2 Yorum

Gül’ün Gebelik Günlüğü, 30. hafta

Merhaba,

30’lu haftalara geldim,sanki göz açıp kapayıncaya kadar. Sanki bundan sonra her an doğuracakmışım gibi. Bizim ufaklık ne zaman gelir belli olmaz tabii. Ama telaşım ve endişem gün be gün artıyor. Kıyafetleri yıkamadım henüz. 34. haftada karar kılmıştım ama ya o haftaya kadar bir terslik olur da oğlan erken gelmeye karar verirse? Ne giyecek bu çocuk? Ya ben? O kadar özene bezene aldığım gecelik, pijama takımlarına ne olacak? Acaba şimdiden yıkayıp ütülesem mi? Peki ya 40. haftaya kadar beklerse? O zaman da dolapta dura dura kirlenir mi? Bu hafta karyolası geldi fakat henüz yatağını almadık. Beşiği de yok. Onu satın almak yerine arkadaşımdan ödünç alacağım ama Kasım ayı sonunda gelecek eve, yani 35. haftada. Kafamda deli sorular!

Bu arada karyola geldi, aldığımız yerde daha küçük görünüyordu. Eve gelince dedim ki, bayağı büyükmüş. Odaya karyola ve dolap anca sığdı. Şu geçen hafta bahsettiğim emzirme koltuğu konusu da kapanmış oldu. O sallanan koltuklar biraz zor sığar odaya. Cumartesi günü saat 2’de getireceğiz dedikleri karyolayı saat 7’de getirdiler. Ben böyle olacağını tahmin ediyordum. Genelde sözlerinde durmuyorlar. Aynı gün içinde birden fazla teslimat yaptıkları için verdikleri saat sarkıyor. Ama eşim çıldırdı tabii. Bu kadarını da tahmin etmiyordum dedi. Neyse ki kurulması kısa sürdü. Artık oğlumun bir karyolası var!

Hareketlerim yavaşlamaya başladı, belimde ağrılar başladı. Özellikle gece sağa sola dönerken oldukça zorlanıyorum. Sürekli aynı tarafa yattığımda sırtımda ağrı oluyor. Özellikle son trimestırda sırtüstü yatmak yerine sol yana yatılmasını tavsiye ediyorlar. Nedeni hafif sağ taraftan geçen toplardamarın rahime baskı yapma ihtimalinin olması ve kalbe dönen kanın azalacağı için vücutta şişme yapmasıymış. Sol tarafa yatıldığında plesantaya giden kan miktarı arttığı için bebeğe daha çok kan ve oksijen gidiyormuş. Ayrıca vücuttaki şişlikleri de azaltıyormuş. Velhasıl ben hala sırtüstü yatınca daha çok rahat ediyorum sanki ama daha çok sol tarafa yatmaya özen gösteriyorum. Bir de tuvalet mevzusu var. Zaten hareket kabiliyetim sınırlı ama yataktan zor kalkıyorum, bir de gece uykudan uyanıp kalkmak eziyet oluyor. Gece en az 3 kere kalkıyorum. Hatta geçen gece 2. kez kalktığımda çok susamıştım. Sırf daha çok kalkmamak için içmedim. Sabah kalktım ilk işim su içmek oldu.

Selim için hazırlayacağım hastane çantasına koyacaklarıma henüz karar veremedim. Geçen hafta liste yapacağımdan bahsetmiştim ama henüz yapamadım. Hastanede bizi ziyarete gelenlere vermek için küçük hediyelikler hazırlayacağımdan bahsetmiştim. Bu hafta onları yaptım. Bir de oda için bir kaç süsleme ve kapıya asmak için isimli bir pano yaptım. Böyle şeylerin kendi elimden çıkmasını seviyorum, hazır olan bir sürü şey var ama erkekler için her şey mavi kızlar içinse pembe yapılmış. Ben farklı bir renk olsun istedim ve su yeşilini seçtim. Ben çok beğendim, görenlerin de beğeneceğini umuyorum. Bu tür şeyler belki çok önemli değil ama odayı biraz süslemek bence anne için de bir motivasyon, insan bebeğini güzellikler içinde karşılamak istiyor.

Daha önce şampuan, losyon gibi ürünlerde hangi markayı kullanacağıma karar veremediğimden bahsetmiştim. Hala emin olamadığım için, bu işi çocuk doktoruna bırakmaya karar verdim. İlk günlerde, göbeği düşene kadar banyo yaptırmayacağım için ihtiyacım olmayacak. O arada doktor tavsiyesi ile temin edeceğim.

Oğlumun haraketleri değişti,daha netleşti, sanki koluyla bacağı ile itiveriyor kendini dışarıya doğru. Bazen kasıklarıma doğru baskı yapıyor. Bazen içimde takla atıyormuş gibi hissediyorum, öyle kuvvetli. O hareket ettikçe ağlayasım geliyor. İçimde minicik bir canlı ve ben onun annesiyim. Onu besliyorum, büyütüyorum. Yakın zamanda kollarımda olacak, sarılmaya koklamaya kıyamayacağım. İlk karşılaşmamızı düşüktükçe kalp atışlarıma hakim olamıyorum. Yüzü, gözleri, elleri, bacakları, vücudu nasıl olacak acaba diyorum, gördüğümde sağlığından başka hiçbir şeyin önemi olmayacak biliyorum ve benim için dünyanın en tatlı, en güzel bebeği olacak. Çünkü ben onun annesiyim ve ‘anne olunca anlayacaksın’ dedikleri şey böyle bir şeymiş.

Bu haftadan da bu kadar,

Sevgiyle kalın,

Gül.

Yazar Hakkında

GÜL GÜRDAL – İstanbul’dan bildiren taze gebe. 31 yaşında, 10 yıldır hayatının aşkı ile birlikte. Oksijenden yoksun plaza çalışanı. Gün gelir hayeller gerçek olur, benim de bir pastanem olur, hem yapar hem yediririm diyor. Gezmeyi,üretmeyi,okumayı, yemek yapmayı çok seviyor. Heyecanla, ilk gebeliğini anlatıyor.

Gül’ün tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

2 yorum

  1. Gül selam, ben herşeyi 35. Haftada hazırlamış, bir tek geceliklerimi dışarıda bırakmıştım kırışmaması için. 42. Haftaya kadar da beklediler zaten, iyi ki öyle yapmışım:)
    Dolapta kirlenmiyor, her açtığımda mis gibi kokardı o minik kıyafetler. Şimdi kendisini kokluyorum 🙂 darısı başına

    • Merhaba Öznur,

      İyi yapmışsın, ben de dışarıda bırakayım. Hatta askıyla mı götürsem diyorum 🙂

      İnşallah , o kokuyu duymayı iple çekiyorum 🙂