0 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 34. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Bu hafta herkes gibi benim de içimden pek yazmak gelmedi ne yazık ki…Daha doğrusu keyifle yazmak, çünkü aslında yazacak ve söyleyecek çok şey var ama burası değil yeri. Ne kadar uzakta yaşarsak yaşayalım, canımız, ailemiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, geçmişimiz Ankara’da…Kalbimizin yarısı hala büyüdüğümüz, çocukluğumuzu, gençliğimizi geçirdiğimiz o şehirde atıyor! Orada olan her olay, bizi de etkiliyor burada. Bir süredir, neredeyse her sabah ülkemizden gelen üzücü haberlerle uyanıyorduk, ama bu haberlerin en kötüsü ve en can yakıcısı geçtiğimiz hafta sonu Ankara’nın kalbinden geldi! Orada onlarca gencecik, hayat dolu, masum insan yok edilirken, biz anneler bu dünyaya getirmek üzere olduğumuz bebeklerin barış ve huzur dolu bir ortamda yaşayabilme umudunu yitirmemeye çalışıyoruz içimizde hala.

Gelelim bu hafta burda olanlara… Geçen hafta bahsettiğim yorgunluk ve uyku durumu devam ediyor. Biraz ayakta durdum mu hemen ayaklarımın altı ağrımaya başlıyor. Öğlenleri yeniden uyumaya başladım, çünkü başka türlü akşamı etmem zor oluyor. Neyse ki Sinan da hala öğle uykusuna yatıyor da, onunla birlikte ben de dinlenebiliyorum biraz. Bütün bu yorgunluk hissinin normal olduğunu söylemiş BabyCenter. Artık doğuma kadar dinlenme ve güç toplama zamanıymış, çok yakında gelecek olan yeni bebek için!

Deniz34

Bu hafta rutin doktor kontrolümde grip aşımı oldum. Evdeki herkesin, bebek gelmeden en az iki hafta önce aşı olması gerektiğini belirtti doktorum. Bebeğin büyüme hızı haftasıyla orantılı gidiyor hala. Şekerim de kontrol altında. Yine de, doğumun ne zaman olacağını 36. haftada yapılacak olan detaylı ultrason belirleyecek. Bebeğin detaylı incelemesi yapılacak ve kilosuna bakılacak. Eğer çok büyük değilse, son haftaya kadar doğumun kendiliğinden başlaması için bekleyeceğiz. Umuyorum, bu sefer oğlum sezaryene gerek kalmadan kendiliğinden gelmeye karar verir de, ben de o çok merak ettiğim “doğal” doğum sancılarını yaşama fırsatı bulurum.

Doktorun söylediğine göre, son günlerde karnımda hissettiğim sertleşmeler de kasılmaların habercisiymiş. “Bu son ay sıkıntılı geçer” dedi, “…gittikçe daha da çok hissetmeye başlayacaksın kasılmaları ve pelvise olan baskıyı” diye de ekledi. Zaten artık, günde kaç kez tuvalete gittiğimi saymıyorum bile, ben diyim 20, siz diyin 30! Karnım da biraz daha aşağı inmiş gibi görünüyor, bebiş ters döndüğünden beri.

Haftada iki kez hastanede yaptırdığım NST testleri sırasında, odada yalnız başıma beklediğim o 20-30 dakika içinde kitap okumaya çalışıyorum. Kulağımda karnımdaki bebişin kalp atışları, elimde kitabım, bana o kadar iyi geliyor ki, rahatlıyorum. Bu hafta Elif’in kitabını elimden düşüremedim. Daha önceden hamilelik ile ilgili yazdıklarını okumak istememiş (tam da ikinci hamileliğim sırasında okuyabilmek için!), atlamıştım. Şimdi, “Gebe Halleri” başlıklı bu kısımları okurken, o kadar eğlendim ki bir kaç yerde sesli bile güldüm! Bu kadar doğru tespitler, bu kadar güzel ifade edilebilir ancak! Tekrar tebrik ediyorum Elif’i, böyle bir kitabı biz annelere ve Türkçe’ye kazandırdığı için!

Haftaya görüşmek üzere! Sağlıklı kalın!

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.