0 Yorum

Nazlı’nın Gebelik Günlüğü, 36. hafta

10.10.2015 sabahı tüm gün boyunca tembellik yapacağımı düşünerek mutlu uyanmıştım. Televizyon karşısında kahvaltımı yaptıktan sonra bilgisayarımı aldım, yatağa girdim ve dizinin izleyemediğim o bölümünü açtım keyifle. Telefonuma mesajlar düşmeye başladı birden bire ‘iyi misiniz?’ diye soran. Öylesine bir hal hatır sorma diye düşünmüştüm saf saf. Sonra öyle olmadığını eşimin aramasıyla öğrendim. Mesajlar şimdi anlam kazanmıştı.

Bugün oturmuş bu yazıyı yazmaya çalışırken şunu düşündüm; hamileliğimin başından beri bir seçim geçirdik, yüzlerce can kaybettik, çok sevdiğimiz sanatçıların da aramızdan ayrılışına şahit olduk ve aslında kendi küçük mutluluklarımızı bile yaşarken vicdan azabı duyuyoruz biz. Oğlumun minik ayakları ve poposuyla iteklemeleri, ona aldığım minicik bir çorap bile yüreğimi pır pır ettirirken, bir yandan burnumuzun dibinde bombaların patladığı bir şehre ve bir ülkeye onu getiriyor olmak kalbimi sıkıştırıyor. Hele ki bu ruh halimin onu da etkilediğini düşündükçe kahroluyorum.

İş yerim Kızılay’da. Öğlenleri iş arkadaşlarımla veya kendi başıma çıkıp dolaşıyorum. Yine bir öğlen arası yalnız başıma dışarı çıkmış birkaç işimi halletmeye çalışırken ufak bir mola verdim İzmir Caddesi’nde. Çayımı içerken etraftaki kalabalığı izliyor, masamdaki kırıntıları kapmak için gelen güvercinlerden korksam da ses etmeden oturuyordum. Korktum birden. Kızılay’da olmaktan, kalabalıkların arasında olmaktan korktum. Bir bomba patlasa şurada dedim, bir anda hiçbir şey anlamadan biz, biz olmasak artık. Sokağa çıkmaktan bile korkar olduk. İyi şeyler düşünemez, gülemez olduk. Terör amacına ulaştı.

Ben bu düşüncelerle olduğum yerden kalkıp çok bilindik bir markanın bir mağazasına girdim. Tabi sık sık gelen tuvalet isteği orada da yalnız bırakmadı beni. Çalışanlardan biriyle aynen şu konuşma geçti aramızda:

Ben: Lavabonuz var mı?
Görevli: Hayır yok.
Ben: E siz nereye yapıyorsunuz? (Nasıl sıkıştıysam ağzımdan çıkanlara bakın)
Görevli: Bizim personel lavabomuz var.
Ben: Tamam ben de onu soruyorum işte.
Görevli: Ama siz onu kullanamazsınız.
Ben: (Göbeğimi kadının üstüne doğru sürüyorum) Yardımcı olmayacak mısınız?
Görevli: Bir üst kata çıkın arkadaşlar belki yardımcı olur.
Ben: Arkadaşlarınız da sizin gibiyse kalsın istemiyorum

şeklinde gebe tribimi de atarak hızla mağazadan uzaklaştım.

Dışarıda olunca tuvalet bulmak dert, onu da geçtim hijyen meselesi daha büyük dert. Ankara’nın en sevdiğim mevsimi olan sonbaharda, hava hafif serin ve yapraklar teker teker düşmeye başlarken yapacağım yürüyüşleri dört gözle beklemiştim. Varsın tuvalet bulmak sorun olsun, hamileliğim son günlerini bu güzel havalarda yürüyerek geçirmek istiyorum.

Nazli36

Uyurken sağım solum yastık olmasına rağmen sabahları sırt ağrısıyla uyanıyorum. Herhalde yan yatınca göbeğim aşağı doğru çekiyor bu da sırtımı ağrıtıyor. Alttan yastıkla destekliyorum ama deli yatınca yastıklarda kayıyor demek ki uyku sırasında. Gece yatmadan bir saat önce su içmeyi kesiyorum. O zaman tuvalete kalkmadan deliksiz uyuyabiliyorum. Eğer kalkmışsam hiçbir şey düşünmeden geri yatağa dönmem lazım yoksa sabaha kadar uyuyamadığım zamanlar oluyor. O zaman geçiyorum akvaryumun karşısına sessizce yüzen balıkları izliyorum. Kafamı boşaltıp uyuyabiliyorum ancak.

Doğum iznine son bir hafta kaldı. İş yerinde, sokakta herkes aksırıp tıksırıyor, çoğunluk hasta. Bu haftaya kadar gebeliğin getirdiği ufak tefek sıkıntıların dışında başka bir sorun yaşamadığımdan bana da bulaşacak diye ödüm kopuyor. Bebeğime mesaj veriyorum bir yandan: Annen çok yorgun oğlum, doğumdan önce biraz dinlenmek ve seni dinlenmiş bir şekilde karşılamak istiyor. O yüzden doğum iznine ayrıldıktan sonra ona dinlenmek için biraz vakit verebilirsen çok sevinecek. Seni hayatımın ve kalbimin tam ortasına koymak ve bir daha asla oradan çıkarmamak için heyecanla bekliyorum. 

Nazlı

Yazar Hakkında

NAZLI TANTOĞLU – 31 yaşında, çocukluk aşkıyla 6 yıldır evli. Ankara’da yaşıyor. Aşırı tipik bir Kova burcu. Kışı hiç sevmeyen bu kış çocuğu günün birinde sıcak bir memlekete yerleşip yaşlanmayı hayal ediyor. Okumayı, konuşmayı ve yemek yapmayı çok seviyor. Gebeliğiyle birlikte mecburi ara verdiği Yemekçinin Mekanı isimli bir de yemek bloğu var.

Nazlı’nın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.