3 Yorum

Ayşenur A’nın Gebelik Günlüğü, 15. hafta

Bekleyişler ve sorularla dolu bir haftayı daha geride bıraktık. En son geçen hafta serklaj kararı için kültür sonuçlarını bekliyorduk. Kültür sonuçlarımız temiz çıktı. Aslında işlemi yapmak için önümüzde engel kalmaması demek oluyordu bu. Fakat biz doktorlarımızla bir süre daha beklemeye karar verdik. Geçen hafta da bahsetmiştim her işlemin avantajları ve dezavantajları olabiliyor. Bu işlemde başarılı sonuç alma ihtimali %95’lere varıyor olsa da, elzem bir durum olmadığı sürece müdahale etmeyelim kararı çıktı. Serviks uzunluğum şu an için sıkıntı çıkaracak boyutta değil, fakat bildiğiniz gibi ikinci trimester kayıplarımız bu işlemi önlem olarak önümüze getiriyor. İlerleyen haftalarda da işlemi yapmamızda bir sakınca olmadığı için bir süre daha beklemede, izlemede kalacağız.

Bu dönem içerisinde çalışmaya devam edebiliyorum. Kısa yürüyüşler yapabiliyorum. Hareketsizlik de kilo ve kas kaybı gibi sıkıntılara yol açacağından, hiç önerilmiyor. Normal ve doğal doğum için de mümkün olduğunca aktif bir hamilelik geçirmek öneriliyor. Ne yapıyorum? Uzun süre ayakta kalmıyorum, iş dışında uzak mesafelere gitmiyorum, araç kullanımımı azaltmak için yoğun trafik saatlerinde dışarıda olmamaya çalışıyorum, kısa yürüyüşler yapıyorum ve mümkün olduğunca olumsuz düşüncelerden uzak durup, sakin bir hamilelik geçirmeye çalışıyorum.

Aysenur15

Nefes alamıyorum. Evet bu hafta nefes a-la-mı-yo-rum. İki kelime konuşunca nefes nefese kalıyorum. İki adım yol yürüdüğümde de benzer durum beni bekliyor. Gece nefes alamayarak uyanıyorum. Hamilelik öncesi tetkiklerde burnumda bulunan et nedeniyle bu kadar vahim olmayan miktarda nefes sıkıntısı yaşamıştım. Şimdi okuduğum kadarıyla görüyorum ki hamilelikle salgılanan hormonlar zaten halihazırda bu gibi durumlar yaratıyormuş. Benim kendi durumumla, perçinlenmiş oldu. Çözümü var mıdır bilmiyorum, ilk doktor randevusunun sorularından biri olarak not edilmiş durumda. Hareketsiz kalma ve insanlarla sohbet edememe nedenlerimden biri olarak bu haftamıza imzasını atmış durumda.

Geçtiğimiz hafta doğum günümdü. Hatta günlüğümün yayınlandığı gün olan 1 ekim günü. İlk defa yeni yaşıma hamile olarak girdim. Doğum günleri, yıl dönümleri, yılbaşları gibi özel günler genelde geçmişimizi, bugünümüzü, yarınımızı ve en önemlisi kendimizi sorguladığımız zamanlardır. Keşke’lerimiz, iyi ki’lerimiz, pişmanlıklarımız, yanlışlarımız, doğrularımız, kendimizde sevdiklerimiz, sevmediklerimiz bir bir ortaya dökülüverir. Bazen kararlar alırız, uygularız veya uygulamayız ama bizim için neyin doğru olduğunun farkına vardığımız anlardır bunlar. Ben de her yeni yaşta benzer iç hesaplaşmalarımı yaparken bazen kendime çok acımasız davranabiliyordum. Bu sene bebeğimle birlikte dünyaya bakışım nasıl yumuşadıysa kendime bakışım da hoşgörüyle dolmuş ben fark etmeden. Değiştirmek istediklerim, eklemek istediklerim tabii ki var ama olmazsa da sağlık olsun yeter, bebeğime sağlıkla kavuşayım yeter düşüncesindeyim yeni yaşıma girerken.

Her geçen yaşla insanın değiştiği su götürmez bir gerçek, ya annelik? Annelik insanı ne kadar değiştiriyor, insana neler veriyor, ondan neler alıyor? Bebeğimiz içimize ilk düştüğü andan itibaren nasıl da başkalaşıyoruz. Hem çok iyi tanıdığımız hem de bir o kadar yabancı bir ben çıkıveriyor içimizden. Ben, ben’den çıkan bu yeni insanı sevmeye başladım. Olur olmaz her şeye ağlasa da, çok kaygılı ve zaman zaman paranoyak olsa da, mantığının yanına 6. hissini had safhada eklemiş olsa da… bebek kokusunu umutla bekleyişini, her şeye rağmen kendini bu kadar kuvvetli hissedişini, ruhundaki kanatları fark edişini, içindeki tüm dünyayı sevebilme kapasitesini seviyorum bu kadının.

Son beş yıldır geçirdiğimiz tedavi süreçlerinde ve kayıplarımızı yaşadığımız zamanlarda bu iç hesaplaşmalarım çok çetin geçiyordu. Yapmam-yapmamam gerekenler, kendimde törpülemem gereken köşeler hep gözüme batıyordu. Bu süreç içinde birçok şeyin elimizde olmadığını öğrendim, her şey olacağına varıyor ve insan kendini yıprattığıyla kalıyor. Benzer süreçlerden geçenler varsa bu satırları okuyan, siz bunu yapmayın. Söylendiği kadar kolay değil biliyorum… Hala aklımda bin bir düşünce içinde olumlu olumsuzu kovalarken bunu başarmak ve başarmış gibi başkalarına da ahkam kesmek kolay. Teoride mümkün olan pratikte zorlayabiliyor. Biliyorum… Ama tek doğru da bu… Her yeni yaşa girerken her yeni yıla girerken ilk duam hep sağlıkla bebeğimize/bebeklerimize o yıl/o yaş içinde kavuşmak oluyordu. Şimdi de aynı şeyleri diliyorum hem kendim için hem bu yola çıkmış veya çıkmayı düşünen, bebekleri burnunda tüten herkes için… Anne olmadan anneliği en derinlerinde saklayan, bebekleri için ne tedavileri ne yorucu zamanları göze alan tüm kadınlar için…

Bu arada hamilelik her ne kadar doktorlar tersini tembihlese de benim rutin hayatımı değiştirmiş durumda. Çok sevdiğim kitaplarıma bile sırtımı dönmüş durumdayım. Ne yemek yapıyorum ne de sevdiğim diğer şeyleri. Kendimi zorlamasam, bütün gün uyuyabilirim. Hamileliğin ilk zamanlarında bastıran uyku durumu bende bu hafta tekrar gelmiş durumda. Geceleri gördüğüm binbir çeşit rüya sanırım uykudan verim almamı engelliyor. O kadar macera, aksiyon, gerilim tabii ki bu bünyede yorgunluk yaratıyor. Hayal gücümün bu kadar geniş olduğunu bilmiyordum . Önceki hamileliklerimde nasıldı hatırlamıyorum ama bu sefer her akşam nice senaryolara taş çıkartacak rüyalarımla başroldeyim. Sabah uyandığımda hepsini hatırlamadığıma üzülüyorum açıkçası, çok keyifli hikayeler çıkardı!

Yeni haftada daha güzel günlerde, daha güzel haberlerde görüşmek dileğiyle…

Ayşenur

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz

3 yorum

  1. ‘Her insanın derininde, kendinden bile az çok gizlediği, içinde çocukluk dramının aksesuarlarının bulunduğu bir ‘arka odası’ vardır. Kimseyi sokmadığı bu gizli odasına mutlaka girecek olanlar yalnız kendi çocuklarıdır. İnsan çocuk sahibi olunca odaya hareket gelir, hazırlık başlar: çünkü dramın devamı için gereken ortam sağlanmıştır.’

    demişti Alice Miller, Yetenekli Çocuğun Dramı isimli kitabında..

    Çok dönüştürüyor insanı annelik çok. Hayırlı dönüşmeler diliyorum sana da.

  2. sizin için (ve sizin gibi evladına kavuşmak için zorlu yollardan geçen herkes için) öyle içten öyle kalpten dua ettim ki siz de bilin istedim:) allah hepinizin yardımcısı olsun, bebeklerinizi sağlıkla kucaklarınıza almayı nasip etsin

  3. Ülkü Şimşek

    Kabul olmuş duamsınız sizi seviyorum ♡