10 Yorum

İki çocuklu annelere tavsiyem: Ben yaptım sen yapma

Bu blogda akıl vermeyi pek sevmiyorum (Sadece blogda değil aslında, hayatta da; çok yakınlarım olmadığı sürece, bana fikrim sorulmadığı sürece ‘şunu şöyle yap’ demekten çekiniyorum). Takıntı derecesinde önemsediğim bazı konular dışında (örneğin seyahat sırasında oto koltuğu kullanımı) genelde yazılarımda da tecrübe paylaşımı üzerinden ilerlemeyi tercih ediyorum. ‘Ben bunu böyle yaptım, bunu böyle gözlemledim, şunu şöyle keşfettim, bende şu işe yaradı/yaramadı… Aha da ortaya koyuyorum, almak isteyen almak istediği kadar alsın…’

Ama bir yandan da tecrübeyle gelen bir bilgi birikimi ve hatta bilgelik var. İstesen de var, istemesen de var… Öyle bir şey ki bu, ikinci kez anne olmak ilk kez anne olmaktan o kadar farklı ki, o kadar daha rahat ve kolay ki aslında, hani, ikincisinde bildiklerini birincisinde bilsen çok daha kolay olurdu hayat… Bazen diyorum ki madem üç çocuğa teşvik ediyor devlet, o zaman herkese bir ne bileyim simulasyonlu robot çocuk falan versinler ama böyle geceleri uyanan, dişleri çıkan, iki yaş krizi geçiren… Onları bir kez atlattıktan sonra ikincisinde en azından ne yapacağını biliyor insan…

Beş buçuk senedir iki çocuk annesiyim. Yakında üç çocuk annesi olacağım. Üç çocuk annesi arkadaşlarım, üçün zor olduğunu söylüyorlar. Yine de bazı hisler çok tanıdık. İkinci gebeliğimde kurduğum ‘Acaba bu bebeğimi de diğeri kadar sevebilecek miyim?’ endişesi yok mesela bu sefer… Seveceğimi biliyorum çünkü… ‘Acaba diğer çocuklarımı ihmal edecek miyim?’ diye korkularım da pek yok; istemesem de zaman zaman ihmal edeceğimi -ve bunun normal olduğunu- biliyorum. İster ‘başa gelen çekilir’ de, ister ‘su akar yolunu bulur’ de, bu annelik işini elinize yüzünüze bulaştırmak için bayağı bir uğraşmanız lazım aslında… Diyeceğim o ki, her ne kadar bazen çuvalladığımızı düşünsek de çocuklarımız için en iyi ebeveynleriz aslında… (Bunu Freud ‘Ne yapsanız yapın kötü olacak’ diye ifade etmiş, ben ‘bardağın yarısı dolu’ demeyi tercih ediyorum!)

Ikicocuk

Fotoğraf: Ferhan Saral

Şimdi iki çocuklu hayattan üç çocuklu hayata geçiş yapmanın eşiğindeyken, geride bırakacağım ‘iki çocuklu hayat’ımla ilgili bazı çıkarımlarda bulundum kendi kendime…. Ve bunları -belki de haddim olmadan- tavsiye niteliğinde paylaşmak istedim. Aslında tavsiyeden çok ‘ben yaptım, sen yapma’ niyetiyle… Sürç-ü lisan edersem affola…

Çocuklarını hiçbir zaman kıyaslama. Hele onların önünde hiç kıyaslama. Ablası şu kadar kilo doğmuştu, abisi bu zamanlar yürümüştü deme. Her çocuk farklı. Cidden öyle. Yaşamadan anlaşılmıyor ama öyle.

Sadece fiziksel özelliklerini değil, duygusal anlamda da kıyaslamalara girme. O daha duygusal, bu daha öfkeli deme. Biri daha anneci, öteki daha babacı ve hiç kimseci olabilir. Biri daha içe dönük, diğeri daha dokunsal bir tip olabilir. Aynı anne-babadan çıkan çocukların ne kadar farklı olabileceğini ancak birden fazla çocuk büyütünce anlıyor insan…

Uzmanların tavsiyelerini dinle, ama yerine getiremediğinde kendine kızma. ‘Her çocuğunuza ayrı ayrı vakit ayırın, hepsiyle kaliteli zaman geçirin’ kulağa çok güzel geliyor ama o iş öyle olmayabiliyor bazen, hatta çoğunlukla olmuyor da zaten. Bu ne seni kötü bir anne yapar, ne de çocuğunu sürekli olarak ihmal edilen bir çocuk. Bazen tek bir söz, tek bir tensel yakınık yetiyor ihmal edilmiş duyguları onarmaya…

Büyük çocuğuna ‘Abi oldun, abla oldun’ diyerek ondan yaşından büyük beklentilerde ve taleplerde bulunma. Abla da olsa abi de, o da hala çocuk. Evet, eve yeni ve küçücük bir bebek geldiği zaman diğeri birden büyümüş gibi görünüyor ama hala -ve belki de daha fazla- sana ihtiyacı var. Bu ihtiyacı zaman zaman karşılayamayacak olman, o ihtiyacını yok etmiyor.

Kıskançlığın çok normal -ve iyileştirici- bir duygu olabildiğini unutma. Kardeşini kıskandığını başkalarının yanında telaffuz etme, ama ona bu duygusunu tanıması için yardımcı ol.

Kardeş kavgalarını ayırma, araya girme, hakem olma. Biri diğerine fiziksel ya da duygusal anlamda şiddet uygulamıyorsa, büyük büyüklüğünü suistimal etmiyorsa karışma. Kaybeden hep sen oluyorsun, tecrübeyle sabit.

Birinin açtığı yoldan diğerinin de gitmesini bekleme… Biri spora düşkün olabilir, diğeri resim yapmaya… Evet, çoğunlukla ön teker arka tekeri takip ediyor ama yaş ilerledikçe herkesin kendi ilgi alanları, kapasiteler, yetenekleri daha belirgin olmaya başlıyor. İki çocuğunu da aynı kalıba sokmaya çalışma…

Eşit davranacağım diye aynı muameleyi yapma, çünkü eşit değiller. Biri daha büyük, diğeri daha küçük. Önemli olan eşit değil, adil davranmak, ve bu bazen ikisine farklı şekilde muamele etmeyi gerektiriyor.

İkisini aynı seveceğim diye uğraşma, çünkü aynı değiller. Bu birini diğerinden daha fazla seveceğin anlamına gelmiyor; sadece birinde kendine daha yakın bulduğun özellikler, diğerinde sana daha iyi gelen duygular olabilir. Zaten istesen de ikisinin arasında ayrım yapman mümkün değil, sadece bazı günler seni kim daha az üzerse ona birazcık, çok azıcık daha yakın görürken bulabilirsin kendini ve bu çok normal!

Kendine haksızlık etme. Her şeyin altından kalkamayacaksın, yetişemeyeceksin, çocuklarını ihmal ettiğini düşüneceksin (belki de edeceksin), eninde sonunda kendini yetersiz hissedeceksin. Çünkü annesin sadece, insansın ve yapabileceklerin kısıtlı.

Bazı günlerin diğerinden daha zor, kimi günlerin harika geçeceğini, kendini çok az zaman mükemmel, çoğu zaman yetersiz hissedeceğini, önemli olanın yeterince iyi olmak olduğunu unutma…

10 yorum

  1. Ahh elif Sağol! Tam da “neyine senin ikinci çocuk, beceriksiz kadın vs.” Diye kendi kendime kizdigim bir günde ne iyi geldi bu yazın :'(

  2. Ikinci bebegimi beklediğim su gunlerde yaziniz oyle iyi geldi ki..ara ara okumam gereken bir basucu yazisi bu..cok tesekkurler..

  3. Selam blogcuanne! Bi ay icinde neredeyse! tümm yazilarinizi okudum..hayat goruslerimiz (Dini,siyasi) kultur yapilarimiz o kadar farkli ki ama bunlarin hicbiri sizi sevmem icin engel d

  4. “Önemli olan eşit değil, adil davranmak” hah işte bu!!

  5. Ne işe
    Ne eve
    Ne de iki oğluma yetemediğimi düşündüğüm bu günlerde

    tüm hislerime tercüman olmuşsunuz
    yürekten teşekkürler…

  6. 3 cocuk annesi olarak sunu soyleyebılirim.ilk ikilerin arası 3 bucuk yaş ikinci bebeğime bakarken zorlandım.3. çocugumda arası 5 yaş 9 aydı inannın hiççç zorlanmadım.en kolay rahat buyuttüğüm dönem oldu…şunuda soylemeden geçemicem 3 yaşına kadar geceleri uyumayan cocuktu hepside

  7. “Bazen tek bir söz, tek bir tensel yakınık yetiyor ihmal edilmiş duyguları onarmaya…”
    Cok guzel cok cok guzel bi cümle.
    Ve teşekkürler..

  8. Tek çocuk için de okunabilir bu yazı, ikinci çocuğun yerine “başkasının çocuğu” konabilir ve aynı derecede de işe yarar :) Eline sağlık!

  9. Üç gül Annesi

    3. Çocuğu 1 yaşını geçmiş bir anneyim.yaş araları hepsinde 2.5-3 yaştı.Nispeten raharladığımı söyleyebilirim.Benimde 3 çocuklu nacizane önerim şu:;..,,üçüncüsü candır, hayat enerjisidir,dopinktir.

    • walla 3. için ben de nasıl olur acaba diye endişe etmiştim ama resmen anneliğimin en güzel yılını/yıllarını geçiriyorum… Her akşam hepsi uyuyunca hepsini tek tek dolaşıp koklamak varya :) :)