5 Yorum

Yeni başlangıçlar…

Bundan yaklaşık on gün önceki ‘Benimle blog yazar mısın?’ çağrıma hiç beklemediğim dönüşler oldu. Sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da beklemediğim bir dönüştü bu…

Bir ara ‘sırf bu başvuruları değerlendirmek ve geri dönmek için bile yardıma ihtiyacım var!’ dedim. Baktım ki çağrı yaptığım günden daha da fazla iş yaratmışım kendime! Onca insanın geçmişini okumak, listelemek, düşünmek, değerlendirmek ve karar vermek ve tabii ki tek tek dönüş yapmak hiç kolay olmadı.

Ve geçtiğimiz günlerde nihayet bir seçim yaptım. Çok zordu bu benim için… Ben ki iki tane beğendiği kazak arasında karar vermekte zorlanan biriyim; böylesine nitelikli, böylesine istekli insanlar arasından tek bir kişiye ‘Evet’ demek ve diğerlerini kırmamaya çalışarak ama açık açık reddetmek hiç kolay olmadı. Herkese tek tek dönüş yapmaya çalıştım (ve sanırım sonunda başardım, dönüş yapmadıklarım varsa ya şimdi konuşsun ya sonsuza dek sussun).

Ve Ebrar’la çıktık yola… Ebrar Güldemler kendini şöyle anlatıyor:

Anne, bibliyofil, çevirmen, öğretmen…

Otuz yaş eşiğini, bisiklet binip resimler çizdiği bir zamanda, iki çocukla geçti.

Hayat cömertçe tam da istediği yöne evrildi. Uzun yıllar filmler, diziler, çizgiler çevirdi. Yeniden diplomalar edindi, evler değiştirdi. Çok okuyan, çok konuşan, çok yazan ve anlatan hallerini öğretmenlikle öğüttü.

Kitap okumaya, örgü örmeye, yemekler pişirmeye, ikindi ışığına, semenderlere, renklere, uzun yaz öğleden sonralarına, dil öğrenmeye, bisiklet binmeye bayılıyor. İyiliğe, perilere, inceliklere, dengeye, kız kardeşlik kültürüne, barışmaya ve affetmeye, kelimelerin gücüne, her şeyin hayal etmekle başladığınave en çok sevgiye inanıyor.

Çocukları büyütünce gemi seyahatine çıkmayı planlıyor.

Benim uzun zamandır okurum olan, 5,5 ve 4,5 yaşlarında iki oğlan annesi (valla bu yüzden torpil yapmadım!) genç, güçlü, yaratıcı bir kadın Ebrar. Her ne kadar yüz yüze geçtiğimiz hafta tanışmış olsak da uzun zamandır temas halindeydik, ve nihayet birkaç gün önce bir araya gelebildik. Bu pozisyon için aynı şehirde olma şansı aramıyordum ben ama bu ballı kaymak oldu, ne yalan söyleyeyim…

Ebrar yeni bir soluk katacak bu bloga… İhmal ettiğim fikirlerimi hayata geçirmeme yardımcı olacak, bazı rutin işleri benden devralarak benim yapmak istediklerimi yeniliklere vakit ayırmamı sağlayacak. Hem bu blogun sıkı bir takipçisi hem de dışarıdan bir göz olarak katkıları olacak… Her şey çok güzel olacak!

Bu çağrıma gelen yanıtlar benim için birçok açıdan sosyolojik bir araştırma niteliğinde de oldu aslında… O kadar farklı, o kadar değişik geçmişi olan insanlar yanıtladı ki… ‘İlk iş başvurum bu’ diyen 96 doğumlular da vardı, ‘Ayıptır söylemesi 73’lüyüm’ diyenler de…  Demokratik Kongo’dan yazan vardı, Cenova’dan, Almanya’dan, Hollanda’dan, İzmir’den, Urfa’dan, Ankara’dan…

Anneler vardı aralarında ve anne olmayanlar… Babalar vardı ve baba olmayanlar… Öğrenciler de vardı, kurumsal hayatta tam zamanlı çalışanlar da, çocuktan sonra işini bırakmış olup şimdi kendine evden iş yaratmak isteyenler de… Editörler, gazeteciler, mühendisler, mimarlar, psikologlar… Çoğunun ortak noktası (şu an çalışıyor olsun olmasın) yaptığı işten farklı bir şey yapmak istemeleriydi. Kimisi yavaş yavaş kurumsaldan freelance çalışmaya dönmek istiyordu, kimi de ‘sıkıştım kaldım’ dediği tam zamanlı işine ek olarak farklı bir şey deneyimlemek. ‘Bu işi gönüllü olarak talibim’ diyen de vardı, ‘Gönüllü yapardım ama ne yazık ki para kazanmam lazım’ diyen de…

Ortak noktaları hemen hepsinin Türkçeyi çok iyi kullanıyor olmaları, bir şekilde BlogcuAnne’yi takip ediyor ya da biliyor olmaları ve benim elimden tutup, kiminin deyişiyle ‘üçüncü kolum’, kiminin deyişiyle ‘#çekirgeBlogcuAnne’ olup yanımda olmak istemeleriydi. Ve ben müthiş onur duydum.

Biraz da üzüldüm… Benim gibi birçok kadın vardı aralarında, hasbelkader işletme okumuş, mühendislik okumuş, ne bileyim işte vakti zamanında benim yaptığım gibi ”popüler ve gelecek vaad eden” bir şeyler okumuş ve fakat kendini şimdi çalıştığı işte mutlu hissetmeyen… Ve bir çıkış noktası arayan… Demek istedim ki onlara ‘Bir çıkış noktasına yönelecekseniz şimdi, şu an tam zamanı… Şimdi denemeyecekseniz ne zaman? Hadi!’ Diyemedim ama bir yandan da hayıflandım bize istediğimiz şeyi olmamız fırsatını ve cesaretini vermeyip birilerinin istediği gibi olmayı matah bir şey zannettiren sisteme…

Çok az ‘resmi özgeçmiş’ vardı başvuruların arasında. Samimi bir çağrıya gelen samimi yanıtlardı çoğu… Kendini ne kadar anlatabildiğiydi o insanın benim için önemli olan… Bunun için de klasik CV’lere gerek yoktu… Hikayeydi zaten çoğu, hepsini okudukça heyecanlandım. Bazılarının yazdıklarını tekrar tekrar okumaktan kendimi alamadım. Ne hayat hikayeleri vardı aralarında, ne birikimler… Dedim ki ‘Yahu bu insanların hepsi aynı çatı altında bir araya gelse ortalığın tozunu attırırız. Bir yerlerden bir yatırım bulsak, bu insanlarla Voltron oluştursak, bak ne güzel, ne cesur, ne yeni şeyler yaratırız!’ Bu vesileyle buradan da sormuş olayım: Fazla yatırımı olan var mı? 

Hepsini tek tek yıldızladım bu başvuruların… Zaman zaman dönüp okuyacağım, hepsi bir şeyler düşündürttü bana… Ve hatta dostlar kazandım aralarından, e-mail arkadaşları… Yeni konuk yazarlarım oldu. Başka bir ülkeye gittiğimde arayıp sormak isteyeceğim insanlar… Öyle ya da böyle, müthiş bir tecrübeydi benim için… Yeni başlangıçlara vesile olacak olan…

Çok teşekkür ederim ilgisiyle, güzel sözleriyle beni onurlandıran herkese…

5 yorum

  1. Allah kolaylık versin sevgili Elif… Umarım her şey dilediğinden de güzel ilerler. Sen öyle samimi, sıcak ve dost bi insansın ki bu dönüşlerin olması hiç şaşırtıcı değil. Keşke kendi kendime yetmeye çalışıyor olmasam da ben de bir şeylerin ucundan tutma isteğimi iletebilseydim sana. Belki başka bir gün baska bir şekilde 😉 sevgiler…

  2. Yeni çalışma arkadaşınla başarılar diliyorum ve heyecanla yola çıkacak olan yazılarınızı bekliyorum. Burası terapi, daha da fazlası desem abartmış olmam. Benim için mola yeri. Samimiyetin, içtenliğin harika. Elif’in içinden daha neler çıkacak… Bekliyoruuum! Sevgiler

  3. Merakla bekliyordum bu yayını 🙂 Hayırlı uğurlu olsun. Sevgiler.

  4. Merhaba,

    Ben Ebrar Hanım’ın kendisini anlatmasına bayıldım. Ben de olsam kendini böyle anlatan birini seçerdim.

    Başarılar diliyorum kendisine.

  5. Nasıl heyecanlandım yarı-resmi “cv”mi yollarken, ve gelen cevabı gördüğümde 🙂 Ama seçilememe hiç üzülmedim, hatta biliyordum çok daha nitelikli insanlarla karşılaşacağınızı, Ebrar hanımı seçmenize de çok sevindim, onun perspektifinden yazılar okumaya sabırsızlanıyorum.