden. Bir kiz bir oglan annesiyim ama bizim ailede de iki kiz yada iki oglanin iki farkli cinsiyete gore daha iyi olacagina inanilir. Oxellikle evlenip yuva kurduklarinda ayni cinsiyetteki kardesler birbiriyle daha yakin olabiliyor. Tabi bu ailenin yetistirme tutumuna da bagli biz insallah hic cinsiyet ayrimi hissettirmemeye calisacagiz

  2. Yazınızı okurken sesli güldüm, ne de olsa aklınızdaki isimlerin bitmiş olmasına 🙂

  3. Oglumu kucagima aldigim andan beri beri ona bakinca cinsiyet gormuyorum diyorum,o benim bebegim diyorum..bazi anneler nasil cinsiyet goruyor anlamayorum

  4. Ah bu cinsiyet meselesi! Ben de oldum olası bebeğin cinsiyetine sevinirken öne sürülen gerekçeleri anlayamıyorum. Yazınızdaki gerekçeler dışında bir de feminist annenin kızı olur diye bir muhabbet vardı bir zamanlar. Ne yani, spermden gelecek kromozom mu benim feministliğimi belirleyecek, ya da kız doğurmayınca ben daha az mı feminist olacağım? Tam da dediğiniz gibi bir varsayım üstünden, bebeğe yüklenen ve gerçekleşip gerçekleşmeyeceği meçhul bir anlam nedeniyle seviniliyor. Yaşasın cinsiyetini umursamadan bebeğe hoş geldin deme özgürlüğü 🙂

  5. “Sizden çıtır pıtır bir kız çocuğu beklerdim!” ne yahu, tövbe tövbeee.. Gerçi kız olaydı iyiydi. Hadi olmadı bari adı başka olaydı. O da olmadı evi değiştirin. 3 çocuğu nasıl büyüteceksiniz Moda gibi yerde. Sana o kiloları da hiç yakıştıramadık, ayrıca madem yedin baklava değil şöbiyet beklerdik senden. Oh be söyledim rahatladım:)
    Karnındaki minik oğlan sağlıkla gelsin Elifcim, huzur getirsin size. Allah da sabır versin ayrıca:)

  6. Ben de aynı şeyi kardeş yaptınız diyenlere kızıyorum 32. haftalık hamileyim 9 yaşındaki kızıma bu ailenin sen 1. bebeğisin, 2. bebeği olacak diye açıkladık daha doğmadan bebekleri cinsiyeti v.s gibi şeylerle misyon yükleme adetimiz var …..Bir de ilk göz ağrısı lafı var o ne ya ……bebeklerin olmasına anne baba karar verir ,ister, Allah verirse olur dedim kızıma ….Her bebek özeldir ,ayrı değerdir …Doğma şekli sırası cinsiyeti yapılış sebebi başka çocuğa varlığa bağlı olamaz daha doğmadan o miniklere bunları yüklemeyelim ,litfen ya …..

  7. Amaaaan kız olmuş oğlan olmuş ne farkeder. Önemli olan sağlıklı olması. Mis kokusu, yumuşacık teni, eve getireceği hareket ve bereket… İnsan daha ne ister…

  8. Merhaba,

    Sizi ilgi ve sevgiyle takip ediyorum.. Deneyimleriniz, paylaşımlarınız benim için çok önemli.. Bazende kendimi belki sizin yaşanmışlıklarınız da buluyorum.. Sizin önerilerinize ihtiyacım var.. Ve burda ki değerli diğer annelerin.. Bu yıl ilkokul 1. sınıfa başlayan bir oğlum var.. Zaten başka da yok 🙂 İlk yıl için önerileriniz nelerdir.. Çok sevecen ve eğlencelidir fakat dışlandığını hissediyor.. Başka bir çocukla da sorun yaşamış.. Birbirlerine vurup itişmeler.. Ne kadar dahil olmalıyım.. Nasıl yaklaşmalıyım bu tür olaylarda.. Sevgilerimle..

  9. Cocuklarin kiz olunca da aaa bir tane de oglan lazim diyorlar. Her halukarda kimseye yaranamiyorsun yani. Ortaya karisik olmasi lazim herhal:)

    • Öyle bir İskoç sözü mü ne varmış, şimdi bulamıyorum. ‘En şanslı adam, bir kız bir oğlan çocukları olan adamdır’ gibi bir şeyler…

  10. Benimde iki oğlum var çok şükür banada dindarından tut ateistine kadar herkes bir yazık üzülme üçüncüsü kız olur vah vah ileride sana kimse bakmıcak hatta hatta yalnız ölücekmişim kız yetiştirenler cennete gidiyormuş gibi patavatsız patavatsız laflar söylendi… Neyse Amerika dayım ve burda çok dengeli düşünen özellikle bu konuda insanların düşüncelerini aldım yoksa bu gender disappointment denilen vakadan depresyona giricektim yine. Çevremi erkekli ve bundan onur duyan insanlarla çevirdim. Şimdi umrumda bile değil iyiki doruğum gelmiş hoşgelmiş örümcek kafalı kız anneleri sizi

  11. Saglicakla kucağınıza almanızı dilerim Elif hanim 🙂 ben de 11 haftalık hamileyim ve 2 yasinda da bir oglum var. Insanlarin hayirli olsundan sonra istisnasız ikinci cümlesi ‘insallah bu kiz olur,sen ne istiyorsun, ayy ne guzel bir kizin olur senin , bu sefer kesin kiz’ gibi cinsiyetiyle ilgili sacma sapan temenniler ve tahminler oluyor. Ben ise hamile oldugumu ogrendigim ilk andan beri hic cinsiyetini merak etmiyorum. Bir de simdiden üçüncüyü de yaparsin laflari.. Bir durun yahu..ne kadar merakli bu insanlar tahammul edemiyorum. Tek istegim saglicakla bebegime kavusmak.. 🙂

  12. Ben de uc oglan annesiyim, yazdiklarinizin hepsini defalarca duydum cevremden.kizi bulana kadar devam, aayy uc gelinin mi olucak simdi, utulerine nasil yetiseceksin vs vs. Allah hepsine saglik versin 🙂 3 oglan inanilmaz keyifli..saglikla gelsin minik Derya, gerisi teferruat 🙂

  13. Babaannemi hatırladım. Bütün babaanneler aynı galiba. Onu çok özledim. Her neyse işte….
    Sevgili Elif,
    Yine kendini çok iyi ifade etmişsin ve sadece kendinin değil çoğumuzun yarasına merhem, hislerine tercüman olmuşsun. İnsanlar maalesef konuştuklarını tartmıyor, empati yapmasını bilmiyorlar. Daha doğmadan yargılarıyla negatiflik saçan bu insanların dikkate alınası hiçbir tarafı yok. Hiç şüphem yok ki birçok kız annesi de oğlan çocuğu olmadığı için çeşitli söylemlere maruz kalıyordur. Daha yaşanılası, yargısız bir toplum diliyorum.
    Sevgiler

  14. azra nın ‘Mükemmel aile bir kız ve bir oğlan çocuktan oluşmak zorunda değil adlı yazısının türkçesi nerede var acaba:(

  15. 🙂 bu cinsiyet meselesi..kız çocuklara daha doğmadan “annelerine destek olacak kişi”, “annesinin ihtiyaç duyacağı nesne” yakıştırması çok üzücü. Belki annesi ile farklı düşünecek, yakınında olmayacak da başka bir ülkeye yerleşecek. Şimdiden kızlar üzerine annelerinin ambargo koymasını anlayamıyorum. İlerde annesi ile gayet iyi anlaşan erkek çocuklar(kocaman adam olmuş), annesine destek olan erkekler sanki hiç yok.

  16. Ben de bugün itibariyle tam 26 haftalık gebeyim ve bu benim ikinci gebeliğim. İlk gebeliğimde herkes beni kesin kız olacak diye o kadar güdümlemişti ki oğlan olacağını öğrendiğimde çok üzülmüş hatta kabullenememiştim. Sonra doğdu ve o kadar çok sevdim ki onu(hala seviyorum tabi ki) böyle hissetmiş olduğum için çok derin bir pişmanlık yaşadım. Bu sefer kimsenin beni güdümlemesine izin vermedim ve hiç beklentiye girmedim. Sadece oğlum, sebebini bilmiyorum ama kız kardeş istiyordu. Doktor kız olacağını söylediğinde inanın sevinmedim, sevinemedim. Ama oğlum çok sevindi ve ben de o sevindi diye sevindim. Evlat sahibi olmak başlı başına bir mucize bence gerisi teferruat. Derya bebek sağlıkla gelsin inşallah. Sevgiler…

  17. 5 kisinin utusunu tek basima yaptigimi dusunmuyorsunuz demissiniz ya maddi durumu olmayanlarin tek baslarina sadece utuyu degil Koca bir evin isini yaptiklarini degil dusunmek pasa pasa yaptiklarini gayet iyi biliyorum,hatta sahsim da bu kisilere dahil

    • Benim burada vurgulamak istediğim şey ütüyü bir başkasına yaptırdığım değil, kimsenin yapmadığı idi… Elzem şeyler dışında (gömlek, bazı dış giyim) ütü yapılmıyor bizim evde, çünkü ister ben yapayım, ister yardımcımız, bence mantıklı bir iş değil. ‘Ütüsüz giyinmem’ diyenler kendileri ütüleyebilir, benim eşimin öyle bir takıntısı yok, olduğu zaman da çoğunlukla kendisi ütülüyor. Çocuklarıma da aynısını öğretmeyi planlıyorum; ‘herkes kendi ütüsünü kendisi yaparsa kimseye gereksiz bir iş yükü çıkmaz’ demek istemiştim.

  18. ne güzel demişsiniz, bu bebek sadece sizin aileniz içindeki boşluğu dolduracak! yorum yapanların sadece hayatlarındaki bir andan ibaret olan bebek ve ailesi için bu cinsiyet ayrımı neden ki? kızı ya da oğlu değil canı oluyor doğurduğu ki bu da sorgulanamaz. ne mutlu size üçüncü kez canınıza can katıyorsunuz 🙂
    Bir de isim konusunda yüz buruşturanlar var sanırım bunlarla henüz karşılaşmadınız. Ben oğlum doğana kadar, çok kişiden ismiyle ilgili yüz buruşturan kişiye şahit oldum. Halbuki oğluma Yankı diye seslenmek bizim tercihimiz ve bundan keyif alıyoruz.
    Sağlıkla doğsun sağlıkla huzurla büyüsün Derya kuzusu…