1 Yorum

Blogcu Gebe – 27. hafta

Hamile olduğumu iki şekilde anlamıştım: (1) Gündüz vakti arabada uyuyakalmam (tabii ki direksiyonda değildim), ve (2) göğüslerimin damar damar olması…

Hamilelikte bir kadının karnından sonra en çok şekil değişikliğine uğrayan yerleri memeleri olsa gerek. Bence benim bugüne kadar aldığım kiloların üçte biri memelerimde toplanıyor desem abartmış olmam. Nedir kardeşim bu? Hayır yani o kadar büyüdüler ki artık sutyen falan da takmasam da olur, nasıl olsa hareket bile edemiyorlar ağırlıktan. Kendimi Kybele gibi hissediyorum: Bir memesi yerde, bir memesi gökte…

İkinci trimester’ın bu son günlerinde artık giderek ağırlaşıyorum. Korsesiz uzun mesafe (hele de rampa) yürümek zul geliyor. Hadi yürümek neyse de ayakta durmak gerçekten zor. Gün sonunda ayaklarım öyle şişmiş oluyor ki tanıyamıyorum. Saat 7 buçuk gibi sızlamaya başlıyorlar;  8 dedin mi ne kadar çorap, terlik varsa çıkarıyorum ayaklarımdan…

Vücudumun baĞzı bölgeleri görüş alanımdan tamamen çıktı. Nasıldır, iyidir inşallah…

Bunlar şikayetlerim. Hani, gebelik de her zaman tozpembe değil ya, o yüzden. Ama ciddi mi? Hayır, hiçbiri değil. Seviyorum tüm bu şikayet sebeplerini de…

BlogcuGebe27

Bebe kocaman oldu. En son doktor randevumuzda 944 gramdı, şimdi bir kiloyu çoktan geçmiştir. Artık hareketlerini göbek deliğimin çok daha üstünde hissediyorum. Kıpır kıpır sürekli. Dışarıdan da belli oluyor; dar bir şey giymişsem üzerimdeki giysi oynuyor. Komik ve sevimli olmakla beraber ürkütücü de aynı zamanda… Sanki içine uzaylı kaçmış gibi…

Geçtiğimiz Cumartesi günü e-bebek’in düzenlediği Bebekoloji konferansında konuşmacıydım. Panelin adı A’dan Z’ye Hamilelik idi. Panel biraz geç başladı ve programdakinden daha kısa sürdü falan derken bence biz Z harfine kadar gelemedik. Yine de keyifliydi orada olmak, bayağı da katılım vardı. Konuşmacılar arasındaki tek gebe olarak kendimi konu mankeni gibi hissettim orada… Konuşmacı doktorlar fizyolojik değişimlerden, psikolog duygusal değişimlerden bahsederken ‘Aha da bende hepsi var’ demek geldi içimden. Hani Cem Yılmaz origami yaptığı parodilerinden birinde ‘Şimdi bunu şöyle böyle katlıyoruz ama burda zaten katlanmışı var’ diyordu ya, onun gibi… ‘Buyrun burda her türlü hormonal, duygusal ve fiziksel değişimin dibine vurmuşu var’ Ahahahaa ay yazarken bile eğlendim.

Son zamanlarda yine tuhaf rüyalar görmeye başladım. Genelde ürkütücü rüyalar, herhalde korkularımla mı yüzleşiyorum nedir. Sevdiklerimi görüyorum çoğunlukla, en çok da çocuklarımı… Birini yılan soktu, diğerine araba çarpıyordu, hiç hoşlanmadım, hiç de mutlu uyanmadım. Biz fabrika ayarlarına dönsek de George Clooney yine bana kur yapsa olmaz mı?

Geçtiğimiz hafta minik bebek yeğenim bizdeydi. Bol bol üç çocuklu hayat öngösterimi yapmış olduk böylece… Hiç zor değilmiş valla, çok da güzel bir şey evin içinde bir bebeğin olması… Gerçi onun yanında geceleri uyanan, yemeğini yapan ve yediren, yıkayan, uyutan bir anneyle gelmiş olması da bu algıma katkıda bulunmuş olabilir. Bize sadece sevmesi düştü…

Çocuklar iyiydi bebek kuzenleriyle… Mıncırdılar bol bol, Deniz bayağı, ilgilendi, Derin bazen şaşırdı, azıcık sanki kıskandı (neden onlara da çok şirinsin demiyormuşuz, yalannnnn!), ayakkabısını giydirdi falan. Bakalım Ocak’tan sonra neler yaşayacağız, bence çok kolay olmayacak…

Bebeğin hissedilir bir varlığı vardı evde geçen hafta boyunca… Çöpte bebek bezi, mutfakta bebek yemekleri, her yerde bebek oyuncakları… İyi oldu, bir nevi alıştırma oldu sayılır. Yine de Doğan sevgilim ‘Ay inanamıyorum yeniden başlayacağımıza’ deyip durdu. Valla inansan iyi olur şekerim, bunun şakası yok artık. Gümbür gümbür geliyor bizimki…

BlogcuGebe272

Bir yorum

  1. Incir'in Annesi

    Kahkaha atarak okudum. Memeler himmmm. Yazini okumadan 10 saniye once sutyenini cikarip yanimdaki koltuga koymus bir gebe olarak bem gulmeyeyim de kim gulsun!

    Kipirtilar cok olsun, hep olsun. En sevdiklerim.