0 Yorum

Ezgi’nin Gebelik Günlüğü, 11. hafta

Herkese merhaba,

Bu hafta size İstanbul’dan bildiriyorum. Gelmişken oraya koştur buraya yetiş haline uyum sağlamaya çalışmaktan yazımı geciktirdim. Günlerdir haftada iki kere Anadolu Yakası ve Avrupa Yakası arasında mekik dokurken İstanbul’un tek sevdiğim ulaşım biçimi olan vapur seyahatlerine de doymuş bulunuyorum. Bebe ve ben bol bol Boğaz kokusunu içimize çektik, bu bizi gelecek ayki kitap fuarına kadar idare eder artık.

Gelelim bedenimde neler olduğuna. Geçen haftaki mide yanması yerini sonsuz bir acıkma haline bıraktı. Sanki midem dipsiz bir kuyuya dönüşmüştü! Yorgunluk ve uyku halinin de devam etmesiyle birlikte ye-iç-yat üçlemesi ilk birkaç gün beni şişirdi de şişirdi. Kendimi duba gibi hissetmeye başladım artık. Ben yedikçe Barış da yedi, onun da artık minik bir göbeği var.

Ezgi11

Göbek demişken, kendisi ileri doğru büyürken yanında arkadaşı bel ağrısını getirmeyi ihmal etmedi. Hafif hafif belim ağrıyor, otururken yastık kullanmaya dikkat ediyorum. İlginçtir ki ne zaman evde olsam sürekli yatma gerekliliğinden, bel ağrısından yakınan ben, dışarıya çıkınca hiçbir şikâyetim olmuyor! Yeter ki yürüyeyim, arkadaşlarla sohbet edeyim.

Bu haftanın en ballı olayı ise cumartesi günü yaptığımız kahvaltıydı. İstanbul’a da gelme sebebim ayrıca. Kalamış’ta Elif’in gelmiş geçmiş tüm gebe yazarlarının buluşması vardı. Tabii ki herkes katılamadı ama olsun, çoluk çocuk birsürüydük! Üzüm kızını maceralı bir şekilde doğuran Çiğdem, Masal kızına henüz birkaç ay önce kavuşan Ayşe Nur, Keçigillerden Ada’nın annesi Öznur, günlüğünü hatırlamasam da deli dolu hallerinde kendimi bulduğum Deniz ve tabii ki Elif’le bir güzel sohbet ettik. Bol bol deneyim biriktirdim, doğumdan sonra hepsini kullanacağım! Bu sırada babalar da çocuklarla ilgilendi. Barış’a da “bunlar iyi günlerin” demeyi ihmal etmedikleri kulağıma geldi! Elif’in eşi Doğan’la Barış üniversitede bir dönem arayla aynı bölüm öğrencisi olduklarını öğrendiler, ama okula pek uğramayangillerden olarak ortak arkadaş tutturamadılar. Çocukların ve annelerin hikâyelerini okuyup da kanlı canlı karşımda görmek harika bir duyguydu. Kim bilir Elif neler hissetmiştir!

Screen Shot 2015-10-07 at 12.00.10 PM

Kahvaltı sonrası Başlangıç Dergi’nin düzenlediği seçim çalışmalarında ne yapabiliriz toplantısı için Taksim’deydik. Günün sonunda da Barış’la evlendikten 10 gün sonra doğan Rosa’yı görmek ve mıncıklamak için Kocamustafapaşa’daki arkadaşlarımıza gittik. 2 yaşındaki Rosa’nın sarı lüle saçlarıyla kafa sallamasına, oyuncaklarını getirip göstermesine ve yemek masasındaki hallerine güldük.

Ertesi gün de çok özlediğim halama geldim. Üniversiteyi bitirip Ankara’dan İstanbul’a döndüğümde ne annemde ne de babamda kalamayacağımı biliyordum. Sülalede kendimi en yakın hissettiğim kişi hep halam olmuştur, zaten doğduğumdan beri de hep halama benzetilirim. Hem huy olarak hem de görünüş olarak. Barış’la evlenenene kadar bu evde yaşadım. Dolayısıyla buraya hamile olarak ilk gelişimdi ve sanki çocukluğuma gelmişim gibi hissettim. Odamın duvarında hâlâ asılı duran posterim, mutlaka giysilerimi tamamlamak için halamın dolabından aldığım montlar, renkli çoraplar… Bebekliğini hatırladığım Golden cinsi köpek Çiko. Çiko’nun gelişiyle evdeki saltanatı ağır darbe alan kedi Lokum… Bazı şeylerin hiç değişmemesi kadar güzel bir şey yok. Doğumu İstanbul’da yapmayı düşünüyoruz, bu nedenle bir aksilik olmazsa 36. haftada halama geleceğim. Doğumdan sonra eve döneceğiz.Kim bilir o zaman neler neler geçecek aklımdan?

Bu hafta bebeğin beyninin öğrenme faaliyetlerine başlaması ve dışarıdan gelen sesleri duyması artık yüksek sesle çocuk kitabı okuyabileceğim günlerin geldiğine işaret. Umarım evdeki tüm çocuk kitabı stoğunu doğuma kadar bitirmiş olmam!

Haftaya doktor kontrolü ve ikili test var. Bakalım neler göreceğiz?

Sevgiler,

Ezgi

Yazar Hakkında

EZGİ BERK– Severek aldığı tarih eğitimi sonrası kendini eski çağlara ait kitaplar arasında çalışırken buldu. Hâlâ tarih kitapları arasında çalışmakta, satır aralarında insanların duygu ve davranışlarını aramaktadır. Aynı zamanda eğitim hayatının hangi evresinde kaybettiğini hatırlamadığı zengin hayalgücünü tekrar keşfetmek için çocuklarla çalışıyor. Bazen de çocuklar olmadan, çocuklar için çalışıyor. Çocuk edebiyatı tutkunu. 27 yaşında ve ejderhalara inanıyor.

Ezgi’nin tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.