0 Yorum

Ayşenur A’nın Gebelik Günlüğü, 16. hafta

Bu hafta yazıma başlamam çok zor oldu. Günlüğümü yazmaya başlarkenki amacım hem kendime hem de benimle benzer durumları yaşayanlara umut olmaktı. Dünyanın bin bir türlü kötülüğünden, kasvetinden uzak yeni tomurcuklanan hayallerimi paylaşmak, içimde doğduğu ve büyüdüğünü hissettiğim ışığı yayabildiğim kadar çok kişiye yaymaktı tek isteğim. Zaman zaman gerek kendi yaşadığım olumsuzluklar gerekse ülke olarak içinde bulunduğumuz günler bu konuda beni çok zorluyor. Bırakın ışıklar yaymayı, dibini bile aydınlatamayan mum gibi oluyorum bazen. Kolum kanadım kırılıyor. Ağlamak, üzülmek, içinin acıması bile anlamsız geliyor çünkü biliyorsun ki bu acıyı senden daha kuvvetli hissedenler, hayatları o karanlığın kendisi olmuş, ateşin düştüğü evler var.

Gözlerim dolu dolu olan biteni izlemeye çalışırken, pek çok hamile arkadaşımın yaşadığı duygu karmaşasını yaşadım. Ya karnımdaki? Bu kadar erken mi tanışmalı acıyla? Ne kadarını hissediyor? Belki bencillik bu düşünceler ama gelecek için umudumuz onlar değil mi? Gelecek umudumuza bu kadar erken acı yüklemesi yaptığımızda bizim yaşlarımıza geldiklerinde yaşadıkları dünyayı nasıl şekillendiriyor olacaklar? Bu düşünceler kafamda uçuşurken annemin bana hamile olduğu günleri düşündüm. 80 öncesi sokak çatışmalarının en yüksek seviyeye çıktığı, her gün ölüm haberlerinin kapıları çaldığı, birçok yoksunluğun bir arada yaşandığı günler… Annemle o günkü hislerini, vaktinde oturup konuşamadığım için çok üzgünüm. Keşke bilebilseydim neler yaşadığını, hissettiğini… Bakıyorum ki aradan geçen onca seneye rağmen hamile bir annenin hissettikleri çok da farklı değil birbirinden. Benzer kaygılar, benzer korkular, benzer umutsuzluklar, ve benzer umut çırpınışları…

Hepimizin içinde nice iyiliklerin güzelliklerin barındığını, iyiliklerin çoğalmak için birbirinden ışık alması gerektiğini düşünüyorum. İnsanın içinde hiç farkında olmadığı bir yedek enerjinin, olağanüstü sayılabilecek güçlerin ortaya çıkmak için zor anları beklediğini biliyorum. Yoksa tarihte yer alan onca ilham verici hikayenin ortaya çıkışı başka nasıl açıklanabilir ki? Bu nedenle umudumu karartmıyorum ne dünya için, ne güzel ülkem için ne de bireysel olarak bizler için. Karanlık günlerden geçtiğimiz doğru, anlatılamayacak kadar, hatırlanmak istenmeyecek kadar, hatta korkutacak kadar karanlık… Umutsa biz annelerin kucağında…

Bu hafta tüm bunlardan önce olanlara değinmek gerekirse;

Aysenur16

Bu hafta soğuk algınlığı nedeniyle 4 gün boyunca evdeydim ve ilaç da alamadığım için iyileşmem biraz uzun sürdü. Aslında derler ya nezle dinlenirsen 1 haftada, dinlenmezsen 7 günde geçer. o hesap tuttu galiba. Ilık süt-bal, ıhlamur-bal, açık çay kombinasyonları arasında bol uykulu, bol dinlenmeli, baş ağrılı bir haftaydı. Sanki kemiklerime kadar ağrıyordu her yerim. Başımı kaldıramadım, en çok kat ettiğim mesafe yatak ve koltuk arasıydı. Öksürük en zorlayıcı kısmıydı, her öksürmede kasıklarıma giren ağrılar rahatsız etti. Sezonun ilk ve umarım son gribini atlatık böylece.

Doktor randevularımız 10 günde bire sabitlendi. Her ziyaretimizin sabahına karnımda ağrılarla başlıyorum. Randevu saatine kadar da giderek artıyor. O yüzden tansiyon vs ölçüm yapılacaksa mümkünse kontrolden sonra olsun istiyorum. Biliyorum ki o an hiçbir değerim yerinde ve tutarlı çıkmayacaktır. Bu kadar heyecanlanmak herkesin başına geliyor mu bilmiyorum ama kalp atışını duyduktan sonraki rahatlamayı eminim her anne adayı yaşıyordur. Nefes alabildiğimi hissediyorum o sesi duyduktan sonra. Sonra söylenen herşey flu ve teferruat olarak kalıyor geri planda. Kontrol sonrası danışacağım konuları not etmeme rağmen o an o kadar anlamsız geliyor ki, bazılarını sormak içimden bile gelmiyor. O iyi ya gerisi olur bi şekilde…

Büyümesi, gelişmesi gününde devam ediyor. Yeri henüz bol olduğu için bir o yana bir bu yana dönüyor, tekmeler savuruyor küçük ayaklarıyla, kısacası herşey yolunda çok şükür. Geçtiğimiz haftalarda bahsettiğim nedenlerle takiplerimiz aynı aralıklarla devam edecek. Çok dua ediyorum hem onun için, hem dünyaya gelmeye hazırlanan diğer tüm bebekler için hem de tüm masum çocuklar için… Onlar hep iyi olsun, herşeyin en güzeli hep onlarla olsun istiyorum…

Ayşenur

Yazar Hakkında

AYŞENUR A. – Hayatının otuz beşinci, evlilik yolculuğunun yedinci, anne olma serüveninin beşinci senesini yaşayan, yolları, dalış yapmayı, kitapları, kanaviçe işlemeyi, öğrenmeyi seven ve her daim uzakları düşleyen bir yolcu.

Ayşenur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz