5 Yorum

Müzisyen Anne’yle müzik eğitimi üzerine…

Bu hafta eğitimden bolca bahsetmiş, önce Türkiye’deki eğitim sistemini özetleyip ardından Kanada’daki eğitim sistemini anlatmışken bugün de bunların devamı, daha doğrusu tamamlayacısı olan bir konuya yer vermek istedim: Müzik eğitimi…

Bunun için sosyal medyada akla ilk gelen isimlerden biriyle buluşmuştum yazın son günlerinde: Müzisyen Anne Ahu Kahraman Yıldırım.

Moda’daki Page Cafe’de bir araya geldik bir öğleden sonra ve konuştuk da konuştuk.

photo 2

Konservatuardan çocuklar için müzik okuluna

İlkokuldan sonra girdiği Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’nde orta ve lise eğitimini tamamlamış. Üniversite geçiş sınavı ile yine aynı okulun lisans devresine girmiş… Piyano hocası tarafından psikolojik şiddet gördüğü bir eğitim sürecinin ardından konservatuvarın lisans devresinden mezun olamadan okulu bırakmış. Ailesi çok üzülmüş. İşte o dönem anaokullarında müzik eğitimi vermeye başlayarak belki de kaderini değiştirmiş Ahu… Okulda yaşadıklarını ‘Aynı Whiplash filmindeki gibiydi’ diyerek özetlediğinde filmi seyretmiş biri olarak ne demek istediğini anladım ve çok üzüldüm…

Sonrasında af çıkınca okuluna geri dönmüş. Biraz da okuldan ayrılmasına sebep olan hocasına inatla bir nefeste bitirmiş bu sefer okulunu… ‘Hırsla yapamayacağım hiçbir şey yok’ dedi burada, ‘şu kilomla, şu popomla maratonda üçüncü olmuş kadınım, sırf önümdeki kadına gıcık olduğum için!’ 

Üniversiteden sonra uzun bir süre lobi piyanistliği, çocık şarkıları aranjörlüğü yapmış. Otel lobilerinde konçertolar çalmış, ancak konservatuvarda sadece klasik müzik eğitimi aldığı ve otele çay saatine gelen süslü kadınların başı şiştiği için ilk işinden atılmış. Kısa sürede kendini geliştirmiş ve değişik müzik tarzlarından güzel bir repertuar hazırlamış. Böylelikle bir günde üç otelde birden çaldığı bir döneme girmiş.

Yakın zamanda kaybettiğimiz ve çok büyük yakınlık kurduğu Erol Büyükburç’un orkestrasında yer almış aynı dönemde… Bu sıralar bayağı bir para kazanmış; kendine, kız kardeşine araba alacak kadar…

2008 yılında eşi Levent’le evlenmiş. Bir süre daha lobi piyanistliğine devam etmiş ancak esnek çalışma saatleri ile evlilik pek uyumlu gitmeyince lobi piyanistliğine son vermiş. 2009 senesinde Levent’le birlikte Etiler Müzik Okulu‘nu açmışlar, binbir zorlukla… Yetmemiş, 10 ay sonra Mecidiyeköy’de bir de şube açmışlar. ‘Ama olmadı’ diyor Ahu bu ikinci girişimi için, çünkü aynı anda kızı Lal’e hamile kalıp doğum yapınca ‘Her iki okulu aynı kalitede devam ettiremedim, o yüzden kısa süre sonra kapattık.’

Henüz ilk girişimi emekleme dönemindeyken ikincisine kalkışmasını ise biraz tezcanlılığına, biraz da paylaşma isteğine veriyor Ahu. Yeni girişimleri sebebi ile girdikleri borçları ödemek için doğumun 12. günü iş başı yapmak zorunda kalmış. O dönem çok sorun yaşamış. ‘Bebeğime sütümü veremedim ama müzikle başka çocuklara mutluluğumu vereyim istedim’ dediğinde ikimizin de gözleri doldu…

Müzik Okulu’nun hayata geçişi

‘Hayallerimi bunun üzerime kurdum’ diyerek başladı Etiler Müzik Okulu’nu anlatmaya Ahu…

Kömürlükmüş burası ilk girdiğinde, bildiğin, Etiler’de iki katlı bir evin kömürlüğü… Çok emek vermiş, kendi boyamış duvarları…

Yeri geldiğinde kendisinin çaycı, eşinin vale görevlerini de üstlendiği bu girişim bugün 13 öğretmenin görev aldığı bir müzik okuluna dönüşmüş. 6 aylıktan başlayarak 4 yaşa kadar dört derslik paketler halinde sunulan Kids Music Class’ın yanı sıra çocuklar 6 yaşa kadar piyano dersine, 6 yaşından itibaren ise istedikleri enstrümanın deneme dersine katılabiliyorlar Etiler Müzik Okulu’nda. Ayrıca sadece çocuklar değil yetişkinlerin de yoğun talebi var. En çabuk ders saati dolan ders ise bateri… Stres atmak için bire bir olduğunu söylüyor Ahu (ki kocası bateri çalan biri olarak iyi bilirim!). İstanbul’un her tarafından çocuklara hitap eden Etiler Müzik Okulu’nun Kocaeli ve Tekirdağ’dan gelen öğrencileri, Koşuyolu’nda bir de franchise şubesi var.

Etiler Müzik Okulu’nun bir hobi merkezi olduğunun altını çizen Ahu, müzik eğitiminin neticede bir ‘lüks tüketim’ olduğunu söylüyor. ‘Önemli olan çocuğun mutlu girip mutlu çıkması’ diyor. Müzik eğitiminin ebeveyn zoruyla olamayacağının vurgusunu yapmaktan da çekinmiyor. Bazen velilerin çocuklarını zorla getirdiğini ya da belirli bir enstrümanı çalmalarında ısrarcı olduğunu, ancak bu konudaki nihai kararı çocuğu gözlemleyerek kendisinin verdiğini anlatıyor.

İşine yatırım yapmayı sevdiğini söyleyen Ahu ‘Az kazanayım ama sağlam gideyim’ diyor. ‘Buraya gelmekten vazgeçenler ‘Dersleri sevmedim desinler, ancak tuvaletler kirliydi demesinler” diye de ekliyor.

unnamed (1)

Ahu Kahraman Yıldırım; eşi Levent ve kızları Lal

‘Bir okulu okul yapan öğretmendir. Bu yüzden de benim için öğretmenlerimin mutluluğu önceliklidir’ diyen Ahu Kahraman Yıldırım, alaylı öğretmenlerin de kıymetli olduğunu, ancak okul arkadaşlarını kolladığını söylüyor. Etiler Müzik Okulu’ndaki tüm öğretmenler konservatuar mezunu ve çoğu da anne-babaymış.

Müzik okuluna şevkle gelen çocukların bu heveslerini devamlı kılabilmek için velilerin işlerini kolaylaştıran yeniliklere önem verdiğini de anlatıyor Ahu. Okulun önünde ücretsiz vale servisi (ki yakın zamana kadar eşi üstleniyormuş bunu), vakit sıkıntısı yaşayan veliler için çocukları ücret karşılığı okuldan alıp evet bırakma gibi hizmetlerle gerçekten bu işe ilgisi olan çocukları ayırt etmeye çalıştığını belirtiyor. Müzik eğitiminin istekle olabileceğini, okulun sosyal medya paylaşımları yaptığını ancak herhangi bir mecrada reklam vermediğini ve tüm öğrencilerini ağızdan ağıza aktarımlarla kazandığını anlatıyor…

unnamed (2)

Yerinde duramayan bir kadın Ahu Kahraman Yıldırım, müzik okulu dışında birçok farklı uğraşı var. Bir süredir anneleri gece gezmelerinde bir araya getirdiği bir ‘Moms Night Out’ isimli bir etkinlik bunlardan biri… Her seferinde başka bir yerde toplanıyor anneler, felekten bir gece çalıyorlar.. Kadıköy’e kadar gelmelerine rağmen ben katılamamıştım, bundan sonra da uzun bir süre kendime hayatta başarılar diliyorum.

Müzik okulunun dışında birilerine dokunan çalışmalardan da geri kalmamaya çalışıyor Ahu. Bakırköy Cezaevi’nde ‘Onların ne suçu var?‘ başlığıyla bir proje düzenlemiş örneğin; mahkum çocuklarına haftada bir gün müzik dersi vermiş bir süre… Bununla da kalmayıp çocukları -izinle- dışarı çıkarmış bir gün, bir AVM’ye gitmişler birlikte… Hayatında ilk kez dışarı çıkan, ilk kez kamyon gören çocukların tepkilerini anlattığında ne diyeceğimi bilemedim…

unnamed (3)

Bu sosyal girişimlerinin içinde bir tanesi var ki henüz hayata geçmeyi bekliyor, ancak gerçekleştiği zaman birçok kadının içini acıtan bir yere dokunacak: ‘Kucağı boş kalan anneler’ olarak adlandırıyor Ahu bunu… Geçtiğimiz sene 17 haftalık hamileyken kaybettiği bebeğini normal doğumla dünyaya getirmek zorunda kalan, üstelik bu tecrübeyi yaşadıktan sonra da hastanenin doğum katına yerleştirilen ve orada doğum yapmış olan diğer anneleri görmek zorunda kalan bir kadın Ahu… Ve bunun çok ama çok zor bir tecrübe olduğunu anlattı sohbetimiz sırasında… Hastanelerin bu konudaki düzenlemelerine çok dikkat etmeleri gerektiği şart ve aslında bunun önünde hiçbir engel de yok, gereksiz bürokrasi dışında… İşte Ahu’nun şu an uykuda olan sosyal projesi bu ‘Kucağı boş kalan’ annelerin yaşadıkları travmayı azaltmayı hedefliyor.

Sohbetimizin burası gerçekten üzücüydü her ikimiz için de… Bu konuşmayı yaptığımızda ben henüz o haftaları yeni geride bırakmıştım – ki nasıl bir zorluk olduğunu tahmin etmek için hamile olmaya da gerek yok. Dilerim bu projeyi yakın zamanda hayata geçirir ve birçok kadının bu hayatlarının en büyük zorluklarından birini bir nebze olsun kolay atlatabilmelerine sebep olur…

Yaşadığı zorluklara ve travmalara karşı yerinde duramayan, kolaylıkla gülümseyen bir kadın vardı karşımda, ancak evde öyle olmadığını, eşi Levent’in Ahu’nun suratsızlığından şikayet ettiğini anlattı Ahu… Belki de dışarıya çok fazla gülümseyince en yakınlarımıza geçiyor nazımız?

Yine de kıpır kıpır, şıkır şıkır bir kadın Ahu Kahraman Yıldırım. Zaten ayakkabılarından da belli olmuyor mu?

IMG_2017

Çocuklara yönelik müzik eğitimi üzerine

Müzisyen Anne lakaplı birini bulmuşken, çocuklara müzik eğitimi aldırmakla ilgili soru sormadan duramazdım. Hazır bilen birini yakalamışken bu konuda nereden başlamamız, ne şekilde devam etmemiz gerektiğini sordum Ahu’ya.

‘Yetenekli çocukla ilgili çocuk arasında fark var’ dedi Müzisyen Anne. Ve ekledi: İlgi, yeteneğin önüne geçer.’ Benim bundan anladığım, yeteneksiz ama ilgili bir çocuk tamam bir Chopin olmayabilir belki ama müziği sevmek ve ondan keyif almak için de müzik dehası olmaya gerek yok. Çocuğunuzun ilgisi varsa elinden geleni ardınıza komayın!

Çocuklara yönelik müzik eğitiminde ‘bizim sistemimiz bu, tekniğimiz bu’ demeyi doğru bulmadığını söylüyor Müzisyen Anne Ahu. Bunun nedeninin her çocuğun farklı olduğu ve farklı şekilde öğrendiği ile açıklıyor.

IMG_2010

Bugünlerde çok duyduğumuz Orff metodunu sordum Ahu’ya. ‘Müziği ezber yapmadan, drama katarak, görsel katarak öğretmek’ olduğunu söyledi. Şarkıyı öğretmekten ziyade, şarkıları nasıl kullanacağını öğretmekmiş…

Disiplin önemli

Çocukların belirli bir yaştan sonra mutlaka bir spor ve/veya bir sanat dalıyla ilgilenmeleri gerektiğine inandığını söylüyor Ahu, ki ben de katılıyorum. Özellikle oğlanlar için Doğan söyler bunu hep, ‘Bunlar erkek çocuğu, boş bırakmayacaksın, ya müzik ya sporla uğraşmalılar’ der (kendinden biliyormuş!) ve biz de o yönde yatırımlar yapıyoruz. Ahu da bu konuda bu şekilde düşündüğünü ve fakat burada ince bir çizgi olduğunu, anne-babanın çocuklarının ilgi ve yetenekleri konusunda uyanık olmaları ama yaptırımcı olmamaları gerektiğini söyledi. 

Ebeveynlerin çocuklarının sanatsal eğitimlerine hırsla yaklaştıklarından da bahsetti burada… ‘Resim dersi neden vermiyorsunuz?’ – çok sık duyduğu bir soruymuş. ‘Ben müzik geçmişi olan bir insanım; resim öğretmenini denetleme yetkim yok, o yüzden benim okulumda resim dersi yok. Herkes bildiği işi yapmalı…’ olarak açıklıyor bunun sebebini… Etiler Müzik Okulu’nun bir eğlence merkezi olmadığını, aktivitelere yer vermediğini de anlatıyor.

photo 4

‘Anne-babalar kendi eğlenceleri ya da çocuğunun müzik dersindeyken fotoğrafını çekmek için değil, gerçekten çocuklarının müziğe maruz kalmaları için gelmeliler bu derslere’ diyor. Bu nedenle Etiler Müzik Okulu’nda da çocuğun derse tek (ve mümkünse düzenli olarak aynı) ebeveynle katılmasını istiyormuş.

Kendi deyişiyle ‘Pazartesi sendromu olmayan’ bir işi ve çok severek yapıyor Müzisyen Anne Ahu Kahraman Yıldırım. Şimdi de hayallerinde bir çocuk programı yapmak var. Olur mu, olmaz mı onu zaman gösterecek, ama o zamana kadar birçok çocuğun hayatına müzikle dokunacağı kesin…

unnamed (4)

Etiler Müzik Okulu hakkında daha fazla bilgiyi web sitesinden edinebilir, Facebook, Twitter ve Instagram‘dan takip edebilirsiniz. 

5 yorum

  1. Pozitif enerjisini fotoğraflardan bile alabildiğim tek insan diyebilirim. Yolu hep açık olsun inşallah.

  2. Detaylı güzel bir röportaj olmuş. Ahu’ya bayılıyorum. Enerjisi buraya da yansımış. Sevgiler

  3. Ahu hanımı katıldığı yarışma programlarından biliyorum. Özellikle de mahkum çocukları için gösterdiği ilgi takdire şayan. Her çocuk işlenmeli, hayatında sanata yer açmalı. Bu spor olur, resim olur, müzik olur. Ancak İstanbul şartlarında kaliteyi uygun fiyata edinemiyorsun. Ve yine bu da küçük yerde oturma özlemimi artıran etkenlerden birine dönüşüyor. Çoğu çocuk yetenekleri keşfedilmeden büyüyor.

  4. Ahu’yu daha önce katıldığı televizyon programlarından biliyorum ve nedense hafızama kazımışım onu. Zaman zaman sonra blog yazmaya başlayınca çıktı karşıma öyle mutlu oldum ki bunu anlatamam. Geçenlerde bir lansmanda tanışma fırsatı buldum ve hayatımda böyle enerjik ve pozitif bir insan daha görmedim. Sadece orada olması bile yetiyor ortamı neşelendirmeye. Çok seviyorum seni Ahu. Başarılarının devamını diliyorum ve her anlamda destekliyorum. Sevgili Elif seninde gebelik günlüğünün sıkı takipçisiyim. Hayırlı ve sağlıklı doğumlar dilerim. Sevgiler

  5. İki sevdiğim ve takdir ettiğim insanın bu keyifli söyleşisini okumak çok güzeldi. Ahu’cuğum o her daim gülen yüzüne rağmen güzel gözlerinde hüzünler taşıyan özel bir insan. Onu yakından tanıdığım için çok mutluyum. Çalışkan ve enerjik insanları çok seviyorum. Ahu’cuğum her zaman sığınabileceğin huzurlu limanın olacağım ve bir gün hayalini (sen onu biliyorsun) gerçekleştireceğini çok iyi biliyorum. Bu harika söyleşi için teşekkürler