8 Yorum

Gezdim, gördüm, yazdım: Kanada – 1. bölüm

Uzun bir yazı olacak bu… Hatta birkaç yazı… Öyle çok şey var ki anlatmak, paylaşmak istediğim…

Sanırım birçok insan takip etti: Eylül ayında Kanada’ya düzenlenen bir geziye katıldım. Çok keyifli, inanılmaz ufuk açıcı, zaman zaman iç acıtıcı, kısacası her şeyiyle beni çok etkileyen bir geziydi.

Benim için toplamda bir hafta süren bu geziyi birkaç bölümde anlatmaya çalışacağım:

  • Gezinin amacı ve içeriği, ve Fredericton’da gördüklerimiz
  • Gezinin hissettirdikleri
  • Toronto

Bu yazıda gezinin amacı ve içeriğini ilk günde gördüklerimizle birlikte anlatmaya çalışacağım.

Toronto'ya bakış...

Toronto’ya bakış…

Neden böyle bir gezi, neden Kanada?

Geçtiğimiz aylarda bir Kanada Anaokulu açıldı İstanbul’da. Biri Levent’te, biri Çamlıca’da olmak üzere iki şubeden oluşan bu anaokulu bu eğitim öğretim yılında hizmete başladı. Ancak her köşe başında açılan özel okullardan bir farkı vardı: Okulu açan Türkiyeli herhangi bir şahıs ya da vakıf değil, Kanada’nın New Brunwswick eyaletinin bizzat kendisiydi. Yani Kanada’daki devlet okulu Türkiye’ye (özel okul olarak) gelmişti. New Brunswick eyaletinin dünya çapında 16 ülkede açtığı okullardan biri Kanada Anaokulu… Önümüzdeki senelerde ilkokul, ortaokul ve lise açılması da söz konusu… Dünyanın değişik ülkelerinde açılan bu okulların en büyük özelliği, mezunlarına Kanada’da denklik diploması vermesi… Yani bu okullardan mezun olmanız halinde eğitiminize -herhangi bir sınava tabi tutulmadan- Kanada’da devam edebiliyorsunuz. (Daha önce burada anlatmıştım)

Kanada Okulu, okulun tanıtımı için benimle çalışmak istedi. İş ahlakı ve etik anlayışını kendime yakın bulduğum markalarla işbirliği yapan profesyonel bir blog yazarı ve fakat parasız eğitimin anayasal bir hak olduğuna inanan ve bunun için devlet ilkokulunun dördüncü senesinde uğraş vermekte olan bir veli olarak özel eğitimin reklamını yapmak bugüne kadar uzak durduğum bir çalışma modeliydi. Ancak burada farklı bir durum söz konusuydu: Okulun vermek istediği mesaj akademik olarak ne kadar başarılı oldukları, ne kadar özgüvenli çocuklar yetiştirdikleri gibi birçok özel okulun vermeye uğraştığı klişe mesajlardan farklı olarak, ‘Kanada eğitim sistemini uyguladıkları’ idi. Bunun için de en etkili yollardan biri Kanada eğitim sistemini yerinde görmekti.

Buradan yola çıkarak birkaç kişilik bir ekiple birlikte bir gezi düzenlendi. Yolculuk sırasında Kanada Okulları danışmanlarından Gökyar Karşıt ve Kanada Okulları Kurumsal İletişim Direktörü İnci Gökmen’in başını çektiği ekipte bana Uykusuz Anneler‘den Perihan Gürer ve Posta gazetesindeki Dikkat Çocuk Var köşesiyle Derya Özel eşlik etti.

IMG_2657

Kanada’daki ilk günümüzde, günün planını yaparken… Fotoğraf: İnci Gökmen

Kanada hakkında

Öncelikle Kanada’dan kısaca bahsetmek isterim: Kanada, diğer bir Kuzey Amerika ülkesi olan ABD gibi eyaletlere ayrılmış olan bir ülke (Amerika’daki ‘eyalet’ kelimesinin karşılığı olan ‘State’ yerine Kanada’nın bölümlerine ‘Province’ – İl deniyor). Başkenti herkes Toronto zannediyor ancak aslında Toronto’nun da bağlı olduğu Ontario eyaletinin Ottawa şehri başkenti… Toplamda 33 milyon nüfuslu ülkenin nüfusunun %80’i Amerika’yla olan sınırın yakınında yaşıyor. Bunun nedeni diğer yerlerin rahat yaşanamayacak kadar soğuk olmasıymış.

Bu benim Kanada’ya ilk gidişimdi. Toronto yazımda da ayrıntılı olarak bahsedeceğim: genel olarak bugüne kadar edindiğim, Kanada’nın ‘Amerika gibi ama daha Avrupai’ algısını perçinlemiş oldu bu ziyaretim. Bunda eğitim camiasıyla (dolayısıyla belki de genele göre daha kültürlü insanlarla) birlikte olmamızın etkisi oldu mu bilmiyorum; ancak geziye başlamadan önce Toronto’da geçirdiğim günlerde de benzer bir kanı oluştu bende. Kanada yaşanılası bir yer, kesin bilgi…

Bir diğer Kuzey Amerika ülkesi olan Amerika’da yaşadığımdan gezi boyunca sürekli orayla kıyaslarken buldum kendimi… Amerika’da da birçok şey eyaletten eyalete farklılık göstermekle birlikte genel olarak sosyal devletten çok uzak bir anlayış vardır orada… Kanada’da ise Avrupa’ya daha yakın bir ‘sosyal devlet’ anlayışı var. Bir senelik (ve aylık maaşınızın %60’ını hatta bazen %80’ini alabildiğiniz) ve bebeğinizin babasıyla (evli olmanıza gerek yok, hatta çocuğu doğurmuş olmanıza da gerek yok, evlat edinmiş olabilirsiniz) dönüşümlü olarak kullanabildiğiniz doğum izni bunun en net kanıtı…

Kanada çok büyük bir memleket tabii ki… Örneğin bizim ziyarete gittiğimiz Fredericton, Toronto ile bir, Türkiye ile arasında 6 saat fark olan, doğuda, okyanus kıyısındaki New Brunswick eyaletinin yaklaşık 125 bin nüfuslu başkentiydi… (New Brunswick aynı zamanda Kanada’nın resmi dili hem İngilizce hem Fransızca olan tek eyaleti). Dolayısıyla her ‘niye onlar yapmış da biz yapamamışız, niye buralar yemyeşil de bizim oralar hep beton?’ diye düşünürken bu nüfus dağılımını göz önünde bulundurmak ve eğitimin nüfusun çok daha fazlasına ulaştırılabildiğini akılda tutmak gerekli sanırım

IMG_2726

Gezimizin ağırlıklı olarak geçtiği Fredericton, okyanusa birkaç saat mesafede, ıstakozlarıyla ünlü küçük bir şehir…

Kanada Eğitim Sistemi hakkında

Dünyanın en iyi ilk 10 eğitim sistemi arasında yer alan Kanada eğitim sistemi, aralarında İngiltere, Amerika, Avusturalya ve Yeni Zelanda’nın da olduğu, İngilizce konuşulan ülkeler arasındaki en iyi eğitim sistemi olarak da biliniyor. Anasınıfından üniversiteye kadar eğitimin parasız olarak gerçekleştirilebildiği okulların yanı sıra çok az sayıda özel okul da var, ancak bunlar genellikle çok çok zenginler ya da çocuklarının devletin verdiği eğitimin dışında (örneğin dini eğitim) bir eğitim almasını isteyenler tarafından tercih ediliyor.

New Brunswick’teki eğitim sistemi ‘all inclusion’ denilen, her öğrenciyi dahil eden bir anlayışı temsil ediyor. Bu şu anlama geliyor: Otizmliler için ayrı, üstün zekalılar için ayrı eğitim kurumları yok. Tüm öğrenciler devlet okullarında eğitim alma hakkına sahip. Özel gereksinimli öğrenciler (özellikle zihinsel gereksinimleri olanlar) devletin atadığı EA (Education Assistant – Eğitim Asistanı) ile birlikte oluyorlar okul boyunca… Öğrenciler okuldaki genel müfredatı takip edemeseler bile okula her gün geliyorlar. Eğitim Asistanları sadece ‘bakıcı’ değiller (bunu özellikle vurguladı yetkililer), öğrencinin, kendi kişisel gereksinimi doğrultusunda ihtiyaç duyduğu kaynaklara ulaşmasına da yardımcı oluyorlar.

IMG_2921

Yarın bahsedeceğim Bliss Carman ortaokulundaki özel gereksinimli öğrenciler için düzenlenmiş bir bakım odası… İçinde engelliler için hazırlanmış tuvalet, banyo ve dinlenme alanı ve olası ‘kazalar’ durumunda kıyafetlerinin yıkanabilmesi için çamaşır/kurutma makinesi de var.

Bir diğer ilgimi çeken ve yetkililere sorduğum konu (oğlumun bu sene ilkokul dördüncü sınıf olması ve dolayısıyla zorunlu din dersinin başlaması sebebiyle) okuldaki din eğitimiydi. Devlet okullarında herhangi bir şekilde din eğitimi verilmiyor. Bunun yanısıra evrim teorisi okullardaki fen derslerinde öğretiliyor. Dini inançlarından dolayı çocuklarının evrim teorisine maruz kalmamasını isteyen ebeveynler çocukların o ünitelerden muaf tutulmasını isteyebiliyorlarmış. Aynısı Sex-Ed denilen, cinsel bilgiler dersi için de geçerliymiş. Zaten bu tür ‘hassas’ konularda öğretmen önceden velilere bilgi verir, böylece veliler çocuklarını o ders girmemeleri tercihinde bulunabilirmiş. İlginç, çok ilginç hem de…

Biz hem gezimiz hem de bu gezinin aktarımları sırasında paylaşımlarımızı kısaca ‘Kanada Eğitim Sistemi’ne atfederek dile getiriyoruz, ancak gezip gördüğümüz okulların New Brunswick eyaletinde (ve okulöncesi hariç hepsinin devlet okulu) olduğunun altını çizmemiz gerekir. Burada anlattıklarımızın Kanada’nın her yerinde tıpatıp aynı olacağının beklenmesi doğru olmaz. Örneğin Kanada’da bir Milli Eğitim Bakanlığı yok, her eyalet kendi eğitim sisteminden, kendi eğitim bütçesinden ve altyapısından sorumlu… Bununla birlikte, her ne kadar eyaletler arası uygulamalarda bazı farklar olsa da eğitim anlayışının felsefe olarak aynı temelin üzerine inşa edildiğini söylemek yanlış olmaz. Bundan yola çıkarak -ve New Brunswick’in bilinirliğinin Kanada’nınkine göre çok çok daha az olduğunu göz önünde bulundurarak- gezimizi ‘Kanada Eğitim Sistemini Tanıyoruz’ olarak adlandırmayı tercih ettik.

Toronto’da bir gün ve Toronto Üniversitesi

Gezimiz 12 Eylül’de Toronto’da başladı. Ben önceki hafta Amerika’da olduğumdan birkaç gün erken geçiş yapmış ve Toronto’da biraz (biraz mı? bayağı!) gezme fırsatı bulmuştum (onu ayrıca anlatacağım). Türkiye’den gelen ekiple Cumartesi akşamı Toronto’nun en eski ikinci oteli olan, Kraliçe’nin geldiği zaman kaldığı Fairmont Royal York otelinde buluştuk.

IMG_2429

İlk gece otelde dinlendikten sonra Toronto’daki tek günümüz olan yağmurlu ve ılık bir günde önce sokakları arşınladık, ardından Toronto Üniversitesi’ne gittik. Pazar günü olduğu için üniversite kapalıydı ancak kampüsü gezme imkanı bulduk. Zaten neredeyse hiçbir yerde güvenlik görevlisi diye bir kavram olmadığı ve her yere elinizi kolunuzu sallayarak girebildiğinizden biz de kampüsü rahatlıkla gezdik.

Hokey Kanada'nın en popüler sporlarından biri... Bu fotoğraf üniversite takımının antrenmanından...

Hokey Kanada’nın en popüler sporlarından biri… Bu fotoğraf üniversite takımının antrenmanından…

Toronto Üniversitesi Kanada’nın en iyi birinci, dünyanın ise en iyi 16. üniversitesiymiş. Pazar günü olduğu için yetkililerle görüşme fırsatı bulamadık, ancak kampüs havasını bol bol soluduk ve bizden geçti, bari çocuklarımız buralarda okusun diye hayaller kurduk.

Akşamında Fredericton’a uçuşumuz vardı. Toronto-Fredericton arası 2 saatlik bir uçuş, bir saat de fark olunca yerel saatle gece 01:00’de iniş yaptık Fredericton’a.. Otelimize yerleştik ve ertesi sabah New Brunswick Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle buluşmak üzere uyuduk.

Fredericton’da ilk gün

Sabah 10’da buluşacaktık, 10’a beş kala bizi almak üzere oteldeydi yetkililer… Oralarda geç kalma gibi bir durum söz konusu olan ve hiç hoş bakılan bir şey değil, herkes her yere zamanında ulaşıyor, ne geç, ne erken (sanırım bunda trafik gibi bir dert olmayışının da etkisi var)… Bizi karşıladılar, ilk iş olarak üç gün boyunca izleyeceğimiz programı bir dosya içinde sundular ve gezimizin ilk durağı olan New Brunswick Community College’a (NBCC) vardık.

Community College, bizdeki ‘Meslek Yüksek Okulları’nın karşılığı… 4 senelik lisans diploması veren üniversitelerden farklı olarak 2 senelik diploma veren, üniversitelerdeki teorik eğitime nazaran daha pratik eğitime dayalı bir yol izleyen eğitim kurumları bunlar… NBCC, ‘Early childhood’ yani bizdeki okulöncesi eğitim konusunda oldukça iddialı bir program izliyormuş. Öğretmen olmak için dört senelik eğitim diploması gerekiyor; ancak NBCC diplomasıyla da ‘yardımcı öğretmen’ olunabiliyor ya da okulöncesi eğitim kurumlarında çalışılabiliyor.

İlkokul

Daha sonraki durağımız Kings Clear Consolidated Elementary School idi, yani ilkokul. Küçük bir bölgeye hizmet veren bu okul eskidiği ve yetersiz kaldığı için kapanma aşamasındaydı. Ancak eski dediysek, bizim birçok devlet okuluna göre çok daha donanımlıydı. Örneğin her sınıfta bir ses sistemi vardı, öğretmen yakasındaki mikrofona konuşuyor, öğrenciler de sınıfın dört bir yanındaki hoparlörlerden öğretmeni duyabiliyorlardı. Burada amaç öğretmenin sürekli sesini yükselterek sıkıntı yaşamasının da ötesinde, sınıfın her yerinde oturan çocukların konuya dahil olabilmelerini ve dolayısıyla eğitimin veriminin artmasını sağlamakmış.

IMG_2755

King’s Clear İlkokulunun bahçesinden…

Daha önce de belirttiğim gibi Kanada’da devlet okulları anasınıfından itibaren başlıyor. ‘Kindergarten’ adı verilen bu hazırlık sınıfı boyunca okuma yazma da öğretiliyor. Anasınıflarında her çocuğun okuma yazmayı kendi hızında öğrenmesine uğraşılıyor ve tüm çocukların birinci sınıfa başlamadan okuma yazma öğrenmiş olmaları hedefleniyor. Aşağıdaki fotoğraflar anasınıfından…

IMG_2794

Sınıfta taze meyve vardı. Çocuklar istedikleri zaman kalkıp yiyorlarmış.

Gezimiz sırasında fotoğraf çekerken çocukların kadraja alınmaması gerektiğini hatırlattılar. Çocukların yüzlerinin göründüğü fotoğrafları paylaşmak kesinlikle yasakmış ve bu konuda çok dikkatliler. Sene başında velilere çocuklarının fotoğraflarının çekilmesi ve paylaşılması konusunda bir izin formu gönderip oradan gelen yanıtlara göre hareket ediyorlar. Ancak her halükarda yabancıların çocukların fotoğraflarını çekmesine izin vermiyorlar.

Kings Clear İlkokulu yeşillikler içinde, sessiz sakin bir mahallede sıcacık bir okuldu. Okulun artık kullanılmayacak olmasına ben anlam veremedim. Belki de başka ilkokulları görüp kıyas yapmak lazımdı, belki de çağının gerisinde kalan bir okuldu, bilmem ki… Şahsen bana verseler ben seve seve kullanırdım. Aşağıdakiler de ilkokul sınıflarından…

IMG_2770

‘Bugün kendin olmak için güzel bir gün!’

IMG_2773

Okulun kütüphanesinden…

Kings Clear ilkokulunun zarif (ve ince topuklularla oradan oraya koşturan) müdüründen ayrıldıktan sonra eğitim bakanlığı yetkilileri ve bizim ekiple birlikte öğle yemeği yedik. Zaten ziyaret halinde olmadığımız süre boyunca hep yedik. İşte o yemek yeme halleridir bana bu son doktor randevumda kilo konusunda azar işittiren!

Okulöncesi

Öğleden sonraki durağımız Sunny Days Children’s Center’dı. Burası isterseniz yuva, isterseniz bakım evi, isterseniz etüt merkezi diyebileceğiniz, hemen tüm bu fonksiyonları bünyesinde barındıran bir çocuk bakım merkezi. 6 aylıktan itibaren çocukları kabul ediyorlar, 12 yaşına gelene kadar (okuldan sonra) çocuklarınızı buraya gönderebiliyorsunuz. Çalışan anne-babaların tercih ettiği (ve etrafta aileleri yoksa tek seçenekleri olan) bir uygulama bu… Kanada’da çocukların 11 yaşında olana kadar evde tek başlarına kalmaları kanuna aykıyrımış. Dolayısıyla anne-baba işteyken çocukların böyle bir yerde gözetim altında bulundurulmaları gerekiyor. Haftada 85 Kanada doları (1 Kanada doları yaklaşık 2.28 Türk Lirası ediyor) karşılığında bu bakım hizmetini alabiliyorsunuz.

Okulöncesi bakım ve eğitimi ise daha farklı. Kanada eğitim sistemi 6 yaş (anasınıfından) itibaren çocukları kapsadığından, o yaştan önce çocuklarının eğitim/bakım almasını isteyen ebeveynler bu tür yerleri tercih ediyorlar. Çocuklar buralarda ağırlıklı olarak yukarıda bahsettiğim NBCC gibi meslek yüksel okullarından mezun öğretmenlerle birlikte oluyorlar. Onun ücretlendirmesi haftada 175 Kanada doları.

IMG_2803

Öğrencilerinin farklı kültürleri öğrenmesine çok önem verdiğini söyleyen 3 yaş sınıfının öğretmeni bizden çocuklara Türkçe bir çocuk şarkısı söylememizi istedi. Aklımıza ilk gelen ‘Mini mini bir kuş’ oldu. Fotoğraf: Heather Wallace

Burası bir özel işletme olsa da devletin sıkı kontrolüne tabi… Her şeyi devletin belirlediği ölçüler dahilinde yapmak zorundalar… Örneğin sınıflardan birinde, bizimle gezen bakanlık yetkililerinden biri çocukların montlarını asmaları için konulan askıların çok alçakta olduğunu, bunun çocukların gözlerine çarpma riski taşıdığını ve kurallara aykırı olduğunu dikkatimize çekti. O konuda ne yapılacak, bir şey yapılacak mı, bilmiyorum.

Değişik yaş gruplarını olduğu sınıfları gezdik oradayken ama en çok küçük sınıflarınkinde vakit geçirdik.

New Brunswick (ve genelinde Kanada) çok soğuk bir memleket. Yaz sıcaklığı buraya benzese de, karın aylarca yerden kalkmadığı kış ayları boyunca hava sıcaklığı -30’a ve hatta daha da fazla düşebiliyormuş. Bu doğrultuda benim en çok merak ettiğim konulardan biri okulun her gün dışarı çıkma konusunda nasıl bir yol izlediğiydi. Hava sıcaklığı 35 derece ile eksi 15 arasında olduğu sürece çocukların (bebeklerin dahi) her gün mutlaka dışarı çıktıklarını söylediler. Ancak özellikle kış aylarında mevsimine uygun (kar montları, kar botları, …) giyinmemeleri halinde okula alınmadıklarını belirttiler.

Gün sonu

Günün sonunda otele çekildik, biraz dinlendik ve akşam bizi gezdiren eğitim bakanlığı yetkileriyle otelin restoranında yemek yedik.

Otelimiz Fredericton’ın en güzel yerinde, Saint Johns nehrine bakan Delta Oteli idi.

Bir önceki geceden devraldığımız yorgunluğu atabilmek adına o gece odaya erkenden çekildik. Ertesi gün bizi çok yoğun bir gün bekliyordu, birçok okul ziyaret edecektik. O gün göreceklerimin, çocuklarımın eğitimleriyle ilgili karşısında durduğum bazı kararlarımı gözden geçirmeme sebep olacağını bilmiyordum. Ertesi gün Oromocto Lisesi’nde ve Bliss Carman ortaokulunda tanık olacaklarım beni çocuklarımın ilerideki eğitimiyle ilgili farklı bir pencereden bakmaya sevk edecekti.

Devamı yakında…

Kanada Anaokulu

Bu yazı, Kanada Eğitim Sistemi’nin Türkiye’deki temsilcisi olan Kanada Okulları’nın desteği ile yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Bu bölümdeki diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz.

8 yorum

  1. Neden bilmem, tüylerim diken diken oldu okurken…En acisi da, anlattiklarini Türkiye’de yapmanin aslinda o kadar zor olmamasi, buna ragmen yapilmamasi…Eline saglik Elif!

  2. Rabia Üngördü

    Gezi sizin için harikaymış ama bize de o kadar güzel geçirdin ki Elif. Sanki içindeymişim gibi hissettim. Harika bir yazı olmuş. Eline, emeğine sağlık. Çok iç çektim ama:) Devamını dört gözle bekliyorum.

  3. Kıymetli tecrübelerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Keşke hem veliler hem öğretmenler hem de devletimiz eğitimin içine etmeden daha fazla eğitime önem versek de ülkemiz kalkınsa. Daha iyi gelecek ve daha iyi imkanlara sahip olsa gençlerimiz.

  4. Merhaba Elif,

    Senin bu geziyi yaptığın dönemde, biz de ailecek Kanada’nın başkenti Ottawa’ya taşınmış, iki kızımızın okula başlamasını, evimize taşınmayı bekliyorduk. 8 Eylül’de okullar açıldı.Bu yazıyı görünce, ben de Kanada eğitim sistemine dair bir aylık tecrübemi paylaşmak istedim.

    Bizim Kanada maceramız biraz son dakika kararı olduğu için okul konusunda özel okullara yöneldik. Devlet okullarının çok iyi olduğunu duymuştuk ama nerede yaşayacağımızı bilmediğimiz için ve kayıt için o bölgede ikamet gerektiğinden devlet okulları daha zor bir seçenekti. Netice olarak anasınıfı ve ilkolulu olan küçük (her sınıftan bir tane olduğu için butik diye tanımlanabilecek) bir özel okula karar verdik. Küçük kızım 3, büyük kızım 6.5 yaşında. Biri ilk seviye anasınıfına (junior kindergarten) diğeri ilkokul birinci sınıfa başladı. Bir ay oldu başlayalı ve benim için en önemli geri bildirim olan çocuklarımın memnuniyetini gözlemliyorum ve doğru bir karar vermişiz, diyorum.

    Okulda müdür, personel ve öğretmenler tüm çocukları isimleriyle tanıyor. Koridorda karşılaştıkları öğrencilerle konuşuyorlar, hal hatır soruyorlar, sevgi ve saygıyla yaklaşıyor.
    Okul İngilizce eğitim veriyor ve her gün bir saat Fransızca öğretiliyor. İlkokullarda ingilizce, fransızca, sosyal, matematik ve sanatın yanısıra haftada üç gün spor dersi var ve yıl içinde bir çok spor türünü deneme imkanı elde ediyorlar. Birinci sınıflar ve ikinci sınıflar birbirleriyle iletişim halinde. İkinci sınıf öğrencileri birinci sınıf öğrencilerine kitap okuyor. Daha büyük sınıflar projelerinin sunumunu yapıyor. Çocuklara derslerin yanısıra insani değerleri de öğretiyorlar. İlk örneğimiz Terry Fox (kanserden genç yaşta ölen Kanada’lı atlet) koşusu oldu. Çocuklar kanserle mücadeli için koştular ve bağış amaçlı para topladılar. 6.5 yaşındaki kızım, benim yorulduysan dinlen dememe rağmen kah koşarak kah yürüyerek 12 tur attı ve 5 kilometreyi tamamladı. Kararlılık ve hedefe odaklanmayı (determination) bu küçük yaşta öğrendi.

    Ev ödevleri her gün 10- 15 dakika ile sınırlı olacak şekilde. Genelde çocuğun seviyesine göre ince bir okuma kitabı ve onunla ilgili soru içeren bir iki sayfa bir ödev. Kızım okuldan gelince oflayıp puflamadan bu ödevi yapıyor ve oyun oynuyor.

    Okulda tenefüslerde dışarı çıkıyorlar. Sıcaklık -33 den daha soğuk olduğu durumlarda bahçeye çıkmıyorlarmış. İlk kışımız nasıl geçecek göreceğiz. Şimdilerde erken geldiklerinde sabah 2-3 derecede bahçede içeri girmeyi bekliyorlar. Çünkü öğretmenler sınıfları derse hazırlıyorlar.

    Anasınıfında okuma ve yazma macerası başlıyor. 3 yaşındaki küçük kızım, 4 yaş gruplarının alındığı anasınıfının en küçüğü olarak başladı okula. Bir küçük sınıf kreş grubu olacaktı ama okul müdürü (büyük ablası olduğu için) ana sınıfını denememizi uyum sağlayamazsa kreş bölümüne alabileceğimizi söyledi. Çok az ingilizce bildiği için onun çok zorlanacağını düşünmüştüm. Ama daha ilk günden gayet keyifli gitti okula. O da okulda sesleri, harflari, sayıları öğreniyor. Her hafta bir harf öğrenip onu yazıyorlar. Haftada bir gün eve ödev olarak öğrendikleri harfi 3 kere yazacağı ve ilgili resmi boyayacağı defteri getiriyor. Ablası gibi onun da ödevi olduğu için çok mutlu oluyor. Daha bir ay geçmeden oynarken aralarında ingilizce konuştukları oluyor.

    Burada yaşayacağımız dört yıl içinde anne ve baba dilini (iki farklı dil) konuşmaya gayret etmemiz gerekecek. Çünkü uzun yıllar Avrupa’da yaşayan biri olarak Kanada’da (ya da Ottawa demeliyim) ilk gözlemim, buraya gelen göçmenlerin anadillerinden çok İngilizce ya da Fransızca konuşmaları oldu. Herkes Kanadalı olmayı benimsemiş gibi görünüyor.

    Bir de bu okula uniformayla gidiliyor ve bu benim gibi iki kız annesinin memnuniyetle karşıladığı bir kural. Her sabah dolabın önünde ne giyeceğim diye kaybedilen zamanın, daha fazla uyku ve kahvaltı zamanı olarak geri dönmesi mutluluk verici bir gelişme.

    Biraz uzun bir yorum oldu ama paylaşmak istedim. Kanada ile ilgili deneyimlerinin devamını bekliyorum. Gebeliğinin de güzel geçmesini, sağlıkla yeni bebişinize kavuşmanızı diliyorum.

    • Size guzel yerleri gezdirmisler. Ilk okulla lisenin yanyana oldugu okullarin ögrencilerin kucuk cocuklarin yanlarinda mariuna icelen okulllara gitmemissiniz sanirim ?

  5. Bir pskikoloğa gitmem gerekiyor sanırım…Bir de bu gezide ben de yanınızda olup tüm bu güzellikleri kendi gözlerimle görmüş olsam ne olurdu acaba? Üzülüyorum, mutsuzum ve ümitsizim….Çocuklarım için çok üzgünüm…Biz neden milyarlarca lira verip özel okullara mecbur ediliyoruz…

  6. Merhaba Elif Hanim,
    Ben matematik ogretmeniyim kamuda.
    Kazanmak icin, bitirmek icin, atanmak icin cok caba sarfettim.
    Egitim alaninda da, bence bu alanda en iyi olabilecegni dusundugum universitemde de yuksek yaptim. Sanirim hem hemseriyiz hem de ayni universiteden mezun olmusuz.
    Ilk basladigimda meslege oyle mutluydum ki…gozlerim doluyordu onlari gorunce…okuldan ayrilirken yavrucaklarim sinifin koselerine oturmus aglasiyorlardi..nolur gitmeyin diye birakmiyorlardi. ama ne yazik ki oyle kirildigm seyler de yasadim ki….ogretmenlerin ogrencilerin istikbalinden cok birbirleriyle ugrasmalari, gruplasmalar, selam vermemeler….biz ogretmenler bir odayi paylasiyoruz…
    Bana gore biz ogretmenler takilip kaliyoruz birseylere…yok müdur yardimcisi soyle haksizlik yapti ..yok su ogretmen nobetini az tuttu..yok su veli soyle kaba, yok su ogretmen pek havali…yok maasimiz hep az…
    Bugun de tesaduf, WON’T BACK DOWN filmini izledim. Tavsiye ederim arkadaslara
    ..ben de ulkemin cocuklari benim yavrularim da mutlu olsun istiyorum. Bir utopya olmasin hayallerimiz..

  7. Anca simdi bu yaziyi bastan sona tam olarak okumaya zaman bulabildim. Bir cifte vatandas olarak izlenimlerinizi dort gozle bekliyordum. New Brunswick hakkinda cok bilgim yoktu, ben de sayenizde ogreniyorum. Gezinizden memnun kaldiginiza sevindim. Sizi tanimiyorum ama ayni zamanda cok iyi “taniyorum”, o yuzden Kanada’yi cok seveceginizi tahmin etmistim. Umarim bir gun yolunuz Montreal ve Quebec City’e de duser (ama sonra donmek istemeyebilirsiniz :P).
    Burada da dunya duzluk degil maalesef, kotu yon de sayabilirim ama huzur var. Insanlar huzur icinde yasamak istiyor. Diger izlenimlerinizi dort gozle bekliyorum.