4 Yorum

İki kızım var benim…

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Esra M. tarafından kaleme alındı. 

***

İki kızım var benim..

Aslında böyle bir yazı yazmak niyetinde değildim. Bugün sabah haberlerinde Bolu’da, aşkına(!) karşılık bulamayan bir psikopatın gencecik bir kızı öldürdüğünü duydu kulaklarım. Ne güzel dünya değil mi? Birini seviyorsun (artık kalbi olmayan biri sevmek eylemini nasıl gerçekleştirirse), karşındakinin ne düşündüğü zerre umrunda değil. Sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmek hatta sana köle olmak zorunda. Elma durduğu yerde durmayı tercih ediyorsa bitti. Niye nefes alıyor ki? Tez vurula!

Sizi kimse sevmedi mi be insafsızlar? Sizi “evladım” diyerek bağrına basmadı mı anneniz babanız? Neyiniz eksik kaldı sizin? Siz niye böyle oldunuz?

Hatırla Gönül isimli yeni bir dizi başladı Star Tv’de. Seyrettiniz belki de bilmiyorum. Orada Tekin diye bir karakter var. Alyansını çıkarmak ve kendisini terk etmek isteyen nişanlısının parmağını kırmak suretiyle yeniden takmıştı yüzüğü. Bir gözüm kapalı, içim darala darala, ara sıra pencereye çıkıp oksijen depolayarak seyredebildim ancak o sahneyi. Niyeyse vazgeçemedim izlemekten. Kötülerin mağlup olacağı bir dünyayı ancak dizilerde görebiliyoruz diye mi? Bilmem ki.

Masasına oturduğu kızı namusu ilan eden şizofrenlerin ülkesi burası. Çok uzağa gitmeyin. Konuşmaktan çekiniyor olabilir; kızınıza, kardeşinize, sevdiğiniz kıza sorun “derdi var mı” diye. Onu çaresizliğe terk etmeyin.

İki kızım var benim. Onlarla yeni baştan büyüyorum. Geçtiğim yollardan yeniden yürüyorum. Bu kez korkusuz ve zırhlıyım. Allah’tan başka kimseden korkmamak ilkesini tesbih yaptım zihnime. Söküp atmaya yelteneni pişman ederim.

İki kızım var benim. Gözümden sakındığım. Gül gibi koklayarak büyüttüğüm. Öpmeye kıyamadığım.. Büyüyecekler. Ömrüm olur genç kızlıklarına şahitlik edersem, onlara hep aynı şeyleri öğütleyeceğim. Benden korkmayacaklar. Kimseyi sevmek ZORUNDA olmadıklarını anlatacağım onlara. Kimsenin ZORLA sevdiceği olmayacaklar. Ömrüm kafi gelmez ise bu yazı vasiyetim olsun.

Sevmekten anladığı “ya benimsin ya toprağın” olanlar sevmesin benim kızlarımı. İzin vermiyorum. Biz evlatlarımızı sizin gibi katil ruhluların elinde perişan olsunlar diye yetiştirmiyoruz. Bizim bakmaya kıyamadıklarımıza siz nasıl el kaldırabilirsiniz? Bu hakkı kendinizde nasıl buluyorsunuz?

Evlilikten bile cayılabiliyorken; bir ilişkiden caymak, bir yoldan dönmek, birini istememek, sevmemek niye ölüm ya da işkence sebebi olsun?

Bu, erkeklerle kadınların değil, erkek anne babalarıyla kız anne babalarının savaşıdır. Oğullarını her sorgudan muaf, sırf mavi nüfus cüzdanına sahip diye altını çizerek büyüten anne babalar yüzünden bugün kız çocukları yanlarında göz yaşartıcı sprey taşıyor. Onlara her istediklerine sahip olabilecekleri bir dünya yaratmak ne haddinize sizin? Arabanın anahtarını on dört yaşında iken eline verdiğiniz için, vermediyseniz bile o arabayı kaçırdığında bunu övücü sözlerle sağa sola ilan ettiğiniz için çocuklarınız yasak delmeyi marifet sayıyor. İstediği her şeye cebren ve hile ile sahip olabileceğini zannediyor, yazık ona. Sahip olamadığında da sahip olamadığı her ne ise yakıp yıkıyor işte. Bu bir insansa da çekip öldürüyor.

Yaşamak zor; ölmek kolay. Başkentin ortasında dayak yiyen bir kadını elinde çekirdek paketiyle film izler gibi seyreden insanlar siz de suçlusunuz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye diye köşe bucak gezerken sanıyor musunuz ki o yılan size hep uzak dolaşacak?

Her durumda ve daima kadını suçlayan fikir sahipleri. Belki de en çok siz suçlusunuz. Siz anne babasınız, sevgilisiniz, abisiniz, ablasınız, akrabasınız. Ama başında bir bela olan kadını ilk önce siz suçlayacağınız için durumdan habersizsiniz. Kızınız ya da kardeşiniz sizden de en az o beladan korktuğu kadar korkuyor çünkü. Bu yüzden polise bile gidemiyor belki. Bu yüzden onca tehdidi yiyip yutuyor ve sessizce devam ediyor yoluna. Duyan olursa beni suçlar diye korka korka dövülerek, tehdit edilerek, sindirilerek yaşayıp gidiyor işte.

İki kızım var benim. Onları elalem ne der?” kabusundan uzak büyüteceğime yemin ederim. Nefes aldığım sürece kimsenin onları korkutmasına izin vermeyeceğim ve MECBURİYET sözcüğünü asla sokmayacağım zihinlerine.

Eminim kimse evladının ölmesini istemiyor. Eminim kimse evladı katil olsun da istemiyor. O halde lütfen erkek çocuklarınızı büyük harflerle yetiştirmekten vazgeçin. Lütfen erkek ya da kız çocuk değil, insan yetiştirin. Birbirini severken de birbirinden nefret ederken de karşısında bir canlı olduğunu unutmasın. Bunu beceremiyorsanız yardım alın.

Kötüden rol model olur mu demeyin? Bir dizi karakteri de olsa onu örnek seçin kendinize. İbretle seyredin. Ona benzemeyen çocuklar yetiştirin. Ona benzeyen insanlardan uzak tutun evlatlarınızı. Bolu’daki olay son olsun. İyi olalım. Evlatlarımız hiç uğruna ölmesin.

Sevmek gibi mukaddes bir eylem cinayet gibi korkunç bir sözcükle artık yan yana gelmesin.

Esra M.

***

Esra M.’in diğer bir yazısını buradan okuyabilirsiniz. 

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

4 yorum

  1. Ne güzel yazmış umarım bir nebze etkili olur okuyanlara. Oğlumda var kızımda var sen kızsın sen erkeksin diye büyütmüyorum. İnsanın kızı olmalı yada oglu olmalı gibi sözlerden de nefret ediyorum. Şu ayrımdan artık sıyrılmak gerekiyor. Erkek çocugu yapar kız cocugu yapamaz ya da küçücük erkek çocuklarına kız gibi ağlama denmesi, ya da kız çocuguna ayıbı öğretip erkek çocuguna göster bakalım amcalara pipini gibi saçma mesejlardan uzak durulsun artık.

  2. Bir kız annesi olarak her kelimesinin altina imzami atarım. Eğer bir gün bir erkek annesi olursam yine her kelimenin altina imzami atarim

  3. “Bu, erkeklerle kadınların değil, erkek anne babalarıyla kız anne babalarının savaşıdır.” ne kadar rahatsız edici, itici bir cümle bu böyle. Kadınlarla erkekler ya da kız ve erkek ebeveynleri neden savaşsın. Savaş ne şekilde olursa olsun karşı olduğunuzu iddia ettiğiniz o şiddeti içerir, şiddet de çözüm değildir. Sizce bir ailenin sadece kız çocuğu olması birdenbire onların aydınlanmasını, kadın sorununa bakışlarını farklılaştırmasını mı sağlıyor? Hiç sanmıyorum. Ya da bir ailenin sadece erkek çocuğu olması o ailenin erkek egemen sistemi onaylayıp, bu anlayışla çocuk yetiştirdiği anlamına mı geliyor? Hiç sanmıyorum. Ya her iki cinsiyetten çocuğu olanlar, onlarla nasıl savaşmayı düşünüyorsunuz? Erkek olan çocuklarını cami avlusuna bıraksalar saflarınıza kabul eder misiniz? Kadına şiddet sorunu, ebeveynlerin birbirleriyle savaşması ile değil, ortaklaşa hareket etmeleriyle, eğitimle, toplumsal dönüşümle çözülür. Bu sorunu doğuran; cehaletle, ayrımcılıkla, eşitsizlikle, feodaliteyle, bu muhafazakar sistemle savaşalım.

    • Üç gül annesi

      Sizden ricam yazıyı bir daha okuyun ve yaşadığımız reel topluma bir daha bakın. Emin olun bu cümlenin hakkılılığını sizde göreceksiniz.İstisnalar, aklı başında anne-babalar hariç benim çevremde de yetiştirme tarzındaki yanlışları bariz görüyorum bende.Bu arada İstanbul-Bahçeşehirde yaşıyorum.birkaç yıl önce yanıbaşımızda Münevver e kıyan cani de hanımefendinin anlattığı gibi yetiştirildi.Evet adına “savaş”demiyelim.ama uçurumlarıda görelim….