0 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 35. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Haftalar haftaları hızla kovalıyor derken, yaklaştık mı gerçekten bu hamileliğin de sonuna? Ben bu yazıları yazmaya taa 11. haftada başlamıştım, şimdi 35. haftaya geldiğimize inanamıyorum! Bu demek oluyor ki, en fazla 5 (-ki bence 4) yazı sonra kucağıma almış olacağım neye-benzeyeceğini-bir-türlü-hayal-edemediğim ama görür-görmez-beni-yeniden-aşka-sürükleyecek-olduğundan-emin-olduğum ikinci oğlumu! Onu öyle çok merak ediyorum ki; ağzı, gözü, burnu kime benzeyecek, saçları ne renk olacak, nasıl uyuyacak, abisi gibi iştahla emecek mi, karakteri nasıl olacak vs.? Bu ve bunun benzeri bir sürü soru var kafamda ama artık bildiğim bir şey var ki, o da bebeğimizin adının ne olacağı!

Bizim evde anne-baba-abi üçgeninde uzun zamandır süregelen “tartışmalar (!)” sonunda, bebeğin ismine oy çokluğu ile karar verildi nihayet! İki isim arasında uzun süre gidip geldikten sonra, benim de kulağıma daha hoş gelen ve Sinan’ın da çok severek, sık sık tekrarladığı “Boran” ismini koymaya karar verdik. Kökeni Türkçe olan ve bolluk, bereketi simgeleyen sağanak yağmur anlamına gelen bu isim, umarım ki oğluma da bol şans ve bereket getirir hayatı boyunca!

Deniz35

Bu hafta, bebişim hareketleriyle artık iyiden iyiye karnımı çarpıtmaya başladı. Hatta öyle ki, sanki bir eli ya da ayağı karnımı delip, çıkıverecekmiş gibi içimden! Eşim de hayranlık ve hayretle izliyor oğlumuzun bu hareketli halini! Hıçkırıklarını da sık sık duyuyorum. Bebiş büyüdükçe içeride yeri iyice daraldı sanırım. Zaten geçen gün beni alışverişte, yahut yolda gören en az 3 kişi üstüste, “Ne zaman doğuruyorsun? Yarın mı?!” gibisinden, bana hiç de komik gelmeyen (!) yorumlarda bulundular. Aslında, bu haftanın fotoğrafında da gördüğünüz üzere, haksız da sayılmazlar, karnım oldukça aşağıya inmiş durumda. Yine de, “Daha bir ay var!” demek ve öyle ummakla yetindim. Aman dursun biraz daha…Ne de olsa, bebişin sağlıklı gelişimini tamamlayabilmesi için her haftanın büyük önemi var! O yüzden erken değil, zamanında gelmesini umuyorum! Hele ki, üç hafta sonra burada olacak olan annemi beklemeden sakin ola ki gelmesin!

Yine de, tedbiri elden bırakmamak gerek diyerek, daha önceki yazımda listesini çıkarmış olduğum hastane çantamı da hazırlamaya başladım. Rahatça emzirebilmem için onu açılan iki çift gecelik ve emzirme sutyeni koydum ilk olarak. Yıkayıp, ütülediğim bebek kıyafetleri arasından da “hastane çıkış”ına uygun, alt-üst iki parçalı (göbek bağını rahatsız etmemesi için body giydirmek istemiyorum) olanlardan iki takım seçtim. Şimdilik hazırlıklarım bu kadar.

Daha önceki bir başka yazımda bahsetmiş olduğum kardeşler arasında sağlam ve barışçıl bir bağ kurmanın yollarını anlatan “Huzurlu Ebeveyn, Mutlu Kardeşler” kitabını biraz daha okuma fırsatım oldu bu hafta. Kitapta, daha henüz anne karnında iken, bebek ve büyük kardeş arasında iletişim kurmanın öneminden bahsediyor ve bunu sağlamak için ipuçları veriyor. Mesela; ‘Bebeğin ne yaptığı hakkında yüksek sesle tahminlerde bulunun’, diyor. (Parmağını mı emiyor? Hıçkırıyor mu? Tekme mi atıyor?, vs.). ‘Bu bizim bebeğimiz’, yahut ‘senin kardeşin’, hatta ‘senin bebeğin’, diye hitap edin doğacak bebekten bahsederken diyor. ‘Çocuğunuzun göbeğinizi sevmesine ve öpmesine izin verin’, ve ‘Şarkı söylerken ya da kitap okurken, bebeğin abisinin/ablasının sesini duyduğunu ve bunun onun çok hoşuna gittiğini söyleyin’, diye de ekliyor. Bu tavsiyelerin çoğunu uzun zamandır, farkında olmadan, yapıyor olduğumu görünce çok mutlu oldum, çünkü bazen “Acaba Sinan’ın yanında çok mu bahsediyorum bebekten?” diye düşündüğüm oluyordu. Yine de, ‘Her fırsatta bebekten bahsetmeyin, çocuğunuzun kendine ait bir hayatı olduğunu da unutmayın’, diye de uyarıyor yazar!

Haftaya görüşmek üzere! Sağlıklı kalın!

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldiği A.B.D’den, gün gelip ülkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayı hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanın hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Şimdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayı ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.